<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207</id><updated>2012-01-08T15:42:58.405-08:00</updated><category term='şampiyonlar ligi'/><category term='Altay'/><category term='Ege Görgün'/><category term='Brezilya'/><category term='Boluspor'/><category term='tribündergi'/><category term='ankaragücü'/><category term='gaziantepspor'/><category term='Caner Erkin'/><category term='turkcell süper lig'/><category term='newcastle'/><category term='bobo'/><category term='Gökhan Tokgöz'/><category term='bşiktaş'/><category term='beşiktaş'/><category term='Trabzonspor'/><category term='Johan Vogel'/><category term='Karşıyaka'/><category term='iddaa spor futbol tahmin kupon gokmen'/><category term='bayern'/><category term='BOMBA KUPON'/><category term='Luiz Felipe Scolari'/><category term='Egemen Korkmaz'/><category term='roportaj'/><category term='bülent uygun'/><category term='rice'/><category term='Antonio de Nigris'/><category term='sevilla'/><category term='Hamit Altıntop'/><category term='Walter Zenga'/><category term='Rengârenk bir Meksikalı'/><category term='OFTAŞ'/><category term='ac milan'/><category term='tsubasa'/><category term='Naklen Yayın'/><category term='Samsunspor'/><category term='fenerbahçe'/><category term='porto'/><category term='gökdeniz'/><category term='mehmet topuz'/><category term='iddaa tahminleri'/><category term='sekoninho'/><category term='Yıldırım Demirören'/><category term='kaka'/><category term='pele'/><category term='Nou Camp'/><category term='kazim kanat'/><category term='Elazığspor'/><category term='martins'/><category term='İngiltere'/><category term='sefa sirmen'/><category term='Kartalspor'/><category term='wolfsburg'/><category term='Guus Hiddink'/><category term='Sercan Yıldırım'/><category term='tam saha'/><category term='Gökhan Gönül'/><category term='oktay derelioglu'/><category term='roberto carlos'/><category term='Manchester United'/><category term='kafana göre'/><category term='Gretchen Mol'/><category term='mauro rosales'/><category term='Futbol'/><category term='haftasonu'/><category term='ayak topu'/><category term='Rıza Çalımbay'/><category term='Harry Kewell'/><category term='Dimitar Berbatov'/><category term='tello'/><category term='Kemal Onar'/><category term='ankaraspor'/><category term='golcü'/><category term='delgado'/><category term='barcelona'/><category term='derbi'/><category term='alex ferguson'/><category term='tff1.lig'/><category term='Murat Duruer'/><category term='juventus'/><category term='fotomaç'/><category term='sinan engin'/><category term='boca juniors'/><category term='sakaryaspor'/><category term='el santo'/><category term='kayhan çubuklu'/><category term='Giresunspor'/><category term='Emmanuel Eboue'/><category term='bülent korkmaz'/><category term='champions league'/><category term='Antalyaspor'/><category term='Uğur Yücel'/><category term='sivasspor'/><category term='güvenç kurtar'/><category term='İstanbulspor'/><category term='diyarbakırspor'/><category term='Elano Blumer'/><category term='Selçuk İnan'/><category term='denizlispor çaykur rizespor'/><category term='premier league'/><category term='Tayfun Korkut'/><category term='Milli Takım'/><category term='sergen yalçın'/><category term='Mohamed Ali'/><category term='Orduspor'/><category term='Bojan Krkic'/><category term='Mehmet Polat'/><category term='kocaelispor'/><category term='Eskişehirspor'/><category term='buffon'/><category term='Alberto Paloschi'/><category term='Gençlerbirliği'/><category term='hugo sanchez'/><category term='taraftarca'/><category term='Vestel Manisaspor'/><category term='Murat Ceylan'/><category term='galatasaray'/><category term='iddaa'/><category term='Malatyaspor'/><category term='Serkan Atak'/><title type='text'>taraftar yazıları - futbol, iddaa, super lig,</title><subtitle type='html'>taraftar gözüyle futbol köşesi</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>164</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-467850889126500195</id><published>2010-02-23T04:17:00.001-08:00</published><updated>2010-02-23T04:17:29.889-08:00</updated><title type='text'>Türkiyemspor’un hayatta kalma çabası</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Berlin’deki Türklerin buluşma noktası Türkiyemspor yaşayabilmek için adeta savaş veriyor.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya’nın kalbinin attığı Berlin, dünyanın dört bir bucağından insanlar için umut olmaya devam ediyor. Duvar’ın yıkılmasından sonra giderek kozmopolitleşen şehirde yaşayan Türklerin çoğu Kreuzberg’de yaşayadursun, Türkiyemspor yıllardır kavşak noktası olmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuruluşundan bu yana geçen 32 yılda, entegrasyon sürecinin şahikalarından biri olarak gösterilen kulüp, yaşam savaşı veriyor. Eskisi gibi yabancı düşmanı saldırıların odak noktası olmasa da, şu anda yaşanan sorunlar başkan Celal Bingöl’ü ürkütüyor. Kreuzberg’de bulunan kulübün altı yıldır başkanlık koltuğunda oturan Bingöl, Berlin Türkiyemspor’un teslim bayrağını çekmesinden korkuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya’daki yabancı işçiler tarafından kurulan en başarılı takım olan Türkiyemspor, 1991’de ikinci ligin kapısından dönerken, taşıdığı anlamla da dikkat çekiyor. Birçok sosyal sorumluluk pojesinde yer alan kulüp, şiddet, ırkçılık ve homofobi (eşcinsel düşmanlığı) karşıtı kampanyalarda aktif rol oynuyor. Başkan Bingöl, Türkiyemspor’u belli zamanlarda çok ön plana çıkarak politikacıların, sonradan sırtlarını dönmesine bozulduğunu gizlemiyor. Ancak siyasetin en bilindik oportünist kuralları Almanya’da da sıradan insanların gündelik yaşamını etkiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçimlerde oy avcısı kesilen politikacılar için her zaman ilgi odağı olan kulübün, sonradan problemleriyle baş başa kaldığını söyleyen Bingöl, sorunları sıralıyor. Türkiyemspor azıcık para ve sponsor desteğiyle ayakta durmaya çalışıyor. Sabit bir antrenman sahası bile bulunması için adeta sürünen kulüp giderek kan kaybediyor. Dördüncü lig düzeyinde mücadele veren takım, uzun süre lider götürdüğü sezonda 11. sıraya kadar inmiş durumda. Bir sonraki gün nerede antrenman yapacağını bilmeyen futbolcuların da elinden daha iyisi gelmiyor. Kendilerine sunulan antrenman sahasında aydınlatma olmadığı için doğru dürüst antrenman yapamayan futbolcular, oradan buraya sürüklenmek zorunda kalıyor. Almanya’nın kaya gibi spor politikası düşünülünce, Türkiyemspor’un yaşadığı sorunların çözüm bulamaması üzüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seksenlerin sonunda binlerce taraftarın desteğiyle hayat bulan Katzbach Stadyumu’nun Alman Futbol Federasyonu’nun isteklerini karşılaşmadığı için yuvasını terk etmek zorunda kalan Türkiyemspor’un maçlarını oynamak zorunda kaldığı sahayı kabullenemeyen başkan, takımlarının bunu hak etmediğini söylüyor, hattâ sorunların çözülememesinin bir ırkçılık olduğunu vurguluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berlin’in ruhu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Celal Bingöl duruma dikkat çekmek için çeşitli eylemler hazırlığında gözüküyor. Parlamento önünde A Takım ile gençlere bir idman yaptırmayı düşünen başkan, hedefine ulaştığını ve Türkiyemspor’un çok kültürlü bir takım halini aldığını vurguluyor. Birçok politikacının Türk takımı olarak kabul ettiğini ve Berlin’e ait olmadığını düşündüğü takım, belki de bu yüzden sponsor bulmakta zorlanıyor. Genç takımda 25 milliyetten çocuk forma bulurken, A Takım düzeyinde ilk 11’de dokuz Alman görev yapıyor. Sekiz kişiden oluşan yönetim kurulunda, altı Alman, iki Türk görev yaparken taraftarların yüzde 60’ının Alman olması aslında bambaşka bir anlam taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçücük sponsorların desteğiyle ayakta kalan kulübün yaşamasına şaşıran Bingöl, durumun değişmesi gerektiğini biliyor. Bütün sponsorluk görüşmelerinde takımın adının değişmemesi gerektiğini savunduklarını belirten başkan, kulübün kimliğinin değişmemesi gerektiğini düşünüyor. “Coca-Cola gelse ve takıma Cola Türkiyemspor dense, bence sorun yok. Zaten herkes Türkiyemspor demeye devam edecek” diyen yönetici, bugüne kadar şanssız olduklarını ve kimsenin kulübe gelip önlerine para yağdırmadığının altını çiziyor. Bundesliga’da oynayabilecek potansiyelleri bulunduğuna inanan Celal Bingöl, bir ara bırakmayı düşünse de, savaşına devam ediyor. Geleceğe dair umutlu konuşan başkanın, Berlin kulüpleriyle geliştirebileceklerine inandıkları ortaklığın Türkiyemspor’un yazgısını değiştirebileceğini umuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seksenlerde Hertha Berlin ve Tenis Borurissa Berlin’den sonra şehrin en güçlü üçüncü takımı olan Türkiyemspor, içine girdiği darboğazı atlatıp atlatamayacağı merak ediliyor. A Takım düzeyinde yedi farklı uyruğun buluşma noktası, gençlerde 25 farklı kökenin bir araya geldiği bir takıma dönüşüyor. Vatandaş olmalarına rağmen, Almanya’da ötekileştirilmiş çoğu yabancının kazanılmasında ve Almanların onları kabullenmesinde oynadığı rol düşünülünce, Türkiyemspor gibi birçok sosyal projeye de imza atan takımların yaşaması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andreas Becker, Ali Murat Hamarat&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-467850889126500195?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/467850889126500195/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=467850889126500195&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/467850889126500195'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/467850889126500195'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2010/02/turkiyemsporun-hayatta-kalma-cabas.html' title='Türkiyemspor’un hayatta kalma çabası'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-3682243320832159267</id><published>2010-02-23T04:13:00.001-08:00</published><updated>2010-02-23T04:16:29.954-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ege Görgün'/><title type='text'>(Özel) Son 20 yılın en iyi Anadolu takımı yabancıları</title><content type='html'>&lt;em&gt;Ege Görgün, Goal.com okurları için son 20 yılda Anadolu takımlarına gelmiş yabancı futbolculardan en iyilerini seçti ve ilk onbirini oluşturdu...&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraf GalerisiFotoğrafı büyütEge Görgün (Yorumcu)&lt;br /&gt;İlgili LinklerSüper Lig’in 20 yıllık mazisine sığan onca futbolcuyu ha deyince hatırlamak kolay değil. Ama istatistiklere takılmadan, bana bu yazının hazırlık aşamasında yardımcı olan Burak Tezcan kardeşim dışındakilerin düşüncelerine kulaklarımı tıkayarak ve olaya tamamen öznel bakarak “son 20 yılın en iyi Anadolu takımı yabancıları”ndan bir onbir kurmaya çalıştım. Kimi zaman İstanbul beylerinden birine “gelin” gitseler de, ilk çıkışlarını Anadolu takımlarında yapan yabancı uyruklu futbolcular bunlar. Ortaya nasıl güçlü bir takım çıktığını görünce siz de şaşıracaksınız. İşin ilginci, dışarıda kalan futbolcularla iki onbir daha kurabilirdik ve bu takımdan daha güçsüz olmazlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dimitar Ivankov: 2005’te Levski Sofya takımından Kayserispor’a transfer olan Bulgar kaleci kendisini İstanbul takımlarının ilgi odağı haline getirecek bir performans ortaya koydu. Üstelik Türkiye’de attığı 11 golle birlikte şu an 38 golle tüm dünyada en çok gol atan 5. kaleci unvanına sahip. Ivankov bunlardan 7’sini Kayserispor’da, 4’ünü de şu an için kalesini koruduğu Bursaspor’da kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mirko Mirkoviç (Mert Meriç): Tribünden, hem de süreklilik arz eden bir şekilde izleme şansı bulduğum için gönül rahatlılığıyla söyleyebilirim ki, Türkiye’ye gelen en ünlü değil ama en iyi yabancılardan biri idi. Mustafa Denizli de bunu fark edip Kocaelispor’dan talebesi olan Mirko’yu Fenerbahçe’ye aldırmıştı zaten. Türkiye’ye gelişi dönemin Kocaelispor Başkanı Sefa Sirmen’in biraz da mecbur kıldığı Ali Şen sayesinde olmuştur. Sağbek, solbek, libero, ortasaha gibi çeşitli mevkilerde oynayabilecek yeteneğin yanı sıra, zayıf görüntüsünün ardına saklanmış müthiş bir güce ve dirence sahipti. Hızı en büyük avantajıydı. Belki hepsinden önemlisi de karakterli ve vefalıydı. Zor zamanında Kocaelispor’a para yardımı bile yapmıştı. Belirtmek gerekir bunu, çünkü futbolu ne kadar sevsek de iyi insan olmanın, iyi topçu olmaktan mühim olduğunu bilmediğimiz sürece, Galaksi Kupası’nı kazansak bile boş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roman Kratochvil: 2002’de geldiği Denizlispor’un 7 yıl boyunca “çok gizli” santforluğunu üstlenen Slovak orta-defans oyuncusu yeşil-siyahlı takım için 166 maçta 33 gol kaydettikten sonra Konyaspor’da sessiz sedasız emekli oldu. Futbol hayatının büyük ve en verimli kısmını Türkiye’de yaşayan Kratochvil “artık bizden olmuş” futbolculara iyi bir örnek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdel Zaher Ahmed Mohamed Hassan El Saka: Anadolu takımlarında oynamış iyi yabancı libero dendiğinde bir Yesiç gelir aklıma, bir de El Saka. Yesiç’in nostaljisi, şöhreti öndedir ama Mısırlı El Saka’nın futbolu. Tekniği, kendine güveni ve hücum futboluna hem oyun kurucu hem de golcü olarak katkısı onu ideal libero yapan özellikleriydi. Yan etkileri ise kendine kalesine attığı goller ve gördüğü kartlardı. Zaten Mart 2009’da Kocaeli İsmet Paşa’da onu izlediğim son maçında da 65. dakikada ikinci sarıdan atılmıştı.1999’da Denizlispor’la başladığı Türkiye kariyeri boyunca Gençlerbirliği, Konyaspor formaları da giydi. Bu sezona Eskişehirspor’da başlayan El Saka 1974 doğumlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ivaylo Rumenov Petkov: 1998-1999 sezonunda geldiği İstanbulspor’da parlayan solbek 2003-2004 sezonunda Fenerbahçe’ye transfer olmuştu. Fenerbahçe sol kanat sıkıntısını çözdüğüne emindi bu transferle ama… Film onların düşündüğü gibi bitmedi. 2006-2007 sezonunda Ankaragücü’nde görülen Petkov’un Türkiye macerası güzel başlamıştı ama nahoş bitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;John Leshiba Moshoeu: Mirkoviç gibi izleme şansı bulduğum bir başka “büyük” futbolcu. Ben Kocaelispor’da izledim ama Gençlerbirliği’nde kendini çoktan göstermişti. Sonradan gittiği Fenerbahçe'de de taraftarın sevgilisi olmayı başarmıştı. Asıl garip olansa Güney Afrika’nın gelmiş geçmiş en önemli topçularından sayılan John “Shoes” Moshoeu’yu ülkemize gelmesiydi bence. Sadece Türk futbolseverlere onun gibi bir profesyoneli izleme şansı verdiği için bile İlhan Cavcav’ın heykelini dikmek gerekir. Bu profesyonelliğin kanıtı nedir diye soracak olanlara ise Moshoeu’nun faal futbolculuk yaşamını ancak 2008’de, yani tam 42 yaşına geldiğinde bıraktığını not düşelim. 47 golle ve müthiş bir futbolla dolu Türkiye kariyerine bir Anadolu takımında başlayıp yine bir Anadolu takımında son veren Moshoeu’nun son takımı Bursaspor’du. (2003)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;João Batista (Mertol Karatay) : Gaziantepspor’da gösterdiği insan üstü performansla, önlibero devrinin açıldığını müjdeliyordu biraz da. Galatasaray’a transfer oldu ama fazla göze giremedi. Ardından Konyaspor ve Kasımpaşa’nın yolunu tuttu. Biz değerini pek bilemedik, Shakhtar Donetsk bildi, onu transfer etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tomasz Zdebel: 2000-2003 yılları arasında Gençlerbirliği’nde forma giyen oyuncu futbol yaşamına Bundesliga’da devam ediyor. Bochum’da geçen yılların ardından 2009’da, tam 36 yaşında Bayer Leverkusen’e transfer olan Thomas da Bundesliga’da çok fazla sayıda olan Alman pasaportlu Polonyalılardan. Gençlerbirliği’ndeki ilk sezonunda takımıyla Türkiye Kupası’nı kazanmıştı. Modern önliberonun nasıl olması gerektiğini gösteren bir ortasaha oyuncusuydu. Takımın duran toplarını da kullanan adamdı Thomasz. 12 gol ve sayısız asistiyle Gençlerbirliği’ne pek çok kez hayat vermişti. Markaja aldığı rakibine yapışan, adeta “ısırarak” oynayan, ona sahayı dar eden hırslı bir yapısı vardı. Nouma’yı bu şekilde çıldırtışı hala akıllardadır. Nouma 90+ uzatmalar boyunca süren bu fırtınalı ilişkiyi Thomasz’a attığı kafa ve hakemden aldığı kırmızı kartla noktalamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alex Yordanov: Levski Sofya takımından 2000 yılında Lazarov’la birlikte gelen Alex, üzerine yıldız tozu bulaşmış, gününde olduğunda karşısında kimsenin duramadığı, o kendine hayran bırakan 10 numaralardan biriydi. Tekniği ve zekasını utandırtmayan bir mücadeleci futbolu vardı üstelik. Ah bir de o kontrol edemediği siniri ve müzmin istikrarsızlığı olmasaydı… Eh o zaman da Türkiye’de değil, Premiership’de oynuyor olurdu zaten. Kocaelispor’un Avusturya’da Arsenal ile yaptığı ve 4-1 kazandığı hazırlık maçında Wenger’in onu izlerken ağzının suyunun akması hala anlatılır İzmit’te. Arsenal yedeklerle çıkmıştır diyenlere not; David, Seaman, Lee Dixon, Dennis Bergkamp, Martin Keown, Patrick Vieria, Ray Parlour, Ashley Cole, Tony Adams ve Junichi Inamoto tribünde, kulübede değil, sahadaydı o gün. Alex Kocaelispor’un ardından İstanbulspor, Kayserispor, Konyaspor ve Ankaragücü formaları giydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andre Kona: 1993-1994 sezonunda Gençlerbirliği'nde oynamaya başlamasının ardından golleri birer birer sıralamaya başlamıştı. Ligimizin gördüğü ilk atletik Afrikalı santrfor tipiydi desek yeridir. Belki de yüzden tüm defanslar onun gollerine çare üretmekte kifayetsiz kalıyorlardı. Hızlıydı, güçlüydü, fırsatçıydı. Antalyaspor, Diyarbakırspor ve İstanbulspor'da Gençlerbirliği’ndeki performanısını sergileyemedi belki ama Türkiye Süper Ligi'nde bugüne kadar 100'ler Kulübü'ne giren iki yabancı futbolcudan biri olmayı başardı. (Diğeri Elvir Boliç.) Gençlerbirliği taraftarının da sevgilisiydi Zaireli Kona. Nasıl olmasın: Gençlerbirliği formasıyla attığı 74 golle (12'si penaltıdan) Gençlerbirliği'nin profesyonel ligde en çok gol atan futbolcusu o.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Majid Musisi: Bursaspor’un efsane santrforu aynı zamanda Timsah Yürüyüşü’nün de mucididir. Rahatlıkta Avrupa’da oynayabilecek kalitede olan Musisi büyük takımların, özellikle de Beşiktaş’ın belalısıydı. Ben o dönemde Ugandalı topçuyu Eintracht Frankfurt’da oynayan, sonradan Leeds United’a geçen Anthoy Yeboah’a benzetirdim. 1994–95 sezonunda Bursaspor’a geldi. 153 maçta 60 gol attı. Bursaspor’un destan yazdığı UEFA İntertoto Kupası'nda 4 gol kaydetti. Bursaspor’dan sonra Çanakkale Dardanelspor’da oynayan Musisi 2005 yılında hayatını kaybetmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ege Görgün&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-3682243320832159267?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/3682243320832159267/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=3682243320832159267&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/3682243320832159267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/3682243320832159267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2010/02/ozel-son-20-yln-en-iyi-anadolu-takm.html' title='(Özel) Son 20 yılın en iyi Anadolu takımı yabancıları'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-7493381891153976316</id><published>2010-02-17T04:48:00.000-08:00</published><updated>2010-02-17T04:49:07.074-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harry Kewell'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><title type='text'>Harry Kewell: "Galatasaray'da yeniden doğdum"</title><content type='html'>Onun için düzenli olarak Avustralya Futbol Federasyonu'ndan Türkiye'ye gelen bir hanımefendi var. Görevi getirdiği formalara imzasını almak. Avustralya'da her yıl verilen "yılın en iyi genç futbolcusu" ödülü onun adına düzenleniyor. Ülkesinin en popüler sporcularından biri, hatta golf oyuncusu Greg Norman ve NBA yıldızı Andrew Bogut'tan sonra geçen yıl ülkesinde en fazla kazanan sporcular listesinin üçüncü basamağındaydı. İşin kötüsü, Türkiye'de belki son ayları. 90'ların sonunda Leeds'le tanıdığımız, 2005 Şampiyonlar Ligi finalinin hüzünlü adamı, futbolun güler yüzlü ve sempatik isimlerinden, nam-ı diğer "Harry Potter" karşınızda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Röportaj: Caner Eler / TamSaha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avustralya'da ülkemizden farklı olarak "spor lisesi" sistemi var. Sen de bir spor lisesinden mezunsun. (Westfields Sports High School) Bu nasıl işleyen bir sistem?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk başta normal bir liseye gittim. Sonradan spor lisesine kabul edildim. Burada sadece derslere değil, sportif gelişiminize de odaklanabiliyorsunuz. Örnek vermek gerekirse, ben okula sabah 7.30'da gidiyordum. 9'a kadar antrenman yapıyordum. Sonra derse giriyorduk. Birkaç ders sonra öğleden sonraları yine antrenman oluyordu. Sonra dersler bittiğinde tekrar antrenman yapardık. Bazı günler ders aralarında, bazı günler ders sonlarında oluyordu. Bu biraz "futbol-okul-futbol-okul" düzeninde giden bir çark. Sağlıklı bir eğitim alırken, spor çalışmalarını da eşgüdümlü yürütebiliyorsun. Çok iyi işleyen bir düzen ve bu sayede Avustralya'da her branşta çok başarılı sporcular yetişiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında spor enstitüsüne gittin mi? Avustralya'da birçok spor branşında en iyi sporcuların yetiştiği enstitü sistemine katıldın mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, gidemedim. Aslında gitmek için başvurdum ancak (gülümseyerek) benim kabul edilecek kadar iyi olmadığımı söylediler. Aslında çok iyi bir sistem. Birçok arkadaşım, hatta şu anda milli takımda oynadığım birçok arkadaşım Avustralya Spor Enstitüsü'nden yetişme. Ancak beni yeterli görmediler. Ben biraz büyük yaş gruplarıyla çalışıyordum belki de ondandır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli takım demişken Dünya Kupası'ndaki şansınızı nasıl görüyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor bir gruba düştüğümüzü düşünüyorum. Bu sefer sadece futbolcularımızı değil, takımımızı da iyi tanıyorlar. Almanya, Sırbistan ve Gana hep güçlü ve dişli takımlar. Gruptan çıkmak için her şeyi yapacağız. Onlar bizim için hazırlanırken biz de onlar için hazırlanacağız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, keşfediliş öykün nasıl gelişti? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10'lu yaşlarımda Marconi takımında oynuyordum. Aynı zamanda öğleden sonraları NSW Junior Academy'de David Lee ile beraber çalışıyordum. Ondan çok şey öğrendim. Sonra 15 yaşına geldiğimde, Big Brother Movement sayesinde İngiltere'ye gitme fırsatım oldu. Big Brother Movement gençlere yardım ederek, ama sadece sporda değil, müzik, resim ve hayatın diğer her alanında yetenekleri olan çocuklara burs vererek onların deniz aşırı ülkelere gidip eğitim ve yaşam şansı bulmalarını sağlıyor. O yıl da 6 çocuğa futbolda bursa vereceklerdi. Ben de şanslılar arasında yer aldım. Hatta Brett Emerton da benimle beraberdi. İngiltere'ye Leeds'e gidip 1 ay kalma şansı yakaladım. Bu bir deneme ya da seçme değildi. Sadece 1 ay boyunca İngiliz futbolunun ve yaşam biçiminin tadını almak içindi. Fakat ikimiz de o süre içerisinde iyi izlenim bıraktık onlarda. Bizimle sözleşme imzalamak istediler. Ben imzaladım ancak Brett önce Avustralya'ya dönmeyi tercih etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında Leeds'de çok parlak bir kariyer başlangıcı yaptın. George Graham ve sonrasında David O'Leary yönetiminde müthiş bir oyuncu topluluğuyla gelen başarılar vardı. Ancak sonrasında önlenemeyen bir çöküş geldi. Ekonomik idarede sıkıntılar oldu ama başka sebepler de var mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leeds United takımı gerçekten harika bir ekipti. Çok iyi bir takım yakalamıştık. Her şey George Graham'la başladı aslında. Bu güzel takımın oluşmasında kalbini ortaya koydu, temellerini attı. David O'Leary ise sadece doğru zamanda doğru yerde olacak bir şansa sahipti sonrasında. Güçlü ve genç bir takım avucunun içine düşmüştü. Çok önemli işler başardık, yapmak ve ulaşmak istediğimiz önemli yerlere geldik. Ancak iyi hikâyelerin sonları hep iyi bitmeyebiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peter Ridsdale'in kötü yönetiminin sonucu muydu sence?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii ki o başkan olarak paraları harcayan ve iyi teklif geldiğinde ekonomiyi düzeltmek için, Rio Ferdinand'da olduğu gibi futbolcularını gönderen adamdı. İyi transfer hamleleri de yaptı, kötü yatırımlar da. Ancak şunu söyleyebilirim ki, Leeds'de benim içinde bulunduğum takım o kadar iyi oyunculardan kuruluydu ki, büyük bölümü Leeds sonrasında da çok iyi kariyerler yaptı. Bu zaten ne kadar iyi bir takım olduğumuzu bir kez daha kanıtlıyor. Menajerin kim olduğu hiç önemli değildi. Hatta menajer takım için problem yaratsa dahi biz o kadar sıkı ve iyi çalışıyorduk ki, birbirimize o kadar bağlı bir gruptuk ki, bizim performansımızı etkilemezdi. Hep birbirimiz için vardık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rijkaard benim idolümdü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;George Graham, David O'Leary, Rafa Benitez ve Frank Rijkaard gibi teknik adamlarla çalışma fırsatı buldun. Her biri farklı yapıda teknik adamlar. Onlardan kendine neleri aldın? Sende nasıl izler bıraktılar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;David O'Leary'den başlıyım o zaman. Çünkü en kısası o. Ondan hiçbir şey almadım, hiçbir şey öğrenmedim. Asıl Leeds'de bizim ve benim için çok şeyler yapan George Graham'dı. Kariyerimin ilk bölümünde çok önemli bir yeri vardır. Hem tecrübesi hem de insani özellikleriyle çok şey kattı bana. Sonrasında Liverpool'a gittiğimde Benitez gibi çok değerli bir teknik adamla çalışma fırsatım oldu. Ne yazık ki Pool kariyerimde Leeds'de olduğu gibi devamlılık arz edemedim ve o zor zamanlarda hep yanımda yer aldı. Bana ne olursa olsun güvendi. Fakat bir şekilde yollarımızı ayırmamız gerekiyordu ve başka yollara gittik. Şimdi bu sayede teknik direktörlüğüne hayran olduğum bir adamla çalışıyorum. Futbolcuyken de idollerimden biri olan bir teknik adamla. Burada onunla tanışma ve çalışma fırsatını bulduğum için çok mutluyum. İlişkimizi başlangıçtan itibaren çok sağlam temellere oturttuk. Umarım hep böyle devam edecek. Ben onun için futbol oynarken çok keyif alıyorum, onun futbola bakış açısını ve yaklaşımını çok seviyorum. Futbol oynamaktan Rijkaard ve Galatasaray sayesinde tekrar keyif alıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liverpool'dayken 2005 Şampiyonlar Ligi finali için Olimpiyat Stadyumu'na çıktın. Kupayı kaldıranlar arasındaydın. Kişisel olarak kâbus olarak tanımladığın bir gece aslında bildiğim kadarıyla?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, takım arkadaşlarım harika bir iş başardılar ancak benim için 23. dakikada oyundan çıkmak gerçekten üzücü oldu. Ama tarihe geçen kadroda yer almak yine de güzeldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liverpool sonrası Türkiye'ye geliş kararında zorlandığını, daha doğrusu çekincelerin olduğunu biliyoruz. Ancak anlaşıp İstanbul'a ayak bastığında havalimanındaki kalabalıkla beraber neler hissettin? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, bazı çekincelerim vardı. Hatta menajerim dahi ilk teklifi söylediğinde çekinmiştim ancak Galatasaray benimle şartsız ilgilendi ve ailemle de konuşarak buraya gelmenin doğru olacağına karar verdik. Geldiğimde havalimanında muhteşem bir kalabalık vardı. Aslında bazı özel hikâyelerim var bununla ilgili ancak (gülerek) bunları kendime saklamam gerekiyor. İlk hissettiklerim bu durumun fantastik olması ve beni pozitif anlamda çok sarsmasıydı. Çok keyif aldığımı söylemeliyim. Türkiye'de olduğum ilk günden bu yana zaten her şeyden çok keyif alıyorum. Bu yoğun karşılama şekli ve diğer hiçbir bir konuda hiçbir şikâyetim yok. Benim için adeta yeniden bir doğuş oldu. Onların bu sevgisi sizde büyük bir şevk yaratıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle durup bir adım geriye doğru atıp Avustralya ve İngiltere kültürünün bir temsilcisi olarak Tük futboluna Galatasaray çerçevesinde baktığında neler düşünüyorsun? Stadyumlar, taraftarlar ve diğer özellikleriyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında dünyanın her yeri için aynı şeyi söyleyeceğim. Futbol her yerde futboldur. Günün sonunda 11'e 11 oynarken diğer hiçbir şeyin önemi kalmaz. Galatasaray çok büyük bir takım. Her yıl önemli yatırım yapıp kupalara, başarılara ulaşabilmek için uğraşılıyor. Tıpkı İngiltere'de her yıl Liverpool, Arsenal ve Manchester United gibi kulüplerin yaptığı gibi. Türkiye genel anlamda dünyanın en güzel taraftar topluluklarına sahip ülkelerinden biri. Galatasaray taraftarı da tabii ki benim için bunlar arasında benim için özeli ve değerli olanı. Tabii ki Elland Road'da ve sonrasında Anfield'da Kop gibi muhteşem taraftar topluluklarının karşısında oynamak harikaydı. Her futbolcunun eğer fırsatı olursa deneyimleri arasında bulunması gereken olaylardan biri Anfield'da Kop önünde futbol oynamak. Fakat burada Türkiye'de gün be gün, hafta hafta yaşadıkça onlar hakkında daha fazla şey görüp öğrendikçe çok daha özel taraftarlar olduğunu söyleyebilirim. Futbol artık dünyada bir büyük endüstri haline geldi. Premier Lig bu iş gemisinin amirali konumunda. Avrupa'nın diğer ülkeleri de futbolun profesyonel iş ve endüstri özelliklerini daha fazla hissettiğiniz yerler. Türkiye'de de bu profesyonel yön var ancak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolu iş olarak düşünmüyorsunuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dramatik yön mü var aynı zamanda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz dramatik yön de var ancak asıl demek istediğim Türkiye'de futbol biraz daha kişisel algılanıyor. İnsanlar sadece iş olarak düşünmüyorlar burada futbolu. Kazanmayı gurur ve onur meselesi haline getirebiliyorlar. Kazanmak için her şeyin doğru olduğundan emin olmaya çalışan bir yapı var. Halbuki bazen bu bakış açısından biraz uzaklaşmanız gerekebilir. Kararları daha profesyonelce vermeniz gerekebilir. Çünkü futbol artık daha da iş dünyası haline geliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece Galatasaraylılar değil, diğer takımların taraftarları da sana sempatiyle bakıyorlar. Türkiye'ye gelen yabancılara baktığımızda iki tarz yaklaşım görebiliyoruz. Birincisi, gelip parasını alıp işini yapmaya çalışan ve başka olaylarla ilgilenmeden gidenler. Bir de senin de içinde bulunduğun, bunları yaparken aynı zamanda bulunduğu takım için kaygılanan, o takımın gençleri için bir şeyler yapmaktan geri kalmayan, kısaca sorumluluk hisseden futbolcu tipi. Bunun seninle seyirci arasında da farklı bir hava yarattığını düşünüyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle bu düşünceler için teşekkür ederim. Diğer oyuncular için konuşamam fakat kendim için konuşursam, biraz geriye gitmem gerekir. Ben Leeds United'da daha genç bir futbolcuyken A takımdaki tecrübeli futbolcular bizimle gelip konuşurlar, bize yardım ederlerdi. Şimdi ben de takımda yardıma ve cesaretlendirmeye ihtiyaç duyan genç futbolcuları gördüğümde onlara ulaşmaya çalışıyorum. Geçtikleri yollardan daha önce geçtiğin için onların daha hazırlıklı olmalarını sağlayabilirsin. Ben de mümkün olduğunca onların arkasında olmaya, kollamaya çalışıyorum. Burada önemli olan aynı geminin içinde olmanız ve genç, yaşlı, tecrübeli fark etmez, aynı amaç için birlikte takım olarak savaşmanız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saha içinde arkadaşlarını cesaretlendirmenin dışında ortamın gerginliğini alıcı şakalar da yapmayı seviyorsun sanırım. Sabri'nin boyuyla ilgili olan ve yine gol attıktan sonra Elano ile Baros'a mesaj olsun diye yaptığınız dans mesela. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milan pek öyle düşünmüyor ama (gülerek)… Bizim için o mesajı göndermek keyifliydi. Futbol oynadığım takımlarda edindiğim çok fazla arkadaşım var. Burada da aynı şey geçerli. Benim için arkadaşlık çok önemli. Onlarla futbol oynarken çok fazla keyif alıyorum ve bazen böyle saha içi takılmalarımız olabiliyor. Tabii ki öncelik her zaman çok çalışmaktır. Sahada ve antrenmanda gevşememeniz lâzım. Ben arkadaşlarımla şakalaşmayı, saha içerisinde eğlenmeyi çok severim. Ancak öncelikle çok çalışmanız, disiplinle oynamanız gerekir. Sonra gol attığınızda ölçülü biçimde, kimseyi kırmadan gol sevincinizi yaşayabilir ya da ortamdaki gerginliği alacak esprinizi yapabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol kariyerin boyunca sakatlıklarla çok fazla uğraşmak zorunda kaldın. Şanssızlıklar yaşadın, hatta yanlış tedaviler olduğu söylendi. Leeds United doktorlarının yanlışları olduğu söylendi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, kesinlikle Leeds United takımındaki doktorlar ya da fizyoterapistlerle alakası yok. Kulübün muhteşem bir tedavi sistemi vardı. Ben orada sadece 6 ay formamdan uzak kaldım. Asıl problem yaşadığım yer Liverpool oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok spekülasyon yapıldı yıllar boyunca, gut ve mikroplu kireçlenme gibi. Ancak buraya geldin ve daha az sakatlanan, devamlılığı artan bir futbolcu oldun. Bunun sebebi Galatasaray tıp ekibi mi, özel fizyoterapistin Les Gelis ile çalışman mı, neler söyleyeceksin? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında geçmişteki sakatlık hikâyemle ilgili asıl gerçekleri zamanı gelince anlatacağım. Olayların tüm detaylarını vermeyeceğim şu an. Bunun sizinle bir alâkası yok, tamamen zamanı gelince açıklamak istememle ilgili. Durumun nasıl olduğunu biliyorsunuz, insanların sözlerini çarpıtıyorlar, onu, bunu söylüyorlar. Les'e gelince; sakatlıklar uzadığında futbolcunun ya şevki kırılır uzaklaşır ya da her şeyi bir yana bırakarak dönmek için her yolu dener. Ben de kişisel çalıştırıcı tutmanın doğru olacağına karar verdim. Sadece benimle ilgilenecek birine ihtiyacım vardı. Tabii ki çok ucuz olmadı, bunun için kendimi adamam gerekti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel çalıştırıcı tutmak çok da kolay bir karar olmasa gerek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu yapmak zorundaydım. Ya her şeyden vazgeçecektim ya da birçok şeyden fedakârlık yapıp tekrar sahaya çıkıp futbol oynayacaktım. Kişisel çalıştırıcı da bu yolda önemliydi. O zamanlar bir ara artık bittim, sonum geldi diye hissediyordum. Ama tekrar futbol oynamak için kendime bir şans tanımaya borçlu da hissediyordum. Bazı olaylar beni bu konuda geriye doğru itmeye çalışsa da Galatasaray'a gelmek ve Galatasaray'ın bana sunduğu fırsatı değerlendirmekle beraber sentez işledi ve işler yoluna girdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taraftarın seni çok sevdiğinden bahsetmiştik, "Stay with us" (bizimle kal) pankartları hazırlayan, sana "Daddy Cool" şarkısını atfeden bir taraftar sevgisi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, onlara her şey için teşekkür ediyorum. Gerçekten inanılmazlar. Özellikle şarkıyı duyduğumda çok keyif alıyorum. Hem zaten gol atmış oluyorum, bu işin ilk güzel yanı, ikincisi hep bir ağızda bunun sizin için söylenmesi çok hoş. Tekrar şunu belirtmem gerekiyor ki, gol atmayı tabii ki çok seviyorum ve şarkıyı duymayı… Ancak benim için her şeyden önemlisi takım. Ben bir takım oyuncusuyum ve önemli olan takım olarak şampiyonluğa ulaşmak ve diğer kupalarda başarılı olmak. Bunun için ne gerekiyorsa onu yapmaya hazırım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkende senin adına verilen bir ödül var; "Harry Kewell Yılın En İyi Genç Futbolcusu ödülü…"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ödülü benim adıma düzenlemeye karar verdiklerinde çok büyük gurur duydum ve büyük bir ayrıcalık olduğunu düşündüm. Bu bana futbol hayatımda bazı şeyleri doğru yaptığımı gösteriyordu. Futbol sayesinde tabii ki çok önemli paralar kazanıp, ünlü olup çok iyi bir yaşam sürebiliyorsunuz. Ancak aktif futbol oldukça nankör olabilen ve sizinle genel olarak 8-10 yıl üst seviyede beraber olan bir unsur. Bu süre zarfında maddiyat dışında başka kazanımlar da elde etmeniz lâzım. Ve eğer bu kısa sürede farklı bir şeyler yaparak, insanların da bunun farkına varıp size bu tip onurlar bahşetmesine tanık oluyorsanız, bundan daha güzeli yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk futbolcular hakkındaki genel görüşün nedir? Özel olarak beğendiğin isimler var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm Türk futbolcuları çok iyi tanımıyorum. Tabii belli bir süredir Türkiye'deyim, belirgin bir genel fikre sahip olduğumu söyleyebilirim. Türkiye'nin farklı bir kültürel yapısı var. Bunun yanı sıra teknik olarak çok iyi özelliklere sahip futbolcular mevcut. En yüksek seviyede oynayacak isimler var. Ancak en yüksek seviyede oynayabileceğini görmek için o gençlerin kendilerini İngiltere, İspanya ve İtalya gibi liglerde denemeleri gerekiyor. Örnek olarak Emre Belözoğlu'nu verebiliriz. Onu çok beğeniyorum. Bir Türk futbolcusu olarak hem Serie A'da hem de Premier Lig'de forma giyerek futbolun en tepesinde oynayabilecek yetenek ve güçte olduğunu gösterdi. Benim de gözüme çarpan başka genç yetenekler var Türkiye'de. Kendilerini hiçbir zaman küçümsemeden, tam tersine en üstü hedefleyip, zinciri kırabilmek için çok çalışıp o üst noktaya ulaşabilmeliler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arda Turan onlardan biri mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arda gitmeli mi gitmemeli mi, bu konuda fikrimi belirtmeyeceğim, çünkü (gülerek) taraftarlar açısından tehlikeli bir konu. Kariyerinin dönüm noktası olabilecek dönemlerinden birini yaşıyor. Ancak şunu söylemem gerekiyor; eğer kendinizi en iyilerle kıyaslamak istiyorsanız, en iyiler arasında olmak istiyorsanız, oralara gitmeniz gerekiyor. İngiltere, İspanya ya da İtalya'da kendinize şans tanımanız gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı tecrübeli oyuncuların takımlarındaki genç isimleri mentörlük yaptığını ve onlara yol gösterip bazı tecrübelerini aktardığına ve teknik bazı detayları öğrettiğine tanık oluyoruz. Senin de Galatasaray'da bu konuda yardımcı olduğun gençler var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplum her zaman sizin bir şeyler öğretmeniz gerektiğini düşünür. Bazı bilgileri öğretip o kişileri yukarı çekmenizi beklerler. Ben de bir şeyler öğütlemeyi severim. Ama bu öğretmen gibi "Böyle şut atılır, böyle korner atılır" gibi değil de daha çok yüreklendirme, doğru yolu gösterme şeklinde olmalı. Futbolcu nasıl futbolcu olunacağını kişisel yolculuğunda öğrenmeli. Ona taslak halinde sunulanı almamalı. Bu aynı zamanda bir kendini keşfediş öyküsü. Futbol oynamayı öğrenirken kendi yolunu izlemen gerekiyor. Benim de bir oğlum var biliyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taylor değil mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Sadece 9 yaşında şimdi. Lâkin ileride o da futbolcu olmayı seçerse, aynı duygu ve düşünceyle yaklaşacağım ona da. Tabii ki bazı öğütler vermeye çalışacağım, yardım edeceğim, ancak asıl yapacağım uygulama kendi yolunu bulması için onu yüreklendirmek olacak. Kendi kişiliğini oluşturacak ve kendi futbolcu kimliğini kendi keşfedecek. Çünkü benim kendim için uyguladıklarım sizin ve hatta oğlum için geçerli olmayabilir. Öğreteceğim genç futbolcularda işlemeyebilir. Onları kendi yollarını bulup, kendileri olmaları için cesaretlendirmeniz lâzım. Kendine güvenmek çok önemli. Kendini geliştirmek çok önemli. Eğer kişiliğinizi oluşturmadan bu büyük dünyanın içine atılırsanız deliğin için düşebilirsiniz. Eğer kendiniz için oynayıp, bağımlı kalmadan yolunuza başlarsanız ancak o zaman gelişiminiz daha sağlıklı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de Premier Lig'e duyulan büyük bir hayranlık var. Türkiye Ligi'nin ise bazı sorunları mevcut. Belki Premier Lig seviyesi olmasa da ligimizin gelişebilmesi için neye ihtiyacımız var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere Premiership tabii dünyada en fazla izlenen ve değere sahip olan lig. Hangi ülke olursanız olun, ne kadar iyi bir lig organize ederseniz edin orası futbolun kalbi. Orası başka bir dünya. Ama bu sizin güçlü ve iyi bir lig organize edemeyeceğiniz anlamına gelmez. Mesela Avustralya'da 5-6 yıllık maziye sahip yeni bir lig oluşturduk. Tam olarak ne zaman hedefine ulaşacak emin değiliz. Fakat küçük ve mütevazı bir organizasyonla iyi hale getirmeye çalışıyoruz. Seyirci çekmek en önemli unsur. Şu günlerde iyi seyirci sayılarına ulaşılmış durumda. Bu sevindirici bir gelişme. Bizim için hedef Premier Lig olamaz. Ancak kendi içinde tutarlı, seyirci sayısı ve ilgisi yüksek, muntazam bir lig yaratmaya çalışıyoruz. Siz de hiçbir zaman o seviyede olamayabilirsiniz ancak yaklaşabilirsiniz. Orada Manchester United-Liverpool derbisi varsa sizin de belki de dünyanın en büyük derbisi olan Galatasaray-Fenerbahçe derbiniz var. Bunu iyi pazarlamanız lâzım. İngiltere bunu çok uzun zamandır yapıyor. Biraz zamana ihtiyaç var sanırım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arda'dan bahsettik. Türk medyası son zamanlarda onunla ilgili çok fazla haber yaptı. Sen İngiliz medyasının ağırlığını yaşamış bir futbolcusun. İki medya arasında ne gibi farklar ve benzerlikler var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya var oldukça hiçbir medya tam iyi olmayacaktır (gülerek). Basın her zaman iyi şeyler yazmayacaktır, bu doğal. Arda muhtemelen Türkiye'nin 1 numaralı futbolcusu şu günlerde. İlgi onun üzerinde. Milyonlarca Galatasaray taraftarı var. Doğal olarak basın da onunla ilgili haber üretecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen de onun yaşındayken çok popülerdin Ada'da. Sen neler yaşadın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, benim de basınla zaman zaman problemlerim oldu geçmişte. Ama Arda için önemli olan çevresinde güçlü insanların olması. Benim çok güçlü bir menajerim, çok güçlü bir finansal danışmanım vardı ve eşim hep yanımdaydı. Ailem çok güçlü bir şekilde yanımda durdu. Problem yaşadığımda bu kişiler bana kol kanat gerdi ve doğru kararları vermem kolaylaştı. Arda da eminim doğru bir kariyer çizgisinde ilerleyecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baklavaya bayılıyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolun dışında Türkiye'deki yaşamda neler seni etkiledi? Yemek, müzik, şehir ya da bir olay?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek demişken, baklavaya bayılıyorum. Gördüğüm anda uzak duramıyorum. Çok güzel bir tatlı baklava. Ayrıca diğer tüm Türk yemeklerine bayılıyorum. Yemekler o kadar lezzetli ki, kilo almamak için dikkatli olmak gerekiyor. İstanbul'un kendisine bayılıyorum. Fantastik bir şehir. Yemekler muazzam, her çeşit yemeği bulabileceğiniz restoranlar var, eğlenebileceğiniz kulüpler çok güzel. Moda ile ilgili ulaşabilecekleriniz sonsuz. Her şeye sahip. İstanbul'la ilgili tek kötü şey çılgın şoförler ve trafik. Ama her şeye sahip olamazsınız değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dövmelerinizin anlamı nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sol kolumdaki dövmelerin hepsi ailemi simgeliyor. Eşim, üç çocuğum ve ben. Onları simgeleyen figürler var. 32 saat sürmüştü tümünün yapımı. Elimdeki ise bir sanat. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı futbolcular kendi maçları dışındaki mücadeleleri çok takip etmez. Sen diğer maçları izler misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlik zamanlarımda daha çok izlerdim. Liverpool dönemimde çok fazla yatakta sakat vaziyette vakit geçirdiğim için daha fazla izleme şansım oluyordu diğer maçları. Ancak şimdi birçok maçı izleyemiyorum. Ya da bazı bölümlerine bakıyorum. Eğer çok önemli bir maç değilse, yani bir final ya da çok önemli bir mücadele değilse, 90 dakika futbol maçı izlemekten kaçınabiliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolu bıraktıktan sonra ne yapmayı ne yapmayı düşünüyorsun? Platini'nin bir cümlesi vardı; "Bu dönemde futbolu bırakanlar bizden daha şanslı, çünkü daha çok para kazanarak emekli oluyorlar ve yöneticilik yapmalarına gerek kalmıyor benim gibi…" Buna katılıyor musun? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu söylemesi enteresan. Futbolcuyken 20 ile 30 yaş arası gerçekten para kazanırsın. Şanslıysan 30 sonrası da iyi para kazanabilirsin. Hayatının geri kalanında ise futbolculuk yapmana imkân yok. Bundan dolayı da her futbolcu emekli olduktan sonra bir şeyler yapmaya ve hayatını sürdürmeye çalışır. Tam olarak ne yapacağıma karar vermiş değilim. Bunun ilerleyen yıllarda ailemle düşünüp karar vereceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Premier Lig'de oynadın ve şimdi Tükiye'desin. Bundan sonra oynamayı planladığın başka bir lig var mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam olarak emin değilim. Şu an kontratım var kulübümle. Buradan memnunum. 9 yıl Leeds'de oynadım, 5 yıl Liverpool'da kaldım. Buraya gelirken 2 yıllık kontrat imzalamıştım. Şuan tek endişelendiğim konu, sezonun geri kalanında takımıma nasıl katkı verip yardımcı olacağım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avustralya'da genç futbolcu adaylarının iyi bir altyapı sisteminden geldiğini biliyoruz. Son dönemde çok sayıda oyuncunun yurtdışına transferi gerçekleşti. Türkiye'de de yine alt yaş grupları şampiyonalarında önemli başarılar elde eden takımlar oldu hep. Ancak bu çocuklar 18-22 yaş arasındaki o zorlu süreçte kaybolabiliyorlar. Ve ülke olarak Avustralya kadar yurt dışına oyuncu gönderemiyoruz. Nedir sence problemler? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol dünyası kolay olsaydı herkes futbolcu olabilirdi. Bu acı bir gerçek. Her yıl 100 futbolcu çıkartırsın belki ama bunların hepsinin başarması imkânsızdır. Bu biraz acımasız bir çark. Dünyada milyonlarca küçük çocuk futbolcu olma hayaliyle çıkıyor yola. Ama Avustralya'da dahi her yıl hepsi başarılı olamıyor. Bu garantili bir süreç değil ne yazık ki. 18-19 yaşları zorlu dönemlerdir. Gece kulüplerini keşfedersin. Kızları ve içkiyi keşfedersin. Eğlenceyi keşfedersin. Ama bunlar uzak durman gereken unsurlardır. Bunlar fedakârlık etmen gereken konulardır. Hatta artık günümüzde bu 15-20 yaş arasına denk gelen bir dönem. Bu zinciri kırmanız gereken dönem. Eğer 18 yaşında Premier Lig zincirini kırıyorsanız, zaten şanslısınız demektir. Dünyada gelmiş geçmiş tüm oyunculara bakarsanız hep bu yaşlarda belli etmişlerdir kendilerini. Zinciri erkenden kırmışlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'deyken özlediğin şeyler var mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, tabii ki özlüyorum. Oradayken üç çocuğumla vakit geçirirken şimdi burada bayağı bir boş zamanım oluyor. Ama çok çalışmamı sağlıyor. Günde iki antrenman yapıyorum. Özlemle dolu da olsam tüm enerjimi takımıma harcayabiliyorum. Zaten onlar da beni sık sık ziyarete geliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lucas Neill'in gelişini nasıl değerlendiriyorsun? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lucas benim iyi arkadaşlarımdan biri. Buraya gelmesine çok sevindim. Beni aradığında da buraya gelmesinin harika olacağını söylemiştim. Eminim takıma da çok yararlı olacaktır. Zaten kariyeri boyunca kalitesini ispat etmiş, tecrübeli bir savunmacı. Çok yönlü bir futbolcu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolcusun ancak Avustralya spor kültüründe rugby, kriket ve Aussie Rules sporlarının yeri çok farklı. Senin de ilgilendiklerin var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii. Hepsini çok severim. Özellikle de rugby ve Avustralya futbolu olarak bilinen Aussie Rules'u. Ancak benim asıl sevdiğim golf sporudur. Hem oynamayı hem seyretmeyi çok severim. Greg Norman ülkemin sporcusu olarak önemlidir. Ancak ben Tiger Woods hayranıyım. Her ne olursa olsun, en sevdiğim sporcudur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-7493381891153976316?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/7493381891153976316/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=7493381891153976316&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/7493381891153976316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/7493381891153976316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2010/02/harry-kewell-galatasarayda-yeniden.html' title='Harry Kewell: &quot;Galatasaray&apos;da yeniden doğdum&quot;'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-1785136660371740270</id><published>2010-02-17T04:45:00.000-08:00</published><updated>2010-02-17T04:47:47.652-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Guus Hiddink'/><title type='text'>A Milli Takımın Yeni Teknik Direktörü Guus Hiddink</title><content type='html'>A Milli Takımın Yeni Teknik Direktörü Guus Hiddink 17.02.2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Futbol Federasyonu, A Milli Takımımızın teknik direktörü olarak Guus Hiddink ile anlaştı. Amsterdam'da dün Hollandalı teknik adam ile bir araya gelen Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener ve TFF Başkanvekili Lutfi Arıboğan, Guus Hiddink ile 2 yılı opsiyonlu toplam 4 yıllık görev süresi konusunda anlaşmaya vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantıya daha sonra katılan Oğuz Çetin de Guus Hiddink ile teknik konularda görüş alışverişinde bulundu. Hiddink'in yardımcılıklarını Milli Takımımızın eski kaptan ve antrenörlerinden Oğuz Çetin ve Engin İpekoğlu ile adı daha sonra açıklanacak Hollandalı bir antrenör yapacak. Sözleşmesi 1 Ağustos 2010 tarihinden itibaren geçerli olacak Guus Hiddink'in A Milli Takım teknik direktörlüğünü üstlenmesi ile ilgili basın toplantısının detayları daha sonra kamuoyu ile paylaşılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik direktörlüğe 1982 yılında Hollanda'da başlayan Guus Hiddink, kulüp takımlarının yanı sıra Hollanda, Güney Kore, Avustralya ve Rusya Milli Takımlarının teknik direktörlüğü görevinde bulundu. 1998'de Hollanda, 2002'de de Güney Kore takımları ile Dünya Kupası'nda yarı final heyecanı yaşayan Hiddink'in çalıştırdığı Rusya Milli Takımı 2008 yılındaki son Avrupa Şampiyonası'nda yarı finale yükselmişti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-1785136660371740270?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/1785136660371740270/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=1785136660371740270&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1785136660371740270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1785136660371740270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2010/02/milli-takmn-yeni-teknik-direktoru-guus.html' title='A Milli Takımın Yeni Teknik Direktörü Guus Hiddink'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-1193634520626672694</id><published>2009-11-15T03:11:00.000-08:00</published><updated>2009-11-15T03:13:45.084-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beşiktaş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yıldırım Demirören'/><title type='text'>Beşiktaş'ın ne kadar borcu var?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Beşiktaş Kulübü Olağan Divan Kurulu toplantısı başlarken, Divan Kurulu Başkanı Karadeniz, "''Beşiktaş Kulübü başkanlık makamının uğramış olduğu bu saldırı hepimizi üzmüştür" dedi. Kurulda siyah beyazlı kulübün toplam borcu da açıklandı..&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, yurt dışında olduğu için Swissotel'de gerçekleştirilen toplantıya katılmadı. Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Ertuğrul Kumcuoğlu, yönetim kurulu üyeleri, Divan Kurulu Başkanı Yalçın Karadeniz ve Divan Kurulu üyelerinin yer aldığı toplantıda ilk olarak Karadeniz söz aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören'e yapılan küfürlü saldırılara değinen Divan Kurulu Başkanı Karadeniz, ''Beşiktaş Kulübü başkanlık makamının uğramış olduğu bu saldırı hepimizi üzmüştür. Bu makam, hepimiz tarafından korunması gereken bir makamdır. Burada Ahmet, Mehmet oturmuş önemli değildir'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Beşiktaş başkanlık makamına hepimiz saygı göstermeli ve korumalıyız'' diyen Karadeniz, ''Aklı başında Beşiktaşlılar'ın hepsi bu konuya sahip çıkmışlardır ve olayı kınamışlardır. Bundan sonra inşallah bu gibi olaylar meydana gelmez'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalçın Karadeniz, Ocak 2010 tarihinde yapılacak kongreye de değinerek, ''Önümüzdeki seçim için 3 değerli başkan adayı olduğu görülüyor. Ne kadar çok aday olursa o kadar iyi olur. Başkan adaylarının Beşiktaşlılık duruşuna yakışır şekilde mücadelelerini ve propagandalarını yapacaklarına inanıyorum'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-12 BİN 875 KİŞİ OY KULLANABİLECEK-&lt;br /&gt;Divan Başkanlık Kurulu'nun faaliyet raporunda toplam 13 bin 488 kulüp üyesinin aidatını ödediği açıklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu üyelerden 12 bin 875'inin oy kullanma hakkına sahip olduğu belirtilirken, son 2 yılda kulübe 450 kişinin üye olduğu ifade edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-BEŞİKTAŞ'IN TOPLAM BORCU AÇIKLANDI- Beşiktaş Kulübü Olağan Divan Kurulu toplantısında siyah-beyazlı kulübün toplam borcunun 181 milyon 357 bin 189 lira olduğu açıklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denetleme Kurulu Başkanvekili Mehmet Küçükince, Swissotel'de gerçekleştirilen toplantıda kurulunun raporunu okudu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçükince, siyah-beyazlı kulübün 121 milyon 600 bin 616 lira borcu bulunduğu, ayrıca Kulüp Başkanı Yıldırım Demirören'e de 59 milyon 756 bin 573 lira borç olduğunu ifade ederek, toplam borcun 181 milyon 357 bin 189 lira olduğunu açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçükince, derneğin mevcudunun 2 milyon 967 bin 268 lira, toplam borçlarının ise Demirören'e olan borçla birlikte 69 milyon 546 bin 884 lira olduğunu, BJK Futbol Yatırımları A.Ş'nin ise 78 milyon 814 bin 217 lira mevcuda, 193 milyon 591 bin 790 lira da borca sahip olduğunu kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖNER: "SEZON BAŞINDA BİZİ ELEŞTİRENLER.."&lt;br /&gt;Beşiktaş Kulübü Genel Sekreteri Kenan Öner, sezon başında eleştiriler aldıklarını, ancak takımın son haftalardaki performansı ile şampiyonlukta ne kadar iddialı olduğunu herkese gösterdiğini söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş Kulübü'nün Swissotel'de yapılan Olağan Divan Kurulu toplantısında yönetim kurulu faaliyet raporunu aktaran Kenan Öner, futbol takımına değinerek, ''Sezon başında bizi eleştirenler, Beşiktaş'ın şampiyonlukta ne kadar iddialı olduğunu görmüşlerdir. Takımımızın ne kadar kaliteli bir kadrosu olduğunu herkes görüyor'' diye konuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 5 maçtaki çıkışlarını bundan sonra da sürdürmek amacında olduklarını dile getiren Öner, ''Önümüzdeki hafta çok önemli bir derbi maçımız var. Bu maçta iyi bir sonuçla çıkarsak, ligin ilk yarısını güzel bir yerde bitirebiliriz'' dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Öner, Şampiyonlar Ligi'nde arzu ettikleri neticeleri alamadıklarını ifade ederek, ''Başlangıçta çok inançlı ve heyecanlıydık, olmadı. Ama hala UEFA Avrupa Ligi'ne kalma umudumuz var. Kalan 2 maçımızı iyi bitirerek, Avrupa'da devam etmek istiyoruz'' şeklinde konuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öner, amatör branşlar ve diğer konularda da Divan Kurulu üyelerine bilgi verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkan Yıldırım Demirören'e yapılan küfürlü tezahüratlara değinen Öner, ''Bunlar hiçbir Beşiktaşlı'nın arzu etmediği olaydır. 50 yıldır bu stada geliyorum böyle bir şey görmedim. Bu olayları önlemek için burada sayın Demirören ve yönetim kurulunun çabaları yetmez, herkesin destek olması lazım. Biz daha zor koşullarda şampiyon olduk. Yapılanlar son derece üzücüydü'' ifadelerini kullandı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-1193634520626672694?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/1193634520626672694/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=1193634520626672694&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1193634520626672694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1193634520626672694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2009/11/besiktasn-ne-kadar-borcu-var.html' title='Beşiktaş&apos;ın ne kadar borcu var?'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-1283840149448629435</id><published>2009-11-15T03:06:00.000-08:00</published><updated>2009-11-15T03:10:46.395-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İngiltere'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Elano Blumer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Brezilya'/><title type='text'>Elano Milli Takım'da ASLAN!</title><content type='html'>Futbolda iki dünya devi Brezilya ve İngiltere Katar'ın başkenti Doha'da özel maçta karşı karşıya geldi. &lt;br /&gt;Khalfi Stadyumu'ndaki mücadele 1-0 Brezilya üstünlüğü ile bitti. Maçın tek golünü 47. dakikada Nilmar Honorato da Silva kafa ile kaydetti. Nilmar'ın bu golünde asist Galatasaray'da futbol hayatına devam eden ve sürekli yedek kalan Elano Blumer'e aitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de istediği forma henüz ulaşamayan ve tartışılan Elano ceza sahasına şık bir orta yaptı bu pozisyonda İngiliz defansı ve kaleci Ben Foster'ın hatası bir bakıma maçın skorunu tayin etti. Elano'nun ayakiçi ile yaptığı ortası akıl doluydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mücadelede Brezilya'da 56'da Luis Fabiano bir penaltı atışından da yararlanamadı. İngiliz defansında Wes Brown'un kaleci Foster'a göğsüyle bırakmak istediği hatalı geri pasta araya giren Nilmar'ı topu kaleye gönderecekken kendini yerde buldu. Maçın FIFA kokartlı hakemi Abdulrahman Abdou pozisyonu tereddütsüz penaltı olarak yorumlarken, bir özel maç olması sebebiyle kaleci Foster'a sarı kart göstermeyi tercih etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere'de Capello'nun öğrencilerinin ilk yarıdaki disiplinli futbolu yeterli değildi. Fenerbahçeli Dos Santos bu maç öncesi Brezilya teknik direktörü Carlos Dunga tarafından kadroya dahil edilmedi. Dos Santos'un oynadığı sol bek mevkiinde denenen isim Lyon'un formda oyuncusu Michel Bastos'du. İngiltere'de John Terry ve Frank Lampard'ın sakatlığında sahaya kaptan olarak çıkan futbolcu Wayne Rooney'di. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçtan önce bu hafta intihar ederek hayata veda eden Alman kaleci Robert Enke anısına saygı duruşunda da bulunuldu. Katar'daki maça futbolseverler yoğun ilgi gösterirken İngiltere'nin disiplinli bir oyunu tercih etmesine zaman zaman Brezilya'nın da aynı tutum içinde cevap vermesi futbol seyiri açısından maçı vasatın üzerine çıkmasını engelledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brezilya'ya oranla daha zayıf bir kadro ile mücadele eden İngiltere'nin mücadelede kaleyi bulan ilk şutunun 35. dakikada Wayne Rooney'e ait olması ise maçın gelişimini özetledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BREZİLYA&lt;br /&gt;Julio Cesar         &lt;br /&gt;Maicon      &lt;br /&gt;Lucio      &lt;br /&gt;Thiago Silva      &lt;br /&gt;Gilberto Silva      &lt;br /&gt;Michel Bastos      &lt;br /&gt;Elano *      &lt;br /&gt;Felipe Melo      &lt;br /&gt;Luis Fabiano **      &lt;br /&gt;Nilmar ***      &lt;br /&gt;Kaka ****      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YEDEKLER&lt;br /&gt;Doni      &lt;br /&gt;Fabio Aurelio      &lt;br /&gt;Luisao      &lt;br /&gt;Naldo      &lt;br /&gt;Dani Alves (64) *      &lt;br /&gt;Josue      &lt;br /&gt;Alex Meschini      &lt;br /&gt;Lucas Leiva      &lt;br /&gt;Julio Baptista (81) ****      &lt;br /&gt;Hulk (68) **      &lt;br /&gt;Carlos Eduardo (81) *** &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İNGİLTERE&lt;br /&gt;Ben Foster        &lt;br /&gt;Matthew Upson      &lt;br /&gt;Wes Brown      &lt;br /&gt;Joleon Lescott      &lt;br /&gt;Wayne Bridge      &lt;br /&gt;Gareth Barry *      &lt;br /&gt;Jermaine Jenas      &lt;br /&gt;James Milner **      &lt;br /&gt;Darren Bent ***      &lt;br /&gt;Wayne Rooney      &lt;br /&gt;Shaun Wright-Phillips ****      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YEDEKLER&lt;br /&gt;Robert Green      &lt;br /&gt;Joe Hart      &lt;br /&gt;Stephen Warnock      &lt;br /&gt;Gary Cahill      &lt;br /&gt;Tom Huddlestone (82) *      &lt;br /&gt;Jermain Defoe (54) ***      &lt;br /&gt;Peter Crouch (82) ****      &lt;br /&gt;Ashley Young (87) **&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-1283840149448629435?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/1283840149448629435/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=1283840149448629435&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1283840149448629435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1283840149448629435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2009/11/elano-milli-takmda-aslan.html' title='Elano Milli Takım&apos;da ASLAN!'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-3263190095008320904</id><published>2009-11-04T23:46:00.000-08:00</published><updated>2009-11-04T23:53:32.638-08:00</updated><title type='text'>Ercan Taner 'Raul' desene..desene..desene-ee</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/Suo8Omz_JlI/AAAAAAAAQ4w/0PuZzPcORLk/s400/ds.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 292px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/Suo8Omz_JlI/AAAAAAAAQ4w/0PuZzPcORLk/s400/ds.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İyi ve deneyimli bir futbolsever gözünü bağlasanız seyircinin çıkardığı sesten bile maçı yorumlayabilir. Oyundaki her aksiyona farklı bir ses üretir fanatik bir gırtlak; buna ‘tribün efekti’ denir. Bendeniz iddialıyım bu konuda; herhangi bir Beşiktaş maçında gözlerimi bağlasanız yüreğimi dağlasanız bilirim ne olduğunu. O homurtu ya da coşkulanma seslerinden oyuncu değişikliğini bile tahmin edebilirim. ‘Kurtlar vadisi-pusu: Acı son’ değilse bu maçın manşeti kesinlikle ‘sahibinden acil kiralık Serdar Özkan’ olmalı derdim ve derdim. Adam asmaca değil eğer öyle bir ihtimal kaldıysa Serdar’ı kazanmaktır zira yeteneklerini ısrarla bizden gizleyen bu genç arkadaşımız ne yazık ki tribünlerin negatif enerjisinin hem odağında hem de tetikleyeni durumundadır. Daha anlaşılır bir ifadeyle ve tribün türkçesiyle bu oyuncuya fena halde uyuz ve tahammülsüzüz; büyük Beşiktaşlı atom karıncaya eti senin kemiği benim cinsinden teslim edilebilir, Eskişehir aklıma gelen en iyi seçenek Serdar için. Keşke Yılmaz Büyükerşen hocamız Beşiktaşlı olsaydı; aday olsaydı, kazansaydı. Soğuk ve hissiz bir kenti nasıl da yaşayan gülümseyen ve akan bir suya çevirdi; Porsuk çayından yapay deniz olur Serdar’dan adam olmaz dememek lazım... Yeni bir Batuhan modeli kısaca; Eskişehirspor Rıza adamımızın sayesinde Beşiktaşımızın geri dönüşüm kutusu işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok Hakan Arıkan için üzüldüm maça, ne yazık ki ‘Ben Rüştü ağabeyimin yedeğiyim’i bilincine kazımış olmalı ki rakibin iştahını kabartacak bir bilinçsizlik içindeydi. Birinci kaleci olamadığını gösterdi; ben ne zamandır yakıştırırdım oysa. Sorun tek tek oyuncular üzerinden gidilerek çözülecek bir sorun değildir. Sorun mabedin ‘en orta yerinde’, şeref tribününde ‘büyük bir yangın’ tehlikesinde hatta ‘yandı bitti kül oldu’nun arefesindeyken Beşiktaşımız orada öylece durmaktadır. Kah sevinçten hırstan çıldırır yumruk sıkar totem yapar, kah sinirlenir taraftarına el kol hareketi. Başımız başkanımızdır ne yapsa yeridir; yeri artık iyice anlaşıldığı üzere orası değildir. Beşiktaş bir oyuncak olsaydı kıyamaz ve kimselerle paylaşmazdım ben onu; Beşiktaş’ı yönetmek de çocuk oyuncağı değildir işte. Ah, Adile Naşit’imiz vardı benim çocukluğumun ‘Adile Teyze’si; uykularımızdan önce çıkardı siyah-beyaz televizyonuma masallar anlatır, öğütler verir, gülücükleriyle beraber sevgisinden dağıtır, içimizi ısıtırdı. Merakla beklerdik, sonuna geldiğinde programın isimler sayardı; “Ece, Elif, Barış, Metin, Ali, Feyyaz, Zeynep, Onur, Aydın, Deniz, Mahir, Yusuf, Nuri, Bilge, Ceylan...” O zamanlar Feridun’dum kısaca Fe değildim, adımı onun o güzel sesinden duymaya can atardım; hiç anmadı adımı ışığı bol olsun. Futbol çocukluğumuzun devamıdır, oyun düşkünlüğümüzün aynası. Beşiktaşlı’nın kaderi bu aralar; düş kurmak rüya görmek kadro dışı, Teyyocan’dan bile formsuz kabuslarımız ilk onbir mütemadiyen. Öfkeli, iri bir adam çıkıyor full kadraj ekranımıza ayaküstü uyutuyor bizi; yakın geçmişimizden isimler sayıyor yüzünde ihtiraslı ve münzevi bir gülüş, bir bıyıkaltı iştah ama bıyıksız: “Yula, Gordon, Higuen, Rikardinyo, Runye, Baki, Ali, Tan, Doğan, Zapotoçni, Sivok, Fink, Sinan, Okan, Berkant, Diyatta, Huanfıran, Del Boske, Tigana, Ertuğrul, Rıza, Mustafa, Tuna, Seriç, Yozgatlı, Ayilton, Fatih Sonkaya, Adem Dursun, Burak .....” Beş yılda sadece bonservislerine 70 milyon yuro ödenen ve büyük çoğunluğu uzay boşluğunda kaybolan isimler zinciri. Titan saadet zincirinden acıklı. Özet: Olanları birbirine bağlıyorum, mütemadiyen ağlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçı ülkesi adına anlatan Alman tiviciye boşuna yüklenmiş medyamız; Benim adamda gördüğüm medyamızın gaza getirircesine yazdığı gibi ‘sınırları zorlayan bir küstahlık’ değil müthiş bir futbol zekasıdır. ‘Beşiktaş’ta her şey tesadüf üzerine kurulu; benim oturduğum yerden bir sistemleri görünmüyor’ demiş Klauscan, defansta doğru olan bir şey yok demiş Fink’in Almanya geçmişinden hatırlatmalar yapmış ve onu bir Şampiyonlar Ligi maçında görünce şaşırdığını söylemiş sadece. Mustafa hocamız bizler ahkam kesince “Kimse benim kadar yaşamıyor Beşiktaş’ı” deyip kestirip atıyor nacizane önerim bu Yurgen oğlandan faydalansın. Adamcağız doksan dakikada Beşiktaş’ın en gerçek fotografını çekmiş sadece belli ki uzun pozlamış. Aferin helal hatta danke. ‘Bu Beşiktaş seyircisinin bu ülkede bile benzeri yok’ diyerek bal da çalmış dudaklara, oh. Lakin ben tribün efektinin de değişmesi gerektiğini savunurum. ‘Kartal gol gol gol’ tezahüratının ‘kargolgılgugıl’ şekline dönüştüğü an, ümitlerin bittiği ve kaosun İnönü üzerinde ‘yaprak dökümü’ndeki kaynana gibi sırıttığı andır. Kongre öncesi ve sonrası yeniden yapılanma sürecine taraftar grupları da el atmalı söylem, makam ve repertuvar acilen değişmelidir artık. Bunu bilir bunu söylerim. Kahramanımız Alman gazetecinin ‘Yeter Demirören’ yorumu bu kadar zekice bu kadar çarpıcı olabilirdi ancak: “Beşiktaş tribünleri şu anda heyecanla bağırmaktalar ama iyi mi kötü mü anlaşılmıyor; bence kötü birşey söylüyor gibiler” demiş. Bazen hayat yüz vermez; doğruyu haykırmak bile işe yaramaz. Değiştiremiyorsan değişeceksin. En büyük acıyı en çok seven çeker ve iş yine taraftarın cefasına vefasına düşer. Düşen bir Serdar görürsen beni hatırla demiştin; biliyorsun seni ben İnönü’de sevmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türksel ligi iki bin on sezonu Beşiktaşımız için kapanmıştır. Dileyen başka liglere temayül edebilir, yeni sezona dek başka ligden takım tutabilir. Milliyetçi Beşiktaşlılar için Finlandiya liginden Turku ya da İtalya Seri B’den Gallipoli, Nihilist Beşiktaşlılar için Kimki, Trakyalılar içinse Portekizden Germinal Be yav takımlarını öneriyorum. Ben La Liga’ya dönüyor ve ikincil takım Barselona’yla avunuyorum. Beşiktaşımı yüreğimde saklıyor ve bugünden kötü olmaması için dualar, totemler ediyorum. İtiraf olsun ki düpedüz şezlonk yazarıyım gayrı ve bu sezondan tek beklentim La Liga’daki düşman Real maçlarını hep sevgili Ercan Taner’in anlatması ve bize bol bol aşkla tutkuyla ihtirasla ‘Raul’ demesi olacaktır. Futbol bazen sadece futbol değildir bazen de hayatın merkezi olmamalıdır. Olunca acı çekiyoruz Ferit; seninle insan sevmeye korkuyor. Bu aşk içimde kah kanayan yara kah yarayan kana olarak sürecek ve ben dilimin döndüğünce seveceğim seni içimden. Yalan söyleyen Antep’e başkan olsun. Stop!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-3263190095008320904?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/3263190095008320904/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=3263190095008320904&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/3263190095008320904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/3263190095008320904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2009/11/ercan-taner-raul-desenedesenedesene-ee.html' title='Ercan Taner &apos;Raul&apos; desene..desene..desene-ee'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/Suo8Omz_JlI/AAAAAAAAQ4w/0PuZzPcORLk/s72-c/ds.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-3021700973838236183</id><published>2009-11-03T14:18:00.000-08:00</published><updated>2009-11-03T14:19:11.527-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derbi'/><title type='text'>Derbide yabancı madde atanlar yakalandı</title><content type='html'>Fenerbahçe-Galatasaray maçında sahaya atılan yabancı maddeler nedeniyle 2 maç seyircisiz oynama cezası alan Fenerbahçe yönetimi sahaya bu maddeleri atan 8 Fenerbahçeli taraftarı fotoğraflar ve görüntülerle tespit etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İlişkili fotoğrafları göster  &lt;br /&gt;NTV Spor ve Ajanslar&lt;br /&gt;Güncelleme: 21:37 TSİ 03 Kasım. 2009 Salı&lt;br /&gt;Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda oynanan Galatasaray maçında sahaya atılan yabancı maddelerle ilgili olarak Fenerbahçe Kulübü detaylı bir tespit çalışması yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerce süren titiz çalışmalarda önce sahaya atılan yabancı cisimlerin tribünlerin hangi bölgelerinden geldiği belirlendi. Daha sonra güvenlik kameralarının görüntüleri ve fotoğraflar üzerinde yapılan ayrıntılı incelemede sahaya yabancı cisim atanların oturduğu koltuklar ve stada giriş yaptıkları kapılar da tespit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stadın farklı tribünlerinden sahaya yabancı cisim attığı belirlenen 8 kişinin fotoğrafları ve görüntüleri Fenerbahçe Kulübü tarafından İstanbul Valiliği Spor İl Güvenlik Kurulu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Spor Asayiş Bürosu'na ve Türkiye Futbol Federasyonu'na verilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe Kulübü sahaya yabancı cisim attığı saptanan 2 kişinin kombine kart sahibi taraftar olduğunu da belirledi. Bu kişilerin kombine kartları da iptal ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca kulübün uğradığı maddi zararlar nedeniyle bu kişiler hakkında yasal başvuru yollarına da müracaat edileceği bildirildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-3021700973838236183?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/3021700973838236183/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=3021700973838236183&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/3021700973838236183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/3021700973838236183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2009/11/derbide-yabanc-madde-atanlar-yakaland.html' title='Derbide yabancı madde atanlar yakalandı'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-8915980406499386113</id><published>2009-11-03T14:16:00.001-08:00</published><updated>2009-11-03T14:16:37.495-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gökhan Gönül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><title type='text'>Fenerbahçe gönüllüsü: Gökhan Gönül</title><content type='html'>Ankara'dan İstanbul'a yaptığı geçiş, Türk futboluna çok önemli bir sağ bek kazandırdı. Hem Fenerbahçe'nin hem de Milli Takım'ın sağ kulvarını müthiş bir beceri ve özveriyle kullanıyor. Gelecekle ilgili planlarında ise yine Fenerbahçe bulunuyor. "Gelir bakımından uçurumlar olmadığı sürece ben her zaman Türkiye'de hatta Fenerbahçe'de kalmaktan yanayım. Benim için bir takımda kalmak için üç tane önemli faktör var. Başkan, teknik direktör ve taraftarlar. Bunlardan bir tanesi bile beni istemezse, benim o takımda kalmamın bir anlamı olmayacaktır" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Röportaj: Türker Tozar / TamSaha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'ye geldiğin dönemdeki ilk röportajı TamSaha'ya vermiştin. Bu röportajda, aradan geçen dönemde nelerin değiştiğini öğrenmek istiyorum. O gün henüz ilk on bir oyuncusu değildin ama "Kendime güvenim olmasa Fenerbahçe'ye gelmezdim, kısa süre sonra banko oynayacağım" demiştin. Oldukça iddialı bir açıklamaydı ama dediğini de yaptın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgüveni çok yüksek bir kişiyim. Güçlü bir karaktere sahibim. Bir futbolcu oynamadığı sürece unutulur, belki de yok olur gider. Ben de bu riski göze alarak Fenerbahçe'ye geldim. Kendi bölgemde direkt oynayabileceğime inandığım için transferi gerçekleştirdim. Şu anda da ne mutlu ki ideal on birin bir parçasıyım. İlk zamanlarımda 4-5 hafta süren bir kadroya girememe dönemi yaşamıştım. Ne de olsa bir sezon öncesini şampiyon olarak tamamlamış bir ekibin oyuncularıyla rekabet ediyordum. Öncelik de bir anlamda onlardaydı. Ama ben çalıştım ve formayı kapmayı başardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımda iki dönüm noktası var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'ye gelene dek hiç milli olmamış bir oyuncu olmana rağmen geçtiğimiz sezon Milli Takım'ın olmazsa olmazları arasına girdin. Norveç maçındaki performansın unutulacak gibi değildi. İlk kez milli formayı giymiş bir oyuncudan beklenmedik bir çıkıştı. Bu konuda neler söyleyeceksin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray ve Milli Takım'da elde ettiği başarılar nedeniyle Fatih Hocayı hep kendime yakın hissettim. Onu babam gibi görüyorum. Onunla bir kez olsun konuşabilmek, en azından "merhaba" diyebilmek istiyordum. Ben onunla konuşmak için fırsat ararken, o beni Milli Takım kadrosuna çağırdı. Futbolu iyi bilenler anlayacaktır. Bir anda hiç milli olmadan, gelip de o derece üst düzey bir maçta oynamak kolay değil. Fenerbahçe'ye geldiğim ilk dönemde Şükrü Saracoğlu Stadı'nda Gaziantepspor ile bir karşılaşma yapıyorduk. Orada 50 bin kişinin önüne çıkmak beni çok heyecanlandırmıştı. Gençlerbirliği'nde taraftar sayımız parmakla sayılacak kadar azdı. Oradan gelip bir anda 50 bin kişinin önünde oynamak heyecan veriyor. O kadar insanın topun oynandığı yere baktığını düşündüğünüzde, top ayağınıza geldiği zaman psikolojik olarak bütün gözleri üzerinizde hissediyorsunuz. Maç bitip de eve gidince, kendi kendime, "Sen iyisin. İyi olmasan bu akşam sahada olmazdın" dedim. Böylece, heyecanımı yendim. Ama 2008 Avrupa Şampiyonası finallerine yükselebilmek için en kritik dönemeç olan bu maçta içimdeki duyguları düşünün. Finallere katılmak için bize mutlak galibiyet gerekiyordu. Fatih Hoca, beni kadroya davet etti ve o maçta sonradan oyuna girdim. Hayatımda iki tane dönüm noktası vardır. Birincisi, Fenerbahçe'ye imza atmam, ikincisi de ilk kez milli olduğum Norveç maçı. O karşılaşmada iyi bir oyun sergilemem, herkesin bana olan bakışını değiştirdi. Herkesi iyi bir futbolcu olduğuma inandırdım, beğenilen bir oyuncu haline geldim. Maçla ilgili aklımda kalan şeylerin tümü maç sonrasıyla ilgili. Oluşan sevinç yumağı, elde edilen başarıdan dolayı atılan sevinç çığlıkları hâlâ hafızamda. Böylesine önemli bir maçı 1-0 geriden gelip 2-1 kazanmamız beni inanılmaz mutlu etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2008 Avrupa Şampiyonası kadrosundan sakatlık nedeniyle ayrılmak durumunda kaldın. Bu durum başta sen olmak üzere herkesi üzdü. Sence o sakatlık olmasaydı kariyerinde ne değişirdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakatlanmak beni her anlamda etkiledi. Fenerbahçe'ye gelmiş, dört yıllık sözleşmemim iki yılını doldurmuştum. Avrupa Şampiyonası sayesinde daha çok tecrübe edinecek, belki takımımda aldığım ücreti arttıracaktım, belki de Avrupa'dan teklifler alacaktım. Kariyerimde, omzuma taktığım önemli bir apolet olacaktı. Çünkü şu ana dek TFF 3. Lig, TFF 2. Lig ve 1. Lig'de şampiyonluk yaşadım. Fenerbahçe'de hiç şampiyonluk görmeden, uluslararası alanda elde edilen büyük bir başarının parçası olacaktım. Ailem için de güzel bir anı olacaktı. Biliyorsunuz, futbol hayatı uzun sürmüyor. Bundan sonra 2012 Avrupa Şampiyonası var. Eğer ona kalırsak güzel. Ama kalamazsak kariyerimi noktalamadan son bir hakkım daha kalacak. Onda da 30'lu yaşlarda olacağım. Bu açıdan baktığınızda, önemli bir şey kaçırmış olduğum anlaşılıyor. Benim için çok acı bir tecrübe oldu. Sakatlığım nedeniyle kimseyi suçlamak istemiyorum. Bunun sorumlusu benim. Birkaç maç sakat olduğum halde oynadım. Bunu yapmamalıydım. O zaman bütün ağabeylerim bana akıl verdiler. "Maça ve antrenmana çıkma" diye uyardılar, önümdeki Avrupa Şampiyonası'nı hatırlattılar. Ben de onları dinlemedim ve kendi kendime zarar vermiş oldum. Fenerbahçe ile hem ligde hem de Avrupa'da önemli işlere imza atıyorduk. Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale yükseldik. Chelsea ile yaptığımız maçta 80. dakikada uzaktan attığım bir şut vardı; o vuruş gol olsa belki de takımımız yarı final oynayacaktı. Ligde de ikincilikle yetinmediğimiz için oldukça çetin bir savaş verdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'de doku uyuşmazlığı vardı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'deki ilk iki sezonunda bir Galatasaray, bir de Beşiktaş şampiyonluğu yaşadın. Sence o dönemde ters giden şeyler nelerdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geride bıraktığımız sezonda Uğur Boral'ın da söylediği gibi bir "doku uyuşmazlığı" problemi vardı. Futbolcular-teknik heyet-teknik direktör arasında bir uyuşmazlık vardı. Bunun üzerine de kötü sonuçlar geldi. Evvelki sezonda da Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale kadar yükseldik ama ligle Avrupa'yı beraber götüremedik. Çeyrek final başarısı Fenerbahçe'nin tarihinde görülmemiş bir başarı olduğu için, futbolcuların yüzde 70'inin kafası burada ilerleme kaydetmek yönündeydi. Belki de kafalarını tam olarak lige veremediler. Aslına bakarsanız, çok da kötü bir bitiriş yapmadık, ikinci olduk. Tam sebebi bilmiyorum ama inşallah bu sezon şampiyon olacağız. Hocamız Daum, futbolcular ve camiamız buna inanmış durumda. Şimdilik çok iyi gidiyoruz. Ligde üst üste maçlar kazanarak Türkiye rekorunu kırdık. En az gol yiyen takım durumundayız. Umarım bir bozulma olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daum, basın toplantılarında sürekli olarak ligdeki başarıya vurgu yapıyor. Sanırım evvelki sezonda yaşananlar, Daum'un da dikkatini çekmiş. Sizleri de bu şekilde mi yönlendiriyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun böyle olduğu apaçık ortada. Başkanımız Aziz Yıldırım'ın verdiği sözler ortada. Türkiye'de "Üç yıl üst üste takımımı şampiyon yapacağım" diyen bir başkan daha görmedim. Yıldırım, mutlaka Daum ile yaptığı görüşmelerde bunu söylüyordur. Bize de başkanın verdiği sözleri tutmak düşüyor. "Bizim için Avrupa Ligi çok önemli değil" şeklinde anlaşılmasın. Ligin paralelinde onu da götürüyoruz. Galatasaray'ın UEFA Kupası'nda şampiyonluğa ulaşmasından sonra, kulüp takımları seviyesinde ona eş bir başarı olmadı. Futbolcuların da bu konuda açlık duyduğuna eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe ile bu sezon Avrupa arenasındaki hedefleriniz neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Ligi, ülkelerinde şampiyon olamamış üst düzey takımlardan oluşan bir lig. Turkcell Süper Lig'deki takımlardan çok büyük bütçelere sahip ekipler bulunuyor. Bir futbolcuya milyonlarca dolar bonservis ödeyebilecek güçleri var. Yine de onları yakalayabileceğimizi düşünüyorum. Grubumuzda ikinci sıradayız. İçeride Twente maçı oynadık. Aslında zor bir maç değildi. 1-0 öndeyken, benim tedavim nedeniyle sahada 10 kişi mücadele ederken golü yedik. Ardından da şok bir gol geldi. Twente'yi orada bile yeneceğimize inanıyorum. Daha sonra Sheriff'i deplasmanda yendik. Sonuçta gruptan ilk iki takım çıkacak ve bizim de bunların arasında olacağımıza inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci bir Roberto Carlos gelmedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'de futbol dünyasının çok önemli oyuncularıyla birlikte oynamak sana bir şeyler kazandırdı mı? Geçirdiğin iki sezonun ardından kendini hangi noktaya gelmiş görüyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya yıldızı Roberto Carlos'la birlikte oynamak en büyük şansım. Şu an Lionel Messi ve Cristiano Ronaldo'nun bile yeri doldurulabilir ama Roberto Carlos'unki doldurulamaz. Dünyaya ikinci bir Roberto Carlos gelmedi. Onun oyun içindeki hareket ve tavırlarından çok şeyler öğrendim, hâlâ da öğreniyorum. Futbolda tecrübe çok önemli. İki sezondur Süper Lig'de oynuyorum. O ise 15-20 senedir dünyanın en iyi liglerinde top koşturuyor. Buna Dünya Kupaları ve Şampiyonlar Ligi gibi üst düzey organizasyonları da ekleyin. Böyle yıldızlar kolay kolay Türkiye'ye gelmiyor. Sonra bir Alex var. Bana göre futbolun profesörü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sence bu sezonun en iyi transferi kim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre taraftar. Çünkü geçmiş yıllarda, çoğunlukla maçı izleyen, gol olduğunda alkışlayan bir taraftar kitlesi vardı. Şimdi verdikleri destek çok daha geniş ve coşkulu. Bunu bariz şekilde hissedebiliyorsunuz. Hem rakip takım hem de hakem üzerinde baskı oluşturabilecek bir derecede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe defansında Edu-Lugano birlikteliği döneminde çok iyi bir defans dörtlüsü vardı. Verimliydi. Şimdi yeni bir ikili var. Bu ikilinin de birbiriyle verimli çalıştığını görüyoruz. Siz de birbirinize kolay adapte oldunuz değil mi? Bunda Daum'un rolü var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilica zaten geçen sezon Sivasspor'da yaptıklarıyla kendini ispatlamış ve ligi tanıyan bir oyuncu. Hangi takıma "Turkcell Süper Lig'den hangi stoperi alırdınız?" diye sorsaydınız, "Bilica" cevabını verirdi. Bilica'nın da partneriyle, defans bloğuyla ve kalecisiyle olan uyum süreci tamamlanmak üzere. Zaten yediğimiz gollerin azlığı da bunun kanıtı. Artık kimin nasıl pas istediğini ve aldığını da öğrendi. Defansın göbeğinde bazen değişiklik de olabiliyor. Önder-Lugano, Önder-Bilica eşleşmeleriyle oynadığımız maçlar da oldu. Sonuçta, alternatifli bir kadromuz var. Artık yabancı sınırlamasına takılıyoruz. Bazen Roberto Carlos yedek kalabiliyor, bazen de Bilica ya da Lugano.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daum hırs getirdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daum'un Fenerbahçe'yle getirdiği yenilikler neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En azından takıma hırs getirdi. Şampiyonluğu ne kadar istediğini gözlerinden anlayabiliyorsunuz. Bunu da her seferinde takıma anlatmaya çalışıyor. Bu da bizi olumlu yönde motive ediyor, ayrı bir sorumluluk hissetmemizi sağlıyor ve verimimizi yükseltiyor. Sonuçta yaptığınız işten keyif alırsanız, ortaya çıkardığınız sonuç da iyi oluyor. Daum, futbolcularla iç içe. Bu konuda Aragones'e nazaran takımımızda büyük fark oldu. Daum, antrenmanın neşeli geçmesi için her şeyi yapıyor. Sürekli bizi mutlu edecek espriler ve oyuncuları birbirine kaynaştırmak için fikirler üretiyor. Bu sayede arkadaşlık pekişiyor. Herkesin yorum yaptığı gibi Fenerbahçe'de Türkler ve yabancılar arasında bir ayrılık yok. Ben Alex'i, Roberto Carlos'u ve Kazım Kazım'ı da onlarla vakit geçirmeyi de seviyorum. Onların da bizi sevdiğinden eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli Takımımız Dünya Şampiyonası finallerine katılma hakkını yitirdi. Bunun en önemli sebepleri sence neydi? Bu finallere katılamamakla Türkiye'nin ve kişisel olarak senin neler kaybettiğini düşünüyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk futbolu çok olumsuz etkilenmeyecektir. Bosna-Hersek play-off'lara kalsa da bize ezici bir üstünlük sağlayamadan bunu başardı. Grupta bizim kafa kafaya oynadığımız birçok maç oldu. İspanya'yı deplasmanda yenebilir, en kötüsü berabere kalabilirdik. İstanbul'da ise onları neredeyse deviriyorduk. Ummadık anda iki gol yedik. Olmadı, şanssızlık diyelim. Deplasmanda oynanan Bosna-Hersek maçında belki de 15 gol pozisyonuna girdik. Ama olmayınca olmuyor işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin kısa ve uzun vadeli hedeflerin neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa vadede takımımdan sakatlık ya da diğer nedenlerden ötürü ayrı kalmadan düzenli olarak ilk on birde forma giymek istiyorum. Uzun vadede bakarsak, biliyorsunuz Fenerbahçe ile 5 yıllık yeni bir sözleşme imzaladım. Bu epeyce uzun bir süre. Bonservisim önemli bir bedel tutuyor. Bu parayı ancak üst düzey bir kulüp verebilir. Yine de arada gelir bakımından uçurumlar olmadığı sürece ben her zaman Türkiye'de hatta Fenerbahçe'de kalmaktan yanayım. Sonuçta futbolu ailemize bakmak için oynuyoruz ve ekonomik anlamda bizi rahat ettirecek koşulları arıyoruz. Her koşul gerçekleşirse, beni üst noktaya taşıyacak, kendimi geliştirebileceğim bir kulübe gitmek isterim. Benim için bir takımda kalmak için üç tane önemli faktör var. Başkan, teknik direktör ve taraftarlar. Bunlardan bir tanesi bile beni istemezse, benim o takımda kalmamın bir anlamı olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir röportajında "İstanbul'u sevmiyorum" gibi bir ifade kullanmıştın. Nesini sevmiyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aslında kentle alakalı bir yorum değildi. Biliyorsunuz, İstanbul'un üç büyük takımının maçları daima televizyondan canlı veriliyor ve oyuncuları sürekli ön planda oluyor. Sürekli onlarla ilgili ama doğru ama yanlış birçok haber üretiliyor. Bir dönem, bu benim başıma büyük sıkıntı oldu. Arka arkaya benimle ilgili yalan haberler yazdılar. O zamanlar eşimin verdiği yoğun destekle bu süreci atlattım. Hatırladıkça hâlâ sinirlenirim. Böyle bir durumda o gazetenin muhabirine hiç konuşmuyorum. Bir şekilde savunma mekanizması geliştiriyorum. Herhalde böyle sıkıntılı bir dönemin üzerine yaptığım bir açıklamadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşim benim her şeyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boş vakitlerinde neler yapıyorsun? Film izleme alışkınlığına yeni hobiler ekledin mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece hayatını sevmeyen bir insanım. Sadece özel günlerde dışarı çıkarım. Örneğin doğum günleri, evlilik yıldönümleri ya da takımın elde ettiği özel bir başarıdan sonra kutlama. Genelde antrenman-ev arası gider gelirim. Bazen eşimle sinemaya gideriz, bundan önce de bir yemek yeriz. Zaten maçlardan ve kamplardan sonra futbolcunun bir hayli boş vakti oluyor. Bu vakitleri de evde film izleyerek değerlendiriyorum. Genelde gerilim ve aksiyon tarzı filmlerden hoşlanıyorum. Ayrıca, dinimizle ilgili okumayı seviyorum. Peygamberimizin neler yaptığını araştırıyorum. Ölüm ve gerçek arasındaki farklarla ilgili okumalar yapıyorum. Arabamla gezmeyi severim. Bir de eşimle birlikte puzzle yapıyoruz. En son 5 bin parçalık bir tanesinin yapımına başladık. Eşim benim her şeyim. O benim hem eşim, hem sevgilim hem de arkadaşım. Onu çok seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönemlerde izleyip de seni etkileyen veya gösterime girmesini beklediğin film var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz mevsimi genelde sinemanın durgunluk dönemidir. O yüzden beni etkileyen iyi bir yapım görmedim. Şimdi "2012" isminde bir felâket filmi geliyor. Bu arada izlediğim ya da izleyeceğim filmin konusuyla ilgili olarak mutlaka araştırma yaparım. Örneğin, bu 2012 filmini araştırırken de bazı insanların 2012 yılında dünyanın sonunun geleceğine inandıklarını ve hayatlarını buna göre düzenlediklerini öğrendim. Ayrıca, duygusal filmleri pek sevmiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-8915980406499386113?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/8915980406499386113/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=8915980406499386113&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8915980406499386113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8915980406499386113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2009/11/fenerbahce-gonullusu-gokhan-gonul.html' title='Fenerbahçe gönüllüsü: Gökhan Gönül'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-3522143216686429360</id><published>2009-11-03T14:13:00.000-08:00</published><updated>2009-11-03T14:15:32.086-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='wolfsburg'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beşiktaş'/><title type='text'>Beşiktaş 0-3 Wolfsburg</title><content type='html'>Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi B Grubu'ndaki dördüncü maçında VfL Wolfsburg'a 3-0 mağlup oldu. BJK İnönü Stadı'nda oynanan karşılaşmada VfL Wolfsburg'un gollerini 14. dakikada Misimovic, 80. dakikada Gentner ve 87. dakikada Dzeko kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B Grubu'nda oynanan günün diğer maçında ise Manchester United ile CSKA Moskova, 3-3 berabere kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncü maçlar sonunda Şampiyonlar Ligi B Grubu puan cetveli şu şekilde oluştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Manchester United&lt;br /&gt;10&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Wolfsburg&lt;br /&gt;7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- CSKA Moskova&lt;br /&gt;4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Beşiktaş&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçtan Dakikalar&lt;br /&gt;8. dakikada Gentner'in sol çaprazdan sert şutunda, kaleci Hakan uzanarak topu çeldi. Altıpasta kalan topu rakibinden önce Sivok uzaklaştırdı.&lt;br /&gt;10. dakikada Misimovic'in uzak mesafeden şutunda, kaleci Hakan yine yatarak topu kontrol etti.&lt;br /&gt;11. dakikada Misimovic'in sağdan kullandığı korner atışında, ceza alanı içinde boş pozisyonda Ricardo Costa topla buluştu. Bu oyuncunun kafa vuruşunda meşin yuvarlak auta gitti.&lt;br /&gt;14. dakikada Misimovic, Beşiktaşlıların müdahale edemediği pozisyonda, rahat ve düzgün bir vuruşla topu filelere gönderdi: 0-1&lt;br /&gt;15. dakikada Tabata'nın sol çaprazdan sert şutunda, kaleci son anda meşin yuvarlağı kornere çeldi.&lt;br /&gt;16. dakikada Martin'in ceza alanı içinden vuruşunda, Ferrari'ye çarpan top kornere gitti.&lt;br /&gt;24. dakikada Riether'in sağ çaprazdan ortasında, altıpasta topla buluşan Misimovic, kolay pozisyonda meşin yuvarlağı kale yerine auta attı.&lt;br /&gt;34. dakikada Bobo'nun ara pasında, ceza alanı içinde sağ çaprazda topla buluşan Serdar Özkan, meşin yuvarlağı kötü bir vuruşla auta gönderdi.&lt;br /&gt;38. dakikada Ekrem'in soldan ortasında, ceza alanı içinde topla buluşan Bobo kafayı vurdu, meşin yuvarlak üstten auta gitti.&lt;br /&gt;Wolfsburg, mücadelenin ilk yarısını 1-0 önde tamamladı.&lt;br /&gt;55. dakikada Tabata'nın ceza alanı önünden şutunda, top üstten farklı bir şekilde auta gitti.&lt;br /&gt;66. dakikada Tello'nun sol çaprazdan ortasında, savunmadan seken topu ceza yayı üstünde önünde bulan Tabata'nın bekletmeden şutunda, meşin yuvarlak yandan farklı bir şekilde auta çıktı.&lt;br /&gt;72. dakikada Misimovic sağ çaprazdan kullandığı serbest atışta, orta yerine topu kaleye attı. Kaleci Hakan son anda meşin yuvarlağa sahip oldu.&lt;br /&gt;Aynı dakikada Fink'in ceza alanı içinde sağ çaprazdan yerden şutunda, kaleci topu kornere çeldi.&lt;br /&gt;77. dakikada yine Fink'in ceza alanı önünden şutunda, top yandan az farkla auta gitti.&lt;br /&gt;80. dakikada ani gelişen Wolfsburg atağında Dzeko, kaleci Hakan ile karşı karşıya kaldı. Bu oyuncunun vuruşunda meşin yuvarlak Hakan'dan dönerken, Gentner, meşin yuvarlağa sahip oldu. Hakan'ın müdahale etmek istediği topu aşırtma bir vuruşla filelere atan Gentner, farkı ikiye çıkardı: 0-2&lt;br /&gt;87. dakikada Misimovic, Dzeko'yu yine savunmanın arkasında topla buluşturdu. Boşnak oyuncu, kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda güzel bir vuruşla meşin yuvarlağı kalecinin solundan filelere göndererek durumu 3-0 yaptı.&lt;br /&gt;Beşiktaş, karşılaşmadan 3-0 yenik ayrıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stat: BJK İnönü&lt;br /&gt;Hakemler: Alberto Undiano Mallenco, Fermin Martinez Ibanez, Juan Carlos Yuste Jimenez (İspanya)&lt;br /&gt;Beşiktaş: Hakan, İbrahim Kaş, Sivok, Ferrari, İbrahim Üzülmez (Dk. 78 İsmail), Ekrem, Fink, Uğur, Serdar Özkan (Dk. 46 Tello), Tabata (Dk. 68 Nobre), Bobo&lt;br /&gt;VfL Wolfsburg: Benaglio, Riether, Ricardo Costa, Madlung, Schafer, Hasebe (Dk. 46 Pekarik), Josue, Misimovic (Dk. 89 Santana), Gentner, Martins (Dk. 69 Dejagah), Dzeko&lt;br /&gt;Goller: Dk. 14 Misimovic, Dk. 80 Gentner, Dk. 87 Dzeko&lt;br /&gt;Sarı Kartlar: Dk. 36 İbrahim Kaş, Dk. 49 Tello, Dk. 59 Uğur, Dk. 90 Sivok (Beşiktaş), Dk. 43 Misimovic (Wolfsburg)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Anadolu Ajansı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-3522143216686429360?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/3522143216686429360/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=3522143216686429360&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/3522143216686429360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/3522143216686429360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2009/11/besiktas-0-3-wolfsburg.html' title='Beşiktaş 0-3 Wolfsburg'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-2163363483064221439</id><published>2009-04-11T01:05:00.000-07:00</published><updated>2009-04-11T01:06:30.219-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Uğur Yücel'/><title type='text'>Uğur Yücel ile futbol, sinema ve hayat üzerine</title><content type='html'>"Teknik direktörlük, sırtında senfoni orkestrası taşımak gibidir"&lt;br /&gt;Onu tanıtmak için filmlerini saymanın ya da ödüllerini alt alta dizmenin bir anlamı yok. Zaten o da bunlarla tanımlamıyor hiç kendisini. Bir Boğaz köylüsü olduğunu söylüyor. Canlandırdığı her rolle ya da daha doğru bir ifadeyle girdiği her kimlikle gönlümüzde daha da parlayan bir yıldızdan bahsediyoruz. Sokaktaki insana da konservatuar öğrencisine de sorsanız, her zaman en iyi oyuncular listesinin baş sıralarında yer alır. Üstelik sadece oyuncu değil, aynı zamanda yönetmen, müzisyen ve yazardır. Fakat bunların çok göz önüne çıkarılmasını da sevmez. Yıldırım Türker'in deyimiyle "Dünyanın her halini ve anını alınarak yaşayan" bir buralıdır. Sohbeti de sanatçılığı gibi doğal, samimi. Büyük ustayla futbol-sinema-hayat ekseninde sohbet ettik.&lt;br /&gt;Röportaj: Cem Zamur / TamSaha&lt;br /&gt;Fotoğraflar: Ziynet Özen&lt;br /&gt;Futbolla ilk teşrik-i mesainiz nasıl ve hangi şartlarda oldu?&lt;br /&gt;Mahallede. Sokakta ayaklarının üstünde duran her çocuk topa vururdu. Bizim evin üst katında balkon vardı ve ilk topa o balkonda vurmuştum galiba. İlk maç yaptığım arsa hâlâ boş, ama top oynanmadığından iyice engebeli. Çivili ayakkabı geyiğine hiç girmemeyim. Kramponlu ayakkabılarda yüzlerce çivi olmaz mıydı ama?&lt;br /&gt;Nakkaştepe'de mezarlık manzaralı toprak saha vardı. Kuzguncuklu gençlerle orada top peşinde koşturduğunuz oldu mu?&lt;br /&gt;Olmaz olur mu? Her gün maç yapardık arsalarda. Biz yukarı mahalleliydik. Maçlarımızı dereboyunda yapardık. Ama o sahada "Kuzguncuk Kupası"nı kazanmıştı bizim takım. Yenilmez armada 11 Yıldız'ı yenmiştik. İddiasız gözüken bir takımdık ama şampiyon olduk. İki takım arasında Kocaeli-Galatasaray gibi bir fark var. O saha küçüktür. Altı kişilik takımlar. Neyse, biz şaşkınız, 11 Yıldız'ı yeniyoruz. Gol attıkça şaşırıyoruz. Galip geldik. En görkemli anım budur o sahaya dair. Ha bir de sahadan yokuş aşağı, Gazhane'ye doğru usturuplu inersen, ilk gençlik flörtleri için sota yerdir.&lt;br /&gt;Edep, saygı eğlence kalmadı&lt;br /&gt;Kendinizi bir "Boğaz köylüsü" olarak tanımlıyorsunuz, bir "Boğaz köylüsü" futbola bakınca neler görüyor şu anda?&lt;br /&gt;Eski adamlar gibi konuşacağım ama edep, saygı, eğlence kalmadı. Spor gibi değil. Başka bir şey şimdi. Dünyada garip bir seyirci yarattılar. Tribünlere karşılaşma izlemeye değil, kafayı yarmaya gidiyor milletler...&lt;br /&gt;Peki, Kuzguncuklu biri niçin Beşiktaşlı olur, atadan deden kalan bir miras mı söz konusu, yoksa düşünerek, ikna olarak, yürekten bağlanılan bir vecd hali mi?&lt;br /&gt;Babadan gelme. Benim oğlum da Beşiktaşlı oldu. Ama eşimin teyzesinden dolayı. Teyzemiz maçları da kaçırmaz televizyonda... Net hatırladığım bir şey var. Belki 4 yaşında filandım, bana forma giydirmişlerdi babamın arkadaşları ve Mithatpaşa'ya götürmüşlerdi. Tribüne bir futbolcu geldi, beni tribünden alıp kucakladı, öptü ve tekrar babama verdi. Yıl 1961-62 filan. Evet, golcü Güven Önüt'tü bu futbolcu. Benim bu anlamda ilginç bir kaderim var. İzci takımının da maskotu yapmışlardı beni. Çok ciddi bir çocuktum. Gerçekten uygun adım yürürken bütün ahali çığlık atardı. Bak nerelere gittik.&lt;br /&gt;Çocukluğunuzda eski adı Marko Paşa İlkokulu olan, Kuzguncuk İlkokulu'nda okumuşsunuz. Harika manzaralı yerlerde okuyup, yaşayıp, top oynamışsınız. Şimdinin çocukları için bu top oynama/oynayamama durumunu değerlendir misiniz?&lt;br /&gt;Ne yazık ki Kuzguncuk'ta oturmuyorum artık. Oraya gitmek bana keder veriyor. Neredeyse sülalemizin bütün büyükleri Nakkaştepe'de yatıyor. Bana köyüm kabristan gibi geliyor. Çocukların topla ilişkisi elbette farklı şimdilerde. Bizim oyuncaklarımız şimdiki gibi akılları baştan çıkaracak güzellikte değildi. Play station karşısında transa giriyorlar. Biz yırtık pırtık toplarla oynardık. Hele bir de forma bulduysak, koruda maça çıkmak Wembley'e çıkmak gibiydi. Biz eve acıkıp geberince girerdik. Oysa onların evden çıkmamaları için bir sürü nedeni var.&lt;br /&gt;Oğlunuzla baba-oğul top oynamışlığınız var mı?&lt;br /&gt;Ona topa vurmayı ben öğrettim. Karşılıklı çok top oynadık. Bu arada oğlum 24 yaşında. Tam kafa arkadaşım. Beşiktaş semtine de çok takıldı büyürken. Eski-yeni karşılaştırması yapılıyor bu sorulara cevap verilirken ister istemez. Ben oğlumun jenerasyonunu beğeniyorum. Sorunum siyasi sistemlerle ilgili.&lt;br /&gt;Spor medyasını takip ediyor musunuz, var mı öyle "Arada muhakkak okurum" dediğiniz spor basınından kalemler?&lt;br /&gt;Spor sayfalarına biraz uzak duruyorum galiba. Agresif manşetleri, ırkçı dilleri var. Ama yorumlarını okuduklarım var. İlk aklıma gelenler, İbrahim Altınsay, Mehmet Demirkol, Uğur Meleke. Farklı yazıyorlar ve futbolu yazmaktan keyif alıyorlar. Lezzetli ve bilgili yazılar.&lt;br /&gt;11 mekanik adam, lezzetsiz futbol&lt;br /&gt;Eduardo Galeano şöyle bir lâf etmiş 2006 Dünya Kupası'ndan sonra; "Kim olduğunu hatırlamadığım biri 2006 Dünya Kupası'nı şöyle özetliyor: Oyuncular hâl ve tavırlarıyla örnek insanlar. İçki içmiyorlar, sigara kullanmıyorlar, futbol oynamıyorlar." Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, gerçekten futbol değişik bir şey olmaya doğru mu gidiyor?&lt;br /&gt;Eğlenceli biri bu lâfı eden. Sahiden bazı maçlar ne kadar katı ve oyunsuz geçiyor. Lezzetsizliği kastediyorum. Fakat taktik-zekâ şimdi farklı. Eskiden yine topla oynanırdı, ama şimdi futbolcu bir an önce topu en doğru yere uzaklaştırmak zorunda. Eskiden her türlü stilde oynanırdı top. Cambazlara rağbet büyüktü. 11 futbolcu birbirinden farklıydı oyun türü açısından. Şimdi bazen 11 mekanik adam görüyorsunuz. Top cambazı koşmuyorsa, doğru yerlerde, doğru zamanda olmuyorsa ve ciğeri ağzında dolaşmıyorsa kulübede oturuyor. Bu arada Manchester United ve Barcelona'yı tutuyorum. Fakat son zamanlarda en etkilendiğim takım Metalist Kharkiv oldu. Bilmem futbol adamları katılır mı buna? Büyük bir takım olmayabilir dünyada, ama izlemesi çok zevkliydi. Beşiktaş'ı ezmişti. Zaten deprem yarattılar o zaman. Yeniliyor olsanız bile karşı takımın oyunundan haz almalısınız. Eğer hakkıyla ve üstünlükle oynuyorlarsa. Sporseverlik budur.&lt;br /&gt;Hülya Koçyiğit'in de Kuzguncuklu olduğunu biliyoruz. Selim Soydan'la evlendiğinde mahallenizde "Kızımızı Fenerli topçu aldı" durumları oldu mu?&lt;br /&gt;Hülya Koçyiğit mahallemizin kızı olmaktan erken çıktı. O hepimizin hayranlık duyduğu bir yıldızdı biz büyüdüğümüzde. Hayranlık duyulan bir artist kimle evlenirse evlensin taraftarlarını üzer.&lt;br /&gt;Yazı-Tura'daki karakterlerinizden birinin ismi Şeytan Rıdvan'dı. Neye göre verdiniz o ismi? Olgun Şimşek'in sarışın olmadığı da malûm ama niye Sarı Fırtına değildi örneğin o karakterin ismi?&lt;br /&gt;Karakteri yazarken Olgun'u düşündüm. Olgun da futbolculardan en çok Rıdvan Dilmen'e benziyor fiziksel özelliğiyle. Bir de büyük futbolcular sadece takımlarının değil, her futbolseverin göz bebeğidir.&lt;br /&gt;Adana ve İzmir gibi illerden Süper Lig'de takım yok, sizce neden ve olsa nasıl olur?&lt;br /&gt;Eskiden İzmir takımları fırtına gibiydi. Gözüm arıyor. Karşıyaka'ya sempati duyardım. Ama Altay bambaşkaydı. Siyah-beyaz bir kere. Adanaspor, Adana Demirspor dişli takımlardı. Doğrusu iyi sahaları olan takımların sayısı fazlalaşsın da hangi şehir olursa olsun. Ben futbolu tad almak için seyrediyorum. İyi kamera açıları olmayan bir maçı izlemek bile istemiyorum.&lt;br /&gt;Zamanında örnek aldığınız veya çok sevdiğiniz futbolcu ya da futbolcular var mıydı?&lt;br /&gt;Yoktu. Örnek alacak kadar futbol düşkünü değildim. Küçük yaştan beri sahne adamı oldum. Yusuf Tunaoğlu'nun yeri bence Brezilya Ligi'ydi. Metin Oktay'ı takdir ederdik. Mustafa Denizli de özel bir stildi. Çocukluğumdan söz ediyorum. Sonra da sevdiğim futbolcular oldu.&lt;br /&gt;Peki, sahne adamı olma yolunda hangi aktörleri-oyuncuları beğenirdiniz, örnek alırdınız?&lt;br /&gt;Küçükken Sadri Alışık'ı beğenirdim. Hem güler hem ağlardık ona. Vahi Öz. Tiyatro okulu döneminde Müşfik Kenter'i örnek alırdık. Zeki Alasya-Metin Akpınar'ın, daha doğrusu Haldun Taner'in kabaresine özenirdik. Ahmet Gülhan'ın özellikle sinirli oyunlarına çok gülerdim. Ayşen Gruda, Perran Kutman. Tabii ki Adile Naşit. Münir Özkul. Ben Ulvi Uraz, Muammer Karaca'ya da yetiştim çocukken. Hatta Dümbüllü İsmail. Nejat Uygur, Erol Günaydın, Gazanfer Özcan... Bak saymaya başladın mı tehlike ortaya çıkıyor. Birden çok sevdiği isimleri de unutuveriyor insan. Yetişkinliğimizde Şener Şen belirdi ve galiba onunla beraber de bir şeyler değişmeye başladı. Ohoo! Bayağı ciddi bir tarihe tanık olmuşuz baksana...&lt;br /&gt;Futbola dönersek, şimdilerde dikkatinizi çeken futbolcular kimler?&lt;br /&gt;Beşiktaş'ta Nobre sahadaki arzusuyla takdir ediliyor. Tello da Denizli'yle yeteneğinin tadını çıkartmaya başladı. Delgado antremanda büyülüyordur herkesi herhalde. Sahne adamlarında da vardır aynı hastalık. Provalarda harikadır, seyirci gördü mü tanınmaz hale gelir. Belli ki büyük yetenek ama hiç doyum aldığımız olmadı maçlarda adamdan. Yerli futbolcularınsa temel sorununu yıllar önce Daum söylemişti. Ben tekrar etmeyeyim.&lt;br /&gt;Hiç aklımızdan çıkmayan bir replik ve oyunculuğun önemli bir sacayağı var. Senaryosunu da yazdığınız Karanlıkta Koşanlar'da Nevzat şöyle bir cümle ediyordu: "En tehlikeli deli, hayatı idare edebilendir. Bak bize, hayat ağır geliyor, idare edemiyoruz, dağılıyoruz." Orada o duygunun gerçekliğini gözlerinizle öyle bir vermiştiniz ki, en unutulmayan oyunculuk gösterilerinden biridir. Buradan hareketle sormak istiyorum; hem oyunculuk anlamında hem bir futbol oyuncusunun gösterdiği performans anlamında, sizin için en unutulmaz pasajlar nelerdir?&lt;br /&gt;Bravo ne bellek be kardeşim! Kendime dair detaylar hatırlamıyorum. Futboldan da. Ha! Sergen'den güzel jenerikler var... Chelsea'ye attığı gol mesela. Bende en çok iz bırakan oyuncu da Marlon Brando olmuştur. Kendimle ilgili en iyi bulduğum oyunculuk örneği Alacakaranlık dizisindeki bazı sahneler olmuştur. Tahir Kemal benim en iyi oynadığım, hatta tek iyi olduğum karakterdi.&lt;br /&gt;Tahılla beslenmiş futbolcular bize mi denk geliyor?&lt;br /&gt;Beşiktaş'ı ne kadar yakından takip ediyorsunuz, tebdil-i kıyafet maça gider misiniz?&lt;br /&gt;Çok ender olarak maça giderim. Beş yılda bir-iki kez mesela. Vaktim uygun düştüğünde televizyonda her maçını izlerim Beşiktaş'ın. Fakat bana mı öyle geliyor bilmiyorum, bizim takımın ezeli bir şapşallığı var. Acaba seyircisinin sahaya çok yakın ruhta olması mı bilmiyorum. Ben geçenlerde Fenerbahçeli arkadaşlarımın isteğiyle ilk kez maça gittim. Fener maçına. Seyirci Çamlıca Tepesi'nden bağırıyor gibi. Uzaktan geliyor her şey. Galatasaray da öyle. Fakat Beşiktaş seyircisi bağrı yanıklar ordusu, adamların sesi futbolcuların ayaklarına kadar gidiyor. O mu şapşallaştırıyor futbolcuları bilmiyorum. Hep tahılla beslenmiş futbolcular mı bize denk geliyor anlamadım. Golü çakıyorlar sonra "Hadi abi bir de siz atın ya!" diye bekliyorlar. Biz çocukken zayıf takımlara gol attırır, sonra da çıkaramazdık gollleri. Tam züğürt mahalle takımları gibi. Bu ezelden beri böyledir. Bak gittikçe sinirli bir taraftar olarak gözükmeye başladım... Hadi bir de akıl verelim, orta sahada Fabian deli gibi çalışıyor ama 70'te bitiyor. O kadar yalnız ki.&lt;br /&gt;Sinema-futbol ilişkisini nasıl görüyorsunuz, var mı bağlantı noktaları? Son olarak Kusturica, Maradonalı bir film yapmıştı, sizce nasıl bir futbol filmi ilginç olabilir?&lt;br /&gt;Özellikle "tür" (genre) filmleri kahramanlar üzerine kuruludur. Bütün bol seyircili filmlerin dramatik yapısı güçlüdür. Ya da öyle olmak zorundadır. Aslında spor filmleri zafere giden engebeli ve zor yollarla örülmüştür. Sonunda sporcu ölür ya da kalır. Ama her halükarda zafer kazanıp ölür değil mi? Bu nedenle olay örgüsünün gelişimine uygundur spor filmleri. Kusturica yapıyla çok ilgilenmez. Sanırım Docu-Drama gibi bir şey olacaktır. İyi bir yönetmen Kusturica. Filmi merak ediyorum.&lt;br /&gt;Televizyonlarda birçok futbol programı var. Oralarda da oyunculuk gösterileriyle karşılaşıyor musunuz?&lt;br /&gt;Spor programı ender olarak izlerim. Maraton denk gelirse bakıyorum. Bence program açılışlarında Toroğlu biraz daha zor durumda bırakmalı Büyüka'yı. Reytingleri artar. Aslında açıkçası ikisinin de fikirleri cazip değil. Tek başına çok özellikleri yok, ama drama açısından baktığımızda karşıtlıkları çok ve her dakika biri zor durumda kalıp yumuşatmak zorunda kalıyor. Tam patavatsız Karagöz ve idare-i maslahatçı Hacivat. Bazı yorumcularsa sahiden asap bozucu. Kafalar boyundan sağa-sola sallanıyor bazısında. N'aaaber ifadesi yüzünde. Adamın konusu futbol, bir de gazetede yazıyor üstelik. Yabancı futbolcuların adlarını söyleyemiyor. Babacım senin başka işin yok ki. Spor yazarısın. Milyonların karşışına çıkıp "O şey var ya Berezilyalı şey, ık pık!" Başkası söyleyiverecek sanıyorsun, öbürü de "Abi o Berezilyalı değil. Şeyli yaaa! Hay allah Portekizli!.. Neydi hocam? Jaba mıydı? Yok hocam Yaba!" Pişkin bir cehalet değil mi bu muhabbet?&lt;br /&gt;Oyunculuğu "Elinizde keman kutusuyla dolaşmak" diye tanımlıyorsunuz. Bir anlamda futbolculuk da öyle mi?&lt;br /&gt;Bu sözü galiba yönetmenlikle oyunculuğu karşılaştırdığımda söylemiştim. Evet, futbolculuk da öyledir. Ama yönetmenlik sırtında senfoni orkestrası taşımak gibi. İster film yönet ister takım. Öyledir.&lt;br /&gt;Bir röportajınızda aktörlükten koptuğunuz günlerle ilgili, "Aktör olarak istediklerimi yapamıyordum, ama nasıl yapılacağını biliyordum" diyorsunuz. Bu bir anlamda teknik direktörlüğü hatırlattı bizlere. Siz böyle bir benzerlik kuruyor musunuz zaman zaman yönetmenlerle teknik direktörler arasında?&lt;br /&gt;Çok benzerlikler vardır. Biz de kamp yaparız. Ön hazırlık bizim için de çok önemlidir. Program, strateji üzerinedir işimiz. Motivasyon, bizde de çok önemlidir. Bir film ya da oyun boyunca her şey yolundaysa, birkaç kez gol sevincine benzer sahneler attırırsınız. Tabii ki yenilgi-beraberlik-galibiyet üçgeni de başka benzer anlamlarda çalışır bizde de. Sahneye çıkacak oyuncuların heyecanı tıpatıp sahaya çıkma heyecanı gibidir. Bizde de tünelden çıkarken oyunun nasıl gideceği anlaşılır. Seyirci faktörü neredeyse aynı derecede önemlidir. Sporcular ve oyuncular aslında benzer morallerle yaşarlar. Eğer seyirci zayıfsa, reaksiyon düşükse, sahneden inen oyuncu 5 yemiş futbolcu gibidir. Bir dahaki büyük alkışa kadar toparlanamaz.&lt;br /&gt;Benzerlik, teknik direktörün futbolcuyla ilişkisi ile yönetmenin oyuncuyla ilişkisi arasında da devam ediyor. Bu anlamda Kenan İmirzalıoğlu'nun Deliyürek'ten bugün geldiği noktaya bakınca insan şaşırıyor. Siz kâh karşılıklı oynayarak kâh yöneterek, sanki onun içindeki oyunculuk yeteneğini bulmasına yardımcı oldunuz. Örneğin en son Kabadayı'daki Devran rolünde onu izlerken, bir zamanlar arsada top oynayan yeteneklice bir çocuğun elinden tutan, ona topun nasıl oynanacağını öğreten mahalle teknik direktörünün gururunu duydunuz mu?&lt;br /&gt;Alacakaranlık dizisinde bize yakışıklı bir jön gerekiyordu, beraber çalıştığım arkadaşlar onu önerdi. Tanıştıktan sonra adamın içinde azmaya müsait durgun bir göl olduğunu gördük. Suyu bulandırdık o kadar. Yetenekli olduğunu sonradan fark ettim. Dolayısıyla ben keşfetmedim. Tabii üzerine gittik, kazandık. Her ne kadar Kenan her yerde bana olan saygısını ve minnetini dile getirse de -eyvallah ama- onun kendi başına başardığı bir iş bu oyunculuk. Hiç kimseye sezgi öğretemezsiniz. O öğrenmeye aç ve bilgiye çok saygılı.&lt;br /&gt;Beğendiğiniz teknik direktörleri ve yönetmenleri de öğrensek?&lt;br /&gt;Sir Alexander Ferguson'a çok sempati duyuyorum. Mesleğine âşık ve kendi kendine bir adam. Rafael Benitez de ona benzer ve çok dinamik zekâda biri. Arsene Wenger de teknik adamlığın çok ciddi ve derinlikli bir iş olduğunu hatırlatıyor. Film yönetmenleriyse değişik stillerden örnekler vereyim. Tarkovski ve Bergman... Coppola ve Scorsese... Zhang Yimou ve Chan Wook-Park. Bu konuda en az yirmi adamım var çok beğendiğim...&lt;br /&gt;Delişmen bir gençliğiniz olduğunu sıklıkla belirtiyorsunuz. Hatta dedenizin size "Mevsimsiz hareketler yapma" dediğinden bahsediyorsunuz. Futbol o "mevsimsiz hareketlerin" neresindeydi, şimdi neresinde?&lt;br /&gt;Topa yatkın bir adamdım, ama büyük yetenek değildim. Sakin ve teknik oynardım. Delişmen bir futbolcu hiç olmadım. Martta denize girerdim, Marmara Adası'nda tek başıma dağlara çıkardım, deli gibi dolanırdım. Dedem böyle durumlarda mevsimi hatırlatırdı. Tam deniz kıyısı adamıydım. Suya bakardım saatlerce. Yalnızlığı çok severdim. Yalnız başıma dünya turuna çıkacak kadar hevesliyim bir başınalığa. Tam finiş yaparken tekrar aynı turu atacak kadar da delişmenim, doğru.&lt;br /&gt;Yıldırım Türker malûm kaleminden her şeyi damlatan bir yazar; kimine kan, kimine bal. Sizinle ilgili çok güzel yazılar yazdı. Ne hissettiniz okurken?&lt;br /&gt;Yıldırım Türker değerli bir edebiyat adamı. Öyle bir yazarın beğenisini ya da yergisini ifade edişi de çok sesli oluyor. Birkaç kişi bana oyunculuğu hatırlattı. Gömdüğüm yeteneği mezardan çıkardı. Bunlardan biri de Yıldırım Türker'dir. O yazıyı yazdığında sadece merhabamız vardı ayrıca. Neredeyse oturup iki lâf etmişliğimiz yoktu.&lt;br /&gt;Futbol artık mertlerin oyunu değil&lt;br /&gt;Futbol dünyasının sevmediğiniz yanları var mı?&lt;br /&gt;Başkanların hırslı ve kindar yüzleri, sözleri çok itici. Futbol camiasının kullandığı mafioza jargon ve bitirim hallerinden nefret ediyorum. Futbol dünyası bizim çocukluğumuzda çok temizdi. Şimdi kirli. Hem politik açıdan hem de ekonomik açıdan kirlettiler. O nedenle futboldan soğudum. Beşiktaş'ı da mahalle çocuğu olduğum için seyrediyorum. Ama ateşli taraftar olmayı bırakmışım. Bence olan kandırılmış seyirciye oluyor. Ben futbolda da derin bir federasyon yapılanması olduğuna inanıyorum. Mertlerin oyunu değil artık futbol.&lt;br /&gt;Futbol bu çılgın dünyada nereye doğru gidiyor sizce?&lt;br /&gt;Irkçılık ilkelliktir. İnsan hâlâ çağdaşlaşamamıştır bence. Din savaşlarını aşamadı daha. Özellikle futbolu savaş malzemesi gibi kullanıyorlar. Oradan hareketle etnik kavgalar bile çıkıyor. Maçlar marşlarla değil bahar şarkılarıyla başlamalı. Orada sporcular bir karşılaşma yapacaklar ve biz bundan haz duyacağız. Salyalı küfürlerin yeri değil yeşil sahalar. Ancak gelecek zamanların aydınlanacağı inancındayım. İnsan özgürleştikçe çiçek verir.&lt;br /&gt;Son olarak futbolcu kardeşlerinize bir nasihatte veya temennide bulunur musunuz?&lt;br /&gt;Yaşlandıkça nasihat adamı olmaktan çekiniyorum. Dikkat çekmek ve temennide bulunmak daha güzel. Özellikle Türk futbolcular mesleklerinin ne kadar kısa olduğunun farkında değiller. Adamın en verimli zamanı, gidip heder ediyor kendini. Futbolu bırakınca mutlu olmak istiyorsan genç yaşta fedakârlık gerekiyor. Kaldı ki profesyonel bir iş yapıyorsun, bir şey feda da edilmiyor. 35 yaş o kadar genç bir yaş ki. Hayat oradan sonra başlasa ne olur?&lt;br /&gt;Bu arada Platini futbolu bıraktıktan sonra psikolojik sorunlar yaşıyor ve psikoloğa gidiyor. (Bu fıkra değil gerçek. Kendi anlatmış.) Psikolog buna diyor ki, "Kendini fazla önemseme, alt tarafı bütün hayatın boyunca hiçbir özelliği olmayan sıradan bir meşin yuvarlağa güzel tekmeler attın." Bir durup kendine geliyor ve "O zaman dert edecek bir şey olmadığını anladım," diyor Platini, "Hayatın tadını çıkarıyorum..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-2163363483064221439?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/2163363483064221439/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=2163363483064221439&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2163363483064221439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2163363483064221439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2009/04/ugur-yucel-ile-futbol-sinema-ve-hayat.html' title='Uğur Yücel ile futbol, sinema ve hayat üzerine'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-7330354858771977514</id><published>2009-04-11T01:03:00.000-07:00</published><updated>2009-04-11T01:04:28.713-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kocaelispor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beşiktaş'/><title type='text'>Kocaelispor 1-3 Beşiktaş</title><content type='html'>Turkcell Süper Lig 27. hafta açılış maçında Beşiktaş, deplasmanda Kocaelispor'u 3-1 yendi. Karşılaşmada Kocaelispor'un golü Agbetu'dan (Dk. 2 ) gelirken, Beşiktaş'ın gollerini Zapotocny (Dk.75), Bobo (Dk. 85) ve Yusuf (Dk.89) kaydetti.&lt;br /&gt;Maçtan Dakikalar&lt;br /&gt;2. dakikada Taner'in topuk pasıyla cezaalanı yayı üzerinde topla buluşan Agbetu'nun çektiği sert şutta, meşin yuvarlak kaleci Rüştü'nün sağından filelerle buluştu: 1-0. 6. dakikada sakatlanarak oyundan çıkan Taner'in yerine Serdar girdi. 17. dakikada Agbetu'nun sağdan yerden pasında ceza alanında kaleci Rüştü ile karşı karşıya kalan Serdar'ın vuruşunda, top kale direğinin üstünden auta gitti. 19. dakikada Tello'nun soldan kullandığı köşe atışında, ceza alanında Kocaelispor savunma oyuncularından seken topu önünde bulan Sivok'un vuruşunda, meşin yuvarlak kalenin üstünden auta çıktı. Karşılaşmanın ilk yarısını Kocaelispor 1-0 önde kapadı. 52. dakikada Kocaelispor savunma oyuncularından seken topu ceza alanı içi sol çaprazında önünde bulan Tello'nun şutunda, meşin yuvarlak kalenin yanından auta çıktı. 54. dakikada Serdar'ın sağdan ortasında, ceza alanında Murat'ın yatarak kafa vuruşunda, top kale direğinin üstünden auta çıktı. 65. dakikada Ekrem'in sağdan ortasında, ceza alanındaki Bobo'nun kafa vuruşunda, kaleci Serdar Kulbilge topu kornere çeldi. 66. dakikada ceza alanına yapılan ortada Sivok'un kafa vuruşunda, kaleci Serdar Kulbilge, köşeye giden topu uzanarak kornere çelmeyi başardı. 74. dakikada soldan ceza alanına giren İbrahim'in pasında top Sadikov'un eline çarpınca hakem Bülent Yıldırım penaltı noktasını gösterdi. Zapotocny'nin 75. dakikada kullandığı penaltı atışında, top kaleci Serdar Kulbilge'nin sağından filelere gitti: 1-1. 84. dakikada Ernst'in ceza alanı çizgisi üzerinden kaleyi karşıdan gören bir noktadan çektiği sert şutta, kaleci Serdar Kulbilge topu kontrol etti. 85. dakika Holosko'nun kafayla indirdiği topla ceza yayı üzerinde sırtı kaleye dönük vaziyette buluşan Bobo'nun güzel bir vücut hareketiyle rakibinden sıyrılıp çektiği sert şutta, meşin yuvarlak filelerle buluştu: 1-2. 89. dakika sağdan ceza alanına giren Holosko'nun yerden pasında, Yusuf plase bir vuruşunda topu ağlara gönderdi: 1-3. Karşılaşma, Beşiktaş'ın 3-1'lik galibiyetiyle sona erdi.&lt;br /&gt;Stat: İzmit İsmetpaşa Hakemler: Bülent Yıldırım, Erdinç Sezertam, Hüseyin Fidan Kocaelispor: Serdar Kulbilge, Sadigov, Levent, Cesar, Adem (Dk. 74 Ross), Hasan, Nsumbu, Taner (Dk. 6 Serdar), Murat (Dk. 82 Hamza), Agbetu, Muhammet Beşiktaş: Rüştü, Cisse (Dk. 46 Holosko), Sivok, Erkan (Dk. 46 Uğur), Bobo, Tello (Dk. 78 Delgado), Ekrem, İbrahim Üzülmez, Zapotocny, Ernst, Yusuf Goller : Dk. 2 Agbetu (Kocaelispor), Dk. 75 Zapotocny, Dk. 85 Bobo, Dk. 89 Yusuf (Beşiktaş)Sarı kartlar: Dk. 42 Cesar, Dk. 74 Serdar Kulbilge (Kocaelispor), Dk. 55 Yusuf (Beşiktaş)Kaynak: Anadolu Ajansı&lt;br /&gt;ÖNEMLİ UYARI: Maç kadroları, oyuncu değişiklikleri, goller, sarı ve kırmızı kartlar, hakem raporuna bağlı olarak verilmediğinden bu bölümde yer alan bilgiler resmi ve TFF'yi bağlayıcı bir özellik taşımaz. Hakem raporuna dayanan resmi kayıtlar daha sonra Bilgi Bankası'ndaki maç detaylarında yer alacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-7330354858771977514?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/7330354858771977514/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=7330354858771977514&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/7330354858771977514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/7330354858771977514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2009/04/kocaelispor-1-3-besiktas.html' title='Kocaelispor 1-3 Beşiktaş'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-1048349270382691230</id><published>2009-03-29T01:30:00.000-07:00</published><updated>2009-03-29T01:31:13.250-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kemal Onar'/><title type='text'>Kemal Onar: "Futbolcuya emekli ikramiyesi"</title><content type='html'>Futbolculuk dünyanın en popüler ve en fazla para kazanılan mesleklerinden bir tanesi olarak görünüyor. Profesyonelliğin başladığı günlerden bugüne oyuncu ücretleri fersah fersah yol kat etti. Dünyanın pek çok ülkesinde profesyonel oyuncular çok kısa süreler içinde servet sahibi olabiliyor. Üstelik günümüzde futbolcu profilleri de değişiyor. Geçmişin kazandığı parayı har vurup harman savuran hovarda futbolcularının yerini şimdi bir ticaret adamı gibi düşünen ve parasını akıllı yatırımlara yönlendiren oyuncuları aldı. Futbol oynadığı dönemde kral hayatı yaşayıp da sonrasında sürünen oyunculara artık pek rastlanmıyor. Bugünün oyuncuları en pahalı arabalara biniyor, en lüks semtlerin en klas konutlarında oturuyor ve futbolu bıraktıktan sonraki hayatlarını da yaptıkları akıllı yatırımların getirisiyle sürdürebiliyor. Ancak bu tablo madalyonun sadece bir yüzü. Çünkü sadece üst liglerde top koşturan oyuncuların hayatını yansıtıyor. Bir de daha alt kategorideki liglerde sadece ekmek parasını kurtarma çalışan o kadar çok oyuncu var ki… Kazandıkları sadece günlük ihtiyaçlarına yetiyor. Bırakın geleceklerine yatırım yapmayı, yaşadıkları dönemi bile zor idare edebiliyor birçok oyuncu. İşin en kötü tarafı da mesleğin sürdürülebilirlik döneminin çok kısa oluşu. 20 yaşından itibaren eli para görmeye başlayan bir oyuncu, hele de ülkemizde taş çatlasa 35 yaşına kadar futboldan kazanç elde edebiliyor. Peki ya sonrası? Futbolcunun hiçbir sosyal güvencesi yok… Hiçbir sosyal güvenlik kurumu 35 yaşındaki futbolcuyu emekli etmeye yanaşmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, tablo böyle ama artık futbolcular için başka bir umut kapısı var; Türkiye Futbol Federasyonu Sosyal Yardım ve Dayanışma Vakfı. 1999'da kurulan ve faaliyetlerini sessiz sedasız sürdüren TFF Vakfı, 2011'den itibaren ilk "futbol emeklilerine" ödeme yapacak. Vakfı, kuruluş amaçlarını, gelirlerini, toplanan paranın nasıl değerlendirildiğini ve dağıtımın nasıl yapılacağını TFF Vakfı'nın Başkanvekili Kemal Onar'la konuştuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemal Onar, futbol camiasının ve özellikle çok yakından tanıdığı bir isim. Türkiye'nin önemli bankacılarından biri. Galatasaray kulübünde 57 yıl boyunca lokal müdürlüğünden başlayıp sicil kurulu üyeliği, veznedarlık, muhasebecilik, yönetim kurulu üyeliği, ikinci başkanlık, genel sekreterlik görevlerinde bulunmuş ve başkanlık hariç her işi yapmış önemli bir futbol ve iktisat adamı. Hiç kimseye taviz vermeyen, prensip sahibi yapısı nedeniyle seveni de çok olmuş sevmeyeni de. Kemal Onar bugün 83 yaşında ancak hâlâ gençlik yıllarındaki heyecanıyla çalışmaya ve üretmeye devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda yayınlanan dev Galatasaray Tarihi kitabında büyük emeği var. "Spor Kulüpleri İçin Tekdüzen Muhasebe ve Vergi Uygulamaları" isimli kitabı bütün kulüpler için önemli bir yol gösterici niteliğini taşıyor. Bebek'teki evinin bir odasını kitaplar, belgeler ve çalışma notları ile doldurup bilgisayarının başında mesaisini sürdüren Kemal Onar'a ilk sorumuz, vakıf kurma düşüncesinin nasıl doğduğu oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolcular için bir şeyler yapsak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemal Bey, bizi 1999 yılına götürdü: "Futbolun yeniden yapılanması için bir komisyon kurulmuştu. Ben de bu komisyonun başkanıydım. Bu çalışmaları tamamladıktan sonra dönemin Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy geldi ve 'Eski futbolcular için de bir şeyler yapsak' dedi. Huzurevi kuralım, hastane yapalım gibi düşünceleri vardı. Ben de 'Olur' dedim ve bir vakıf kurulmasını önerdim. Ardından Avukat Şekip Mosturoğlu ile birlikte vakfın tüzüğü hazırlamaya başladık. Fakat o sırada Federasyon avukatlarından üç tanesi bu fikre karşı çıktı. 'Federasyon Vakıf kuramaz' dediler. Halbuki vakıflar, dernekler gibi değil. Önce mahkemeden, sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden geçiyor. Demek ki kurulabiliyormuş. Tabii vakfı kurmak yetmez, Federasyonla organik bağı da olması gerekiyor. İlgili kurumunuzla organik bir bağınız olmazsa bu tür vakıflarda sonuç alamazsınız. Örneğin Trafik Vakfı. Bu vakıfta polisler çalışıyor ve dolayısıyla gelir elde edilebiliyor. Biz de vakfı kurduktan sonra, Profesyonel Futbol Yönetmeliği'nde bir değişiklik yaptık. Bu değişikliğe göre her tescil döneminde futbolculardan vakıf için bir pay kesecektik. Federasyondan karar çıktı ama yönetim kurulunda muhalefet edenler oldu. Her yıl 1. Lig oyuncusundan 1000, 2. Lig oyuncusundan 500, 3. Lig oyuncusundan 200 dolar kesilecekti. Haluk Ulusoy da bunu onaylamıştı. Ancak karşı çıkanlar olunca bu rakamlarda indirime gidildi ve 500, 200, 100 dolar şeklinde kabul edildi. Bugün Vakfın 41 milyon lira parası var. Eğer bu indirim yapılmasaydı 120 milyon lirası olacaktı. Büyük para büyük para çeker çünkü."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzurevi olmaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci merakımız, vakfın kuruluş aşamasında neyin amaçlandığı. Mesela yaşlı ve bakıma muhtaç futbolcular için bir huzurevi kurulacak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemal Onar'ın bu soruya cevabı şöyle oldu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bakın, Türkiye'de bu tip vakıflar kurulduğunda hemen huzurevi lâfı edilir. Huzurevi bu işler içinde en bedeli ödenemez olanıdır. Ben eski İş Bankalıyım ve 8 sene İş Bankası Emekli Derneği Genel Başkanlığı yaptım. O dönemde bankanın yöneticileriyle bu konuyu incelemiştik. Huzurevi binasını yapmak iş değil. Yaparsınız, hem de en modernini yaparsınız. Ama sonra onun işletmesi var. Bir taraftan koyduğunuz kurala karşı çıkanlar gelir, bir taraftan hatır-gönül işlemeye başlar. Bir taraftan bir kişinin sağlık ve bakım ihtiyaçlarını karşılamak söylendiği kadar kolay bir iş değil. Hele Türkiye'deki hatır ve kartvizit meseleleri işlediği sürece bu iş olmaz. Elbette bu konuda kararı yine TFF Yönetim Kurulu verecek."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Para bir kez ödenecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profesyonel futbolculardan toplanan paraların nasıl değerlendirildiği ve nasıl dağıtılacağı konusuna da Kemal Bey şöyle bir açıklama getiriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu konu elbette yönetim kurulunda konuşulup karara bağlanacak. Ancak benim fikrim toplanan paranın belli bir ödeme planı dâhilinde dağıtılması. Bugüne kadar futbolculardan toplanan para 11 milyon lira. Vakfın bugün sahip olduğu para ise 41 milyon lira. Burada keyif olarak ben bilirimcilik yapmadan paranın idaresini İş Bankası Fon Yönetimi'ne verdik. Onlarla bir anlaşma yaptık. Senede 180 bin lira para ödüyoruz onlara. Ama onlar bu işin uzmanı. Sadece yüzde 10 risk üstlendik. Şirketlerin hisse senetlerini alarak bazen yüzde 50 de kazanabilirsiniz ama başkasının parasını riske sokamayız. Fon yönetimi tahvile para yatırır, dolar alır; dolar satar ve parayı bu yolla değerlendirir. Paranın dağıtılmasına gelince; 'Bu kadar paramız var, şu kadarını ödeyelim' diyemezsiniz. Bu da bir hesap meselesi. Sadece gelen paranın getirisinin içinden harcamanız lâzım ki, ana paranız işlemeye devam etsin. Bizde SGK'daki gibi bir emeklilik söz konusu değil. 10 yılını dolduran futbolcuya bir kereye mahsus bir toplu ödeme yapılacak. Tabii bunlar benim kişisel fikirlerim. Bunlar yönetim kurulunda tartışılacak. Maaş ödeyebilmek mümkün değil. 35 yaşında emekli olan bir oyuncuya 70-80 yaşına kadar maaş ödeyemezsiniz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek gelir kaynağı futbolculardan yapılan kesinti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba Vakfın gelir kalemleri neler? Mesela TFF tarafından Vakfa aktarılmış sabit kira gelirleri var mı? Kemal Onar böyle bir gelirin olmadığını şu cümlelerle anlatıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bakın vakfın kurulduğu yıl Sayın Haluk Ulusoy'a 'Federasyon da biraz para yatırsın' demiştim. İlk yıl 100, ikinci sene de 50 milyar lira yatırdılar. Sonra Federasyonla ilgili tahkikatlar başlayınca, Federasyonun vakfa para yatırmasının kabul edilemez olduğunu söylediler ve bu parayı faiziyle birlikte aldılar. Oysa kanuna aykırı bir şey yoktu. Sonuçta bu tip vakıfların gündelik giderleri adını taşıdığı kurumlar tarafından karşılanır. Bugüne kadar Federasyonun da şahısların da vakfa bir katkısı olmadı. Tek geliri futbolculardan yapılan kesintilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 yılı sermaye birikimi için bekledik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hesapların nasıl kayıt altında tutulduğu ve oyunculara ödeme yapmak için neden 10 yıl beklendiği konularına da Kemal Onur şu açıklamayı getiriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Her bir oyuncunun sisteme girdiği günden itibaren bütün nüfus bilgileri, ödediği primler, bugüne kadar hangi sezon hangi ligde yer aldığı hep kayıtlı. Oyuncu, Vakıf için ödediği paranın makbuzunu göstermeden bölgelerden tescil alamaz. Bu kural Profesyonel Futbol Yönetmeliği'nde yazıyor. Tabii bu parayı futbolcular değil, kulüpler ödüyor. Parayı dağıtmak için zaman zaman baskı gördük ama dağıtmadık. Çünkü ortada bir sermaye olmalı. Ana para ne kadar yüksek olursa getirisi de o kadar yüksek olur. Sigortacılık da böyledir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk emekliler 2011'de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakıf ilk ödemesini ne zaman yapacak ve miktarlar ne kadar olacak konusunda Kemal Onar'ın açıklamaları şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Vakfın yükümlülükleri 2011 yılında başlayacak. Paranın dağıtımıyla ilgili olarak 1 yıl içinde yönetmelik yapmamız gerekiyor. Benim fikrim, paranın bir kerede ödenmesi. Daha önce de söylediğim gibi, bu ödeme faizin içindeki miktarı aşmayacak ve anapara mutlaka korunacak. Oyuncu 10 yılı doldurduğu halde futbol oynamaya devam ediyorsa, istediği takdirde sistemin içinde kalabilir. Eğer devam ederse yatırdığı meblağ artacağı için kazancı da o oranda yükselir. Hiç kimseye '10 yılın doldu, al paranı' demeyeceğiz. Futbolcu isterse devam edebilecek."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, bir Süper Lig oyuncusu 10 yılını doldurduğunda Vakıf'tan ne kadar para alabilecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemal Onar, bu konuda kesinleşmiş bir rakam olmadığını ve konunun da yine yönetim kurulunun hazırlayacağı yönetmelikle belirleneceğini söylüyor ve "10 yıl boyunca ödeme yapan bir Süper Lig oyuncusundan 5 bin dolar kesinti yapılmıştır. Alacağı para en az 15 bin dolar olur. Bu da 22.5 bin lira eder. Ama dediğim gibi bunlar hep matematik işi. Ödenecek para 4-5 katına da çıkabilir. Yeter ki, anapara korunsun ve ödemeler faiz miktarının içinden yapılsın."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-1048349270382691230?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/1048349270382691230/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=1048349270382691230&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1048349270382691230'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1048349270382691230'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2009/03/kemal-onar-futbolcuya-emekli-ikramiyesi.html' title='Kemal Onar: &quot;Futbolcuya emekli ikramiyesi&quot;'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-1653102943953863616</id><published>2009-03-29T01:20:00.000-07:00</published><updated>2009-03-29T01:21:19.657-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gaziantepspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Murat Ceylan'/><title type='text'>Futbolun sevimli bücürü: Murat Ceylan</title><content type='html'>Gaziantepli bir ailenin, 7 kızın ardından gelen tek erkek çocuğu. Kendi tabiriyle "kazandibi." Türk Telekomspor ve Gaziantep Büyükşehir Belediyespor'un ardından Gaziantepspor'a geçti ve henüz 15 yaşını bitirdiğinde Nurullah Sağlam tarafından Süper Lig'de oynatıldı. Gaziantepspor'un altyapısına geldiğinde boyunun kısa olması nedeniyle "Senin burada ne işin var?" diye karşılansa da hırsı, mücadele gücü ve bitmeyen enerjisiyle kısa sürede ligimizin gelecek vaat eden ön liberoları arasına girmeyi başardı. Saha içinde agresif olsa da röportaj sırasında direkt "sempatik çocuk" izlenimi bırakıyor. Bu çocukluğunu da halen lunaparkta çarpışan arabalara binerek yaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Röportaj: Mazlum Uluç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk futbolunun gelecek vaat eden oyuncularından birisin ve biz seni biraz daha yakından tanımak istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1988 Gaziantep doğumluyum. 8 kardeşiz ve ben hem ailenin en küçüğü hem de tek erkek çocuğuyum. 7 ablam var, ben kazandibiyim. İlkokulu bitirdikten sonra meslek lisesine başladım. Tekstil bölümünde okuyordum. Ancak okuldan çok futbola ağırlık veriyordum. Türk Telekomspor'un altyapısında başlamıştım, oradan Büyükşehir Belediyespor'a, ardından da Gaziantepspor'a geçtim. Ağırlığı futbola versem de liseyi bitirdim. Bu sene üniversite sınavlarına gireceğim. 2004 yılında Nurullah Hocam son iki maçta beni A takım kadrosuna aldı. O sırada 15 yaşımı yeni bitirmiştim. A. Sebatspor ve Malatyaspor maçlarının son bölümlerinde oynama şansı buldum. Ama Nurullah Hocam gidip Hadzibegiç geldiğinde kiralık olarak gönderildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada biraz duralım. Ailen futbol oynamanı nasıl karşılamıştı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailem önceliği okula vermemi istiyordu. Futbolcu olamazsam ortada kalmamdan endişe ediyorlardı. Bense onlara "Benim içimde futbolcu olmak var. Mutlaka olacağım" diyordum. Ne iş ne okul, aklımda sadece futbol vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babamı antrenörlerim ikna etti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, futbolcu olman konusunda aileni nasıl ikna ettin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyükşehir Belediyespor'da oynarken babam bir gün "Hadi hocalarının yanına gidelim" dedi. Dünden razıydım zaten. Ben dışarıda kaldım, babam Mehmet Ali ve Mehmet Aslan hocalarıma "Bu çocuk futbolcu olabilir mi, yoksa okula mı gönderelim?" diye sormuş. Dışarı çıktıktan sonra bana "Tamam oğlum, sen futbolunu oynamaya devam et, okuluna da git" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolcu olma isteğinin arkasındaki düşünce neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul ortamını sevmekle birlikte içimde hep futbolcu olmak vardı. Küçükken sürekli televizyonda futbol maçlarını izlerdim. Annem-babam bu yüzden bana kızardı, çünkü onlar başka şeyler izlemek isterlerdi. Altyapıya yazıldığım günden itibaren futbolcu olacağıma inanmıştım. Hatta şöyle bir hatıram var; teyzemin oğluyla okula giderken Kamil Ocak Stadı'nın önünden geçerdik. Bir gün stadın önünde durup, "İbrahim, bir gün bu stada çıkıp oynayacağım" dedim. "Hadi git oradan, nasıl oynayacaksın?" karşılığını verdi. Askere gitti, döndüğünde beni o statta oynarken görünce çok şaşırdı. Hırs gerçekten çok önemli. Eğer hırsınız varsa yapamayacağınız bir şey yok. O hırs her gün bir adım ileri gitmenizi sağlıyor çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbola seninle birlikte başlayan birçok çocuk yarı yolda kaldı. Seni onlardan ayıran en önemli özelliğin neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolda şansın çok önemli olduğuna inanıyorum. Belediyespor'un altyapısından beni Gaziantepspor'un PAF takımına isteyen Faik Demir Hocamdı. Gaziantepspor'a geldiğimde herkes benimle dalga geçti. Çünkü oyuncuların hepsi uzun boylu, iriyarıydı. Ben hem yaş hem de fizik olarak küçüktüm. Herkes bana "Burada nasıl oynayacaksın?" diyordu. Ben de "Ne yapalım, hoca istedi, geldim" cevabını veriyordum. İlk dört hafta geçtikten sonra bir Ankaragücü maçı öncesi Faik Hocam "Okan'ın yeleğini al" dedi. Ben sağ bek oynuyorum, Okan ön libero. Yeleği aldım, "Şimdi ne yapacağım hocam?" diye sordum. "Ön libero oynayacaksın" cevabını verdi. Hem o günkü antrenmanda hem de Ankaragücü maçında çok iyi oynadım. Dolayısıyla bugünkü konuma gelmemde Faik Hocanın hakkını en öne koymam gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam, Faik Hocan sana şans vermiş ama sonuçta senin de bazı özelliklerin olmalı değil mi? Mesela biraz önce hırsından söz etmiştin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, hırsım var, mücadele etmeyi çok seviyorum. Fizik açıdan ufak-tefek görünsem de güçlü bir oyuncuyum. Beslenmeme çok dikkat ederim ve kendime iyi bakarım. Antrenmanlardan sonra mutlaka dinlenirim. İkili mücadeleye girmeden önce kendimi diri tutmaya dikkat ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir futbolcu için Gaziantep gibi müthiş mutfak kültürüne sahip bir şehirde yaşamak kolay olmasa gerek. Kilona dikkat etmek zorundasın ama bir yandan da karşında kebaplar ve baklavalar duruyor. Sen nasıl idare ediyorsun bu durumu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten de zor. Antep çok güzel bir şehir. Küçüktür ama sıcacıktır. Eşiniz, dostunuzla mükemmel vakit geçirirsiniz. Yemek açısından ise "Ben yemem" diyen adamı bile sofradan kolay kolay kaldırmaz. Ben de kebabımı, tatlımı yerim, zaten isteseniz de uzak kalamazsınız. Ama formunuzu korumak için sonra ona göre çalışmanız gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her oyuncunun başlangıçta özendiği futbolcular vardır. Senin de benzemek istediğin birileri var mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük yaşta Emre Belözoğlu'na çok özenirdim. 16 yaşındayken Galatasaray formasını giyiyordu. Avrupa kupalarında mükemmel oynuyordu. Ona karşı müthiş bir sempatim vardı. Şimdi de beni ona benzetiyorlar ve bu benzetmeden mutluluk duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolcu, oynayarak tecrübe kazanır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaziantepspor'da A takıma yükseldikten sonra GASKİ Spor'a kiralık gönderildin. Bu gidişler bazı oyuncuları olumsuz etkiliyor. Kiralık gönderilmek sende nasıl bir etki bırakmıştı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlangıçta da söz etmiştim, Nurullah Hocam beni oynatıp takımdan ayrıldıktan sonra göreve gelen Hadzibegiç, "Kendini geliştirmen lâzım" dedi ve kiralık gitmemi istedi. Ben de olumlu karşıladım. O sırada henüz 16 yaşındaydım. Oynamadan tecrübe kazanamayacağımı biliyordum. GASKİ Spor'a gittim. PAF takımdaki hocam Faik Demir, GASKİ'nin başına geçmişti. O sezon 3. Lig'de şampiyon olduk. Bir sezon da 2. Lig'de oynadım ve Mesut Bakkal'ın gelişinden sonra yeniden Gaziantepspor'a döndüm. Bana "Herkes senden söz ediyor, o nedenle geri çağırdım" dedim. Ben de "Bir bakın, oynayabilirsem oynatırsınız, olmazsa yine kiralık gidebilirim" cevabını verdim. Çünkü kiralık gitmek benim için sorun değildi. Ne kadar fazla oynarsam benim için o kadar iyi olduğunu biliyordum. Mesut Hocamın da hakkını ödeyemem. Yine 4 hafta geçtikten sonra bu kez Sivasspor maçında oynadım ve sonra devamı da geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana katkı yapan antrenörlerden söz edebilir misin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altyapıda Mehmet Aslan Hocam, "Futbolstar" isimli yarışmaya katılmam için beni teşvik etti. Henüz 12-13 yaşındaydım. İstanbul'a gittim ve o yarışmaya katılıp 1.5 ay kaldım. Kente döndüğümde "Gaziantepspor seni istiyor" dediler. Mehmet Hocamın uzak görüşlülüğü sayesinde transferim gerçekleşti. PAF takımda Faik Hocamın hakkını ne yapsam ödeyemem. Hem antrenör hem de ağabey olarak bana çok yardımcı oldu. 8 senedir tanışıyoruz ve her gün telefonla konuşuruz. Sonra beni 15 yaşında A takıma alan Nurullah Hocam ve A takımda sürekliliğimi sağlayan Mesut Hocam var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön libero bugünün futbolunda kilit mevkilerden biri. Sence iyi bir ön libero hangi özelliklere sahip olmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön libero oynamak hiç kolay değil. Sahanın her yerinde olmak zorundasınız. Defans yaparken de hücum ederken de pozisyonun içinde olmanız gerekiyor. Bunun için de çok kuvvetli olmanız ve çok koşmanız gerekiyor. Oyun sezginiz de önemli tabii. Ama birinci koşul çok koşmanız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünün ön liberosundan tüm bunların yanında topu da iyi kullanması isteniyor. En iyi örnek de Pirlo sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Pirlo çok ciddi bir istisna. Mesela Gattuso da çok beğenilen bir ön libero ama tekniği Pirlo ile kıyaslanamaz. Ben de çok koşuyorum ama benim de tekniğim çok yüksek değil. (Gülüyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi ön liberoları beğeniyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'de Selçuk ağabeyi çok beğeniyorum. Hem çok koşuyor hem de tekniği çok yüksek ve rakip defansın arkasına mükemmel toplar atıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun pas eksiğimi kapatıyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinde eksik gördüğün yönler var mı? Kendini geliştirmek için ekstra çalışmalar yapar mısın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nurullah Hocam takımın başına son gelişinde bana "Senin uzun top kullanma konusunda eksiğin var" demişti. Ben de bunun üzerine her antrenmandan sonra uzun top kullanma çalışması yapmaya başladım. Antrenman sahamızda bir duvar var. Her gün 1 saat o duvarın karşısında uzun pas antrenmanı yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaziantepspor ligin keyif veren takımlarından biri. Bunun sebebi de pas yapabilen, teknik kapasitesi yüksek ve aynı zamanda savaşabilen oyunculardan kurulu olması. Galiba oyuncular da bu tip futboldan daha fazla zevk alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru, top sizde ne kadar kalırsa rakibin gardını o kadar kolay düşürürsünüz. Mesela biz bir Beşiktaş maçı oynadık, Fenerbahçe ile iki kez karşılaştık, Trabzonspor'a karşı kupada çok başarılı bir futbol sergiledik. 3-0 kaybettiğimiz Beşiktaş maçını 10 kişi oynadık ve 433 pas yaptık. Yenilmemiz önemli değildi. Biz oyundan aldığımız zevke bakıyoruz. Zaten hocamız da "Siz iyi oynayın, pas yapın, oyununuzdan keyif alın, böyle oynadıkça başarı da kendiliğinden gelecek" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaziantep şehrinin çocuğu olmak sana sorumluluk açısından artı bir yük getiriyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten de bunun ağır bir sorumluluğu var. En küçük bir problemde "Anteplisin" diyerek sizi öne sürüyorlar. Takımdaki herkes kötü oynasa bile sizin kötü oynamanız göze batıyor ve "Havaya girmiş" gibi eleştiriler yoğunlaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi kadronuzu şampiyonluğa oynayan diğer takımlarla kıyaslıyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence çok iyi bir kadroya sahibiz. İsim isim baktığımızda Tabata, Beto, De Souza, Zurita, Mehmet Yozgatlı, Erman ağabey çok kaliteli oyuncular. Hem kadro kalitesi hem de bu kadronun ortaya koyduğu futbol açısından Gaziantepspor'u çok iyi bir noktada görüyorum. Ama bu bütçelerle Anadolu'dan bir şampiyon çıkması kolay değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahada kimseyi tanımam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saha içinde hırçın bir oyuncu izlenimi bırakıyorsun. Konuşurken son derece güler yüzlü ve yumuşak başlı bir genç var karşımda ama saha içinde bir şeyler değişiyor galiba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahaya çıktığımda karşımdaki arkadaşım da olsa hiç kimseyi tanımam. Çünkü ben her şeyimi orada kazanıyorum. Sahaya çıktığımda çok hırslı olurum ve yenilgiye tahammül edemem. Bu nedenle bazen hırçınlaşıyorum. Ama karşımdakine zarar verecek bir harekette bulunmam. Benim hırsım ve sertliğim topa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç Milli Takım'da oynadıktan sonra 2 yıl ay-yıldızlı formadan ayrı kaldın. Şimdi yeniden Ümit Milli Takım kadrosundasın. Bu 2 yıllık ayrı kalışın sebebi neydi sence?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç Milli Takım'a 2005'te Tolunay Kafkas Hocam tarafından çağrılmıştım. Hatta şimdi bile konuşuyoruz ve bana "Gel burada oyna" diye takılıyor. Ama Tolunay Hocamın ayrılmasından sonra uzun süre bir daha çağrılmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A Milli Takım için aday oyunculardan birisin. Bugünkü A takım kadrosuna baktığında "Ben de bu takımda oynayabilirim" diyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi oyuncu bunu söylemez ki? A Milli Takım'da oynamanın yolu kulüp takımınızdaki performansınızdan geçiyor. Belli bir düzeyin üzerinde süreklilik yakaladığınız takdirde Milli Takım'ın kapıları size de açılır. Ben de bunun için çabalıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol geleceğinle ilgili neler hayal ediyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes büyük takıma, oradan da yurt dışına gitmek ister. Benim amacım olabildiğince erken yurtdışına gidebilmek. Avrupa'nın büyük liglerinden birinde oynamak isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa'da hangi takımın oynadığı futbolu beğeniyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona'yı çok beğeniyorum. Orta sahasında Xavi ve Iniesta çok kaliteli oyuncular. O oyunculara bakınca kısa boylu olmanın futbol için bir dezavantaj olmadığını görüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen boyunun kısa olması nedeniyle bir dezavantaj yaşıyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam tersine avantaj olduğunu düşünüyorum. Oynadığım bölgenin gereği olarak çok koşup, çok mücadele ederken, buna çabukluğumu ve manevra kabiliyetimi de katabiliyorum. Üstelik boyumun kısa olmasına rağmen hava hâkimiyetim de hiç kötü değil. Belki boyum uzun olsaydı bu kadar aşama kaydedemezdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profesyonel olmadan önceki hayatınla şimdiki arasında değişen neler var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında benim açımdan değişen çok fazla bir şey yok. Maddi anlamda kazancım arttı tabii. Oturduğum ev değişti. Bir otomobilim oldu. Audi A3'üm var. Bu kadar. Ama arkadaşlarımla ilişkilerimde değişen hiçbir şey yok. Onlarla buluşup okey veya kâğıt oynamayı sürdürüyorum. Birlikte gezip dolaşırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saha dışında nasıl bir insan olduğunu düşünüyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saha içinde benim gıcık birisi olduğumu düşündüklerinden eminim. Ama saha dışında bambaşka bir insanım. Çok gülerim, hem arkadaşlarımla hem ağabeylerimle çok iyi geçinirim. İçimde fesatlık yoktur. Bu açıdan kendimden memnun olduğumu söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolun dışındaki bir günün nasıl geçiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antrenmandan sonra önce evime gider dinlenirim. Sonra arkadaşlarımla buluşup onlarla vakit geçirmekten hoşlanırım. Bir kafede oturur ya da gidip çarpışan arabalara bineriz. Çocukluğumu yaşamayı sürdürüyorum yani. Bunların dışında araba kullanmayı çok seviyorum. Bir yerde en fazla 1 saat oturur, sonra arabama atlar, yine arkadaşlarımla gezerim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-1653102943953863616?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/1653102943953863616/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=1653102943953863616&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1653102943953863616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1653102943953863616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2009/03/futbolun-sevimli-bucuru-murat-ceylan.html' title='Futbolun sevimli bücürü: Murat Ceylan'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-4793177693818621099</id><published>2009-03-26T03:07:00.000-07:00</published><updated>2009-03-26T03:09:12.989-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egemen Korkmaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Trabzonspor'/><title type='text'>Egemen Korkmaz : "Topu kesmek yetmiyor"</title><content type='html'>&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Trabzonspor'a sezon başında transfer olsa da bordo-mavili formayı 40 yıldır taşıyormuş gibi oynuyor. Hırsı, özverisi ve gözü karalığı ile tribünlerin sevgilisi oldu. Maç sonrası sevinçlerinde de tribünle arasındaki özel bağ net bir şekilde hissediliyor. Savunma oyuncularının sorumluğunun arttığını ve artık bir defans oyuncusundan topu oyuna sokabilme becerisi, pozisyon alma yeteneği ve hatta hücumda etkinlik gibi görevlerin beklendiğini anlatıyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Geçmişte Balıkesirspor, Kartalspor ve Bursaspor'da forma giydin. Bu takımlarda yaşadığın deneyimle Trabzonspor'u karşılaştırdığın zaman ne görüyorsun?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Şüphesiz bir fark var. Turkcell Süper Lig seviyesinde daha önce uzun süre sadece Bursaspor'da oynamıştım. O kulüpte 6.5 sezonluk bir hizmetim oldu. Bursaspor'da her ne kadar üst sıralara oynama hedefinde olsak da beklentiler değişikti. Bir sezon Avrupa kupalarına katılma hedefi konuyor, iki sezon kötü bir gidiş yaşanıyor, daha sonra üstlerde yer alabilmek esas hedef haline geliyordu. Hep değişen beklentiler vardı. Trabzonspor'da ise devamlı bir şampiyonluk beklentisi içerisindesiniz. Kulüp ve şehir de bu hedefe dönük potansiyele sahip. Fakat bu sezon şampiyonluk konusu Trabzon'a ilk geldiğim dönemde yoğun biçimde telaffuz edilmiyordu. Öncelikle Avrupa kupalarına katılma hedefi vardı, daha sonra şampiyonluk için "Neden olmasın?" diye düşünülüyordu. Ama şimdi gidişat çok güzel ve şampiyonluk hedefine doğru yürür durumdayız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Geçmişte futbolcularla yaptığımız birçok söyleşide, kariyerleri boyunca esas bölgelerinden farklı mevkilerde oynadıklarının hikâyesini dinlemiştik. Senin bize anlatacağın böyle bir öykün var mı?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Anlatacağım çok da sıra dışı sayılmaz. Zaman zaman geri dörtlünün sol tarafında oynadım. Özellikle, Bursaspor'un Süper Lig'den düşmesinin ardından uzun bir süre sol bek olarak görev aldım. Onun dışında hep savunmanın göbeğinde, stoper olarak oynadım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sivasspor ve Trabzonspor ligin zirvesini kontrol eder durumdalar ve bu özelliklerini uzun süredir devam ettiriyorlar. Sezon başında böyle bir tablonun ortaya çıkabileceğini tahmin eder miydin? Bu gidişatın sürebileceğine inanıyor musun?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Henüz bunun için konuşmanın erken olacağını düşünüyorum. Sezon başında aklımızdan hep bunlar geçti. İnsan ister istemez düşünüyor. Sezon ilerledikçe sergilediğimiz performansa bakınca daha bir umutlanıyoruz. Bazen iyi, bazen kötü oynadığımız zamanlar olsa da neticeye ulaşabiliyoruz. Bu da bizi mutlu sona yakın tutuyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Trabzonspor taraftarlarını nasıl buluyorsun? &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Seyircinin bu sezon takıma verdiği destek çok güzel. Yaptıkları tezahüratların bizim için ateşleyici bir etkisi oluyor. Hüseyin Avni Aker Stadyumu'nda yaratılan atmosfer sayesinde daha bir şevkle mücadele ediyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Şehirde kulübe gösterilen ilginin bir benzerini daha önce görmüş müydün?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Trabzon'da bulunmaktan son derece mutluyum. Şehirde nereye giderseniz gidin Trabzonspor'un konuşulması bence çok güzel bir şey. Markete alışveriş yapmaya gidiyorum, kulüple ilgili konuşulduğunu duyuyorum. Alışveriş merkezine, meydana gidiyorum; konu yine Trabzonspor. Burada insanlar tamamıyla Trabzonspor'la yatıp kalkıyor diyebilirim. Bursa'nın büyük bir şehir olması nedeniyle futbol takımının başarısı tabii ki önemsenen bir konuydu ama Trabzon'daki gibi hayatın böylesine içinde değildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Turkcell Süper Lig'in kalitesini nasıl buluyorsun? Sence ligin en büyük problemi ya da eksikliği nedir?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Avrupa'daki bazı köklü liglerin kalitesine ulaşmak şimdilik zor görünse de Turkcell Süper Lig'in kalitesi şu anda birçok Avrupa liginin üstünde. Ligin kalitesinde gözle görülür bir artış olduğunu düşünüyorum. Buna kanıt olarak da şampiyonluğu elde eden takımların bunu açık puan farkıyla yapamaması ve büyük takımların Anadolu takımları karşısında rahatlıkla puan kaybeder hale gelmesini gösterebilirim. Her sezon şampiyonluk için mücadele eden takımların sayısında artış gözleniyor. Şampiyonluğu gerçekçi bir hedef olarak görmeye başlayan Anadolu takımları var artık. Eksik veya problem konusuna gelirsek, mutlaka vardır birkaç eksik ama benim gözümle şu an için tespit edebildiğim bir şey yok.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İdeal savunma oyuncusunun hangi özelliklere sahip olması gerekir?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Eskiden savunma oyuncularından daha farklı beklentiler vardı. Sözgelimi futbolcuların sadece kesici özelliklerinin kıstas alınması gibi. Artık topu oyuna sokabilme becerileri, pozisyon alma yeteneği gibi konular da belirleyici hale geldi. Hatta hücuma katkıda bulunmaları bile beklenir oldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Trabzonspor savunmasında Song'la çok iyi bir uyumunuz var. Bu da sonuca yansıyor. Onunla defanstaki partnerliğin için neler söyleyebilirsin?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kamerun Milli Takımı'nda kaptanlığa yükselmiş, Avrupa'nın önde gelen kulüplerinde forma giymiş, kariyeri belli, gerçekten çok tecrübeli bir futbolcu. Onunla oynamak bizim için bir şans. Özellikle de benim için. Ama ben de uzun süredir Türkiye'de üst düzey futbol oynuyorum. Ligi ve futbolcularını çok iyi biliyorum. Bu da ayrı bir avantaj sağlıyor. Böylelikle birbirimizi tamamlamış oluyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Defanstaki uyumunuzdan şüphemiz yok ancak ileri uçta bazı sıkıntıların yaşandığı göze çarpıyor. Defans oyuncusu olarak forvetteki durum nasıl gözüküyor?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ben bu görüşe pek katılmıyorum. Takımımızın genel bir oyun standardı var ve biz bunu yakalamış durumdayız. Bize en kötü denilen maçta bile çok iyi mücadele ediyoruz. Defansımızdaki başarıyı da sadece savunma oyuncularının eseri olarak görmemek lazım. Biz takım olarak iyi müdafaa yapıyoruz. Örneğin, savunmamız daha santrfor bölgesinde başlıyor. Hücum yaptığımızda da yine hep beraber iyi bir atak yapma çabasında oluyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Trabzonspor'un Ankaragücü'nü Umut Bulut'un bitime iki dakika kala attığı golle mağlup ettiği maçın ardından sahada tek başına kaldın. Tek bir hareketinle bütün stadyuma hep bir ağızdan tezahürat yaptırdın. Bu Avni Aker'de çok da sık görülen bir durum değildi. Seyirciler, tek bir ağızdan şarkılar söyledi ve coştu. Böyle bir şeyi önceden planlamış mıydın?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hayır, önceden planlanmamıştı. Tribünler beni çağırdı ve ben aslında çağrıldığımı fark edemedim. Arkadaşlarımın uyarısıyla oraya yöneldim ve her şey kendiliğinden gelişti. Bursaspor'dayken de bu tür şeyler oluyordu. Bu tür durumlarda kendinizi özel hissediyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Galibiyetlerden sonra sahada kolbastı oynamanız güzel bir adet haline geldi. Takımdaki yabancı oyuncular ülkelerinin yayınlarına verdikleri röportajlarda bile bu danstan bahseder hale geldi. Normalde ağırbaşlı kişiliğinle tanıdığımız seni "dans pist"inde görmek bizleri şaşırttı. Sen de dansın büyüsüne kendini kaptırdın sanırım.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ben eşimle de evde bu dansı televizyondan izliyorum. Bazen internetten bakıyorum. Göze hoş gelen bir oyun. Müziğin ritmi de öyle. Ama ben dans konusunda kendimi çok yetenekli görmüyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Geçtiğimiz Eylül ayında eşin bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Evlat sahibi olan bir futbolcu olmak nasıl bir duygu?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Çocuğum yokken 15-20 günlük kamplar olur, takım arkadaşlarımızla birlikte sohbet ederdik. Etrafta çocuklarının resimleri, bakar bakar dururlardı. "Yahu bu kadar mı özlüyorsunuz?" diye sorardım. Onlar da "Sen de baba olunca anlarsın" diyorlardı. Şimdi onları anlıyorum. Gerçekten yaşanmadan anlaşılmayacak bir duygu bu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-4793177693818621099?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/4793177693818621099/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=4793177693818621099&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/4793177693818621099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/4793177693818621099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2009/03/egemen-korkmaz-topu-kesmek-yetmiyor.html' title='Egemen Korkmaz : &quot;Topu kesmek yetmiyor&quot;'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-4407085959241358154</id><published>2009-03-26T03:03:00.000-07:00</published><updated>2009-03-26T03:06:48.695-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Milli Takım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hamit Altıntop'/><title type='text'>Hamit Altıntop: "Bayern'de oynamam Milli Takım'a yarıyor"</title><content type='html'>&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Milli Takımımızın Avrupa Şampiyonası elemelerinde ve finallerinde gösterdiği performansta onun payı bir başkaydı. Dönüm noktalarında çok kritik asistler yaptı, çok kritik goller attı. Ancak o tüm bunların geçmişte kaldığını, bugünü yaşayıp yarına baktığını söyleyecek kadar tevazu sahibi. Sakatlığını bile ruhunu dinlendirmek ve hızla akıp giden hayatı daha iyi algılamak için fırsat gördüğünü anlatıyor. Bayern'den ayrılmayı hiç düşünmediğini, böylesine büyük bir kulüpte öğrendikleriyle Milli Takım'a daha fazla katkı sağladığını belirtiyor.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#a52a2a" size="2"&gt;Röportaj: Türker Tozar&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Her daim Türkiye'deki takımların transfer gündemindesin. Peki, senin gündeminde yakın gelecekte Türkiye'de oynamak gibi bir plan var mı?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Şu an gündemimde transfer değil sadece bugünü yaşamak var. Çünkü Bayern Münih'le 2010 yılına kadar mukavelem bulunuyor. Çok iyi bir ortamda futbol oynadığıma inanıyorum. Bayern Münih'te öğrendiklerimi, orada yakaladığım havayı Türk Milli Takımı'na da yansıtıyorum. Bir anlamda orada öğrendikleri Milli Takım'da uyguluyorum. Özellikle Avrupa Şampiyonası elemeleri ve finalleri sırasındaki performansım bunun için iyi bir örnekti. Bu nedenle şu an gündemimde başka bir takıma transfer olmak gibi bir düşünce yok. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Bosman kuralları gereği kulüpler sözleşmesi bitecek oyuncularıyla uzun vadeli mukaveleler yapmak istiyor. Bayern Münih cephesinden sana böyle bir sözleşme uzatma teklifi geldi mi?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Böyle bir konuşma olmadı. Sonuçta sözleşmeler tek taraflı değildir. Bu noktada iki tarafın da görüşleri önemli. Ben sadece kendi düşüncelerime adapteyim. Bir konu varsa, her zaman kulağım açıktır, dinlerim. Ama önemli olan bu dönemde futbolcunun performansını göstermesidir. Benim düşüncem Bayern Münih'le devam etmek yönünde. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Bayern Münih Almanya'da sadece Bayernlilerin sevdiği, diğerlerinin ise sevmemenin ötesinde duygular beslediği bir takım. Bu da Bayern'in bir yerde, diğerlerinin başka bir yerde durduğunu ve kulübün büyüklüğünü gösteriyor. Bayern Münih oyuncusu olmak sana neler kattı, kariyerinde neleri değiştirdi?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Bayern Münih gerçekten son 15-20 yıldır çok büyük bir aşama yaptı ve diğer takımların da örnek aldığı bir kulüp haline geldi. Sadece saha içi başarılarıyla değil, hem ekonomik gücü hem de medyatik tarafıyla imrenilen bir konumda. Bayern Münih futbolcusu olmama gelince, bunun bana büyük faydaları oldu. Sadece internet sitesini ele alırsak, beş dilde yayın yapan bir site ve yılda 55 milyon kişi o siteyi tıklıyor. İnsanlar o siteyi tıkladığında "Hamit iyileşti, Hamit sakatlandı, Hamit gol attı" gibi benimle ilgili haberleri de görüyor. Bayern Münih'te ve üstüne bir de Milli Takım'da oynayan bir oyuncu olarak gündemden hiç düşmüyorsunuz. Milli Takım'daki performansımızla ilgili haberler de sitede yer alıyor çünkü. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font color="#0000ff"&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;strong&gt;Bayern'in antrenman maçları &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;lig maçlarından daha ağır&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Prestiji bir yana, oyununu geliştirme anlamında Bayern'in sana ne gibi katkıları oldu?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Hedefleri büyük olduğu için bir futbolcunun bonservisine yüksek bedeller ödeyebiliyorlar. Geçtiğimiz sezon transfere 100 milyon dolar harcadılar. Dolayısıyla çok kaliteli oyunculardan oluşan bir kadronun içinde yer alıyorsunuz. Biraz havalı gibi olacak ama bazı antrenman maçlarımız bile lig maçlarından daha ağır ve yorucu geçiyor. Böyle bir kadronun içinde yer alabilmek ve oynayabilmek için her gün üst düzeyde bir performans göstermeniz gerekiyor.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Takım arkadaşın Ribery ile hiç Galatasaray sohbeti yapıyor musun?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;İlk geldiğinde bir ara o konu açılmıştı. Ribery Galatasaray'la ilgili hep olumlu şeylerden bahsetti. Bazen "Nasılsın, ne yapıyorsun?" gibi Türkçe kelimeler de kullanıyor. Galatasaray'da oynamış olmasını da kişisel gelişimi açısından büyük bir adım olarak görüyor. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Galatasaray Ribery'yi kaybetmekle neler kaybetti? &lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Futbolcular gelir gider, bu çok önemli değil. Ribery veya bir başkası… Ama benim düşüncem, kadrodaki futbolcuların hepsine aynı muamele yapılmalı. İnsan insandır çünkü. Kaliteli sporcu olabilir ama önemli olan bir sistem kurmak ve bu sisteme herkesin ayak uydurması. Tabii yıldızlar camiasında bu tip oyuncuların bazı avantajları olacak. Çünkü bu özellikleri yıllar boyu çalışarak kazanmışlar. Ama bugün Ribery'dir, yarın başka bir futbolcu olur. Önemli olan adam gibi çalışmaktır.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Ribery nasıl bir insan, nasıl bir oyuncu?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Ribery ile çok yakınız. İşini çok iyi yapıyor ve devamlılığı var. İnsanın böyle bir devamlılığı ve inancı varsa, saha içinde de fantastik bir futbol oynuyorsa bu saha dışına da olumlu yansıyor. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#0000ff" size="2"&gt;Lig de Milli Takım'ın seviyesine yükselmeli&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Türk Milli Takımı'nın dünya futbolunda artık önemli bir yeri var. Ancak Türk futbolcular Milli Takım'la paralel bir popülerliğe sahip değil. İspanyol, Fransız, Hollandalı, Çek, Brezilyalı, Arjantinli çok sayıda oyuncu kendi liglerinin dışında önemli takımlarda oynuyor ama Türk oyuncular için aynı şey söz konusu değil. Sence bunun sebepleri neler? &lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Unutmamak gerekir ki biz yeni yeni bazı şeyleri kavrıyor ve uygulamaya çalışıyoruz. Türk futbolu 10-15 yıl önce Avrupa futbolunun 20-30 yıl gerisindeydi. Şimdi o yılları kapatmaya çalışıyoruz. Gençlerimize örnek olmaya çalışıyoruz. Böyle devam edersek, Avrupa Şampiyonaları ve Dünya Kupalarında bu performansı sergilersek, gelecek 5-10 yılda genç oyuncularımız bugünkünden çok daha fazla sayıda Avrupa takımlarında boy gösterebilecek. Ama dediğim gibi hâlâ bazı eksiklerimiz var. Sadece Milli Takım'la elde edilen başarılar yeterli değil. Çünkü sadece Milli Takım maçları değil, lig maçları da izleniyor. Dilerim o platformda da kendimizi geliştirir ve kısa zamanda mesafe alırız. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Beşiktaş'ın transfer ettiği Fabian Ernst yakından tanıdığın bir oyuncu. Hem karakteri hem de oyunculuğu hakkında neler söyleyebilirsin?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Bence Ernst iyi bir transfer. Devamlılığı olan bir futbolcu. Çok basit oynayan ve hem saha içinde hem de saha dışında zeki bir oyuncu. Göbekte çok iyi işler yapacağına inanıyorum. Futbolseverler bunu gelecek aylarda da yakından görebilecek.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Art arda iki maç yapacağımız İspanya, ayağa paslarla çabuk oynayan ve kaliteli oyunculara sahip çok güçlü bir rakip. Böyle bir rakip karşısında Milli Takımımız neler yapmalı sence? &lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Öncelikle kendi yeteneklerimize ve kendi oyunumuza konsantre olmamız gerekiyor. Bunu başarırsak, hocamızın vereceği taktikle İspanyolların açıklarını yakalayabiliriz. Evet, gerçekten de iyi futbol oynuyorlar ama bizimle karşı karşıya geldiklerinde çok zor anlar yaşayabilirler. Biz Avrupa Şampiyonası'nda kolektif oyunumuz ve inancımızla başarılı olduk. Madrid'de olsun, İstanbul'da olsun o havayı yakalayabildiğimiz takdirde her şeyi yapabiliriz. Ben bu maçlara pozitif bakıyorum. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;İspanya karşısında avantaj ve dezavantajlarımız nedir? &lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Umarım arkadaşlarımızın hepsi hazır olur. Sakatlık problemi çekmeyiz inşallah. Kadromuz İspanya kadar kaliteli ve tecrübeli olmasa da bu açığı çok çalışarak ve isteyerek kapatabiliriz. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Milli Takımımız küçük takımlara karşı zaman zaman zorlanıyor. Mesela Estonya beraberliği gibi. Konsantrasyon eksikliği mi yaşıyoruz bu tip rakipler karşısında? &lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Avrupa Şampiyonası'ndan sonra aynı kadroyla eleme maçlarına çıkabilseydik daha farklı olabilirdi. Ama yeni arkadaşlar geliyor ve onların uyum sağlaması, hocayı anlaması ve çevreye ayak uydurması biraz zaman alıyor. Yine de çok fazla bir şey kaybettiğimize inanmıyorum. Avrupa Şampiyonası'ndaki havayı yeniden yakalayabileceğimizden eminim.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Almanya'da Türk Milli Takımı'na bakış nasıl? Almanlar Türk futbolu hakkında neler düşünüyor? &lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Almanlara karşı ilk yarıda oynadığımız futboldan çok etkilendiler. Zaten maç esnasında rakibimizin ne yapacağını şaşırdığını açıkça hissettik. Ama maalesef ikinci golü atamadık ve üzerine bir de gol yedik. Yaralanmış bir hayvanın et parçasıyla hayata dönmesi gibi bir şey oldu bu. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Milli Takım'daki en başarılı performansın hangisiydi?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Ben sadece bugünü yaşıyorum ve dün ne olduğunu unutmasam bile fazla ilgilenmiyorum. Önemli olan bugün ve yarındır. Evet, geçmişimde çok iyi maçlar da vardı, kötü maçlar da. Ben başından sonuna kadar yaşadıklarımın hepsinin zevkini çıkardım. Bu nedenle bir tek maçtan söz edemeyeceğim.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;UEFA seni mevkiinin en iyi üç oyuncundan biri seçti. Bu seçim kariyerin açısından önemli bir adım sayılabilir mi?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Ben böyle düşünmüyorum. Çünkü o da geçmişte kaldı. Ondan sonra bir sakatlık yaşadım ve gündemden uzak kaldım. Sonrasında yeni şeyler yaşandı. Böyle şeyler güzel, hoş ancak çok da önemli olduğuna inanmıyorum.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color="#0000ff" size="2"&gt;Sakatlığın da zevkini çıkardım&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Sakatlık nedeniyle Milli Takım'dan uzak kalmak seni nasıl etkiledi?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Fazla etkilemedi. Ben futbolu seviyorum ama futbolsuz da bir hayat olduğunu biliyorum. Elbette arkadaşlarımla beraber olmayı isterdim, çünkü dışarıdan seyretmek zor. Ama ben futbolda Avrupa Şampiyonası'ndaki olumlu şeyler bulunduğu gibi ters tarafında olumsuz şeyler olduğunu da biliyorum. Dolayısıyla sakatlık beni hiç etkilemedi. O zamanı farklı bir biçimde kullandım. Ruhumun da bazı şeyleri algılaması gerekiyordu. Bugünü o kadar hızlı yaşıyoruz ki, insan ruhu aynı tempoyu tutamıyor ve algılaması geride kalıyor. Dolayısıyla yeri geldiğinde o algıyı değerlendiremiyor. Onun için sakatlık dönemim de güzeldi. Sakatlığımın da zevkini çıkardım. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Ümit Milli Takım'da forvet arkasında oynuyordun. Şimdi seni daha çok sağ kanatta bazen bek, bazen de orta saha oyuncusu olarak izliyoruz. Hamit'in en iyi performans vereceği bölge neresi? Bu görev değişiklikleri seni nasıl etkiliyor?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Nerede oynadığınız, takımın kadro kuruluşuyla ilgili bir mesele. Yeri geldiğinde oyuncu her mevkide görev yapabilir. Ama ben kendimi orta sahada daha iyi hissediyorum. Bunu hocalarım da biliyor. Bana sorarsanız orta sahanın sağında, ön liberoda veya forvet arkasında oynamak daha avantajlı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Süper Lig'de oynanan futbolun kalitesini nasıl buluyorsun? Anadolu takımlarının yükselişini nasıl yorumluyorsun?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Sivasspor olsun, Gaziantepspor olsun elde ettikleri başarıyı tebrik etmek lâzım. Ancak önemli olan bu grafiğin inişli-çıkışlı olmak yerine süreklilik kazanması. Bir yandan da gerçekçi olmak gerekiyor. Mesela İstanbul'da Galatasaray-Beşiktaş derbisini izledim ve çok üst düzeyde bir futbol göremedim. Bunu sadece bir örnek olarak söylüyorum. Türkiye'deki en büyük sorun, bütün hataların bir hakem hatasıyla kapatılmak istenmesi. Gerçekçi olmamız ve sadece bugünü değil, yarını da düşünmemiz lâzım. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Türkiye Ligi'nde hangi oyuncuları beğeniyorsun?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Ligde çok kaliteli futbolcular var. Milli Takım'daki arkadaşlarımızın hiçbirinin oyunculuk kalitesi tartışılmaz. Yabancılardan Fabian Ernst'i beğeniyorum. Tello iyi futbolcu. Alex'in başardıkları da tartışılmaz. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Almanya'da Hoffenheim'ın çıkışını nasıl yorumluyorsun? Bu takım nasıl bir projenin ürünü? &lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Çok akıllı bir hocaları var. Ben Schalke'deyken Ralf Rangnick'le çalışmıştım. Onların çıkışı Alman Ligi için de iyi oldu. Kaliteli bir takım, sistemi olan bir kulüp. Ama sonuna kadar devamlı olabileceklerine inanmıyorum. Başkanları aslında hobi olarak başlamıştı ama sonra iş ciddileşti. İş ve zevk birleşip ortada bir baskı ve beklenti de olmayınca inanılmaz şeyler başarıldı. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Türk gençlerinin, senin dönemindeki gibi Türk Milli Takımı'nı seçmesinin kolay olmadığını görüyoruz. Bunda Alman hükümetinin aldığı kararların da etkisi var. Son örnek Mesut Özil. Gurbetteki Türk gençlerini Türkiye yerine Almanya'yı tercih etmeye iten sebep nedir?&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Ben hoşgörülü bir insan olduğuma inanıyorum ama bu konuda o kişileri anlamakta zorluk çekiyorum. Bir insan ya Türk ya Alman'dır. Tabii ki Almanların hakkını yememek lâzım. Onların okullarında eğitim aldık. Ancak bu tercihi yapan oyuncuları anlayamıyorum. Düşünceleri nedir, büyüdükleri ortamlar nasıldır bilemiyorum.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2"&gt;Sen de Almanya'da doğdun ve orada yetiştin ama Türkiye'ye karşı aidiyet duyuyorsun. Onlarsa "Biz Almanya'da doğduk ve oranın kültürüyle büyüdük" gibi bir argümanı öne sürüyor. &lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;font size="2" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;font size="2"&gt;Bu argüman onlar için yeterliyse bence kolay bir açıklama olur. Tabii ki bu onların tercihi ve insanların kişisel kararlarına saygı göstermek gerekiyor. İnşallah bu kararlarından pişman olmazlar.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-4407085959241358154?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/4407085959241358154/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=4407085959241358154&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/4407085959241358154'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/4407085959241358154'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2009/03/hamit-altntop-bayernde-oynamam-milli.html' title='Hamit Altıntop: &quot;Bayern&apos;de oynamam Milli Takım&apos;a yarıyor&quot;'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-6429344873331410630</id><published>2009-01-08T15:14:00.000-08:00</published><updated>2009-01-08T15:17:07.340-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rıza Çalımbay'/><title type='text'>Rıza Çalımbay: "Futbol rakip sahada oynanır"</title><content type='html'>Futbol oynadığı dönemin "atom karınca"sı, teknik adamlık kariyerini de aynı çalışkanlık ve üretkenlikle sürdürüyor. Denizlispor'a Avrupa kupalarında üç tur atlatarak dikkatleri üzerine çekmişti, şimdi de ligin yeni takımı Eskişehirspor'u efsane günlerine döndürebilmek için kolları sıvadı. Galatasaray, Fenerbahçe ve Denizlispor maçlarında takımına öyle futbol oynatıp öyle sonuçlar aldı ki, bir anda ilginin odak noktasına yerleşti. Eskişehirspor'la önümüzdeki sezon şampiyonluk kovalayacağını söyleyen, bu sezon Trabzonspor'un açık ara şampiyon olacağını iddia eden, Türk futbolcusunu profesyonel olmamakla eleştiren tenis ustası teknik adam, futbol felsefesini ve hedeflerini TamSaha'ya anlattı.&lt;br /&gt;Röportaj: Mazlum Uluç&lt;br /&gt;Kulüp takımlarında teknik direktörlüğe 2001'de başladınız ve şu anda 7. takımınızın başındasınız. Bu durum bile ülkemizdeki istikrarsızlığın göstergesi sayılabilir. Türkiye'de teknik direktör olmanın zorluklarıyla söze başlayalım isterseniz.&lt;br /&gt;İstikrarsızlık hastalığını teknik direktörlere değil yöneticilere bağlıyorum. Buna medya ve taraftarın düşünce yapısını da eklememiz gerek. Çünkü bir-iki kötü sonucun ardından bir baskı ortamı oluşturuyorlar. Yönetim de gereken desteği vermezse teknik adamın bırakıp gitmekten başka çaresi kalmıyor. Benim Beşiktaş'ta yaşadıklarım ortada. Orada 20 yıl futbol oynadım. En çok forma giyen, en çok şampiyonluk yaşayan oyuncu oldum, 10 sene kaptanlık yaptım. Beşiktaş'ta ben bile istifa ettiysem herkes eder. Sezonun ikinci yarısında işe başlayıp 17 maç oynadık ve 1 yenilgi alıp ikinci yarıyı lider tamamladık. Ertesi sezon istediğimiz transferler yapılamadı ama Avrupa'da iki tur atladık. Ligde de takım bir-iki takviyeyle düzelecek durumdaydı. Ama öyle bir baskı geldi ki, istifa etmek zorunda kaldım. Oysa yönetimin gerçekten arkanızda olduğunu hissetseniz yol devam edersiniz. Mesela ben Malmö maçında istifa ettim, başkan "Hayır istifa etme, arkandayız" dedi. Ama iki maç sonra değişen bir şey olmadığını görüp bıraktım. Eğer yönetim gerçekten arkamızda dursaydı devam edecektim. Bu bütün Türk antrenörler için geçerli. Ben Yıldırım Demirören'e de suç bulmuyorum. Çünkü bütün kulüp başkanları baskı altında.&lt;br /&gt;Gelmek istediğim nokta şu aslında. Puan durumuna baktığımızda teknik direktör istikrarını sağlamış takımların üst sıralarda olduğunu görüyoruz. Bu gerçek ortada dururken bunca sirkülasyonun anlamı nedir?&lt;br /&gt;Bizde sabır yok. Oysa bir antrenör ikinci sezon da görevine devam ederse mutlaka başarılı olur. Mesela Eskişehirspor çok iyi bir camia. Bu seneyi geçersek önümüzdeki sezon bambaşka bir takım oluruz. O zaman Eskişehirspor ilk beşe, hatta şampiyonluğa oynar. Ama bu sezon geçiş dönemi. Elbette kötü maçlarımız da olacak. İnsanlar sabır göstermez, hemen başarı isterse işler zorlaşır. Eskişehirspor'un 3-4 yıllık bir plan-programı olmalı. Akılcı transferler, ayrılacak bütçe ve altyapı yatırımlarıyla bu proje hayata geçirilirse yüzde yüz başarılı oluruz. Şöyle de bir gerçek var, başarıyı herkes sahiplenirken, başarısızlık antrenörün omuzlarına yıkılıyor. Oysa başarı gibi başarısızlık da paylaşılmalı.&lt;br /&gt;Bu sezon başında başka teklifler de almış mıydınız? Eskişehirspor'u tercih etmenizin sebebi sıfırdan bir Rıza Çalımbay takımı oluşturma düşüncesi miydi?&lt;br /&gt;Azerbaycan ve Kore'den de beni isteyen takımlar oldu ama Eskişehirspor'a söz vermiştim. Burada güzel bir ortam buldum. Transferleri ise ancak bütçemize göre yapabildik.&lt;br /&gt;Takımı baştan sona kendiniz yaparsanız bu bir avantajdır. Ama iyi takım yapmak için iyi bütçe gerekir. Bu takımda Süper Lig tecrübesine sahip oyuncu sayısı çok az. Eğer bütçeniz sınırlıysa sıfırdan takım kurmak dezavantaja dönüşür. Çünkü hem istediğiniz her oyuncuyu alamazsınız hem de yeni kurulan bir takım olmanın uyum sorunlarını yaşarsınız. Bir çok oyuncumuzu ancak ligin başlamasına 10-15 gün kala transfer edebildik. Bunun sıkıntılarını da çektik. Ama önümüzdeki sezon bu sıkıntıların hiçbirini yaşamayız. Bu sezon 17-18 oyuncu aldık, seneye 5 transfer yaparız.&lt;br /&gt;Ülkemizdeki teknik adamların yanında yönetimlerin de transferde söz sahibi olduğunu biliyoruz. Sizin transfer çalışmalarınız için yüzde yüz Rıza Çalımbay'ın ürünü diyebilir miyiz?&lt;br /&gt;Alınmış bütün oyuncular benim istediğim oyuncular. Ama benim istediğim bütün oyuncuların alındığını da söyleyemeyiz. Mesela Fahri Tatan bize gelmeyi çok istiyordu. Ama Konyaspor'a 3 trilyona mal olan bu oyuncuya bizim bu kadar parayı verme imkânımız yoktu. Keza Ankaraspor'a giden Mehmet Çakır da öyle. Biz de bütçemize göre alabileceğimiz oyuncuları aldık.&lt;br /&gt;Youla inandığım bir oyuncu&lt;br /&gt;Youla transferiniz ilginçti. Beşiktaş'ta başarılı olamayan, Fransa'da iki sezonda adeta kayıplara karışan bir Youla'yı Eskişehirspor'a getirdiniz. Ona bu kadar güvenmenizin gerekçeleri neydi?&lt;br /&gt;Youla, Beşiktaş'ta yaptığım en pahalı transferdi. 1 milyon dolara almıştık. Yönetim Ailton'u 3.5 milyon euroya aldı ama bunun benimle bir ilgisi yok. Üstelik bana göre gereksiz bir transferdi. Youla çok iyi bir futbolcu ama burada rahat bırakılmadı. O geldiğinde Carew de Beşiktaş'taydı. İyi bir santrfor daha alıp transferi kapatacaktık. Çünkü Youla'yı kullanacağımız maçlar vardı, kullanmayacağımız maçlar vardı. Ama Başkan, Carew'i satıp yerine istediğimiz gibi bir oyuncu alamayınca Youla'yı sürekli kullanmak zorunda kaldık. Maalesef Youla, Beşiktaş'ta istediği desteği bulamadı. Yine de giderken Beşiktaş'a para kazandırdı. Buna karşılık 3.5 milyon euroya gelen Ailton 250 bin euroya satıldı. Youla oynadığı zaman bir takıma maç kazandıracak bir oyuncu. Bugüne kadar attığı ve attırdığı gollerle bize 13 puan kazandırdı. En büyük eksikliği sezon içindeki devamlılığı. Gerçek performansıyla 20 maç oynasa 15'ini kazandırır. Onun Eskişehirspor'a çok şey vereceğine inanıyordum. Ama en önemlisi gayret etmesi ve şehrin de ona gereken desteği vermesi. Çünkü böyle bir futbolcunun Eskişehirspor'a gelmesi kolay değil. Zaten bonservisini de alamadık, ancak kiralayabildik.&lt;br /&gt;Youla'nın futbolla barışmasını sağlarken neler yaptığınızı merak ediyorum.&lt;br /&gt;Sadece ona güvendiğimizi ve ihtiyacımız olduğunu söyledik. "Kendi kariyerin için de oynaman gerekiyor" dedik. O da şehri sevdi, kendisine gösterilen sevgiyi gördü ve bu sevgiye karşılık vermeye çalışıyor.&lt;br /&gt;Oyuncular, sevdikleri teknik direktör için ellerinden gelenin fazlasını yaptığını söyler. Dolayısıyla oyuncuyla iyi diyaloglar kurmak önemlidir. Siz oyuncularınızla ilişkilerinizi nasıl yönetiyorsunuz?&lt;br /&gt;En büyük avantajım futbolun içinden gelmiş olmak. 20 yıllık futbol yaşantımda bin tane şey gördüm. Bir antrenörün futbolcuya nerede, nasıl davranması veya davranmaması gerektiğini gayet iyi biliyorum. Oyuncunun antrenörünü sevdiği için daha yüksek performans göstermesine katılmıyorum. Çünkü bu futbolcunun işi. Bir profesyonelin, antrenörü kim olursa olsun varını yoğunu ortaya koyması gerekir. Ben her zaman oyuncularıma çok iyi niyetle yaklaştım. Forma kimin hakkıysa ona verdim. Aralarında asla ayrım yapmadım. Mesela Ankaragücü'ne gittiğimde oyuncuları görmek için bir hazırlık maçı almıştım. Yedeklerin arasında bir çocuk gördüm, süperdi. Ama o güne kadar hiç oynatılmamıştı. Üç gün sonra çıkarıp lig maçında oynattım. O oyuncu şimdi Trabzonspor'da oynuyor; Umut Bulut. Servet'i Denizlispor'a Kartalspor'dan aldım. Ersen Martin'i Siirt'ten, Zafer Biryol'u Şekerspor'dan aldım. Demek istediğim şu; ben formayı asarım, kim iyiyse o alır ve giyer. Zaten hiçbir antrenör kendisine yaramayan oyuncuyu sahaya çıkarmaz.&lt;br /&gt;Başarı ligin sonunda ölçülür&lt;br /&gt;Biraz da futbol felsefenizden bahsedelim. Yeni kurulmuş bir takımsınız ve önünüzde almanız gereken daha çok yol olduğunu biliyoruz. Bu yolun sonunda ortaya çıkacak Eskişehirspor nasıl futbol oynayan bir takım olacak?&lt;br /&gt;Eğer bu sezonu geçersek önümüzdeki sezon yukarıya oynayan bir takım olacağız. Bunu yönetimle de konuştum. Önümüzdeki sezon böyle bir takım olmayacaksa ben de olmam. Bunu da çok az transferle yapabiliriz. Eskişehirspor'a gelirken parayı pulu bir kenara attım. Benim için önemli olan başarı. Başarıyı da ligin sonunda ölçmek gerekir. Başarı Avrupa kupalarına gidebilmektir. Ben Denizlispor'da düşmekte olan bir takımı alıp Avrupa kupalarına götürdüm. Lyon, Sparta Prag ve Lorient'i eleyip Avrupa Şampiyonu Porto'ya elendik. Başarı budur. Ben iddia ediyorum, Eskişehirspor'la bu sezonu geçtiğimiz zaman önümüzdeki sezon yukarıya oynayan bir takım oluruz.&lt;br /&gt;Yukarı oynama hedefinizi anlıyorum. Ama bunun farklı şekilleri var. Kimisi sonuçlarla iyi futbolu birleştiriyor, kimisi sadece sonuca odaklanıyor. Eskişehirspor bu anlamda nasıl bir takım olacak?&lt;br /&gt;Ben hep atak düşünen bir teknik adamım. Her maçı en az üç forvetle oynuyoruz. Futbolun ileride oynanması gerektiğine, defans yapılarak maç kazanılmayacağına inanıyorum. Bu nedenle top ne kadar rakip sahada olursa, biz ne kadar atak düşünürsek kazanmaya o kadar yakın olduğumuza inanıyorum. Tabii bu, defans tedbirlerinden vazgeçmek anlamına gelmiyor. Benim takımım 10 kişi de kalsa yine atağı düşünürüm. Eğer 10 kişi kaldığınızda kapanırsanız zaten önünde sonunda golü yersiniz. Bunun için oyunu mümkün olduğunca ileride oynamak gerekir. Onun için de kadronuzu buna göre kurmanız, sezon başı antrenmanınızı, fizik-kondisyon çalışmanızı buna göre yapmanız lâzım. Ben eksik takımla çok maç kazandım. Beşiktaş'tayken Fenerbahçe'yi kalecisiz, Denizlispor'u da 9 kişiyle yendik. Ankaraspor'da Trabzonspor'u 10 kişiyle mağlup ettik. Hem de yenik durumdayken 3-2 kazandık.&lt;br /&gt;Mücadele etmeyene tahammülüm yok&lt;br /&gt;Fenerbahçe ve 3-0 geriden gelip kazandığınız Denizlispor maçlarından sonra herkes "Rıza Hoca kendi futbolcu kişiliğini takımına da yansıtmış" denildi. Aslında her teknik adam böyle bir takım oluşturmak istemez mi? Gerçekten de teknik direktörün karakterinin buna bir katkısı var mıdır?&lt;br /&gt;Elbette vardır. Bir kere ben çok hırslı bir adamım. O yüzden de sahada mücadele etmeyen, silik duran oyuncuya tahammül edemem. Oyuncu kötü de oynasa mücadele etmeli. Onlara, "Hata yapabilirsiniz, gol kaçırabilirsiniz, top da kaptırabilirsiniz, ama oyundan kopmayacak, sonuna kadar mücadele edeceksiniz" diyorum. Yüreklerini ortaya koymalarını istiyorum. Bunun anlamı da sürekli sağa-sola koşturmak değil. Akıllı olacaklar ve saha içinde ne yapacaklarını bilecekler.&lt;br /&gt;Sezon başında ilk 5 haftada galibiyet alamadınız. Bu dönemde umutsuzluğa düştüğünüz, "Acaba bu iş olmayacak mı?" dediğiniz oldu mu?&lt;br /&gt;Hayır. Her zaman "İyi oynuyoruz, ama skora yansıtamıyoruz. Sabredersek sonuçlar da gelecek" dedim. Tabii o zaman tepkiler başlamıştı. Yönetim ve taraftar tedirgin olmuştu. Bense onlara sabır tavsiye ettim.&lt;br /&gt;Aslında bu örnek bile sabrın ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor değil mi?&lt;br /&gt;Türkiye'de ne yazık ki meseleler yanlış değerlendiriliyor. İki galibiyet alıyorsunuz, göklere çıkartılıyorsunuz, iki yenilgiden sonra "Hadi bu adamı gönderelim" deniliyor. Oysa önemli olan son noktada nerede bulunduğunuz.&lt;br /&gt;Eskişehirspor'un tüm Türkiye tarafından izlenen ve takdir toplayan ilk maçı Galatasaray karşılaşmasıydı. O maçta neler yaşadığınızdan söz eder misiniz?&lt;br /&gt;Size belki ilginç gelecek ama o maçtaki oyun ve skor benim açımdan normaldi. Futbolculuk hayatımda da teknik direktörlük hayatımda da büyük maçların daha kolay olduğunu gördüm. Bu tip maçlara oyuncu zaten çok iyi konsantre oluyor. Önemli olan yakalanan pozisyonları değerlendirmek. Benim takımım o gün gerçekten mükemmel oynadı, oyundan hiç kopmadı ve eline geçen pozisyonları da iyi değerlendirdi.&lt;br /&gt;Galatasaray ve Fenerbahçe maçındaki oyunu tüm karşılaşmalara yaydığınız söylenemez. Acaba büyük maçların dışındaki karşılaşmalarda bir konsantrasyon sorunu mu yaşıyorsunuz?&lt;br /&gt;Ortam futbolcuyu o hale getiriyor. Diyelim ki Kocaelispor'la maçınız var. O hafta boyunca 3-4 gazeteci antrenmana gelir, seyreder ve gider. Ertesi hafta Galatasaray maçınız varsa antrenmanda 20 gazeteci vardır. O güne kadar aramayan gazetecisi, televizyoncusu arar. Antrenmana tatlılar getirilir, dernekler toplanır, taraftarlar gelir. Bu ortam oyuncuyu ister istemez büyük maça konsantre eder. Teknik adamlar için en ciddi tehlike, dört büyük takımın dışındakilerle oynadığınız maçlardır. Biz o maçlarda oyuncuların üzerine daha fazla düşüyoruz ama ne yaparsanız yapın iş yine oyuncuda bitiyor.&lt;br /&gt;Türk futbolcusu profesyonel değil&lt;br /&gt;Bu konuda biraz şikâyetçisiniz galiba.&lt;br /&gt;Futbolumuzun en önemli problemlerinden biri, Türk futbolcusunun profesyonelliği bilmemesi. Ne zaman yatacağını, ne zaman dinleneceğini, nasıl besleneceğini bilmiyor bizim oyuncumuz. Aşırı duygusallar ve en küçük olaylardan etkileniyorlar.&lt;br /&gt;Aslında son 20 yıla bakıldığında siz ve Bülent Korkmaz, profesyonel hayat tarzının bir oyuncuyu hangi noktalara taşıyacağı konusunda çok önemli örneklersiniz. Sizce oyuncular bu örneklerden de ders çıkartamıyor mu?&lt;br /&gt;Benim en büyük avantajım futbolculuktan gelmek diyorum ya… Oyuncularımı sürekli uyarıyorum. Hayat 33 yaşından sonra da var. Futbolu bıraktıktan sonraki hayatınıza yatırım yapacaksınız. Bunu sadece para anlamında söylemiyorum. Karakterinizle, kişiliğinizle de futboldan sonraki hayatınız için seçilecek insan olmalısınız. Futbolun gerektirdiği çok önemli bir şey daha var; hem gezip tozayım hem de gelip top oynayayım diye düşünürseniz olmaz. Futbolculuk fedakârlık ister. İngiltere'ye gittim, aylarca kalıp takımları izledim. Aramızdaki tek fark, onlar bizden daha profesyonel. Yetenek olarak onların önündeyiz ama bizde profesyonellik diye bir şey yok. Adam 11'deki antrenmanına 9'da geliyor, kahvaltısını yapıyor, antrenmandan sonra dinleniyor, yemeğini yiyor, bir daha dinleniyor, sonra evine gidiyor.&lt;br /&gt;Bizdeki durum nasıl peki?&lt;br /&gt;Bizdeki oyuncu 11'deki antrenmana ancak yetişir, öncesinde apar-topar bir şeyler yer. Antrenman bittiğinde siz ne zaman giyindiğini bile anlayamadan çekip gider. Bu ülkede ayağı sakat oyuncu, iyileşmesi için gereken buz tedavisini bile yapmıyor. Şimdi biz bunlarla uğraşıyoruz. Eskişehirspor'daki arkadaşlarımıza da profesyonel hayatta neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bizim antrenmanımız saat 11'deyse, en geç saat 9'da kahvaltı biter.&lt;br /&gt;Altyapılar ustalara emanet edilmeli&lt;br /&gt;Bu ortamı kim, nasıl değiştirecek?&lt;br /&gt;Biz değiştireceğiz. Bunun için de meseleye altyapıdan el atmak gerekiyor. Türkiye'deki en önemli yanlışlardan birisi altyapının başına en deneyimsiz antrenörlerin getirilmesi. Halbuki en önemli yer orası. Altyapının başına deneyimli, antrenörlüğün zirvesine çıkmış adamı getireceksiniz. Parasıyla, eğitimiyle, tesisiyle tüm ağırlığınızı altyapıya vereceksiniz. Profesyonelliğin ne olduğunu tüm bilimselliğiyle çocuklara anlatacaksınız. A takım kadrolarına beslenme uzmanı alıyoruz. İyi, güzel de beslenme uzmanı 25 yaşından sonra oyuncuya ne verecek? Alın beslenme uzmanını altyapıya koyun. Türk futbolunun kurtuluşu tek kelimeyle altyapıda. Eskişehirspor'da da önümüzdeki sezondan itibaren önemli altyapı yatırımları planlıyoruz.&lt;br /&gt;Birkaç sezondur Anadolu takımlarının zirveyi zorladığına şahit oluyoruz. Anadolu'dan bir şampiyon çıkabilir mi?&lt;br /&gt;Neden çıkmasın? Benim en büyük idealim bir Anadolu takımını Avrupa'da oynatmaktı. Bunu Denizlispor'la başardım. Geçtiğimiz sezon Sivasspor'un şampiyon olacağına inanıyordum. O kadroda bu potansiyeli görüyordum. Ama inanmak lâzım. Bu sezon Trabzonspor'un açık ara şampiyon olacağına inanıyorum. Biz de önümüzdeki sezon kesinlikle şampiyonluğa oynarız.&lt;br /&gt;"Keşke takımımda olsaydı" dediğiniz oyuncular var mı?&lt;br /&gt;İsim vermem doğru olmaz ama Türkiye'de gerçekten çok kaliteli oyuncular var. En çok sevdiğim oyuncu tipi her an skoru değiştirebilecek oyuncular. Takımınızda bu tip en az iki-üç oyuncu bulunması gerekiyor.&lt;br /&gt;Gelecekteki hedefleriniz neler? Avrupa'da takım çalıştırmak gibi bir amacınız var mı?&lt;br /&gt;En büyük hedefim bu. Bir gün kesinlikle yurt dışına gideceğim. Kendimi buna hazırlamak için İngilizce öğrendim.&lt;br /&gt;Bir teknik direktör olarak lig organizasyonunda en çok şikâyet ettiğiniz konu nedir?&lt;br /&gt;Hakemlerin tavırlarından çok şikâyetçiyim. Hakemlerin maç yönetiminden çok canımız yandı. Ama bunlar önemli değil. Görmediler veya göremediler. Ancak takındıkları tavır çok yanlış. En küçük bir teknik alan ihlâlinde veya itirazda hemen tribüne gönderilmekle tehdit ediliyorsunuz. Bence bu sezon bir sürü hakem ve teknik direktör birbirlerini suçlayacak. Hakemlerin teknik adamlara bazı konularda yardımcı olması gerekiyor.&lt;br /&gt;Yaptığım iyiliği reklam etmem&lt;br /&gt;Bazı öğrencilere burs verdiğinizi ve Sivas'ta bir okul yaptırdığınızı duyduk.&lt;br /&gt;Okul değil de köprü yaptırdım. Ama bu önemli değil, çünkü köyüme borcumdu, bu borcumu ödedim. Yaptığı iyilikleri reklam eden birisi değilim. Bu açılışa Valiyi davet etmemin nedeni, başka insanların da görüp örnek almasını sağlamaktı. Bir de köylüler ilk defa Vali gördüler ve çok mutlu oldular. Dediğim gibi, köprü yaptırmak ya da burs vermek hiç önemli değil. Bu konuları konuşmak da istemem. İmkânı olan her insanın yapması gereken şeyler bunlar.&lt;br /&gt;İstanbul Tenis Kulübü'nün şampiyonu olmuşsunuz. Tenise ilginiz nasıl başladı ve bu düzeye nasıl geldiniz?&lt;br /&gt;Beni tenise başlatan Sami Çölgeçen ağabeydir. Ümit Milli Takım'da çalıştığım dönemde bana tenis öğretmişti. Gerçekten çok asil ve güzel bir spor. Hiç ders almadım ama çok çalışıp sürekli oynayarak kendimi geliştirdim. Tabii ki çok iyi bir tenisçi olduğumu söyleyemem. Sadece spor olsun diye turnuvalara girdim ve şampiyon oldum. Bunun yanında basketbol oynamayı da çok seviyorum.&lt;br /&gt;İki kızınız var. Onlar da sporla ilgileniyor mu?&lt;br /&gt;İkisi de tenis oynuyor. Biri çok iyi basketbolcuydu ve Beşiktaş'ta lisanslı oyuncuydu ama bıraktı. İki kızım da Bahçeşehir Üniversitesi'nde iç mimarlık okuyor. Onların sadece eğitimi için değil iyi insanlar olması için çabalıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-6429344873331410630?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/6429344873331410630/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=6429344873331410630&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6429344873331410630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6429344873331410630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2009/01/rza-almbay-futbol-rakip-sahada-oynanr.html' title='Rıza Çalımbay: &quot;Futbol rakip sahada oynanır&quot;'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-4815286921156205354</id><published>2008-10-05T06:52:00.000-07:00</published><updated>2008-10-05T06:58:16.172-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='roportaj'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mehmet Polat'/><title type='text'>Mehmet Polat: "Kaptanlık bana yaradı"</title><content type='html'>Futbol sahnesinde ilk dikkat çektiğinde 20 yaşındaydı. Savunmadaki başarısını topu oyuna sokma becerisiyle birleştiriyor ve modern defans oyuncusu kimliğiyle beğeni topluyordu. Gaziantepspor forması altında gösterdiği performans onu Milli Takım'a ve kiralık olarak Galatasaray'a taşıdı. Gaziantep'e dönüşünün ardından giderek unutuldu. Çaykur Rizespor, Samsunspor derken "ikinci baba" gibi gördüğü Erdoğan Arıca sayesinde yeniden yuvasına döndü. 1.5 sezondur gençlik günlerini de aşan bir görüntü sergilemesi ona 30 yaşında Milli Takım'ın kapılarını açtı. Yeniden yükselişini kaptanlık sorumluluğunu yüklenmesine ve yönetimin de bu konuda kendisine verdiği desteğe bağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Röportaj: Türker Tozar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu'da parlayıp büyük takıma transfer olan oyuncular, İstanbul'da tutunamadıkları takdirde kolay kolay iflah olmuyor. Seninki düştüğün yerden kalkma hikâyesi biraz da. Galatasaray formasını giyip geri döndükten ve birkaç kulüp dolaştıktan sonra 30 yaşında yeniden milli oldun. Röportajımızı bu geri dönüşün üzerine oturtalım istiyorum. Dolayısıyla Galatasaray'a geldiğin 2002 yılına dönelim ve o noktadan başlayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğiniz doğru; Anadolu takımından büyük takıma gidip de geri döndüğünüzde bir bocalama dönemi geçiriyorsunuz. Ancak benim durumum biraz daha farklı. O dönem Galatasaray'a kiralık olarak gitmiş ve iyi bir performans göstermiştim. Zaten sezon bitiminde Fatih Terim Hocam kalmamı istedi. Ancak Gaziantepspor Başkanı Celal Doğan bu transfere izin vermedi. Ben de memleketime dönmek zorunda kaldım ve Gaziantepspor'da oynamaya devam ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'a kiralık olarak gittiğin dönemde neler ummuştun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vizyonum geniş, hedeflerim büyüktü. Büyük takımda kalmak, A Milli Takım'ın sürekli oyuncusu olmak istiyordum. O dönemde 25 yaşındaydım ve kiralık dönemde gösterdiğim performansla bu hedeflerime ulaşabilirdim. Ancak dediğim gibi, Gaziantepspor yönetimi Galatasaray'da kalmama izin vermedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, Galatasaray'da oynamış olmak seni tatmin etti mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle tatmin etti. Galatasaray'da dolu dolu bir sezon geçirdim. Ortam çok güzeldi. Orada hiçbir sorun yaşamadım. Tek sıkıntım, kiralık oyuncu olarak sezon sonunda Galatasaray'da kalıp kalmayacağımı bilememekti. Sürekli böyle bir endişe yaşadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında Gaziantepspor'da da eski günlerini aradığını gördük. Galatasaray'da kalmak isterken geri dönmenin oluşturduğu bir travmanın sonucu muydu bu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sakin bir insanım ve böyle şeylere pek fazla kafamı takmam. Gaziantepspor benim yetiştiğim takım olduğu için geri dönmekten de çok gocunmadım. Ama benim dışımda gelişen olaylar vardı. Aslında saha içinde güzel şeyler yaşıyorduk. UEFA Kupası'na katıldık, Lens'i içeride, dışarıda yendik, Roma'yı içeride mağlup ettik. Takım gerçekten çok iyiydi ve ligde de ilk beşin içinde yer almıştı. O dönem benim için de çok başarılı geçmişti. Ancak takım yeni bir yapılanma dönemi geçiriyordu. Celal Doğan başkanımızın kalıp kalmayacağı belli değildi. Benim de sözleşmem bitiyordu. Sözleşmeyi uzatmayınca kulüp bulmamı istediler. Son dakikada bonservisimi verdiler ve Çaykur Rizespor'a gittim. O zaman Erdoğan Arıca Rizespor'la anlaşmıştı. Zaten transfer için zaman kalmamıştı ve gidecek başka takım da yoktu. 6 ay boşta kalmamak için Rize'ye gittim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük takımdan geri dönüş sıkıntılı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Beni etkileyen bir durum olmadı" dediğin için seni dışarıda tutarak soruyorum; büyük takımdan Anadolu takımına dönen birçok futbolcu var. Zirveye ulaşıp geri dönmek oyuncular üzerinde bir güvensizlik, bir sıkıntı oluşturuyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu takımlarındaki ortamla büyük takımlardaki ortam, yaşam biçimi, taraftar, medya, antrenman malzemeleri bile çok farklı. Oyuncu oradaki ortamı Anadolu takımında bulamayınca ters tepkiler verebiliyor. "O niye öyle değil, bu niye böyle değil?" diye düşünüp sıkıntı çekebiliyor. Karakter açısından alıngan bir insansa kolay kolay düzelemiyor ve hayat bu tip oyuncular için zorlaşıyor. Diğerleri ise kısa bir bocalama döneminden sonra eski hayatına alışıyor zaten. Sonuçta bu bir karakter ve yapı meselesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çaykur Rizespor'un ardından Samsunspor'a gittiğini görüyoruz. İki takımda da eski popülaritenden uzaktın. Hatta Samsunspor'la küme düştünüz. Bu iki kulüpte geçirdiğin dönemlerde neler yaşadığından bahsedebilir misin biraz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rize'ye gittiğimde aslında çok mükemmel bir ortamımız vardı. Erdoğan Hoca birlikte çalıştığım ve yakından tanıdığım bir teknik adamdı. Benim için onun yeri çok farklı. Bırakın hocalığı, benim için bir baba, bir ağabey gibi. Rize'de sezonun ikinci yarısında oynadım ve benim için çok da kötü bir dönem değildi aslında. Sözleşmemi de 1 sezon daha uzattım. Ancak yeni sezonun başında ilk maçın ardından yeni Teknik Direktör Metin Yıldız beni kadro dışı bıraktı. Nedenlerini bilmiyorum. O sırada Erdoğan Arıca Samsunspor'la anlaşmıştı. Ben de o takıma transfer oldum. Alacaklarıma karşılık Rizespor'dan bonservisimi aldım. Samsunspor'da ise şanssız bir dönem yaşadım. Erdoğan Hoca takımdan ayrıldı ve biz sezon sonunda küme düştük. Sonrasında Erdoğan Hoca Antep'e gidince beni yine transfer etti. Zaten her cephesiyle tanıdığım, bildiğim bir camiada giderek yükselen bir grafik çizdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan Hoca ile yolun sürekli kesişiyor. Anlaşılan seni çok seviyor ve tutuyor. Aranızdaki bu iletişim ve onun favori oyuncusu olman nasıl gelişti?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan Hoca Gaziantepspor'a geldiğinde 20 yaşındaydım. Bana her zaman "Bir savunma oyuncusu olarak senin yerin çok farklı" diyor zaten. Demek ki ona bir güven vermişim. Futbolculuğumu gerçekten çok beğeniyor. Karşılıklı olarak birbirimizi çok seviyoruz. Bazen ikimizin de kötü gittiği dönemler oluyor ve dertlerimizi yine birbirimizle paylaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecekte Erdoğan Hocayla yollarınız yine kesişebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra ancak Erdoğan Hoca'nın Gaziantepspor'a gelmesi lâzım. Çünkü artık takımımdan ayrılmam çok zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan Hoca olmasaydı dönemezdim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz sezon yeniden Gaziantepspor'a geri döndün. Yaklaşık iki sezonluk bir ayrılığın ardından geri dönüşün Erdoğan Arıca sayesinde gerçekleşti. Peki, o olmasaydı yine geri dönebilir miydin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çok zordu. Çünkü yönetimin kafasında benim hakkımda hep olumsuz düşünceler ve soru işaretleri vardı. Erdoğan Hoca bunları silmeseydi kesinlikle transferim gerçekleşemezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında o takımın sembol oyuncularından birisin. Neden senin hakkında böyle olumsuz düşünceler oluştu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar kendi kafalarında bazı şeyler üretip yapmadığım şeyleri bana yakıştırdı. Aslında Antep halkı benim hakkımda olumsuz şeyler düşünmez. Ama orası küçük bir şehir. Yöneticilerin ve teknik adamların benim hakkımdaki olumsuz açıklamaları farklı bir Mehmet Polat imajı oluşturdu. Ben de kendimi savunamadım. Çünkü futbolcuyum ve medyaya açıklamalar yaparak kendimi savunma imkânım yok. Bu nedenle Antep'te olumsuz bir dönem yaşadım. Ama şimdi her şey düzeldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, yeniden kaptanlık bandını taktın. Bu da bir tür ağabeylik görevi herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antep'ten ayrıldığımda 26 yaşındaydım, 28 yaşında geri döndüm. Birçok oyuncu değişmiş ve genç arkadaşlar oynamaya başlamıştı. Kadronun en yaşlılarından birisi de bendim. Bunu görünce "Artık sorumluluk almam gerekir" diye düşünüyorsunuz. Yönetim de bu yönde destek verince o sorumluluğu üstlendim. Arkadaşların bana güvenleri çok farklı. Zaten iki insan arasında güven ve sevgi olursa mutlaka verim alıyorsunuz. Benim başarılı olmamın en büyük sebeplerinden birisi de yönetimin bana gösterdiği sevgi, saygı ve özgüven. Yani kaptanlık bana yaradı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Top kazanmak zekâ işi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz sezon ikili mücadelede takımın en çok top kazanan ikinci oyuncususun. Top kazanmanın birinci sırrı güçlü olmak herhalde? Peki, başka ne gibi özellikler gerekiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı futbolcular ağır, bazıları çabuktur. Bazı futbolcular da vardır, akıllıdır. Beyninizi iyi kullanırsanız, futbol zekânız yüksek olursa birçok şeyi başarabilirsiniz. Türkiye'de özellikle defans oyuncularının sert, mücadeleci ve hırslı olması bekleniyor. Bana göre top çalmak biraz da zekâ ve sezgi gerektiriyor. Belki daha önce orta sahada oynamış olmamdan kaynaklanan bir oyunu okuyabilme özelliğine sahibim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer takımlara baktığımızda ikili mücadele kazanma konusunda liderliğin ön liberolarda olduğunu görüyoruz. Gaziantepspor'da ise Deumi ve sen ilk iki sırayı paylaşıyorsunuz. Bu durum neyin ifadesi sence? Geçen sezon orta saha direncinizin eksik olduğunu söyleyebilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz sezon için söylediğiniz doğruydu. Ama bu sezon çok güçlü bir orta sahaya sahibiz. Topu tutabiliyor ve bize dinlenme, nefes alma fırsatı sağlıyorlar. Dolayısıyla geride her zaman dinç ve güçlü kalıyoruz. Enerjimi 90 dakikaya yayabildiğim için bu sezon oynadığım hiçbir maçta yorgunluk hissetmedim. İkili mücadelelere dinç girdiğim için bu sezon da top kazanma ortalamamın yüksek olacağını sanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezona mükemmel başladınız. Özellikle Fenerbahçe maçında oynadığınız futbol herkesin beğenisini kazandı. Rakibe önlem almak yerine kendi futbolunu oynayan, ayağa çabuk pas yapan bir takım görüntüsündeydiniz. Bu dönüşüm nasıl sağlandı sence?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz sezon Nurullah Hoca takımın başına devre arasında geldi. Aslında oynatmak istediği futbol farklıydı ama kafasındaki takımı kurabilecek imkânı bulamadı. Dolayısıyla geçtiğimiz sezon sadece ligde kalabilmek için hafta hafta kazanmayı düşündük. Ama bizimle yaptığı konuşmalarda yeni sezonda çok farklı ve daha iyi bir takım olacağımızı söylüyordu. Sezon sonunda 16 arkadaşımız gitti ve yerlerine hocamızın oyun planına uygun oyuncular transfer edildi. Sonuçta da onun istediklerini yapabilen bir takım ortaya çıktı. Bana göre dört dörtlük bir takımız. Hem saha içinde hem de dışında mükemmel bir ortam yakaladık. Buna yabancılar da dâhil. Hiçbir sorunumuz yok. Bugünkü takım, geçen sezonki takımlardan 10 kat daha iyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabata, Beto, Murat Ceylan sezona çok iyi başlayan ve dikkat çeken oyuncularınız. Birkaç cümleyle bu arkadaşlarından söz edebilir misin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Erman'ı, Ivan'ı, Erkan'ı, Zurita'yı da saymamız gerekir. Çünkü herkes takıma müthiş katkı yapıyor. Zaten hocamızın kafasındaki düşünce de takım oyunu oynamamız yönünde. Oyuncu tercihlerini de kendisine değil, takıma oynayan oyunculardan yana kullandı. Hepsi kendi bölgelerinde görevini mükemmel yapan ve yüreğiyle oynayan futbolculara sahibiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaziantepspor'un bu sezonki hedefleri neler peki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.5 sezondur sıkıntılı dönemler geçirdik. Şimdiki hedefimiz öncelikle küme düşme korkusunu yaşamadan ilk 8 sıranın içinde yer alabilmek. Ama daha fazlası olursa da yok demeyiz tabii ki. Gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz, bunun için mücadele edeceğiz, koşacağız. İlerleyen haftalarda hedefimizi daha net belirleyebiliriz. Yeniden yapılanma dönemindeki bütün takımların sabra ihtiyacı vardır. Biz de merdivenleri yavaş yavaş çıkmak ve önümüzü sağlıklı bir biçimde görmek istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaziantep mutfağı dillere destandır. Sen onca güzel ve kilo aldırıcı yemeğin arasında nasıl formda kalabiliyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçekten çok zor bir iş. Aslında fiziksel olarak çok formda kalabildiğim de söylenemez. Çünkü sürekli kilo problemi yaşıyorum. Boğazımdan hiçbir zaman kesmem. Tatlıdan uzak kalabiliyorum ancak kebaplara dayanamıyorum. Yiyeceklerimin miktarını düşürerek işi dengelemeye çalışıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-4815286921156205354?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/4815286921156205354/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=4815286921156205354&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/4815286921156205354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/4815286921156205354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/10/mehmet-polat-kaptanlk-bana-yarad.html' title='Mehmet Polat: &quot;Kaptanlık bana yaradı&quot;'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-5265402826650210419</id><published>2008-10-05T06:40:00.000-07:00</published><updated>2008-10-05T06:50:30.468-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='roportaj'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Yıldırım'/><title type='text'>Sercan Yıldırım; Top toplayıcılıktan milli golcülüğe</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Verimliliğiyle ün yapan Bursaspor altyapısının son mahsullerinden biri. Bu sezon Gençlerbirliği maçında oynadığı futbol ve attığı iki golle dikkat çekti. Aslında Bursalılar ve onu Genç Milli Takımlardan tanıyanlar patlama yapacağından emindi. O da bulduğu şansı çok iyi değerlendirdi. Gerçek bir futbol aşığı. Beş yıl öncesine kadar top topluyordu, şimdi ise hem Bursaspor'un hem de Ümit Milli Takım'ın gol silahı. &lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#a52a2a;"&gt;Röportaj: Koray Gürtaş&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sercan bu sezon attığın gollerle Türk futbol kamuoyunun gündemine geldin. Seni biraz daha yakından tanımak istiyoruz. Futbolla nasıl tanıştığını anlatır mısın?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kuzenim Berkay hasta Bursasporlu. Onunla yedi yaşından beri maçlara giderdim. Sonra Bursaspor altyapısına girdim. Atatürk Stadı'nda top toplayıcılık da yaptım. Beş sene öncesine kadar top topluyordum, bugün A takımdayım. Futbola ilk başladığımda bu benim için hobi gibiydi. Fakat işler yolunda gidince bunun mesleğim olmasına karar verdim. Ailem de beni çok destekledi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bursalı olman ve altyapıdan yetişmen dolayısıyla taraftarlar sana daha mı sempatik bakıyor?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kesinlikle müthiş destekleri ve hoşgörüleri var. Sadece benim değil, altyapıdan çıkan diğer arkadaşlarımın da oynamasını en az bizler kadar istiyorlar. Biz de forma giydiğimizde onları mutlu etmek, onlara lâyık olmak için çabalıyoruz. Bu kentin insanları olarak Bursa'nın en iyi yerlere gelmesini en çok bizler isteriz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Genç yaşına rağmen camianın senden beklentisi büyük. Bir an önce hünerlerinizi sergilemeniz ve Bursaspor'a katkıda bulunmanız bekleniyor. Bu beklenti üzerinizde bir baskı yaratıyor mu?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Henüz yaşım çok genç ama benimle ilgili beklentiler büyük. Hem ailemiz hem de taraftarlar takıma girmemizi bekliyor. Bu bir ölçüde baskı yaratıyor. Ama bizim küçük yaşımıza rağmen büyük düşünüp, profesyonelce davranmamız ve bunları aşmamız lâzım. Kendimize güvenerek basamakları çıkmalıyız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Yaşar Hoca ve Kirita golleri bildi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Geçen sezon kendini göstermeye başlamıştın. Bu sezon ise Gençlerbirliği maçındaki performansın ve galibiyeti getiren gollerinle patlama yaptın. O karşılaşmadan biraz bahseder misin?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sezona Hacettepe deplasmanında alınan galibiyetle başlamıştık. Gençlerbirliği maçını da kazanmak istiyorduk. Takımımızın cezası nedeniyle tribünlerde taraftarlarımızın bulunmaması bizim için dezavantajdı. Ama o gün iyi şeyler yapacağımı hissediyordum. Kaleci antrenörümüz Yaşar Duran benim Gençlerbirliği karşısında yıldızlaşacağımı söylemişti. Takım arkadaşım Kirita da iki gol atacağımı iddia etti. Bunlar benim için artı motivasyon oldu. Mücadeleyi benim gollerimle 2-0 kazandık. Ben de büyük mutluluk yaşadım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu sezon Bursaspor nasıl bir performans gösterecek?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Öncelikle yeni kurulan bir takım olduğumuzu belirtmekte fayda var. Takıma çok sayıda yeni oyuncu katıldı. Şu anda uyum sürecini tamamlamak üzereyiz. Daha sonra çok daha iyi şeyler yapacağız. Bursaspor olarak hedefimiz bu sezon Turkcell Süper Lig'de ilk beş içinde yer almak ve Fortis Türkiye Kupası'nı kazanmak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bursaspor'a yeni gelen isimlerden biri de Türk futbolunun önemli yıldızlarından Yusuf Şimşek. Böyle yetenekli bir oyuncuyla birlikte oynamanın sana da katkısı olacak mı?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kesinlikle, Yusuf ağabey cezası nedeniyle ilk üç maçta forma giyemedi. Ama antrenmanlarda onunla mükemmel bir uyum yakaladık. Bilekleri çok iyi ve müthiş bir futbol zekâsı var. Bana çok yararı oluyor. Mükemmel paslar atıyor ve beni pozisyona sokuyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ne kadar zamandır milli formayı giyiyorsun?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Beş sene önce U15 Milli Takımı'nda yer aldım. O günden bu yana farklı kategorilerde milli oldum. 30'a yakın gol attım. Özel turnuvalarda iki kez gol kralı oldum ve en değerli oyuncu seçildim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Son olarak Ümit Milli Takım'a çağırıldın ve Bursa'da kendi taraftarının önünde maç oynama şansını yakaladın. O karşılaşma senin açından nasıl geçti?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Gençlerbirliği maçında attığım goller ve iyi oyunumun ardından Ümit Milli Takım'a çağırıldım. Bursa'da Çek Cumhuriyeti ile önemli bir maç oynadık. O gün sakatlığımdan dolayı biraz ağrılarım vardı. Bu nedenle istediğim performansı sergileyemedim. Ama kendi taraftarımın önünde Milli Takım forması giymek benim açımdan çok anlamlıydı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ümit Milli Takım grubunu lider olarak tamamladı. Şimdi sırada baraj maçları var. Sen Avrupa Şampiyonası'na katılma şansınızı nasıl görüyorsun?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ümit Milli Takım'da gelmiş geçmiş en yetenekli jenerasyonlardan biri buluştu. Birbirinden yetenekli oyuncular var. Ayrıca A Milli Takım'a giden Serdar Özkan ve Nuri Şahin'in de bize katılma durumu söz konusu. Eğer bu oyuncular da gelirse kesinlikle Avrupa Şampiyonası'na gideriz. Onlar gelmese de ben başarılı olacağımıza ve finallere katılacağımıza inanıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;A Milli Takım'ın 2010 Dünya Kupası elemelerindeki şansı konusunda neler söylemek istersin?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Biz Euro 2008'de nasıl bir takım olduğumuzu herkese gösterdik. Bana göre Türkiye 2010 Dünya Kupası'nda da yerini alacaktır. Elbette ki bu kolay olmayacak. Ama biz zorlukların üstesinden gelebiliriz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hedeflerin neler?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Önce Bursaspor'a uzun süre hizmet etmem gerekiyor. Beni bu kulüp yetiştirdi, buranın ekmeğini yedim. Bursaspor sonrası hedef Avrupa. Yavaş yavaş ilerlemekte fayda var. Hemen Avrupa'ya gitmenin yararı olmayacağını düşünüyorum. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#0000ff;"&gt;Manchester United beni istedi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Basına Avrupa kulüplerinin seninle ilgilendiği yolunda haberler yansıdı. En ciddi teklifi hangi kulüp getirdi?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Manchester United aileme ve eski başkanımız Levent Kızıl'a teklifini iletti. Bunun yanı sıra Bursaspor'la benim transferim konusunda temas kuran başka kulüpler de oldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Fatih Serkan Kurtuluş kader birliği yaptığın arkadaşlarından biri. Onun Galatasaray'da başarılı olacağını düşünüyor musun?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Serkan'la çok küçük yaştan beri birlikteydik. Onun iyi yerlere gelmesini çok istiyorum. Ben Serkan'a güveniyorum. Başarılı olacağından da eminim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Uzun süredir Genç Milli Takımlara giden bir oyuncu olarak dünya futbolunda yakın gelecekte hangi oyuncuların söz sahibi olacağını söyleyebilirsin?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu konuda takım arkadaşım Eren Albayrak'la zaman zaman sohbet ediyoruz. Ortak gözlemlerimizi aktarayım. Öncelikle Hollanda'da inanılmaz yetenekli oyuncular var. En çok göze batanlardan biri Pedro. Hollanda'nın Feyenoord takımında forma giyen Georginio genç kuşağın en yetenekli isimlerinden biri. Barcelona'da oynayan Bojan Krkic zaten adını duyurmayı başardı. Bir de Crystal Palace'da top koşturan İngiliz Moses var. O da çok kaliteli bir oyuncu. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-5265402826650210419?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/5265402826650210419/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=5265402826650210419&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/5265402826650210419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/5265402826650210419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/10/sercan-yldrm-top-toplayclktan-milli.html' title='Sercan Yıldırım; Top toplayıcılıktan milli golcülüğe'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-3623006568688247285</id><published>2008-05-16T12:20:00.000-07:00</published><updated>2008-05-16T12:22:09.537-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Luiz Felipe Scolari'/><title type='text'>Scolari: "Kadroyu yenilemekten asla korkmam"</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Brezilyalı teknik adam Luiz Felipe Scolari günümüz futbolunun en iyi milli takım teknik direktörleri arasında yer alıyor. Avrupa Futbol Şampiyonası'nda Türkiye'nin rakibi olan Portekiz'in başındaki deneyimli çalıştırıcı, FIFA'nın resmi dergisine verdiği röportajda futbol tutkusu, anlayışı, kariyeri, hedefleri ve Portekiz Milli Takımı hakkında detaylı açıklamalar yaptı.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviri: Türker Tozar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu kişi milli takımda teknik direktörlük yapmanın dünyadaki en iyi işlerinden biri olduğunu söyler. Bu görüşe katılıyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli takım teknik direktörü olmak elbette iyi bir iş, bunu yadsıyamam. Ancak, bu görevle birlikte gelen büyük sorumluluğu da unutmamak gerekir. Bazı durumlarda bir devlet başkanı ya da başbakandan daha fazla sorumluluk yüklenmeniz gerekebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizce neden sorumluluk bu denli artıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bütün dünya futbolu konuşuyor. İnsanlar siyaset, sağlık ya da ekonomi hakkında daha az konuşurken, futbol hakkında herkesin belli bir fikri var. Milli takım teknik direktörü olabilmek için çok çalışmalı ve iyi sonuçlar üretebilmelisiniz. Özetlersem, milli takım teknik direktörü olmak güzel fakat kimse bunun kolay bir iş olduğunu sanmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli takımda görev almak kulüp takımı çalıştırmaktan daha mı iyi sizce? En azından daha az stresli bir görev sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle söylerseniz yanılırsınız. Her gün antrenman sahasına inmeseniz bile yoğunluğunuzda herhangi bir azalma olmadığı gibi nadiren kendinize zaman ayırabilirsiniz. Oyuncuları gerek bireysel gerekse takım içerisindeki performanslarına göre sürekli takip etmeniz gerekir. Bir de işin psikolojik yönü var elbette. Kısacası, göz ardı edemeyeceğiniz sayısız detay bulunuyor. Milli takım hocası olarak her zaman tetikte olmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bir milli takım teknik direktörü olmak için neler gerekli?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle, futbol hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmalısınız. Ayrıca, iyi yardımcılarınız olmalı. İyi bir imaj ve deneyim de oldukça önemli etkenler. Çünkü sadece oyuncuların değil bütün bir ülkenin güvenini kazanmanız gerekecek. Son olarak da işinizi tutkuyla yapacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir milli takım teknik direktörü için öncelik taktikte mi yoksa motivasyonda mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle, teknik adam kendi oyun felsefesine uygun futbolcuları kadroya almalı. Bundan sonra, oyuncu motivasyonu ve psikolojisi üstünde düşünmeye başlayabilir. Yapılması en zor olan kısımlardan bir tanesi de oyuncuyu en verimli şekilde kullanabilmek için onu iyi bir şekilde tanımaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belli ki psikoloji kavramının sizin için büyük bir önemi var. Öyle değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle! Yine de unutulmasın ki, iyi oyuncularla çalışmak kötü oyuncularla çalışmaktan daha kolaydır. Zihinsel alanla uğraşmak, sportif alanla uğraşmaktan daha basittir. Eğer bir futbolcuya nasıl şut çekileceğini ya da kademe anlayışının ne demek olduğunu anlatmanız gerekirse, zamanınız yetmez. Ama oyuncuya birkaç kelime ederek fikrini değiştirebilir, ikna edebilirsiniz. En kötüsü de en az diğerleri kadar iyi olduğunu düşünen kötü oyuncularla uğraşmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2002 yılında Brezilya ile Dünya Kupası'nı kazandınız. 2004'te ise Portekiz'le Avrupa Şampiyonası'nı finalde Yunanistan'a yenilerek kaybettiniz. Bu iki farklı deneyimi nasıl karşılaştırırsınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çılgın zafer sarhoşluğu iki sene sonrasında büyük çaplı bir depresyona dönüştü. Yine de bütün bu üzüntümün ortasında Avrupa Şampiyonası, Portekiz'in daha rekabetçi bir takım olması ve yüksekleri hedeflemesi anlamında atılan önemli bir ilk adım oldu. Yenilginin verdiği yıkıcı duyguya rağmen, ben iyi bir iş çıkardığımızı düşünüyorum. Bunun son oynadığımız final olmayacağına eminim. Gerçekten, bundan hemen sonra iyi bir Dünya Kupası deneyimi yaşadık. Euro 2008 finallerine yükselmeyi başardık ve bu turnuvada daha üst turlara gitmeyi amaçlıyoruz. Portekiz'in şimdi her zamankinden daha çok kendine güveni var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir zihniyet değişimi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle! Zaten bizim hedeflediğimiz de buydu. Artık, Portekiz Milli Takımı zihinsel anlamda çok güçlü. 2008 Avrupa Şampiyonası'na katılmaya hak kazanmak kolay olmadı. Bazı sıkıntılar yaşasak da hedefimizden şaşmadık. Birkaç sene önce olsa, belki bunu başaramayabilirdik ama Euro 2004'te finalist olmamız işte bu anlamda pozitif etkisini gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Finale kadar gideriz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Futbol Şampiyonası'nda Portekiz ne kadar ileriye gidebilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Finale kadar gidebileceğimize inanıyorum. Bu yolda grup aşamasında itibaren çok kuvvetli takımları saf dışı bırakmamız gerekecek. Çoğu kişi sadece finale gitmemiz hakkında yorumlar yapıyor. Ancak unutmayalım ki finale kadar gitmek isteyen tek takım biz değiliz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portekiz'in Euro 2008'deki başarısı, 2010 Dünya Kupası için de bir referans teşkil edebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet edebilir. İki turnuva arasındaki dönem oldukça hassastır. Tüm teknik direktörler için de zorlu bir zamandır. Kadroda değişiklik yapmaktan ya da genç oyuncuları lanse etmekten korkmamak gerekir. Ne zaman değişiklik yapsanız, deneyim anlamında bir kayıp yaşasanız da aynı zamanda gelecek için yeni yetenekler kazanmış olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portekiz Milli Takımı'nın yaş ortalamasını neredeyse fark edilmeden düşürmeyi başardınız. Bununla ilgili neler söylersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçiş sürecimiz hâlâ sona ermiş değil. Euro 2008 için açıklayacağımız son kadroda bir-iki sürpriz olacak ama biz hâlâ dünyanın en iyi beş milli takımı arasında yer almaya devam edeceğiz. 2002'deki takımdan sadece üç ya da dört oyuncu Euro 2008 kadrosunda olacak. Brezilya'nın başındayken, Gilberto Silva, Kleberson ve Kaka gibi bazı genç oyuncuları milli takım kadrosuna aldığım için eleştirilmiştim. Bu oyuncuların hiçbirinin o dönemde bir Dünya Kupası deneyimi yoktu. Brezilya Futbol Federasyonu Başkanı Ricardo Teixeira bile bu konuda dikkatimi çekmişti. Deneyim mutlaka önemli. Fransa, Dünya Kupası'nı çok deneyimli oyuncuları sayesinde kazanmıştı. Bence gençliğin ve deneyimin harmanlanması daima en iyi seçenektir. Her zaman bunun peşindeyim. Şimdiye kadar bu stratejim faydalı oldu ama bu işler hiç kötü gitmez demek değil elbette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portekiz'in teknik kapasitesi mükemmel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brezilya ve Portekiz arasında bir nicelik farkı mı yoksa bir nitelik farkı mı var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir nicelik farkı var. Teknik kapasite anlamında Portekiz mükemmel diyebiliriz. Brezilya'ya benzer bir futbol anlayışına sahipler. Örneğin, topa yumuşak dokunuşlar, kaliteli paslar ve hareketli bir oyun. Çoğu Avrupa takımının ve Brezilya'nın yaptığı gibi Portekiz de fizik güce fazla önem vermez. Brezilya ile Portekiz arasındaki tek fark bir tanesinin 200 milyon, diğerinin ise sadece 10 milyonluk nüfusa sahip olması. Bunun da haliyle oyuncu seçimi üzerine bir etkisi oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama nitelik ve nicelikten ziyade Brezilya'nın başka bir sırrı da olmalı, öyle değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brezilya'nın sırrı nedir biliyor musunuz? Brezilya'da bir futbol topu 200 çocuğu mutlu edebilir. İhtiyacınız olan tek şey bir toptur. Futbolu bu denli popüler yapan da zaten budur. Brezilya'da diğer sporları yapmak ekipman maliyeti yüzünden oldukça zordur. Brezilya'nın iklimi de başarılı futbol için gerekli imkânı sunar. Hepsi bir araya getirildiğinde, tamamen futbolla donatılan bir kültür ortaya çıkar. Her Brezilyalı, kanında futbolla doğar. Avrupa ile karşılaştırıldığında belki de en önemli fark budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brezilya'da rekabet öylesine yüksek ki, oyuncular diğer ülkelerin milli takımlarında oynamaya karar veriyor. Sizce bu bir problem mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence yetkililer artık bu tür uygulamalara bir son vermeli. FIFA Başkanı Sepp Blatter bu bağlamda önemli bir rol oynayabilir. Bana kalsa, ulusal ligleri de konuya dâhil etmek gerekir. Örneğin, bir kulüpte azami dört ya da beş yabancının oynamasına izin verilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolda yeni teknolojilerin kullanımı ile ilgili görüşleriniz neler? Bu teknolojiler devreye sokulurken ne kadar ileri gidilmeli?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence insanların etki edemeyeceği noktaya kadar gidilebilir. İnsan eliyle kontrol edilebilecek her türlü teknolojiye "hayır" derim. Çünkü bu halde teknoloji manipülasyona fazlasıyla açık olacaktır. Yine de futbol topunun içine çip konulması gibi insanların etkisinin olamayacağı alanlar futbolun şeffaflığını artıracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizce futbol hangi yönden daha fazla gelişti? Fiziksel mi yoksa teknik bakımdan mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağırlıklı olarak fiziksel bakımdan. Günümüzde fiziksel anlamda güçlü bir takım, teknik kapasitesi yüksek bir takıma karşı ciddi problem oluşturabilir. Artık takımların antrenman programları da birbirine çok yakın. Futbolcuların fizik kondisyonları arasında çok az fark bulunuyor. Bu durum da teknik bakımdan üstün takımları daha hızlı düşünüp oyunu daha hızlı oynamaya zorluyor ve bu hiç de kolay değil. Bu yüzden de şimdilerde futbolda gittikçe daha fazla sürprizler görüyoruz. İyi takımlar için önemli turnuvalara katılmak gittikçe daha zorlaşmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Röportajın başlarında Kaka'dan bahsetmiştiniz. 2002 Dünya Kupası kadrosuna onu çağırdığınızda, çok kısa bir süre içerisinde dünyanın en iyi futbolcusu olacağını düşünmüş müydünüz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18-19 yaşındaki futbolcuların yıldız olup olamayacaklarını söylemek için erkendir çünkü bazı özelliklerin yerine oturması için zaman gereklidir. Ancak, Kaka'nın müthiş bir potansiyeli olduğu o zamandan belliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ronaldo çabuk olgunlaştı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cristiano Ronaldo, 2007'de dünyanın en iyi futbolcusu unvanını Kaka'ya kaptırsa da Manchester United'da her zamankinden daha iyi bir performans sergiliyor. Bu derece formda bir Ronaldo'nun sizin gözünüzdeki değeri büyük olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç şüphesiz ki öyle. Hem kulübü hem de Portekiz Milli Takımı için kilit bir oyuncu. Ronaldo çabuk olgunlaştı. Kesinlikle eminim ki, Ronaldo gelecek üç, dört hatta beş yılda dünyanın en iyi futbolcuları arasında bulunacak ve uzun vadede kaptan olarak milli takımın liderlerinden biri olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güney Afrika'da düzenlenecek Dünya Kupası da gittikçe yaklaşıyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afrika için büyük önemi olan bir şampiyona olacak. Afrika futbolunun gelişmesi için bu kıtanın böyle büyük çaplı bir etkinliğe ihtiyacı vardı. Yetenek anlamında zengin olan Afrika futbolunun asıl büyük aşamayı yapabilmesi için tesisleşme ve sinirlerine hâkim olma anlamında ilerleme kaydetmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brezilya da 2014 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ama onların Afrika'dan farklı bir durumları var…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Kupası, Brezilya için de ülkenin gelişmesi açısından en az Afrika kadar önemli. Ülke bu sorumluluğu üstlenmeye hazır ve Brezilya'nın idaresinde organizasyonun en iyi şekilde düzenleneceğinden en ufak bir şüphem yok. Tüm ülkenin altyapısı anlamında da önemli olacak bu organizasyon. Zaten, artık beş kez Dünya Kupası'nı kazanmış bir ülkenin, bir kez daha kazanmasının zamanı geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saha dışındaki Luiz Felipe Scolari nasıl birisidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamamen sakin ve rahat bir kişidir. Zamanımın büyük kısmını evimde ailemle geçiririm. Sade ve sessiz bir yaşantım vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi Ivica Dragutinovic'le karşı karşıya getiren olayı gören herkes farklı düşünürdü ama…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımdaki hoş olmayan anlardan bir tanesiydi ama oyuncularıma kötü bir şey olmasına asla izin veremezdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşiniz Olga'nın olayın fotoğraflarını size gösterdikten sonra sizin yanlış yaptığınızı kabul ettiğiniz söylentisi çıkmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu doğru. Eşim davranışıma çok üzülmüştü. Ancak, oyuncularımı korumaya çalışmak benim kontrolden çıkmama yol açacak çok az nedenden bir tanesidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-3623006568688247285?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/3623006568688247285/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=3623006568688247285&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/3623006568688247285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/3623006568688247285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/05/scolari-kadroyu-yenilemekten-asla.html' title='Scolari: &quot;Kadroyu yenilemekten asla korkmam&quot;'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-6599024712715916578</id><published>2008-04-24T12:30:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T18:30:48.757-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Manchester United'/><title type='text'>Jordi Aşkına</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/SA-jrcBvaeI/AAAAAAAAGLA/gZjXclncCh8/s400/Barcelona_-_Man_Utd.jpg"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/SA-jrcBvaeI/AAAAAAAAGLA/gZjXclncCh8/s400/Barcelona_-_Man_Utd.jpg" border="0" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Barcelona:0 Manchester United:0&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-6599024712715916578?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/6599024712715916578/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=6599024712715916578&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6599024712715916578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6599024712715916578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/04/jordi-akna.html' title='Jordi Aşkına'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/SA-jrcBvaeI/AAAAAAAAGLA/gZjXclncCh8/s72-c/Barcelona_-_Man_Utd.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-8197715114095854103</id><published>2008-04-23T01:22:00.001-07:00</published><updated>2008-12-10T18:30:49.165-08:00</updated><title type='text'>Avram Grant Farkı(!)</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/SA5SscBvaRI/AAAAAAAAGJY/E_mwgMfIwmE/s400/kuyt.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/SA5SscBvaRI/AAAAAAAAGJY/E_mwgMfIwmE/s400/kuyt.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/SA7Z48BvaSI/AAAAAAAAGJg/T17rdqZk5ts/s400/liverpool.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/SA7Z48BvaSI/AAAAAAAAGJg/T17rdqZk5ts/s400/liverpool.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Liverpool:1 Chelsea:1&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-8197715114095854103?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/8197715114095854103/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=8197715114095854103&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8197715114095854103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8197715114095854103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/04/avram-grant-fark.html' title='Avram Grant Farkı(!)'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/SA5SscBvaRI/AAAAAAAAGJY/E_mwgMfIwmE/s72-c/kuyt.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-9137333254436334632</id><published>2008-04-13T11:32:00.001-07:00</published><updated>2008-04-13T11:33:20.737-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Malatyaspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kayhan çubuklu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kocaelispor'/><title type='text'>Kayhan Çubuklu'dan Maç Sonrası Açıklamalar</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kocaelispor.org.tr/news/data/upimages/Malatyaspor_Kocaelispor_kayhan_cubuklu_aciklama.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.kocaelispor.org.tr/news/data/upimages/Malatyaspor_Kocaelispor_kayhan_cubuklu_aciklama.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Teknik sorumlumuz Kayhan Çubuklu Malatyaspor karşılaşması sonrasında düzenlenen basın toplantısında, “İlk yarının son dakikası ve ikinci yarının başında yediğimiz goller oyun düzenimizi bozdu beklemediğimiz bu gollerden sonra ikinci yarı da hücuma yönelik riskler aldık fakat maçı kazanamadık, üzgünüz. Bu maçı unutarak bir an önce Eskişehirspor maçına konsantre olup o maçtan alacağımız 3 puan ile toparlanmak istiyoruz.” Dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çubuklu; “Malatyaspor ile oynadığımız karşılaşma bizim açımızdan çok önemliydi. Malatyaspor’u ilk defa bu sezon bu kadar istekli gördük. Beklide bu sezonun en iyi futbolunu bize karşı oynadılar, bu performansı diğer maçlarda da gösterebilseydiler şuan açık ara lider olurlardı. Futbolcu kadrosu olarak oldukça iyiler. Maça savunma anlamında iyi başladığımızı düşünüyorum. Gole kadar rakibe çok önemli gol fırsatları vermedik, fakat 44.dakikada defansta 2’ye 4 adamla yakalandık ve golü yedik. Maçın ikinci yarısının hemen başında yediğimiz ikinci gol sonrasında ise takımımızın düzeni bozuldu. Amacımız Malatyaspor’u orta sahada durdurup daha sonra golü bulmaktı ama bu kritik dakikalarda gelen goller takımımızın dengesini bozdu. İleriye yönelik bütün riskleri aldık fakat aradığımız golü bulamadığımız için maçtan yenilgi ile ayrıldık. Henüz hiç bir şey bitmiş değil. Önümüzdeki 4 maçta hedefimiz olan 64 puanı alarak Süper Lig’e çıkacağımıza inanıyorum. Öncelikle bu maçın yaralarını silip, bir an önce Eskişehirspor maçına konsantre olup o maçı kazanacağız” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Haber:&lt;/strong&gt; &lt;a href="http://www.kocaelispor.org.tr/"&gt;http://www.kocaelispor.org.tr/&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-9137333254436334632?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/9137333254436334632/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=9137333254436334632&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/9137333254436334632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/9137333254436334632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/04/kayhan-ubukludan-ma-sonras-aklamalar.html' title='Kayhan Çubuklu&apos;dan Maç Sonrası Açıklamalar'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-8179308312720356094</id><published>2008-04-11T09:03:00.000-07:00</published><updated>2008-04-11T09:04:18.120-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haftasonu'/><title type='text'>Haftasonu</title><content type='html'>&lt;strong&gt;11 Nisan Cuma&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;20.00 Beşiktaş - G. Oftaş (Lig Tv)&lt;br /&gt;21.30 Nürnberg - Wolfsburg (Ntv Spor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;12 Nisan Cumartesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;14.00 Malatyaspor - Kocaelispor (D Spor)&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;16.30 W. Bremen - Schalke 04 (Ntv)&lt;br /&gt;17.00 Tothenham - Middlesbrough (Fox)&lt;br /&gt;18.10 O. Lyon - Rennes (Kanal A)&lt;br /&gt;19.00 Galatasaray - Trabzonspor (Lig Tv)&lt;br /&gt;21.00 Valencia - R. Santander (Ntv Spor)&lt;br /&gt;21.30 Juventus - Milan (24)&lt;br /&gt;23.00 R. Huelva - Barcelona (Ntv)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;13 Nisan Pazar&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;14.00 Eskişehirspor - Erciyesspor (D Spor)&lt;br /&gt;15.00 Kayserispor - Sivasspor (Lig Tv)&lt;br /&gt;16.00 Reggina - Sampdoria (Ntv Spor)&lt;br /&gt;18.00 B. Münih - B. Dortmund (Ntv)&lt;br /&gt;19.00 Ankaraspor - Fenerbahçe (Lig Tv)&lt;br /&gt;19.00 Bordeaux - Caen (Kanal A)&lt;br /&gt;20.00 R. Madrid - Murcia (Ntv Spor)&lt;br /&gt;21.30 İnter - Fiorentina (24)&lt;br /&gt;22.00 Almeria - Villarreal (Ntv)&lt;br /&gt;22.00 PSG - Nice (Kanal A)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tribundergi.com/forum/viewtopic.php?f=1&amp;amp;t=40011"&gt;Credit:Tribündergi&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-8179308312720356094?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/8179308312720356094/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=8179308312720356094&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8179308312720356094'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8179308312720356094'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/04/haftasonu_11.html' title='Haftasonu'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-6356153771900288209</id><published>2008-04-11T09:01:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T18:30:49.253-08:00</updated><title type='text'>Zola'nın Cebi Kapalı</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R_9FtNcITrI/AAAAAAAAF_k/XQqlWLVy0fw/s400/zolafenerde.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R_9FtNcITrI/AAAAAAAAF_k/XQqlWLVy0fw/s400/zolafenerde.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir Chelsea-Fenerbahçe hikayesi anlatayım ama 8 yıl öncesinden. Tarih 6 Haziran Salı. Galatasaray Parken’da UEFA Kupası’nı kaldırmış 20 gün önce. 4 sezon üstüste şampiyonluğunu kutluyor. Fenerbahçe cephesinde ise yeni sezon için transfer harekatı başlamış. Sarı-kırmızı gündemi değiştirmek lazım, yıldızların bini bir para spor sayfalarında. Manşetlerin efendisi ise Gianfranco Zola o günlerde. Chelsea’nin Abramovich dönemi öncesindeki en büyük yıldızı, taraftarın sevgilisi. "Zola Fenerbahçe’de" manşeti atmayan gazete yok gibi. Herkes Zola’nın peşinde. Çalıştığım medya grubunun spor servisinden bir arkadaş ricada bulunuyor: "Bize Zola’nın cep telefonu lazım". İtalyan futbolunu yakından takip ederim, Zola kimdir bilirim ama beraber yiyip içmişliğimiz yok ki adamla! "Zola ile konuşmamız lazım" diyor spor servisinden arkadaş. "Aradım, cebi kapalı" demekle başımdan savuşturamayağım, onu da spor müdürü sıkıştırıyor. La Gazzetta dello Sport’ta yazılarını takip ettiğim bir İtalyan gazeteciyle 1-2 kez e-posta trafiği yaşamışım; ona "beni acil ara" deyip telefon numaramı yolluyorum e-posta ile. Güzel insanlar İtalyanlar, haberin kokusunu mu alıyor nedir; 2 saat sonra çalıyor telefon. Fazla yazmasın diye direkt konuya giriyorum: "Zola’nın cebi lazım bize". İtalyan kurt tabii. “Hangi takım istiyor?” diye soruyor “Fenerbahçe” diyorum. "Menajerini arayacağım, birazdan ararım seni" diyor. Spor servisinden arkadaşla sanki Zola bizi arayacakmış gibi soruları hazırlamışız, bekliyoruz tetikte. Arıyor İtalyan: "Konuştum menajeriyle, Zola tatildeymiş Sardunya’da, cebini de açmıyormuş". Buyrun işte başa döndük, ben demiştim Zola’nın cebi kapalı diye. İtalyan gazeteci sinekten yağ çıkarma derdinde: "Fenerbahçe’nin Zola’yı alacak kadar parası var mı ki? diyor. “Olmaz mı” diyorum, işte orada film kopuyor. O sezon Zola ile birlikte İtalyan Di Matteo ve Uruguaylı Poyet, Chelsea’yi sırtlamış. "Fenerbahçe, Zola ile birlikte Di Matteo ve Poyet’i de istiyor “aslında” diye patlatıyorum "bombayı". Chelsea’nin kasası bugünkü gibi Oligark sermayesiyle dolu değil elbette. İyi teklif gelse kulübü bile satarlar. Zaten satıyorlar 3 yıl sonra! İtalyan’a “Van Basten-Gullit-Rijkaard örneğini” veriyorum nedense. "Uyum sorunu olmasın diye aynı takımdan 3 yabancının peşindeler" ile süslüyoruz haberi. Muhabir arkadaş "Zola’ya ulaşamadım" cümlesini nasıl kuracak müdürüne onun derdinde. Bense örneğini çok gördüğümüz takla transfer haberine imza atmışım şakayla karışık. Ertesi gün( 7 Haziran) La Gazzetta’da tek sütunda çok da büyük görmedikleri bir haber olarak çıkıyor: Zola- Di Matteo ve Poyet’e Türkiye’den teklif var. 8 Haziran sabahı memleketin çok satan spor gazetesini eline alanlar şu manşetle karşılaşıyorlar:" Zola ve Di Matteo Fener’de; Poyet de sırada!" Memleketi Sardunya'da şezlongunda tek derdi o tarihte bronzlaşmak olan Zola'nın bu manşetten haberi yok elbette. Di Matteo ve Poyet de kim bilir nerede tatilde? Siz Türkiye’de transfer haberleri nasıl yapılıyor sanıyorsunuz ki? Ronaldo, Henry, Trezeguet,Crespo, Adriano, Ronaldinho, Eto’o nasıl gelir ki hergün başka türlü Türkiye’ye!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;(10 Nisan 2008-Taraf Gazetesi'ndeki yazı)&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-6356153771900288209?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/6356153771900288209/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=6356153771900288209&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6356153771900288209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6356153771900288209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/04/zolann-cebi-kapal.html' title='Zola&apos;nın Cebi Kapalı'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R_9FtNcITrI/AAAAAAAAF_k/XQqlWLVy0fw/s72-c/zolafenerde.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-2753558979391530123</id><published>2008-04-11T08:59:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T18:30:49.321-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tsubasa'/><title type='text'>Tsubasa Atletico Madrid'de</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R_4YANcITdI/AAAAAAAAF90/V7HZyEfrTIo/s400/78.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R_4YANcITdI/AAAAAAAAF90/V7HZyEfrTIo/s400/78.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Atletico Madrid altyapısının başında &lt;strong&gt;Milinko Pantic&lt;/strong&gt; var. O altyapıda da bir Japon çocuk. 11 yaşında. &lt;strong&gt;Rui Miyagawa&lt;/strong&gt;. "Futbolcu olmak istiyorum ve bunun yeri de İspanya" diye ailesini ikna etmiş. Atletico Madrid altyapısında 1000 çocuktan biri sadece. Çok yetenekli olduğunu söylüyor Pantic. Yetenek dedin mi icabında Kutup'lara gitmek gerekiyor. Merhum başkanları &lt;strong&gt;Jesus Gil&lt;/strong&gt; uğraşamam bunlarla dediğinde &lt;strong&gt;Raul &lt;/strong&gt;arka kapıdan Real Madrid'e kaçmıştı bu altyapıdan...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-2753558979391530123?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/2753558979391530123/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=2753558979391530123&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2753558979391530123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2753558979391530123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/04/tsubasa-atletico-madridde.html' title='Tsubasa Atletico Madrid&apos;de'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R_4YANcITdI/AAAAAAAAF90/V7HZyEfrTIo/s72-c/78.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-8851336985800360810</id><published>2008-04-03T13:49:00.000-07:00</published><updated>2008-04-03T13:52:06.006-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tribündergi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haftasonu'/><title type='text'>Haftasonu</title><content type='html'>&lt;a href="http://img.photobucket.com/albums/v295/peopleshit/130108kocaelispor-sakaryaspor003.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img.photobucket.com/albums/v295/peopleshit/130108kocaelispor-sakaryaspor003.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4 Nisan Cuma&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;20.00 Trabzonspor - Denizlispor (Lig Tv)&lt;br /&gt;21.30 Duisburg - E. Cottbus (Ntv Spor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5 Nisan Cumartesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;14.00 Erciyesspor - Malatyaspor (D Spor)&lt;br /&gt;14.45 Arsenal - Liverpool (Fox)&lt;br /&gt;16.30 Stuttgart- Hamburg (Ntv Spor)&lt;br /&gt;18.10 Rennes - Bordeaux (Kanal A)&lt;br /&gt;19.00 Fenerbahçe - Kayserispor (Lig Tv)&lt;br /&gt;19.00 Roma - Genoa (24)&lt;br /&gt;21.00 Osasuna - R. Huelva (Ntv Spor)&lt;br /&gt;21.30 Milan - Cagliari (24)&lt;br /&gt;23.00 Mallorca - R. Madrid (Ntv)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6 Nisan Pazar&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;14.00 Samsunspor - Eskişehirspor (D Spor)&lt;br /&gt;15.00 Sivasspor - Beşiktaş (Lig Tv)&lt;br /&gt;15.30 Middlesbrough - M. United (Fox)&lt;br /&gt;16.00 Atalanta - İnter (Ntv Spor)&lt;br /&gt;18.00 B. Münih - Bochum (Ntv Spor)&lt;br /&gt;19.00 Gençlerbirliği - Galatasaray (Lig Tv)&lt;br /&gt;19.00 Nancy - PSG (Kanal A)&lt;br /&gt;20.00 Sevilla - Villarreal (Ntv Spor)&lt;br /&gt;22.00 O. Marsilya - O. Lyon (Kanal A)&lt;br /&gt;22.00 Barcelona - Getafe (Ntv)&lt;br /&gt;22.10 Lanus - River Plate (Ntv Spor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tribundergi.com/forum/viewtopic.php?f=1&amp;amp;t=39873"&gt;Tribündergi&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-8851336985800360810?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/8851336985800360810/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=8851336985800360810&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8851336985800360810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8851336985800360810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/04/haftasonu.html' title='Haftasonu'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-8110710693171615093</id><published>2008-04-03T13:41:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T18:30:49.549-08:00</updated><title type='text'>Marş Söyletmenin Cezası</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R_T3Wye9LfI/AAAAAAAAF2I/doKO7pOXPfQ/s400/Capture1.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R_T3Wye9LfI/AAAAAAAAF2I/doKO7pOXPfQ/s400/Capture1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hamburg'lu &lt;strong&gt;David Jarolim&lt;/strong&gt; 'e Bundesliga'da &lt;strong&gt;4 maç ceza&lt;/strong&gt; verdiler. Suçu nedir? Rakibine yaptığı hareketi uzuv adı kullanmadan anlatmak gerekirse biz buna "&lt;strong&gt;İstiklal Marşı söyletmek&lt;/strong&gt;" diyoruz. A. Bielefeld'li Markıs Schuler'e marş söyletmiş saha ortasında Jarolim. Rakibin pozisyonu abarttığını ve suçsuz olduğunu söylüyor. La Gazzetta'da bir videoda benzer iki vukuat daha var. Liverpool-PSV maçında R.Fowler rakibi kıstırmış. Bir de Valderrama'ya kontrol çeken Michel var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=xfBLKqsFXpI"&gt;Video: David Jarolim &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://mediacenter.gazzetta.it/MediaCenter/action/player?uuid=1c06188a-0188-11dd-98fb-00144f486ba6"&gt;Video: Fowler&amp;amp;Valderrama&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-8110710693171615093?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/8110710693171615093/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=8110710693171615093&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8110710693171615093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8110710693171615093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/04/mar-syletmenin-cezas.html' title='Marş Söyletmenin Cezası'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R_T3Wye9LfI/AAAAAAAAF2I/doKO7pOXPfQ/s72-c/Capture1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-1354222228475487906</id><published>2008-03-30T01:55:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T18:30:49.863-08:00</updated><title type='text'>Roma Manzaraları</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-zFbye9J4I/AAAAAAAAFpM/ozz1sAkeUmU/s400/roma.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-zFbye9J4I/AAAAAAAAFpM/ozz1sAkeUmU/s400/roma.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İtalya'da Şampiyonlar Ligi maçları sezonluk kombinelere dahil değil ancak bilet rezervasyonunda kombine sahiplerine öncelik tanınıyor. Gelecek hafta iki 4-6-0'ın maçı var. (Bu 4-6-0 üzerine yazmak lazım. İtalyanlar Roma için 4-6-0 oynuyor dendiğinde yok 4-2-3-1 diyor ısrarla) Roma-Manchester United maçında 30 bin bilet kombine sahiplerine ayrılmış. 3500 İngiliz için biletler Manş'ın öteki tarafına yollanmış. 70 bin kişilik Roma Olimpiyat Stadı ful çekecek elbette. Biletler yarım günde tükenmiş. Fiyatlarına gelince kale arkası 22 euro, en pahalı tribün Monte Mario'da ise 275 euro. Kuyruktaki Japon kardeşi görünce aklıma geldi. Fenerbahçe "taraftar kartı olmayana bilet yok" diyor. Bu nasıl mantıktır? Türk ya da yabancı bir futbolsever parasını verip Chelsea maçını tribünde izleme hakkına sahip değil mi yani?Yorumlar üzerine: &lt;a href="http://www.fenerbahce.org/icerik/haber/11162/"&gt;Ben Fenerbahçe resmi sitesindeki cümleyi tekrar geçeyim&lt;/a&gt;: "Bu maçın biletlerini almak isteyen taraftarlarımızın kulüp üyesi veya Fenerbahçe Kart sahibi olması gerekmektedir." Elbette ki geriye bilet kalırsa isteyen alır da 120 bin taraftar kartından bahsediliyor. Peki elinde 30 taraftar kartı olan karaborsacı olabilir mi? Oluyormuş onu da &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/haber,530C65968268471B8AC7EC966AB6AAAF.html"&gt;Emrah Kayalıoğlu imzalı haberde &lt;/a&gt;karaborsacıyla aralarında geçen şu dialogdan öğreniyoruz. "Bizde sahte bilet olmaz. Biletix'ten aldım. Benim 30 tane taraftar kartım var. Satışa çıkar çıkmaz girdim internete aldım biletleri. O kadar para ödedim; yatırım yaptım. Bunun da bedeli olur. Zaten Biletix'te de adamım var. Bize yanlış bilet gelmez." Her mevzuya Fenerbahçe-Galatasaray, Fenerbahçe-Beşiktaş ezeli rekabeti ekseninden bakıp yorum yaparken savunma üretmek pek sağlıklı olmuyor görüldüğü üzere.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-1354222228475487906?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/1354222228475487906/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=1354222228475487906&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1354222228475487906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1354222228475487906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/roma-manzaralar.html' title='Roma Manzaraları'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-zFbye9J4I/AAAAAAAAFpM/ozz1sAkeUmU/s72-c/roma.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-6013487750526307633</id><published>2008-03-30T01:52:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T18:30:49.967-08:00</updated><title type='text'>El Turka  ... Nihat Kahveci</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-8xvie9KPI/AAAAAAAAFsE/QKyE4k06qy8/s400/Capture_2.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-8xvie9KPI/AAAAAAAAFsE/QKyE4k06qy8/s400/Capture_2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;14 gole ulaştı Nihat. La Liga kariyerinde 2. kez şampiyonluk yarışında. Betis deplasmanında ufak çaplı bir rezalete imza atan Barça'yı sollayıp 2.lik koltuğuna oturdular. Şampiyonluktan söz etmiyorlar, tek dertleri şimdilik 2. olup; Şampiyonlar Ligi'nde ön eleme oynama zahmetinden kurtulmak. Villarreal ve Nihat elbette ki manşetlerde. Efektif golcüden, "Killer Otomano"ya kadar binbir sıfatla. Rossi yine harika oynadı Sarı'larda. Atletico Madrid böyle bir takım işte. Sevilla'yı deplasmanda yen, gel burada 3 ye. Defansları zaten sallanıyor, geri kalan da tutukluk yaptı mı; kaçınılmaz son. Real Madrid-Sevilla maçı saat 22:00'de..."La efectividad de Nihat. El jugador turco sigue siendo el máximo goleador del Villarreal tras haber marcado dos goles. Su presencia en el campo es sinónimo de peligro "Marca&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x4w6to_villarreal-3-atletico-madrid-0-gole_sport"&gt;Video: Villarreal:3 Atletico Madrid:0&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-6013487750526307633?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/6013487750526307633/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=6013487750526307633&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6013487750526307633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6013487750526307633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/el-turka-nihat-kahveci.html' title='El Turka  ... Nihat Kahveci'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-8xvie9KPI/AAAAAAAAFsE/QKyE4k06qy8/s72-c/Capture_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-9014899464310635089</id><published>2008-03-26T14:47:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T18:30:50.321-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eskişehirspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sergen yalçın'/><title type='text'>Eskişehirsporlu Anlatıyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-pkJCe9JmI/AAAAAAAAFm8/jlPhhxxpabM/s400/89.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-pkJCe9JmI/AAAAAAAAFm8/jlPhhxxpabM/s400/89.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Eskişehirspor'un Süper Lig'e gelsin, adam gibi deplasman olsun ligde" diyenlerdenim. Metin Diyadin'in gönderilmesi sonrasında -Sergen medyada çok sevildiğinden(!) - birçok haber, yorum çıktı gazetelerde. Suçlu Sergen ilan edildi. Ben de masum olduğunu inanmıyorum. İlla birşey demek gerekiyorsa; Sergen kulüplerin değil patronların topçusu oldu kariyerinin önemli bir bölümünde. Önce Jet-Pa Fadıl ardından KC Grup ve Şekerspor şimdi de Sergen'in reklamında oynadığı Europen'in sahibi Eskişehirspor başkanı Hatipoğlu. Eskişehirsporlu dostuma sordum fikrini. Yıllardır o tribünde. Yazıp yolladı. Sadece futbolda değil hayatta da ayrılıkların zamanlaması, uslubu şık olmalı biraz. Bu ayrılık yakışıksızdı. Aşağıdaki satırlar Eskişehirspor'lu Ayhan Öztürk'e ait. Yorumlarınızı buradan takip edecektir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılın transfer bombalarıyla manşetlere taşınmış, genç dinamik yönetim kuruluyla kurumsallaşma yolunda büyük adımlar atmış, 13 senelik Süper Lig özlemini söndürecek kadro kurulmuş bir takım düşünelim. Süper lig takımlarına nazire yaparcasına her maçına 20.000 (yirmi bin) civarı sevgilisiyle başlamış bir sevilen… 14 Şubat Sevgililer Günü, anlaşmalı olarak 11 Mayıs 2008’e ertelenmiş. Her şey iyi başlamış. İlk üç hafta alınan galibiyet serisi ve 9 puan televizyondaki yorumculardan gazetelerdeki baş köşe paşazadelerine kadar Eskişehirspor’un yaptıkları ve eski güzel günleri kaleme alınmış. Zaten herkes seviyormuş Eskişehirspor’u değil mi ? Ne olmuş da değişmiş o Anadolu ateşini yakan Eskişehirspor bugün bir futbolcuya endeksli olarak yerden yere vurulmuş ? Ne olmuş da o Kırmızı Şimşekler köy takımı yerine koyulmuş ?&lt;br /&gt;Ne olmuş ? Sergen Yalçın gitmiş demiş ki başkanına (herhalde) Metin Diyadin’i gönderin ben varım korkmayın.. Hocasına da demiş ki, beni ilk 11’e almayacaksan ben yokum arkadaş ! Hoca da geri vites yapmamış Sergen’i en önemli maçta oynatmamış takım berabere kalmış. Yönetim de hocasına “Sergen seni istemiyor biz de seni kovuyoruz” demiş. Vay anasını sayın seyirciler… Koskoca Eskişehirspor ve yönetimi Sergen Yalçın’a esir olmuş. Çünkü Eskişehir’de yönetim dahil hiç kimse futboldan anlamıyor 3.Amatör kümeden yeni çıkmış bir takımız başkanımız da köy muhtarı. Değilse bile Sergen Yalçın’la yıldızları hiç barışmamış 10 Türk Futbol Büyüğü’nün işine gelen bu. Kolay yolu bu ! Hiç Metin Diyadin’in bu takımla nerden nereye geldiği yazılmamış çizilmemiş… Şampiyonluk için bütün imkanların sağlandığı bir takım neden başarısız olmuş ? Eskişehirspor “Sergen Yalçın’ın gönderttiği” Metin Hoca’sıyla, 27 maçın 14’ünü kazanabilmiş… Deplasmanda oynadığı 14 maçın 7’sinde mağlup olmuş… Şampiyonluk yarışındaki rakipleri Antalyaspor, Sakaryaspor ve Kocaelispor’u ne sahasında ne de deplasmanda yenememiş…&lt;br /&gt;Rakip takımların korkulu rüyası haline gelebilecek bir takım yaratamamış her hafta 5 farklı oyuncuyla sahaya çıkmış… Özellikle deplasmanlarda öne geçtiği maçları korumayı başaramayıp mağlup olmuş. Metin Diyadin’i Sergen mi gönderdi ? Varsın öyle bilinsin. Siz de televizyonda veya köşelerinizde bu şekilde yansıtın. Bir Eskişehirspor’lu olarak Metin Diyadin’in görevine son verilmesi beni çok mutlu etmiştir. Sizin Metin Hoca üzüntünüz benim sevincim olmuştur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-9014899464310635089?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/9014899464310635089/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=9014899464310635089&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/9014899464310635089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/9014899464310635089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/eskiehirsporlu-anlatyor.html' title='Eskişehirsporlu Anlatıyor'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-pkJCe9JmI/AAAAAAAAFm8/jlPhhxxpabM/s72-c/89.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-921460293806884321</id><published>2008-03-20T11:34:00.000-07:00</published><updated>2008-03-20T11:36:27.697-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oktay derelioglu'/><title type='text'>Oktay Derelioğlu : game over!</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor gibi takımlarda forma giyen 1975 doğumlu Oktay Derelioğlu, futbola TFF 2. Lig takımlarından Fatih Karagümrük'te sessiz sedasız veda etti.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezon başında, futbola başladığı Fatih Karagümrük'e dönen Oktay, kısa bir süre oynadıktan sonra jübile yapmadan futbolu bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay, sezon başında vefa borcu nedeniyle Fatih Karagümrük'ü tercih ettiğini, ancak kafalar uymadığı için hemen bıraktığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 yıllık futbol yaşantısında Trabzonspor, Beşiktaş, Siirt JET-PA, Gaziantepspor, Fenerbahçe, Samsunspor, Akçaabat Sebatspor, Sakaryaspor, Diyarbakırspor, İstanbulspor, Yalovaspor, Fatih Karagümrük, İspanya'nın Las Palmas, Almanya'nın FC Nurnberg ve Azerbaycan'ın Hazar Lankeran takımları olmak üzere 15 kez transfer yapan Oktay, jübile yapmayacağını açıkladı. Jübilelerin eskiden yapıldığını dile getiren Oktay, “Jübile herhalde eskiden vardı. Şimdi öyle jübile yapan yok gibi, ama insan tabii ki hatırlanmak ister. Yaklaşık 15 yıl hizmet verdim Türk futboluna. Jübile yapmadığım için kimseye kırgın değilim. Artık antrenör olarak yoluma devam edeceğim. Geçmişimde iyi bir kariyerim var. Bunun ekmeğini jübilede değil de teknik direktörlük kısmında yiyeceğimize, insanların bize güvenip takım teslim edeceklerine inanıyorum” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay, Mayıs ayındaki kurstan sonra antrenörlük diplomasını alacağını, önümüzdeki sezon çok üst seviyede bir takımın yardımcı antrenörü olarak çalışmayı veya tek başına Süper Lig'de takım çalıştırmayı hedeflediğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“İDOLÜM DENİZLİ”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolu güzelleştirmeye çalışan antrenörlerin çoğalması gerektiğini ifade eden Oktay, Türk antrenörlerden Ertuğrul Sağlam, Bülent Uygun ve Abdullah Avcı'yı başarılı bulduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Yabancılardan ise Zico'yu çok beğeniyorum’ diyen Oktay, ‘Zico mantalite olarak çok iyi. Dışardan baktığımda çok iyi bir teknik direktör. Ancak benim için Mustafa Denizli'nin çok özel bir yeri var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdolüm Mustafa Denizli’ dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“BEŞİKTAŞ'IN YAŞAYAN EFSANESİYİM”&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Futbol yaşamının büyük bölümünü kapsayan Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor takımlarında başarılı olduğunu anlatan Oktay, ‘Futbol hayatımda Beşiktaş'ın benim için önemli bir yeri var. Beşiktaş'ta yıldız oldum, bir takım yerlere geldim ve milli takıma seçildim’ dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş'ta çok önemli şeyler yaptığını kaydeden Oktay, ‘Beşiktaş'ın hala Avrupa'da en çok gol atan futbolcusuyum. Şu an yaşayan efsanesi gibi bir pozisyondayım. Beşiktaş forma altında en çok milli takımda gol atan oyuncu benim. Beşiktaş'ta daha uzun yıllar oynamalıydım. Sonuçta kimse zorla Beşiktaş'tan kovmadı. Kendi isteğimle hatalı karar vererek ayrıldım, ama keşke ayrılmasaydım.'' şeklinde konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“FENERBAHÇE ŞU ANDA FORVETSİZ OYNUYOR”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Derelioğlu, Fenerbahçe'de oynadığı dönemden de çok memnun olduğunu ifade ederek, ‘Fenerbahçe'de ilk sezonda iyiydim. İkinci sezonda sakatlıktan sonra toparlayamadım ve ayrılmak zorunda kaldım’ dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz Yıldırım'ın iyi bir başkan olduğunu kaydeden Oktay, ‘Bizim zamanımızdan bu zamana daha iyi oldu. Aziz başkan da geldiğinde ‘ben futboldan çok anlamıyorum' diyordu, ama zamanla çok iyi duruma geldi. Şu anda Fenerbahçe Türkiye'nin zirvesindeki kulüp durumunda, ama forvetsiz oynuyor. Forvet hattındaki oyuncuları Kezman ve Semih'i Avrupa Şampiyonlar Ligi seviyesinde görmüyorum. Türkiye Ligi için iyiler, ama bana göre çok etkili forvet değiller’ şeklinde konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“TRABZONSPOR 4. BÜYÜKTÜ”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzonspor'un şu anki durumuna çok üzüldüğünü belirten Oktay, ‘'Trabzonspor benim döneminde 4. büyüktü. Şu anda sıradan Anadolu takımına eşdeğer, belki daha aşağı pozisyonda’ diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzonspor'da çok fazla oyuncu sirkülasyonu olduğunu dile getiren Oktay, ‘Trabzonspor'da potansiyel var, inanılmaz bir taraftar var, ancak inanılmaz derecede her türlü hatayı yapıyorlar. Çok fazla oyuncu sirkülasyonu var. Trabzonspor'u seviyorum ve daha iyi yerlere gelmesini istiyorum’ dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“BELÇİKA'YA ATTIĞIM GOL SAYESİNDE UNUTULMAYACAĞIM”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay Derelioğlu, milli takımda Belçika'ya 7 kişiyi çalımlayarak attığı gol sayesinde yıllar sonra da hatırlanacağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Şu anda 7 yaşındaki çocuklar bile o gol sayesinde beni tanıyor’ diyen Oktay, ‘O gol 100 yılın golü seçildi. Herhalde o golü, beni kimse unutmasın diye Allah bana nasip etti. Çünkü o gol 20-30 sene sonra bile beni hala gündemde tutacak. İnsanlar o golü her zaman izleyecek. Çünkü öyle bir gol atmak dünyada çok az insana nasip olur’ şeklinde konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“KEŞKE LAS PALMAS'TA KALSAYDIM”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oktay'ın futbol kariyerinde ''Keşke'' dediği bir de Las Palmas macerası var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün baktığında İspanya'da da kalmamakla hata yaptığını anlatan Oktay, “Keşke Las Palmas'ta kalsaydım, dönmekle hata ettim. Orada maddi açılardan anlaşamama durumu oldu, o yüzden döndüm. Orada daha iyi bir kariyere sahip olabilirdim. Çünkü kaliteli iyi futbolcu İspanya'da çok sivrilebilir. Orada futbolu güzelleştirmeye yönelik oyun var. Şimdi Nihat orada çok başarılı, ama aynı performansını Türkiye'de gösteremiyordu. Orada sahaya çıkan iki takım da futbol oynamaya çalışıyor. O yüzden Nihat ön plana çıkıyor. Bizim ligimiz çok zor, oynatmamak için oynuyorlar. Almanya'da ise Nurnberg'de ortamdan memnun kalmadığım için kısa sürede ayrıldım. Azerbaycan'da gol kralı oldum, yılın futbolcusu seçildim, ama Türkiye'de unutulmuştum, 2. Lig'de takım bulabildim.” diyerek sözlerini tamamladı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-921460293806884321?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/921460293806884321/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=921460293806884321&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/921460293806884321'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/921460293806884321'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/oktay-dereliolu-game-over.html' title='Oktay Derelioğlu : game over!'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-7709283213340639485</id><published>2008-03-20T11:31:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T18:30:50.728-08:00</updated><title type='text'>Şampiyonlar Ligi'ne Bir Bilet</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-IusCe9IjI/AAAAAAAAFek/FS5OHklgucs/s400/45.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-IusCe9IjI/AAAAAAAAFek/FS5OHklgucs/s400/45.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;La Liga'da Şampiyonlar Ligi vizesi alacak 4. takım kim olacak sorusuna kesin olmasa da cevap verecek bu karşılaşma: &lt;strong&gt;Sevilla-Atletico Madrid&lt;/strong&gt;. A. Madrid 47, Sevilla 45 puanda. İki takımın da bu sezon 4. sırayı almak dışında bir hedefleri kalmadı. Önlerindeki Villarreal'ı yeme şansları da pek yok, Nihat'ın takımı Barça'nın 2 puan gerisinde ve onların tökezlemesini bekliyor Şampiyonlar Ligi'ne direkt gidebilmek için. Sezonun ilk yarısındaki maç keyifliydi. Atletico 4-3 kazanmıştı. &lt;strong&gt;Cumartesi akşam 23:00'de NTV&lt;/strong&gt;'de...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-IusSe9IkI/AAAAAAAAFes/kxUyxgWQumA/s400/madrida.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-7709283213340639485?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/7709283213340639485/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=7709283213340639485&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/7709283213340639485'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/7709283213340639485'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/ampiyonlar-ligine-bir-bilet.html' title='Şampiyonlar Ligi&apos;ne Bir Bilet'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-IusCe9IjI/AAAAAAAAFek/FS5OHklgucs/s72-c/45.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-9081908709509872596</id><published>2008-03-20T11:26:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T18:30:51.126-08:00</updated><title type='text'>2. Tromso Faciası</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-I5oCe9InI/AAAAAAAAFfE/nSuLErPcRRk/s400/gerets.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-I5oCe9InI/AAAAAAAAFfE/nSuLErPcRRk/s400/gerets.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Carquefou&lt;/strong&gt; mucizesi bu kez &lt;strong&gt;Erik Gerets&lt;/strong&gt; 'i yaktı. 17 bin nüfuslu kasabanın 5. ligde oynayan takım tam adını da verirsek&lt;strong&gt; US Jeanne d'Arc Carquefou&lt;/strong&gt;,&lt;strong&gt; Nancy&lt;/strong&gt;'den sonra şimdi de &lt;strong&gt;Marsilya&lt;/strong&gt;'yı eledi Fransa Kupası'ndan. Fransızlar hatırlar mı bilmem ama bu Erik Gerets'in kariyerine 2. Trömsö faciası olarak geçti bile. UEFA Kupası'nda 3-1 kazandığı ilk maçtan sonra Zenith'e turu vermişti Rusya'da şimdi de kupanın dışında kaldı Marsilya. Maç, Nantes'da Beaujoire stadında oynanmış ve 38 bin seyirci varmış tribünlerde. Dün Ankara'da yarı final maçında 5000 bin seyirci vardı, 200'ü Gençlerbirliği taraftarı!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-I5oSe9IoI/AAAAAAAAFfM/EauaRt-ywVw/s400/78.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erik Gerets maçtan sonra "bazen bir mağlubiyet size bir galibiyetten çok daha fazlasını öğretir. Ben de bu akşam çok şey öğrendim ama bunu kendime saklıyorum" demiş. Keşke eskiden öğrendiklerini de hatırlayabilse...Erik Gerets: "Parfois, on apprend plus d'une défaite que d'une victoire. Je pense que j'ai beaucoup appris ce soir. Quoi ? Je vais le garder pour moi... "&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-9081908709509872596?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/9081908709509872596/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=9081908709509872596&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/9081908709509872596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/9081908709509872596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/2-tromso-facias.html' title='2. Tromso Faciası'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R-I5oCe9InI/AAAAAAAAFfE/nSuLErPcRRk/s72-c/gerets.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-1926872762713432501</id><published>2008-03-18T15:27:00.001-07:00</published><updated>2008-12-10T18:30:51.398-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Johan Vogel'/><title type='text'>Johan Vogel</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_saQW2W8jZdY/R-Al4Ad0BMI/AAAAAAAAAGQ/YWknr6gLSb4/s400/vogel.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_saQW2W8jZdY/R-Al4Ad0BMI/AAAAAAAAAGQ/YWknr6gLSb4/s400/vogel.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;PSV kariyerine diyecek laf yok ama onun Milan'a transferini sağlayan Euro 2004 oldu bence. Milan'da Pirlo-Gattuso gibi adamların rotasyonunda kullanılmak üzere alınmıştı, öyle kenarda paslanıp kaldığın yerden devam etmiyor tabii futbol. Sayemizde 2006 Almanya'yı da gördü. Milan transferde kolay adam harcayan kulüp değildir ama o en zayıf halkalardan biri olmayı başardı. Bir dönem bizim gazetelerin manşetlerini kurtardı. Galatasaray'a geleceği yazıldı çizildi. Soluğu Real Betis'de aldı. La Liga'ya 30 değil de 32 yaşında gitseydi dönüşü ancak Cenevre golü çevresinde bir yer olurdu. Yaştan yırttı anlayacağınız. 31 yaşında ve Premier Lig'in yolunu tuttu. 38 yaşına gelmiş Tugay'ın kulübü Blackburn Rovers ile 3 yıllık sözleşme imzaladı Johan Vogel.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-1926872762713432501?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/1926872762713432501/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=1926872762713432501&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1926872762713432501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1926872762713432501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/johan-vogel.html' title='Johan Vogel'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_saQW2W8jZdY/R-Al4Ad0BMI/AAAAAAAAAGQ/YWknr6gLSb4/s72-c/vogel.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-5991507458545305389</id><published>2008-03-17T14:46:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T18:30:51.544-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gretchen Mol'/><title type='text'>Gretchen Mol</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R3d5eFq3ybI/AAAAAAAAEP4/Ok30g5gix1k/s400/rft.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R3d5eFq3ybI/AAAAAAAAEP4/Ok30g5gix1k/s400/rft.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-5991507458545305389?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/5991507458545305389/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=5991507458545305389&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/5991507458545305389'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/5991507458545305389'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/gretchen-mol.html' title='Gretchen Mol'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R3d5eFq3ybI/AAAAAAAAEP4/Ok30g5gix1k/s72-c/rft.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-2453681966365268129</id><published>2008-03-17T14:41:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T18:30:51.729-08:00</updated><title type='text'>öleyim!..</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/RYsd-32o17I/AAAAAAAAAEw/6NIvdMeS14o/s400/600_welbe.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/RYsd-32o17I/AAAAAAAAAEw/6NIvdMeS14o/s400/600_welbe.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Artık yeter ölmek istiyorum" dedi. Başka bir coğrafyada mümkündü ama İtalya'da değil. Piergiorgio Welby 40 yaşında beri yatalaktı. Kas erimesi 21 yıldır yatağına mahkum etmişti. 9 yıldır solunum cihazına bağlı yaşıyordu. Ötanazi hakkı için başvurdu. Kabul görmedi. Yaşadığı ülkenin güneyinde kızlara hala pantalon giydirmiyorlardı; ötenazi neydi ki? Mektup yazmadığı makam kalmadı. 730 kişi onun için açlık grevine başladı. Mahkeme ötanazi talebini yasal bir düzenleme olmadığı sebebiyle geri çevirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piergiorgio Welby öldü. Doktoru Mario Riccio solunum cihazının borusunu kesmek ve hastasını ölüme göndermekle suçlanıyor şimdi. Doktor için 15 yıl hapis cezası isteniyor. İtalya kendini sorguluyor, daha çok sorgulayacak ta..&lt;br /&gt;Piergiorgio Welby'nin son mektubu &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.lucacoscioni.it/node/7131"&gt;http://www.lucacoscioni.it/node/7131&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-2453681966365268129?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/2453681966365268129/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=2453681966365268129&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2453681966365268129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2453681966365268129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/leyim.html' title='öleyim!..'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/RYsd-32o17I/AAAAAAAAAEw/6NIvdMeS14o/s72-c/600_welbe.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-2563686303704379516</id><published>2008-03-13T15:13:00.000-07:00</published><updated>2008-03-13T15:15:24.680-07:00</updated><title type='text'>Dino Drpiç: "Eşime küfretmişlerdi"</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.ortakafagol.com/haber/img/b_573.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.ortakafagol.com/haber/img/b_573.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Beşiktaş'ın 'uygunsuz' hareketi nedeniyle almaktan son anda vazgeçtiği Dino Drpiç, Hajduk Split taraftarlarına poposunu göstermesinin kariyerini etkileyebileceğini düşünmemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hırvat oyuncu çok üzgün olduğu söyleyerek "Hareketimin Türkiye'de bu kadar sorun olması beni şaşırttı. Elbette her ülkenin kendine göre değer yargıları var. Sonuç olarak transferim gerçekleşmedi. Artık sezon sonunu bekleyeceğim. Umarım benim yerime alınan Gordon başarılı olur" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Drpiç söz konusu maçı şöyle anlattı: "Ezeli rakibimiz Hajduk Split'le şampiyonluğu etkileyecek bir maça çıkmıştık. Benim de gol attığım maçı 2-1 kazanmıştık. Yıllardır Dinamo forması giydiğim için beni hiç sevmezlerdi. Karşılışma boyunca eşime 90 dakika küfür ettiler. Maçtan sonra tur atarken eşime ve aileme kötü tezahüratlarını sürdürdüler. Ben de artık dayanamadım ve Hajduk Split taraftarına tepkimi göstermek istedim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Drpiç, Beşiktaş'la anlaşmadan bir gün önce Bundesliga ekiplerinden Duisburg'la mukavele imzalamaya hazırlandığı, yaşanan gelişmeler sonrası o transferin de gerçekleşmediğini söyledi. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-2563686303704379516?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/2563686303704379516/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=2563686303704379516&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2563686303704379516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2563686303704379516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/dino-drpi-eime-kfretmilerdi.html' title='Dino Drpiç: &quot;Eşime küfretmişlerdi&quot;'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-436605397504195736</id><published>2008-03-13T11:22:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T18:30:52.601-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mehmet topuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mauro rosales'/><title type='text'>Arjantinli Mehmet Topuz</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R9k6_pw4bOI/AAAAAAAAFZw/_CIf109wxFw/s400/rosales1.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R9k6_pw4bOI/AAAAAAAAFZw/_CIf109wxFw/s400/rosales1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Üzerinde &lt;strong&gt;River Plate&lt;/strong&gt; forması olmasa &lt;strong&gt;Mehmet Topuz&lt;/strong&gt; derdim. Bu kadar benzerlik olur. Arjantinli &lt;strong&gt;Mauro Rosales&lt;/strong&gt;, Topuz'un ikiz kardeşi gibi bu fotoda. Newell's'dan yetişme. Avrupa gördü. 2 sezon &lt;strong&gt;Ajax&lt;/strong&gt;'da forma giydi ve 2007'de River Plate'e geldi. Mehmet Topuz'dan 2 yaş büyük, 1981 doğumlu...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-436605397504195736?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/436605397504195736/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=436605397504195736&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/436605397504195736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/436605397504195736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/arjantinli-mehmet-topuz.html' title='Arjantinli Mehmet Topuz'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R9k6_pw4bOI/AAAAAAAAFZw/_CIf109wxFw/s72-c/rosales1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-6533200360065997549</id><published>2008-03-12T14:53:00.000-07:00</published><updated>2008-03-12T14:54:15.157-07:00</updated><title type='text'>Hafta Sonu</title><content type='html'>&lt;strong&gt;14 Mart Cuma&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;20.00 V. Manisaspor - Sivasspor (Lig Tv)&lt;br /&gt;21.30 Schalke 04 - Duisburg (Ntv Spor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;15 Mart Cumartesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;13.00 Elazığspor - Erciyesspor (D Spor)&lt;br /&gt;16.30 E. Cottbus - B. Münih (Ntv Spor)&lt;br /&gt;17.00 Sunderland - Chelsea (Fox)&lt;br /&gt;18.10 Monaco - O. Lyon (Kanal A)&lt;br /&gt;19.00 Ankaraspor - Galatasaray (Lig Tv)&lt;br /&gt;19.00 Udinese - Lazio (Ntv Spor)&lt;br /&gt;21.00 D. La Coruna - R. Madrid (Ntv Spor)&lt;br /&gt;21.30 Roma - Milan (24)&lt;br /&gt;23.00 Valencia - Sevilla (Ntv)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;16 Mart Pazar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;13.00 Kartalspor - Altay (D Spor)&lt;br /&gt;15.00 Konyaspor - Fenerbahçe (Lig Tv)&lt;br /&gt;16.00 İnter - Palermo (24)&lt;br /&gt;18.00 Villarreal - R. Zaragoza (Ntv)&lt;br /&gt;19.00 Juventus - Napoli (24) Bant&lt;br /&gt;19.00 Beşiktaş - Trabzonspor (Lig Tv)&lt;br /&gt;19.00 Bordeaux - Strasbourg (Kanal A)&lt;br /&gt;20.00 Almeria - Barcelona (Ntv Spor)&lt;br /&gt;21.30 Fiorentina - Genoa (24)&lt;br /&gt;21.50 Lens - O. Marsilya (Kanal A)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-6533200360065997549?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/6533200360065997549/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=6533200360065997549&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6533200360065997549'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6533200360065997549'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/hafta-sonu.html' title='Hafta Sonu'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-4434285712803232439</id><published>2008-03-12T14:52:00.001-07:00</published><updated>2008-03-12T14:53:19.962-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Emmanuel Eboue'/><title type='text'>Emmanuel Eboue</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.ortakafagol.com/haber/img/b_578.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.ortakafagol.com/haber/img/b_578.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Arsenal'in orta saha oyuncularından Emmanuel Eboue, Premier Lig’deki en hırçın futbolculardan biri olduğuna dair eleştirilere katılmadığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ligde beş kez cezalı duruma düşen ve Old Trafford’da oynanan FA Cup maçında kırmızı kart gören Eboue, Sunday Mirror’a yaptığı açıklamada, "İnsanlar benim kötü biri olduğumu sanıyorlar ancak tam tersine ben çok iyi bir insnaım," dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FA Cup maçında Evra’ya dokunmadığını da belirten Fildişi Sahilli oyuncu, "O pozisyonda neden kırmızı kart gördüğümü bilmiyorum. Kendimi korumak için sıçradım, amacım onu sakatlamak değildi. Artık maçlarda çok daha dikkatli olmalıyım," diye konuştu. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-4434285712803232439?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/4434285712803232439/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=4434285712803232439&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/4434285712803232439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/4434285712803232439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/emmanuel-eboue.html' title='Emmanuel Eboue'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-5662691931628046847</id><published>2008-03-10T15:28:00.000-07:00</published><updated>2008-03-10T15:29:07.317-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gökdeniz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Trabzonspor'/><title type='text'>Bu sene şampiyon görmeyelim sizi!</title><content type='html'>Oldu yirmi dört sene… 1983-84, 2008-2009. Yirmi beş sene deyip yuvarlasak da kimse bize kızmaz. Çeyrek asırdır cevabı bulunamayan bir sorunun peşinden gidiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzonspor ne zaman şampiyon olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri çıksın söylesin istiyoruz. Gazetedeki köşesinde, soyunma odasında, maçtan sonra ya da kongre salonunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyi söylüyoruz, yönetimde kimlerin olmasını gerektiğini, hocanın sistemini, nasıl oynaması gerektiğini, oyuncu tercihlerini. Bir de şu şampiyonluğa nasıl gideceğimizi anlatsalar da.. Söylemezler, söyleyemezler. İşin garibi bütün bu anlattıklarım, bir şampiyoncuk bile etmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etmeyince biz de sürekli, ‘sen yapamadın git, sen iyi uşağa benziyorsun, hem paran da var, gel’ diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzonspor’un ne zaman şampiyon olacağını son yirmi beş yıldır kimse bilemedi. Gelen her başkan ve yönetimler dahil. Ve de yorum yapan gazeteciler de bunun içinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geldik bugüne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü konuşuk şu; Sadri Şener Trabzonspor’u şampiyon yapar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce Mehmet Ali Yılmaz, Faruk Özak, Özkan Sümer, Atay Aktuğ, Nuri Albayrak için de aynı sorular sorulduğundan kimse yabancılık hissetmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Aman bu soru da neyin nesi’ demedi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu top oyununu herkes başka anlıyor ama biz Türkler, gördüğümüz gibi anlamakta diretiyoruz. Trabzonsporlulara özgü bir durum değil ama biz Trabzonsporlular, ‘İstiyorsak olur’ diye düşünüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futboldan anlıyoruz ya, mesela her hafta puan cetvelinde yukarılara tırmanınca şampiyonluğa gittiğimizi sanırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Hımm, Kayseri iki hafta kaybetsin, Beşiktaş’ın maçları zor, üç maç kaybederse, onu yakalarız, Sivas kesin takılır canım. Artık bitti işi..’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizdeki gariplik gariplik kitabında bile yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten şampiyonluğa giderken, ‘Yok ya keserler önümüzü’ diye düşünürüz. Yani 10 puan geride olsak şampiyonuz, 2 puan ilerde olsak değiliz hali. Anlayın işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar da aynı hal üzereyiz. İstanbul’da futbol bilgisine çok inandığım Trabzonsporlu bir dostumla sohbet ederken, ‘Bu sene değil de gelecek sene şampiyon olur muyuz’ deyiverdi. Ağzından kaçırdı diyeceğim, normalde yapmaz öyle hatalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Bilmem ama neden biz olalım’ deyiverdim ve başladım saymaya,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gelecek seneki takımdan haberin var mı? Rakiplerinin hazırlıkları neler? Böyle bir hedef varsa bunu senden önce yönetim, teknik direktörden duymamız gerekmiyor mu”? dedikten sonra,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ee yani yeni yönetim geldi ya, eski başkan…” ile son cümlesini de etti dostum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahali, duyduk duymayın demeyin, hiçbir spor yazarının şampiyonluk vaadine kanmayın. Yeni yönetime ‘kurtarıcı’, ‘son mohikan’ gözüyle bakmayın. Hep öyle baktık hata ettik, kabul edin. Her gelene ‘kurtar bizi baba’ dedik sonra arkasından küfürlerle gönderdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle kurtaramayacağız biliyorsunuz değil mi? Sadece kurtarıcılarla olmayacak. Sadece yenilerle (başkan-hoca-topçu) olmuyor. Bu yönetime bir iyiliğimiz dokunsun istiyorsanız, ‘Başkan bizi şampiyon yap’ ifadesini unutalım yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir yönetim kötü yönetti diye değil, şampiyon yapamadığı için gitmiştir, biliyorsunuz. Bu işin sonu da aynı yazdığım gibi biter. Şampiyonluğun kendisi değil, doğal baskısı bu yönetimi de alır götürür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-5662691931628046847?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/5662691931628046847/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=5662691931628046847&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/5662691931628046847'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/5662691931628046847'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/bu-sene-ampiyon-grmeyelim-sizi.html' title='Bu sene şampiyon görmeyelim sizi!'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-2779261671097845997</id><published>2008-03-05T13:54:00.001-08:00</published><updated>2008-03-05T13:54:56.612-08:00</updated><title type='text'>Mancini, Kaka'ya taktı bir kere</title><content type='html'>İnter teknik direktörü Roberto Mancini, Kaka ile ilgili yaptığı yorumların arkasında olduğunu açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafta içinde Milan asbaşkanı Adriano Galliani, oyuncusu Kaka’nın gereğinden fazla faule maruz kaldığı yönündeki sıkıntısını dile getirmiş, İnter’in patronu Mancini bu açıklamalara yanıt vererek, “Fauller futbolun gerçeğidir, son senelerde de faullerin sertliğinde bir artış söz konusu olmamıştır. Forvet oyuncuları maçtaki pozisyonları nedeniyle elbette daha fazla faulle karşı karşıya kalacaktır. Kaka’ya yapılan faullerin istisna, bir durum teşkil ettiğini düşünmüyorum,” şeklinde konuşmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galliani ise polemiğe girmek istemediğini, bu sözlere verilebilecek karşı bir yanıtı da olmadığını söylemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mancini ise son açıklamasında sözlerinin arkasında olduğunu ifade ederek, “Ben de Galliani’ye tekrar bir yanıt vermeyeceğim. Ancak bir kaç gün içinde söyleyebilirim. Şimdilik bu cevaplar cebimde saklı. Şu esnada düşünecek daha önemli işlerimiz var," dedi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-2779261671097845997?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/2779261671097845997/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=2779261671097845997&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2779261671097845997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2779261671097845997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/mancini-kakaya-takt-bir-kere.html' title='Mancini, Kaka&apos;ya taktı bir kere'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-6339776719931522345</id><published>2008-03-04T10:11:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T18:30:54.370-08:00</updated><title type='text'>İnadına Toplu</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R81Pn51thTI/AAAAAAAAFMw/bPqt224QE2I/s400/benfica.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R81Pn51thTI/AAAAAAAAFMw/bPqt224QE2I/s400/benfica.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                                                                     &lt;strong&gt;Benfica&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R81PnZ1thSI/AAAAAAAAFMo/6NzNr38pxVU/s400/bnois.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R81PnZ1thSI/AAAAAAAAFMo/6NzNr38pxVU/s400/bnois.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                                                                  &lt;strong&gt;Boixos Nois&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R81Pm51thRI/AAAAAAAAFMg/RYx5oC4jdAI/s400/bal.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R81Pm51thRI/AAAAAAAAFMg/RYx5oC4jdAI/s400/bal.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                                                         &lt;strong&gt;Brigate Autonome Livornesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R81Pm51thRI/AAAAAAAAFMg/RYx5oC4jdAI/s400/bal.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;Derbiler öncesinde bizde İl Spor Güvenlik Kurulu toplanır. Yıllardır aynı metin okunur. Deplasman seyircisi toplu halde gelmeyecek. Biz tersine gidelim, bu da yeni bir seri olsun. Avrupa'da toplu gidişler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-6339776719931522345?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/6339776719931522345/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=6339776719931522345&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6339776719931522345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6339776719931522345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/inadna-toplu.html' title='İnadına Toplu'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R81Pn51thTI/AAAAAAAAFMw/bPqt224QE2I/s72-c/benfica.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-8086284170725296166</id><published>2008-03-02T02:03:00.001-08:00</published><updated>2008-12-10T18:30:55.123-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ac milan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kaka'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotomaç'/><title type='text'>Milan'ın Kaka Hesabı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R8fjYw2GZDI/AAAAAAAAFJ4/a47Q2u0MXNk/s400/milan.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R8fjYw2GZDI/AAAAAAAAFJ4/a47Q2u0MXNk/s400/milan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fotomaç'ta çıkan "Adriano Fener'de" manşeti kadar İspanya'da Marca "Kaka Real Madrid'e" manşeti atmıştır. Madrid medyası bu yaz başka bir isim bulmalı artık kendine. Kaka, Milan ile beklenildiği üzere sözleşme yeniledi. Bu Kaka'nın Milan'a geldiği 2003 yılından beri imza attığı 4. sözleşme. Yeni sözleşmenin bitiş tarihi 2013. Milan'ın 2011'de biten sözleşmeyi bugünden uzatmasının bir anlamı var elbette. 1982 doğumlu Kaka, 2010 sezonunda 28 yaş kuralıyla iki sezonluk kazandığı para karşılığında (bkz: Henry) başka bir kulübe gidebilirdi. Halen yıllık ücreti 9 milyon euro. Bu rakam 2013 yılına kadar artacak ve o sezon için belirlenen rakam 13 milyon Euro &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-8086284170725296166?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/8086284170725296166/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=8086284170725296166&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8086284170725296166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8086284170725296166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/milann-kaka-hesab.html' title='Milan&apos;ın Kaka Hesabı'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R8fjYw2GZDI/AAAAAAAAFJ4/a47Q2u0MXNk/s72-c/milan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-8208096314786007424</id><published>2008-03-01T14:47:00.001-08:00</published><updated>2008-12-10T18:30:55.289-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tayfun Korkut'/><title type='text'>Tayfun Korkut</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZOtRqyV68IA/R8H5UUWGa1I/AAAAAAAAASc/joUpQtor0es/s400/KORKUT_Tayfun_20000611_NF_R.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZOtRqyV68IA/R8H5UUWGa1I/AAAAAAAAASc/joUpQtor0es/s400/KORKUT_Tayfun_20000611_NF_R.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;21 yaşında geldiği Fenerbahçe'de 5 sezon boyunca takımın banko isimlerinden biri olmuştu. Klasik Türk futbolcusu şablonundan biraz daha farklı olarak fiziği güçlü, oyunuysa sade ve varyeteden uzak bir istikrara sahipti, topa da iyi vururdu. Türkiye'deki ilk sezonunda milli takıma seçildi. O 5 sezon boyunca sayısız teknik direktörle çalışmasına rağmen hiç yedek kalmadı, takımın banko ismiydi. Kaptanlık beklerken, Pendik ve MTK'nın izlerini silmek için ertesi sezon Denizli'yle anlaşan Fenerbahçe tarafından kadroda düşünülmediği söylendi. Sessiz sedasız gittiği 4 sezon tutundu, bir vefasızlık da 2003'te Şenol Güneş'ten görüp, son dakikada kadrodan kesildi. Beşiktaş günlerini yazmaya gerek yok, oraya girersek çıkamayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az önce Habertürk'te rastladım Tayfun Korkut'a. Real Sociedad'ın genç takım antrenörü olmuş, hoşuma gitti açıkçası. Sevilla maçını da yorumlamış İspanyol televizyonuna, eşleşmenin kısa da olsa bir analizini yaptı, fena değildi. Futbolu erken bırakmak zorunda kalmıştı, çocuğunun hastalığı sebebiyle. Yeni kariyerinde başarılı olacağına inanıyorum&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-8208096314786007424?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/8208096314786007424/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=8208096314786007424&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8208096314786007424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8208096314786007424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/tayfun-korkut.html' title='Tayfun Korkut'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZOtRqyV68IA/R8H5UUWGa1I/AAAAAAAAASc/joUpQtor0es/s72-c/KORKUT_Tayfun_20000611_NF_R.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-8850877104896195319</id><published>2008-03-01T02:35:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T18:30:55.418-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevilla'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='champions league'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><title type='text'>Sevilla da 2 sakat</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R8gFdA2GZII/AAAAAAAAFKg/6QvrQNDZshg/s400/02.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R8gFdA2GZII/AAAAAAAAFKg/6QvrQNDZshg/s400/02.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu Fenerbahçeliler için iyi bir haber. Sevilla'dan rövanş maçına 4 gün kala 2 sakatlık haberi. İlk maçta defansın göbeğinde harikalar(!) yaratan Julien Escude ve Dragutinovic sakat. Escude'nin Aralık ayında osteitis pubis problemi vardı, "tekrar etti" diyor Fransız basını, kendi vatandaşları olduğundan pek ilgililer. Sevilla açıklama yapmıyor ama yarın D. La Coruna maçında oynaması zor. Drago'nun da sakatlığı var ve bugün antrenmanda defansın göbeğinde Manuel Lolo ve Jose Angel Crespo oynamış. "İyi haber" dedim ama ilk maçta bu kadar kötü oynayan,bütün kafa toplarını veren ikili oynasa; sanki daha iyi mi olur Fenerbahçe için. Bilemem... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-8850877104896195319?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/8850877104896195319/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=8850877104896195319&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8850877104896195319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8850877104896195319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/bu-fenerbaheliler-iin-iyi-bir-haber.html' title='Sevilla da 2 sakat'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R8gFdA2GZII/AAAAAAAAFKg/6QvrQNDZshg/s72-c/02.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-8686399964683823616</id><published>2008-03-01T02:30:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T18:30:55.576-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='martins'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='newcastle'/><title type='text'>Bir Garip Kulüp Newcastle</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R8g6iQ2GZLI/AAAAAAAAFK4/yz80sKfnMjA/s400/martins.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R8g6iQ2GZLI/AAAAAAAAFK4/yz80sKfnMjA/s400/martins.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Newcastle&lt;/strong&gt; çözemediğim bir kulüptür. Transferde bol keseden dağıtırlar, yanlış adamları alır sonra 3 kuruş paraya elden çıkartırlar. Inter'den aldıkları &lt;strong&gt;Martins&lt;/strong&gt;'e yeni sözleşme önermişler. 5 yıllığına teklif ettikleri para &lt;strong&gt;26 milyon sterlin&lt;/strong&gt;. Bu adam bu parayı hak edecek ne yaptı ki Newcastle'da? Ben sezon sonunda yollarlar diyordum adamlar Nijerya'lıya servet teklif etmiş. O da enayi değil ya basar hemen imzayı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-8686399964683823616?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/8686399964683823616/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=8686399964683823616&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8686399964683823616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8686399964683823616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/bir-garip-kulp-newcastle.html' title='Bir Garip Kulüp Newcastle'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R8g6iQ2GZLI/AAAAAAAAFK4/yz80sKfnMjA/s72-c/martins.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-3418650362245824128</id><published>2008-03-01T02:29:00.001-08:00</published><updated>2008-12-10T18:30:55.714-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Her Yerde Futbol</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R8g80g2GZMI/AAAAAAAAFLA/uvgzGdxUimw/s400/34.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R8g80g2GZMI/AAAAAAAAFLA/uvgzGdxUimw/s400/34.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-3418650362245824128?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/3418650362245824128/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=3418650362245824128&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/3418650362245824128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/3418650362245824128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/03/her-yerde-futbol.html' title='Her Yerde Futbol'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R8g80g2GZMI/AAAAAAAAFLA/uvgzGdxUimw/s72-c/34.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-6184697480843005811</id><published>2008-02-22T07:11:00.001-08:00</published><updated>2008-12-10T18:30:56.248-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotomaç'/><title type='text'>Yaratıcı Fotomaç</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R76lM4OgLvI/AAAAAAAAFFg/Uo2Oa1WSr6U/s400/thesun.JPG" border="0" /&gt; &lt;a href="http://www.thesun.co.uk/sol/homepage/sport/football/article491412.ece"&gt;İngiliz Milli Takımı, Hırvatistan'a evinde 3-2 kaybedip&lt;/a&gt;, EURO 2008'e gidemeyince maçın ertesi gün Sun gazetesi bu kapakla çıkmıştı. Kaldırım kenarında bir patlak top. Top Umbro marka, üzerinde İngiliz milli takımının arması var. Sun'un bu kapağı Avrupa medyasında büyük ilgi görmüştü.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R76RQYOgLqI/AAAAAAAAFE4/pKUPhGRc718/s400/sun1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R76RQ4OgLsI/AAAAAAAAFFI/7ju5eSntbPY/s400/fotomac1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bizim medya da alıp bir kenara atmış ve... &lt;a href="http://egazete.fotomac.com.tr/"&gt;Fotomaç&lt;/a&gt; 'ın bugün Leverkusen-Galatasaray maçı için yaptığı 1. sayfa. Patlak top. Bu top o top. Hani madem Sun'u kapağını -nazikçe diyorum- kopyaladınız; gidip yeni bir top alıp kendi fotoğrafınızı da mı çekemediniz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-6184697480843005811?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/6184697480843005811/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=6184697480843005811&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6184697480843005811'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6184697480843005811'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/02/yaratc-fotoma.html' title='Yaratıcı Fotomaç'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R76lM4OgLvI/AAAAAAAAFFg/Uo2Oa1WSr6U/s72-c/thesun.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-8745051647704828857</id><published>2008-02-21T02:39:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T18:30:56.518-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='taraftarca'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Tv de Haftasonu Futbol</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R7LN6IOgKiI/AAAAAAAAE74/Ejfk_Z4o70M/s400/FU_1.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R7LN6IOgKiI/AAAAAAAAE74/Ejfk_Z4o70M/s400/FU_1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;22 Şubat Cuma&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;20.00 Denizlispor - Beşiktaş (Lig Tv) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;21.30 Bochum - Hannover 96 (Ntv Spor) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;23 Şubat Cumartesi &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;13.00 Kartalspor - Eskişehirspor (D Spor) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;14.45 Birmingham - Arsenal (Fox Sports) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;16.30 B. Leverkusen - Schalke 04 (Ntv) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;17.00 Liverpool - Middlesbrough (Fox) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;18.10 Caen - S. Etienne (Kanal A) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;19.00 Fenerbahçe - Bursaspor (Lig Tv) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;19.15 Newcastle - M. United (Fox Sports) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;20.30 Heracles - Feyenoord (Business) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;21.00 Valencia - R. Huelva (Ntv Spor) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;23.00 Sevilla - R. Zaragoza (Ntv) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;24 Şubat Pazar&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;13.00 Antalyaspor - Kocaelispor (D Spor) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;13.30 NAC Breda - Ajax (Business) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;14.30 Reading - Aston Villa (Fox Sports) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;15.00 Trabzonspor - V. Manisaspor (Lig Tv) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;15.30 PSV - De Graafshap (Business) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;16.00 Sampdoria - İnter (Ntv Spor) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;16.00 Roma - Fiorentina (24) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;17.00 Tottenham - Chelsea ( Tv8 ) FA Cup &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;17.00 Blackburn - Bolton (Fox Sports) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;18.00 B. Münih - Hamburg (Ntv) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;18.00 A. Bilbao - Villarreal (Ntv Spor) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;19.00 Galatasaray - Kasımpaşa (Lig Tv) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;19.00 Toulouse - Marsilya (Kanal A) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;20.00 Barcelona - Levante (Ntv Spor) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;21.30 Milan - Palermo (24) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;22.00 R. Madrid - Getafe (Ntv) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;22.00 Bordeaux - Lille (Kanal A)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-8745051647704828857?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/8745051647704828857/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=8745051647704828857&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8745051647704828857'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/8745051647704828857'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/02/tv-de-haftasonu-futbol.html' title='Tv de Haftasonu Futbol'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R7LN6IOgKiI/AAAAAAAAE74/Ejfk_Z4o70M/s72-c/FU_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-246553014461787790</id><published>2008-02-21T02:37:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T18:30:56.670-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevilla'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='roberto carlos'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><title type='text'>fenerbahce - sevilla turun özeti</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R71LH4OgLmI/AAAAAAAAFEY/LHUBfPYAwCg/s400/02.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R71LH4OgLmI/AAAAAAAAFEY/LHUBfPYAwCg/s400/02.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.sporyazarlari.com/Futbol.aspx/"&gt;Spor medyasında 60 köşe yazarı maçı yorumlamış.&lt;/a&gt; Herşeyi söylemişlerdir elbet. Bağış Erten; "Fener UEFA Kupası'nı almış kadar oldu" demiş. Güzel espri! Benim için bu fotoğraf karesi bu turun özetidir. Sevilla'nın 2. golü filelere giderken Escude'nin Roberto Carlos'un baldırını delen krampon darbesi. R.S Pizjuan'da o tribünlerin gazını alacak yegane adam Roberto Carlos'tu. Rövanş maçına kadar iyileşmezse; mevzu Jesus Navas'ı ya da Dani Alves'i durdurmaktan ötesi olur...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-246553014461787790?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/246553014461787790/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=246553014461787790&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/246553014461787790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/246553014461787790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/02/fenerbahce-sevilla-turun-zeti.html' title='fenerbahce - sevilla turun özeti'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R71LH4OgLmI/AAAAAAAAFEY/LHUBfPYAwCg/s72-c/02.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-7460229934791984945</id><published>2008-02-19T01:29:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T18:30:57.013-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Naklen Yayın'/><title type='text'>Naklen Yayın</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R7qT6IOgLNI/AAAAAAAAFBQ/Re7Fd3ehg8A/s400/tv.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R7qT6IOgLNI/AAAAAAAAFBQ/Re7Fd3ehg8A/s400/tv.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;div&gt;&lt;strong&gt;19 Şubat Salı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;21:45 Liverpool - İnter (Star)&lt;br /&gt;21.45 Roma - Real Madrid (Bjk Tv)&lt;br /&gt;21.45 Olympiakos - Chelsea (D Spor) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;20 Şubat Çarşamba&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;21.45 Fenerbahçe - Sevilla (Star)&lt;br /&gt;21.45 Arsenal - Milan (Cnn Türk)&lt;br /&gt;21.45 O. Lyon - M. United (D Spor)&lt;br /&gt;21.45 Celtic - Barcelona (Bjk Tv) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;21 Şubat Perşembe&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;18.00 B. Leverkusen - Galatasaray (D Spor)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-7460229934791984945?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/7460229934791984945/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=7460229934791984945&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/7460229934791984945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/7460229934791984945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/02/naklen-yayn.html' title='Naklen Yayın'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R7qT6IOgLNI/AAAAAAAAFBQ/Re7Fd3ehg8A/s72-c/tv.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-5872180019976638013</id><published>2008-02-19T01:27:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T18:30:57.227-08:00</updated><title type='text'>Messi Bank</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R7qQq4OgLMI/AAAAAAAAFBI/jzTApo9a7nk/s400/messi.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R7qQq4OgLMI/AAAAAAAAFBI/jzTApo9a7nk/s400/messi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;Adidas ile yıllık kontratı 5 milyon euro. Pepsi, Lays, McDonald´s, A-Style, Storkman, Mastercard, Movistar, Mirage, Garbarino, Adidas, YPF, Banco Sabadell ve X-Box ile reklam anlaşması devam ediyor. Yıllık kazancı 40 milyon euro'yı geçti...&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-5872180019976638013?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/5872180019976638013/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=5872180019976638013&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/5872180019976638013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/5872180019976638013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/02/messi-bank.html' title='Messi Bank'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R7qQq4OgLMI/AAAAAAAAFBI/jzTApo9a7nk/s72-c/messi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-2368498389241785501</id><published>2008-02-18T01:05:00.000-08:00</published><updated>2008-02-18T01:15:07.217-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ankaraspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Antonio de Nigris'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hugo sanchez'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Walter Zenga'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gaziantepspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rengârenk bir Meksikalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='el santo'/><title type='text'>Rengârenk bir Meksikalı; Antonio de Nigris</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tff.org.tr/Resources/TFF/Auto/d172a0569f6e42229e40295df1a90a31.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tff.org.tr/Resources/TFF/Auto/d172a0569f6e42229e40295df1a90a31.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Gaziantepspor formasıyla attığı klas goller onu futbol gündemimize oturttu. Devre arasında ise sürpriz bir biçimde Ankaraspor'a transfer oldu. Aslında o bir futbol gezgini. Ülkesinde başlayan futbol kariyerini ABD, İspanya, Kolombiya ve Brezilya'nın değişik takımlarında forma giyerek zenginleştirdi. Onu ilginç kılan özelliklerinden birisi, başlangıçta Amerikan futbolu ve tenis oynaması. Üstelik ülkesinde şampiyonluk kazanacak ve Meksika'yı Davis Cup'ta temsil edecek kadar usta bir tenisçi. İki erkek kardeşinden biri Meksika 1. Ligi'nde futbol oynarken, diğeri de ülkesinin önemli pop starlarından biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;Röportaj: Barış Tarık Mutlu&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Öncelikle Antonio de Nigris'i bize biraz anlatır mısın?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meksika Monterrey'de 1978'de dünyaya geldim. Bir kız ve iki erkek kardeşim var. Erkek kardeşim Meksika'nın en ünlü pop starlarından Alfonso de Nigris. Diğer kardeşim Aldo ise Meksika Birinci Ligi takımlarından De la Cruz'da futbol oynuyor. Babam emekli bir muhasebeci, annem de ev hanımı. Babam şu an yanımda. Türkiye'ye beni ziyarete geldi. Eşim Sonya ve 3 yaşımdaki kızım Miranda şu an tatil için Meksika'da bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Meksikalı bir çocuk olarak futbola ilgin nasıl başladı?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında gençken futbol oynamıyordum. Amerikan futbolu oynardım. 8-10 yaşları arasında amatör olarak Amerikan futbolu oynadım. Ardından 5 yıl kadar da tenis oynadım. Gençler dalında Meksika'da birinciliğim var. Ayrıca Meksika adına Davis Cup'a katıldım. Futbol için beni bir takıma çağırdılar, denediler ve beğendiler. Monterrey'de bulunan ve Meksika İkinci Ligi yani Primera A'da mücadele eden Tigres'te bir sezon oynadım. Daha sonra 1. Lig takımlarından Monterrey'e geçtim ve bir sezon da orada oynadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Meksika'da futbola olan ilgiden bahseder misin? Genç yeteneklere gerekli imkânlar sağlanıyor mu?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meksika'da futbol çok popüler. Hatta en popüler spor dalı. Futbolculara da çok değer veriyorlar. 1. Lig takımlarında genç futbolcular için oldukça iyi imkânlar sunuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Meksika futbolu deyince senin aklına kim geliyor?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tartışmasız en iyi Meksikalı futbolcu &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Hugo Sanchez&lt;/span&gt;. O benim için tek isimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Genç futbolcular arasında yıldız adayları var mı Meksika'dan?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona'da oynayan Giovani dos Santos Ramirez çok iyi bir futbolcu. Gelecekte de çok iyi şeyler bekliyorum ondan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Birçok ülkede futbol oynadın. Futbol kariyerinden bahseder misin?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Monterrey'de bir sezon oynadıktan sonra, ABD takımı olan America'ya geçtim. Oradan da İspanya'nın Villarreal takımına transfer oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;strong&gt;Hayatımın golünü Brezilya'ya attım&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ABD Ligi'nden İspanya'ya transfer olmak kolay olmasa gerek. Villarreal'e transferin nasıl gerçekleşti?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;America'da oynarken Meksika Milli Takımı'na çağırıldım. İlk maçımda Brezilya karşısındaydık. Çok güzel bir golüm vardı. Hayatta attığım en güzel goldü o. Sonrasında Villarreal'den yetkililer geldi ve America ile görüştüler. Böylece Villarreal'e geçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İspanya futbolunu nasıl değerlendiriyorsun?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre dünyanın en güzel futbolu İspanya'da oynanıyor. Orada olmaktan dolayı çok mutluydum. Ama Monterrey'le ilgili sorunlar yaşadım. Monterrey beni ucuza satmak istemiyor, çok fazla para talep ediyordu. Villarreal bu pozisyonda devam edemeyeceğini söyledi ve oradaki kariyerimi sona erdirmek zorunda kaldım. Monterrey ile sorunlarım sürüyordu ve çok kızgındım. Bu yüzden kendi çabalarımla Monterrey'le sözleşmemi bitirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İspanya'dan sonra turuna devam ettin...&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Monterrey'e dönmemek için İspanya'da İkinci Lig takımı Polideportivo Eljido'ya geçtim. Oradan da Kolombiya'nın Once Caldas takımına transfer oldum. Japonya'da 2004 yılında Intercontinental Kupa finalinde Porto'ya karşı oynadık ve penaltılarla 8-7 kaybettik. O maçta benim de penaltıdan bir golüm vardı. Ardından Puebla'ya geçtim ve 6 ay oynadım. Ama Monterrey peşimi yine bırakmadı. Meksika Kulüpler Birliği, ülke içinde oynadığım takdirde Monterrey oyuncusu sayılacağıma dair bir karar aldı. Altı aylık kiralık paramı ödeyince Hugo Sanchez yönetimindeki Pumas'a geçtim. Altı ay sonunda Pumas beni almak istediğinde, Monterrey yine pürüz çıkardı. "Bu adamı satmıyoruz, bize gelmek zorunda" diye karşı çıktılar. Ama çok kızgındım ve dönmeyeceğimi bildirdim. Çok sevdiğim Pumas'ta da oynayamayacağımı anlayınca Brezilya'da Santos'a transfer oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;&lt;strong&gt;Hugo Sanchez'den çok şey öğrendim&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;En sevdiğin futbolcu Hugo Sanchez'in yönettiği takımda oynamak nasıldı? Onunla çalışmak sana neler kazandırdı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hugo Sanchez ile 6 ay çalışma fırsatı yakaladım. Uzaktan topa nasıl vuracağımı, sahada nerelere ne kadar hareket etmem gerektiğini, hava toplarına nasıl çıkacağımı tamamen ondan öğrendim diyebilirim. Çok zeki bir insan. Ondan öğrendiğim bir şey daha var ve bence çok önemli; pozitif olmayı, olumlu düşünmeyi öğrendim. Bir şampiyona ya da maç başlamadan önce insanı mutlaka başaracağına inandırırdı. Motivasyonun çok önemli olduğunu, pozitif düşünme mantalitesini ondan öğrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Brezilya'nın en önemli takımlarından Santos'ta geçirdiğin dönemin futboluna katkısı ne oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Santos çok iyi bir takım. Belki buradaki gibi çok fazla fizik gücüne ve uzun topa dayalı bir futbol oynanmıyor. Orada daha çok yüksek teknik ön plana çıkıyor. Ayrıca dünyanın en iyi teknik direktörlerinden Vanderlei Luxemburgo ile çalışma şansını da Santos'da yakaladım. Ancak Monterrey kulübü benimle sözleşmesi olduğunu ileri sürerek yine ortaya çıktı. Meksika Federasyonu'nu da inandırdılar ve onlar da Brezilya Federasyonu'na yazı yazdılar. Brezilya Federasyonu da Monterrey'e inandı. Ben de direkt FIFA'ya giderek, Monterrey ile sözleşmem olmadığını, Santos'la sözleşmemi bitirerek tamamen serbest kalmak istediğimi bildiren bir dilekçe verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Neden Monterrey senin peşini hiç bırakmadı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden bekledikleri ölçüde parayı kazanamayınca böyle sorunlar çıkardılar. Açıkçası beni orada çok seviyorlar. Hatta en son Noel tatiline gidince, Monterrey yöneticileri yine "Bize gel, kontrat yapalım" dediler. Monterrey'de 19 yaşında oynamaya başladım, 29 yaşıma kadar onlarla uğraştım. Orada bir idoldüm, çok taraftarım vardı. Milli takıma da oradan gittim. Benim için önemli bir takım ama orada oynamayı düşünmüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çok sayıda ülkede oynamanın senin için ne tür avantajı veya dezavantajı oldu?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok ülkeye Monterrey sorunum nedeniyle gittim. Açıkçası çok zor oluyor. Her gittiğin ülkede adaptasyon sorunu yaşıyorsun. Genelde pozitif bir insanım ama alışıncaya ve o ülkenin futbolunu tanıyıncaya kadar bir süre geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;&lt;strong&gt;Zenga için Gaziantepspor'a geldim&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gaziantepspor'a transferin nasıl gerçekleşti?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Santos'ta problem yaşarken, İtalya'dan bir takımdan teklif almıştım. Ama Walter Zenga teknik direktör olarak Gaziantepspor'a gelmişti. Menajerim, Zenga'nın beni izlediğini, çok beğendiğini, beni almak istediğini ve Zenga ile daha iyi yerlere gideceğimi söyledi. Ben de onun için tercih ettim Gaziantepspor'u.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türkiye hakkında neler biliyordun gelmeden önce?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında hiçbir şey bilmiyordum. Sadece insanların farklı bir dinden olduğunu biliyordum. Hatta Arap ülkeleri gibi sanıyordum Türkiye'yi. Ama geldiğimde gördüm ki çok farklı, çok güzel bir yer burası. İnsanlar çok cana yakın, insancıl, her yerde yardıma koşuyorlar. Gerçekten insanları çok seviyorum. Latin Amerika kültürüne çok yakın buranın insanları. Bu durum adaptasyonumu çok kolaylaştırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Brezilya, Meksika ve İspanya'da oynamış bir futbolcu olarak Türk futbolunu değerlendirir misin?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk futbolu bence çok iyi durumda. Fenerbahçe'nin Avrupa'daki başarısı ortada. Milli Takım, Avrupa Şampiyonası finallerinde ve bu da Türk futbolunun iyi yolda olduğunun göstergesi. Çok da iyiye gidecek gibi görünüyor. Burada özellikle fiziksel mücadeleye dayalı bir futbol oynanıyor. Brezilya futbolu daha rahat ama oldukça teknik özellikte. Meksika futbolu ise ikisinin karışımı gibi. Ama İspanya'da oynanan futbol, her iki anlamda da üst düzeyde. Hem fiziksel güç kullanımı hem de teknik açıdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türkiye'deki futbolun fizik güce dayalı olduğunu söylüyorsun. Burada karşısında oynamaktan zorlandığın defans oyuncuları var mı?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de defans oyuncuları genellikle çok sert karakterli. Ama beni en çok zorlayan defans, antrenmandaki Gaziantepspor defansıydı. Beni en çok yoran oyuncular onlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Turkcell Süper Lig'de hangi oyuncuları beğeniyorsun?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alex birlikte oynadığı forvet oyuncularına çok iyi paslar veriyor. Onunla aynı takımda oynamak isterdim. Delgado'yu ve Gökdeniz'i çok beğeniyorum. Gaziantepspor'da Zurita da oldukça iyi bir oyuncu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kendi futbol stilini nasıl tanımlıyorsun?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle olumlu bir düşünce yapısına sahibim. Hava toplarında çok etkiliyim. Alan boşaltarak yanımda oynayan futbolcuya iyi imkânlar yaratırım. Dar alanda tekniğimin de iyi olduğunu ve şut kabiliyetimin yüksek olduğunu düşünüyorum. Bunların yanında her zaman savaşçıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bir forvet olarak hangi futbol sistemini kendine uygun görüyorsun?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çift forvetle oynanan 4-4-2 sistemi bana benim için en uygunu diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Geçen sezona göre daha başarılı bir performans çiziyorsun...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sezon performansım daha iyi. Bundan sonraki dönemde daha da iyi olacak. Geçen sezon hem Türkiye'ye hem de burada oynanan futbola uyum sağlamaya çalışmakla geçmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;&lt;strong&gt;Tatmin olmayan bir oyuncuyum&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gol krallığında iddialı mısın?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, gol krallığında da iddialıyım. Atabildiğim kadar çok gol atacağım. Kaç gol atarsam atayım dönüp baktığımda "Daha fazlasını atabilirdim, daha iyisini yapabilirdim" diyorum. Yani hiçbir başarı beni tatmin etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ne tür goller atmayı seviyorsun?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gol atmak olduktan sonra tüm gollerimi seviyorum. En beğendiğim golüm ise daha önce de söylediğim gibi Brezilya'ya attığım goldü. Dostluk maçıydı ama benim milli takımdaki ilk maçım ve golümdü. Sağdan top ortalandı, Brezilya defansından Cafu yükseldi ama topa vuramadı. Hemen arkasında topu voleyle ağlara gönderdim. Hayatta unutamayacağım bir goldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Futbolda neler hedefliyorsun?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meksika Milli Takımı'nda forma giymek istiyorum. Kulübümle sözleşmem bittiğinde kesinlikle büyük bir takımda oynamak istiyorum. Türkiye ya da başka ülkede fark etmez. Avrupa'da İspanya ve İngiltere'yi tercih ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Uzun zamandır Meksika Milli Takımı'nda oynamamanı neye bağlıyorsun?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski teknik direktör Ricardo La Volpe ile iletişimimiz iyi olamadı. Sık sık takım değiştirince performans sorunu yaşadım. La Volpe de benim problemli bir insan olduğumu düşündü. Şimdi Hugo Sanchez milli takımı yönetiyor ve benim de oraya dönme şansım var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hugo Sanchez'den teklif geldi mi?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz beni aramadı. Ama 6 Şubat'ta oynayacağımız ilk milli maça çağırılacağım duyumunu aldım. İnanıyorum ki çok yakında Hugo Sanchez beni arayacak. Türkiye'deki performansım sonrasında Meksika basını da bana büyük ilgi gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;&lt;strong&gt;Türkiye ile Portekiz gruptan çıkar&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türkiye'nin 2008 Avrupa Şampiyonası'ndaki şansını nasıl değerlendiriyorsun?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin başarılı olacağına inanıyorum. Ben de Türkiye'de oynayan bir futbolcuyum. Benim için de Türkiye'nin başarılı olması önemli. Şampiyonada Portekiz'le Türkiye'nin gruptan çıkacağını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;O kadar ülke gezdikten ve farklı kültürler tanıdıktan sonra Türkiye'yi nasıl buldun?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaziantep'te çok iyi arkadaşlarım vardı. İnsanlar çok sıcaktı. Buraya büyük oranda uyum sağladım sayılır. Kebap ve baklavaya bayılıyorum. Mutfak olarak da Meksika ve Latin mutfağı ile benzerlikleri var. Özellikle bol baharatlı, acılı yemekler. Ancak din ve bazı şeyler farklı. Bu kültürü ve insanları tanımak istiyorum. Bana çok iyi yaklaşıyorlar ve ben de onların kültürlerini, inanışlarını öğrenmeye çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türkiye'de sana ilginç gelen neler var?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk geldiğimde eve girişte ayakkabı çıkarılması bana çok farklı geldi örneğin. Bir eve yemeğe gittiğimizde erkekler için ayrı, çocuklar için ayrı yerlerin hazırlanması da farklı gelen şeylerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Evlisin, böyle ülke ülke dolaşmak eşin için de sorun olmuyor mu?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, 4 yıllık evliyim ve onun için de çok zor. Ama eşim Sonya seyahati seviyor. Aslında işin zorluğu kızım Miranda'yı çok etkiliyor. Okula gidecek ve bu konuda sorun yaşayacağız. Önceliğimiz onun rahat ve huzuru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Futbolun dışındaki hayatında neler yapıyorsun?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızım Miranda hayatımızın büyük kısmını kaplıyor. Futbol dışında Amerikan futbolu ve tenisi seviyorum. Meksika'ya gittiğimde sıkça tenis oynuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Fenerbahçe maçında attığın golden sonra maske takman oldukça tartışıldı. Maske neyi simgeliyordu?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maske takmayı seviyorum. Futbol da bir şovdur. Bizim orada çok popüler bir dövüş sanatı var. Kökü Azteklere dayanan bu dövüşün simge ismi El Santo'dur. Taktığım maske de onun maskesiydi. Benim favori dövüşçüm El Santo.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-2368498389241785501?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/2368498389241785501/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=2368498389241785501&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2368498389241785501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2368498389241785501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/02/rengrenk-bir-meksikal-antonio-de-nigris.html' title='Rengârenk bir Meksikalı; Antonio de Nigris'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-2429485837222275434</id><published>2008-02-16T14:11:00.000-08:00</published><updated>2008-02-16T14:12:57.268-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='juventus'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='buffon'/><title type='text'>Buffon gol gol gol!</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.ortakafagol.com/haber/img/b_576.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.ortakafagol.com/haber/img/b_576.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Juventus kalecisi Gianluigi Buffon, kariyerine nokyatı koymadan önce hayalinin gol atmak olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçokları tarafından futbol dünyasının en iyi file bekçisi olarak kabul edilen, sezınun formda kalecisi Buffon, Pazar günü Juventus’un Udinese’yi 2-1 yendiği maçta yine harikalar yaratmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 yaşındaki file bekçisi, futboldan emekli olmadan önce gol atmayı çok istediğini belirterek, "Hayalim gol atmak. Belki bir Avrupa kupası maçında bunu deneyebilirim. İtalya’da olmaz çünkü oradaki meslektaşlarıma çok saygı duyuyorum. Korner atışı sırasında ceza sahasına gidip gol atmayı düşlüyorum, Amelia geçen sene böyle bir gol atmıştı," dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan milli takımının yedek kalecisi Amelia, geçen sene takımı Livorno’nun Kızılyıldız ile oynadığı Uefa Kupası maçında son dakikada bir gol kaydetmişti. Serie A’da ilk gol atan kaleci ise Cremonese forması giyen Michelangelo Rampulla’ydı. Rampulla o yaz Juventus’a transfer olmuş ve 10 sezon bu takımın formasını giymişti. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-2429485837222275434?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/2429485837222275434/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=2429485837222275434&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2429485837222275434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2429485837222275434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/02/buffon-gol-gol-gol.html' title='Buffon gol gol gol!'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-1415899278414858463</id><published>2008-02-16T14:05:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T18:30:57.564-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ac milan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alberto Paloschi'/><title type='text'>Alberto Paloschi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R69xZoOgKDI/AAAAAAAAE4A/vBzK-3MZ3q4/s400/alberto.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R69xZoOgKDI/AAAAAAAAE4A/vBzK-3MZ3q4/s400/alberto.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R69xZoOgKDI/AAAAAAAAE4A/vBzK-3MZ3q4/s400/alberto.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;UEFA'nın Türkiye'ye yolladığı uyarıda derler ki "Gelecek sezon 1990 doğumlulardan büyükleri PAF liginde oynatamazsınız". Adamlar elbette ki işi biliyor. Biz 20-21 yaşındaki adamları PAF liginde oynatıp bir halt yediğimizi sanıyoruz bu ülkede. Dünya futbolunda profesyonellik 16-17 yaşa gerilemişken üstelik!.. Milan Pato'nun sakatlığında bir başka genci piyasaya sürdü. Alberto Paloschi. Siena maçında oyuna girdi ve 20 saniye sonra ayağına değen ilk topla golü attı. 1990 doğumlu. Batuhan'ı o uzatmalarda attığı golden sonra ilk kez Kayseri'de gördüm sahada. "Çok şımardı" diye yazıp çiziyorlardı. Siz o yaştaki çocuğu A takımı aldıysanız bir daha PAF'a yollarsanız olacağı budur işte..&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-1415899278414858463?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/1415899278414858463/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=1415899278414858463&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1415899278414858463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/1415899278414858463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/02/alberto-paloschi.html' title='Alberto Paloschi'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_J1xM0arkJPo/R69xZoOgKDI/AAAAAAAAE4A/vBzK-3MZ3q4/s72-c/alberto.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-6237448084328460519</id><published>2008-01-31T15:43:00.000-08:00</published><updated>2008-01-31T15:44:43.415-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ankaragücü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Murat Duruer'/><title type='text'>Murat Duruer: "Yabancıyla rekabetten korkmuyorum"</title><content type='html'>İkiziyle birlikte 12 yaşında girdiği Ankaragücü altyapısında kategorileri çabuk atladı ve 17 yaşında kendini A takım kadrosunda buldu. Ay-yıldızlı formayı tam 80 kez sırtında taşırken U 17 Takımı'nda Avrupa Şampiyonluğu ve dünya dördüncülüğü yaşadı. Matematik öğretmeni bir babanın oğlu ve Ankara Üniversitesi'nin Spor Yöneticiliği Bölümü'nde öğrenci. Artan yabancı sayısından çekinmediğini söylüyor ve "Eğer ben iyi oyuncuysam kendimi gösterip aradan sıyrılırım. Rekabete açık olmalı ve bu rekabetin getirdiği kendimizi geliştirme şansını kullanmalıyız" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Röportaj: Mazlum Uluç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkcell Süper Lig'de oynayan en genç oyunculardan birisin. İstersen futbola nasıl başladığınla girelim konuşmaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1988'de Gerede'de doğdum. Ailem Ankara'da yaşıyor. 12 yaşımdayken ikizim Mustafa ile birlikte Ankaragücü'nün altyapısına girdim. Yaz okulu, kış okulu, C Genç, B Genç, PAF takımı derken A takıma kadar yükseldim. İkizim de A takımla idmanlara çıkıyor ancak henüz oynama şansı bulamadı. Ben sol kanatta görev yapıyorum. Tek yumurta ikiziyiz ama o sağ ayaklı ve sağbek, stoper gibi mevkilerde oynuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işe futbol okulundan başladığına göre ailenin de futbolcu olman konusunda destek verdiğini düşünebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten Mustafa ile ben 4 yaşımızdan beri "Futbolcu olacağız" diye tutturmuştuk. Babam da sonunda dayanamadı ve 12 yaşımızda bizi futbol okuluna yazdırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babanın futbolla bir ilgisi var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, hiçbir ilgisi yok. Babam matematik öğretmeni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman derslerin iyidir. Eğitimini sürdürüyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında çok iyi bir öğrenci değildim ama iki yıl önce Ankara Üniversitesi'nin Spor Yöneticiliği Bölümü'ne girdim. Ancak yoğun maç programı nedeniyle okula henüz başlayamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbola başladığın dönemde seni arkadaşlarından farklı kılan ve öne çıkartan özelliklerin nelerdi? Çünkü altyapılarda binlerce oyuncu bulunduğunu ancak bunlardan çok az bir bölümünün bu seviyeye ulaşabildiğini biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C Genç takımdan 20 kişi başladıysak PAF takımı seviyesine 5-6 kişi, A takım seviyesine ise 2-3 kişi çıkabildi. Elbette elene elene geliyorsunuz. Benim Genç Milli Takımlara seçilmem, Ankaragücü'ndeki yükselişimi de hızlandırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam ama Milli Takımlara seçilmenin de bir nedeni olmalı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetenek herhalde. Antrenörlerim benim soğukkanlılığımı, tekniğimi ve süratimi çok beğeniyorlardı. Gerçekten de hızlı bir oyuncuyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolcu olmanın arkasındaki motivasyon ne? Çok para kazanmayı ya da şöhret olmayı mı düşünüyordun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlangıçta futbol oynamaktan zevk alıyordum. Ama tabii para kazanmaya başladıktan sonra daha da güzel gelmeye başladı. Henüz hayatımı değiştirecek kadar para kazanmasam da aileme destek olabiliyorum ve bu da beni mutlu ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Recoba hayranıyım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbola başlarken örnek aldığın oyuncular var mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçüklüğümden beri Recoba'yı çok beğeniyorum. Şu anda Torino'da oynuyor. Onun Inter'de oynadığı dönemde en büyük hayranıydım diyebilirim. Baliç de çok beğendiğim oyunculardan biriydi. Zaten sonradan Ankaragücü'ne geldi ve beraber antrenman yapma fırsatı buldum. Antrenmanlarda bana nasıl şut atmam, nasıl dripling yapmam, nasıl orta kesmem gerektiği konusunda çok yardımcı oluyordu. Aynı şekilde Fenerbahçe'den gelen Petkov'un da büyük yardımlarını gördüm. Onunla arkalı önlü oynuyorduk. Maç içinde sürekli nerede durmam ve ne yapmam gerektiği konusunda beni yönlendiriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2004 yılında profesyonel oldun ve ilk Süper Lig maçına 2005'te çıktın. O dönemdeki hayallerin nelerdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A takıma çıktığımda hayalim sürekli oynamaktı. Her maçta oynamak ve formayı kimseye bırakmamak amacındaydım. Oynamaya başladıktan sonra zaten gerisi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ligimizin tecrübeli oyuncularından Murat Erdoğan'la aranda tatlı bir rekabet var. Maç içinde onunla dönüşümlü oynuyorsunuz. Sezon başında ilk onbirde sen başlıyordun, şimdi ise o başlıyor. Bu rekabet senin gelişimine katkı sağlıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murat ağabeyin futbolculuğuna da insanlığına da hiç kimsenin söyleyecek bir sözü olamaz. Genç oyunculara çok iyi örnek oluyor. Hangimizin oynadığı farketmez. Sonuçta beraber de oynayabiliriz. Ayrıca bana büyük katkısı da oluyor. Antrenmanlarda benimle ilgileniyor ve tecrübelerini aktarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerinde emeği bulunan teknik adamlardan söz eder misin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altyapıdaki antrenörüm Tercan Özdemir üzerimde en çok emeği bulunan antrenör. Yine altyapıda Arif Peçenek ve Adnan Şentürk hocalarım da bana büyük katkıda bulundu. Beni Genç Milli Takım'a ilk çağıran Gürbüz Sarıalioğlu'nu da unutamam tabii ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün kendi mevkiinde beğendiğin, örnek aldığın oyuncular var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli Takım'da sol kanatta Arda ve Tuncay ağabey oynuyor ama ikisi de sağ ayaklı oyuncular. Benim mevkiimde görev yapan sol ayaklı iyi bir oyuncu aklıma gelmiyor doğrusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ligdeki ilk maçını hatırlıyor musun? Neler hissetmiştin o maçtan önce? Ve sahada neler yaşandı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlamaz olur muyum? Seyircisiz bir Galatasaray maçıydı. 4 Nisan 2005 günü oynamıştık. Çok fazla sakat ve cezalı oyuncumuz vardı. O dönemde teknik direktörümüz Hikmet Karaman'dı. Bana "Seni oynatacağım. Heyecan yapmana gerek yok, sen o kadar milli maçta görev yapmış bir oyuncusun" demişti. Devre arasında ısınırken yardımcılarıyla "Oyuna gireceksin" diye haber yolladı. Isınmaya devam ederken "Heyecan yapmaya gerek yok, ne olacak, oynayacaksın işte" diye kendi kendime telkinde bulunuyordum. Oyuna girdikten sonra topu ilk ayağıma aldığımda olumlu kullandım. Ondan sonra gerisi çok rahat geldi. 2-0 yenildik ama benim açımdan iyi bir başlangıç olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antrenör değişikliği futbolcuyu zorluyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankaragücü sık teknik direktör değiştiren bir takım. Bu değişiklikler nasıl etkiliyor oyuncuyu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her teknik direktör yeni bir heyecan ama hangi futbolcu hocasının değişmesini ister ki? Sürekli farklı bir hocayla çalışmak zor. Bir teknik adama alışırsınız, kendinizi ona kanıtlarsınız. O sizin bütün özelliklerinizi bilir. Sonra yeni bir teknik adam geldiğinde her şey silbaştan oluyor. Bu da oyuncu için olumsuz bir durum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süper Lig'de ciddi bir teknik direktör kıyımı yaşanıyor. Takımın kötü gidişinde ilk suçlu teknik adam mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence değil. Mesela bizim de teknik direktörümüz değişti. Briegel'le son üç sezonun en iyi başlangıcını yapmıştık ama devreye başka konular girdi ve bir teknik adam değişimi yaşadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik adamlar futbolcularından sürekli bir şeyler ister ama aslında futbolcunun da teknik direktörden beklentileri vardır. Sence teknik adamla futbolcu ilişkisi nasıl kurulmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence bağıran, çağıran, agresif teknik adamları hiçbir oyuncu sevmez. Oyuncu kendisine iyi yaklaşılmasını, ağabey, baba gibi davranılmasını ister. Mesela Genç Milli Takım'daki hocamız Abdullah Avcı böyle bir teknik adamdı. Bizimle inanılmaz bir diyaloğu vardı ve aramızdaki bu ilişki bizi U17 Takımımızla Avrupa Şampiyonluğu'na, dünya dördüncülüğüne taşıdı. Abdullah Hoca her oyuncusuyla özel olarak ilgilenirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdullah Avcı'nın ilginç bir sözünü okumuştum. "Başarının sırrı ne?" diye sorulduğunda "Futbolculuk hayatımda bana yapılanları tekrarlamamak…" karşılığını vermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence de Abdullah Hoca doğrusunu yapmış. Gerçekten de oyuncuları tarafından çok sevilen başarılı bir teknik direktör.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi başınızda kendi aranızdan çıkmış bir teknik adam var. Hakan Kutlu sizin için bir teknik direktörden çok bir ağabey gibi. Bu durum nasıl etkiliyor takımı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakan ağabeyin takımın başında bulunması, özellikle altyapıdan gelen oyuncular için çok olumlu. Zaten gelir gelmez altyapıdan beş-altı oyuncuyu A takım kadrosuna aldı. Bizimle çok sık konuşuyor ve ne kadar değer verdiğini anlatıyor. Onun gözünde en tecrübeli oyuncuyla 17 yaşındaki oyuncunun arasında bir fark yok. Herkese eşit davranıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takım arkadaşların arasında seni en çok etkileyeni hangisi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cem Can ağabey müthiş bir insan. Her insanla aynı yaşta olabiliyor. Oyunculuk olarak da Petkov'u ve Emre ağabeyi çok beğeniyorum. Çünkü ikisinin de bana büyük yardım ve destekleri oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinle ilgili muhasebe yapar mısın? Mesela her maçın ardından o 90 dakikada neler yaşadığını oturup düşünür müsün?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette. Kötü oynadıysam uyuyamam. Mesela attığım bir kötü pas bile beni rahatsız eder ve bunu mesele haline getiririm. Sadece maçta değil antrenmanda bile kötüysem moralim bozulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevremden hiç kopmadım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolcuların kendine ait bir dünyası oluyor. Birçok oyuncu sosyal yaşamdan kopuyor ve sadece kendi dar çevresinde yaşıyor. Senin eski arkadaşlarınla ilişkilerin ne düzeyde?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim eski arkadaşlarım diye bir şey yok çünkü ilişkilerimi hiç koparmadan sürdürüyorum. Antrenmandaki işim bittikten sonra dışarı çıkar ve mutlaka arkadaşlarımla buluşurum. Ayaklarımın yerden kesilmesi diye bir şey söz konusu değil. PAF takımındaki arkadaşlarım da bunu çok iyi bilir. Onların antrenmanlarını izliyorum ve kendimi onlardan biri gibi görüyorum. Mahalledeki arkadaşlarımla da ilişkilerim hiç değişmedi. Zaten tatile bile onlarla giderim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç Milli Takımlardan bu yana 80 defa ay-yıldızlı formayı giymişsin. Milli Takım oyuncusu olmak nasıl etkiliyor seni? Diğer oyunculara karşı bir fark oluşturuyor mu en azından kendine güven açısından?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette Milli Takım oyuncusu olmak müthiş bir tecrübe. Defalarca yurt dışına çıktım, farklı ülkeler gördüm, değişik oyuncularla tanıştım. Bunların hepsi futbol gelişiminize artı değerler ekliyor. Mesela ben Arsenal'li Theo Walcott'la, Manchester United'lı Andersson'la karşılıklı oynadım. Onların da sizden farklı oyuncular olmadığını görüyor ve dolayısıyla kendinize güveninizi artırıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Şampiyonası'nda ve Dünya Gençler Şampiyonası'nda oynadın. O dönemden kalan ilginç anıların var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peru'daki Dünya Şampiyonası sırasında sahada antrenman yaparken deprem olmuştu. Saha sallanmaya başlayınca NAC Breda'lı Aykut ayakkabılarını alıp soyunma odasına kaçmıştı. Çok gülmüştük tabii.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecekle ilgili A Milli Takım beklentilerin neler? Çünkü sol ayaklı oyuncu konusunda bir sıkıntı çekildiği gerçeği var ülkemizde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum ki hem fiziki hem de tecrübe açısından kendimi geliştirmek için önümde 2-3 yılım daha var. Bu gelişimimi tamamladıktan sonra A Milli Takım'da sürekli oynayan bir oyuncu olacağıma yürekten inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde genç oyuncuların bulduğu şansı nasıl değerlendiriyorsun? Sence yeterince şans tanınıyor mu sizin gibi oyunculara?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişe oranla daha fazla şans bulduklarını gözlemleyebiliyorum. Mesela bizim takımda Serkan, Emre, Burak ağabeyler ve ben varım. Baktığımda her takımda 2-3 tane bu tip oyuncunun forma giydiğini görebiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maddi sıkıntı gençlerin önünü açtı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sence ne değişti de genç oyuncular bu kadar fazla şans bulmaya başladı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence temel neden kulüplerin çektiği maddi sıkıntılar. Elbette genç oyuncuların kalitesini de göz ardı edemeyiz ama bence birinci neden maddi problemler. Kulüpler mecburen genç oyunculara güvenmek zorunda kalıyor. Bu oyuncular da beklentileri pek boşa çıkarmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı sayısının 6 artı 1 olması genç oyuncular için bir engel mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim açımdan hiçbir problem yok. Daha fazla da olsa olur. İyi yabancının her zaman takımlarımıza faydası var. Mesela bir Bebbe'nin, Jaba'nın Ankaragücü'ne ne kadar katkı yaptığı ortada. Böyle yabancılar gelecekse gelsin. Ben yabancının genç oyuncunun önünü kapattığını da düşünmüyorum. Sonuçta bir sezon kapatır, iki sezon kapatır, ama eğer ben iyi oyuncuysam zaten kendimi gösterir ve aradan sıyrılırım. Rekabete açık olmalı ve bu rekabetin getirdiği kendimizi geliştirme şansını kullanmalıyız diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolda bundan sonraki hedeflerin neler? Bir kariyer planlaman var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankaragücü'nde iyice pişmem gerekiyor. Çünkü eğer bir büyük takıma gideceksem kulübede oturmamalı, banko oynayan bir futbolcu olmalıyım. Bunun için de Ankaragücü'nde kendimi iyice kanıtlamam gerekiyor. Sonrasında tabii ki ben de Avrupa'da oynamak istiyorum. İngiltere Premier Ligi ayrı bir dünya ve ben de Manchester United'ı tutuyorum. Ancak o ligde oynayabilmek için fiziksel açıdan çok güçlü olmanız gerekiyor. Benim de bu yolda çok mesafe kat etmem lâzım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol hayatının ne kadarını kapsıyor? Futbol dışındaki zamanını nasıl geçiriyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profesyonel futbolcu açısından baktığınızda maçtı, kamptı, antrenmandı derken hayatınızın yüzde seksenini işinize ayırmak zorundasınız. Bunun dışında kalan vakitlerimde de arkadaşlarımla buluşup gezmeyi ve playstation oynamayı seviyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-6237448084328460519?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/6237448084328460519/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=6237448084328460519&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6237448084328460519'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/6237448084328460519'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/01/murat-duruer-yabancyla-rekabetten.html' title='Murat Duruer: &quot;Yabancıyla rekabetten korkmuyorum&quot;'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-536384905364120918</id><published>2008-01-31T15:40:00.000-08:00</published><updated>2008-01-31T15:42:28.597-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='barcelona'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nou Camp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bojan Krkic'/><title type='text'>Bojan Krkic : Nou Camp’ın Yeni Gözdesi</title><content type='html'>Barcelona’da bu sezon takım içindeki kimi sorunlar, Ronaldinho’nun Barça’dan ayrılıp Chelsea ya da Milan’a gideceği söylentileri yanında bir şey daha konuşuluyor kuşkusuz. Bu da Rijkaard’ın bu yıl A takımda yer verdiği ve sık sık oynattığı, oynadıklarında da ortaya iyi şeyler koyan iki isim Bojan ve Dos Santos. Özellikle Bojan Krkic, oynadığı zaman sahada yaptıklarıyla büyük bir yıldız olmaya doğru gittiğini işaret etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bojan Krkic ile ilgili yazıyı daha evvel yazmayı planlamıştım, O daha popüler olmadan önce. Ne var ki Bojan o kadar hızlı ki ben de ona yetişemedim ve O ünlü bir isim haline gelmişken ancak ondan bahsedebiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bojan, Sırp bir baba ile Katalan bir annenin çocuğu. Bojan babası ile aynı ismi taşıyor. Bizim Alpay Özalan ile çocuğu gibi. Bojan’ın babası da eski bir futbolcu tıpkı Dos Santos’un babasının Mazinho olması gibi. Her neyse baba Bojan Barcelona takımında futbolcu izleme komitesinin bir üyesidir ve oğlu Bojan’ı da 1999 yılında yani Bojan 9 yaşındayken futbolcu olmak isteyen bir çocuk için belki de en uygun yere yani Barça alt yapısına verir. Bojan Barça B takımına geçene yani 2006 yılına kadar, yedi yıl boyunca Barcelona alt yapısında 1000’e yakın gol atıp, tüm rekorları alt üst etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu denli yetenekli bir oyuncu da elbette çabuk fark edildi. İspanya Genç Milli takımlarının her yaş seviyesinde de forma giydi Bojan. Geçen yaz İspanya U-17 takımını Avrupa Şampiyonu olmasında da büyük katkı sağladı. Kırmızı Kart görmesi yüzünden formasını giyemediği FIFA U-17 final maçında ise takımı, Nijerya’ya kaybetmekten kurtulamadı. İspanya U-17 takımının yanı sıra, İspanya futbol federasyonu O’nu kaybetmemek için U-21 takımında bile kendisine yer verdi. Aragones’in de yakında O’na A milli takım formasını vermesini bekleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 yaşına kadar önünde dört yıl var Bojan’ın hangi ülke milli takım formasını giyeceğine karar vermesine. Bu süre zarfında ne olur bilinmez ama Bojan doğduğu, yaşadığı yıllardan beri defalarca formasını giydiği İspanya Milli takımına elbette daha yakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Championship(şimdi ki adı Football Manager oluyor sanırım) oynayanlar Bojan gibi isimleri yakından biliyorlardır. Ben de CM oynadığım, 1999-2003 yıllarında bu tarz oyuncuları daha yakından takip edebilme şansı bulurdum. Arjen Robben’i CM 01-02’de Fenerbahçe’ye transfer edip daha sonra Dortmund’a 160 milyon dolara sattığımı hatırlarım. O zamanlar Robben’i de bilen pek olmazdı. Neyse konuyu dağıtmayalım, Bojan Krkic gibi isimler bu güzel oyunun meraklılarına yabancı değil. İki sene önceki yazımda da Moreno’dan olduğu gibi Bojan’dan da kısaca bahsetmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bojan Krkic Perez ismi dünya futboluna çok erken damga vurmaya başladı. Şampiyonlar liginde en genç forma giymeye başlayan oyuncu olmasının yanında, La Liga’da en genç gol atan futbolcu olmayı da başardı. Böyle giderse, Bojan’ın istatistik karnesi sürekli kabaracak ve birçok konuda ilk olmayı başaracak. Guiness’e de girmeye kararlı galiba bu genç adam. Gol vuruşlarındaki becerisi gıpta edilecek kadar iyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufak tefek görünüşü, O’na önemli bir hız da kazandırıyor. Top tekniği, adam geçme maharetleri de küçümsenecek gibi değil. En önemlisi sahada çok olgun duruyor Bojan. Nerede, ne yapması gerekeceği konusunda çok başarılı, bu da O’na önemli bir özgüven sağlıyor. Bojan golcü hamuru olan bir yetenek. Gole gitmek O’nun için belki sahadaki en kolay şey. Bojan 17 yaşında olmasına karşın birçok uluslar arası karşılaşmaya da çıktı. İspanyol genç takımlarında önemli organizasyonlarda yakaladığı başarı, Bojan’ın çabuk büyümesine çok katkı sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Messi, Fabregas, Pique gibileri ve yakında isimlerini bizlere duyuracak olan Pacheco, Thiago, Deulafeu, Gai, Cristian gibi gençleri düşündüğümüzde Barcelona’yı kurduğu bu muhteşem döngüden ötürü kutlamak gerek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-536384905364120918?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/536384905364120918/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=536384905364120918&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/536384905364120918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/536384905364120918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/01/bojan-krkic-nou-campn-yeni-gzdesi.html' title='Bojan Krkic : Nou Camp’ın Yeni Gözdesi'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-5896342449536079422</id><published>2008-01-22T07:38:00.000-08:00</published><updated>2008-01-22T07:41:44.414-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eskişehirspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gençlerbirliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='roportaj'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boca juniors'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bülent korkmaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gökhan Tokgöz'/><title type='text'>Gökhan Tokgöz: "Lütfen biraz empati"</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tff.org.tr/Resources/TFF/Auto/dd785a72e1f84a5097e0e16cf19a5da4.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.tff.org.tr/Resources/TFF/Auto/dd785a72e1f84a5097e0e16cf19a5da4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Futbolcu bir babanın oğlu olarak ister istemez küçük yaşlarda haşır neşir oldu topla. "Asla kaleci olmam" dese de Merzifonspor'da başlayan profesyonel file bekçiliği hayatı Boluspor ve Yozgatspor derken Gençlerbirliği'ne kadar uzandı. Geçtiğimiz sezon Galatasaray maçı sonrası aldığı eleştirileri hatırlarken hâlâ utandığını söylüyor ve "İnsanlar yorum yapsın, eleştirsin ama bir şey söylerken de kendisini karşısındakinin yerine koysun" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Röportaj: Barış Tarık Mutlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunca bir süredir Süper Lig'in önemli kalecilerinden birisin. Bize biraz kendinden ve ailenden bahseder misin? Nerede doğdun, nasıl bir eğitim aldın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1979'da Amasya'nın Merzifon ilçesinde doğdum. İki kardeşiz biz. Babam emekli, annem de ev hanımı. Merzifon Endüstri Meslek Lisesi'ni bitirdim. Motor bölümünden mezun olmama rağmen arabam arıza yapsa öylece bakakalırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbola merakın nasıl başladı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbola mahalle arasında top oynarken başladım, birçok insan gibi. Sokak arasında, okulda teneffüslerde oynardık. Sonra biraz aklım erdiğinde babam gibi olmak istediğime karar verdim. Babam Cahit Tokgöz, Merzifonspor, Konyaspor, Eskişehirspor ve Kütahyaspor'da futbol oynamıştı. Askerdeyken ise Kütahya'da alay takımında oynamış ve o dönemde Türkiye ikincisi olmuşlar. Futbolculuğu bittikten sonra da amatör ve profesyonel takımlarda antrenörlük yaptı. 13 yaşıma kadar babam beni ve ağabeyimi çalıştırdı. Merzifonspor'un idmanlarına götürürdü. Yani babam sayesinde futbolu sevdim. O dönemde Merzifon Yeni Çeltekspor altyapısına girdim. Zaman geçirmek için uğraştığım futbol zamanla mesleğim haline geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Asla kaleci olmam" derdim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden kaleci olmayı tercih ettin? Çünkü genellikle çocukluk hayalleri arasında kaleci olmak yoktur pek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolla ilk ilgilendiğim zamanlarda "Asla kaleci olmam" derdim. Stoper veya santrfor olmayı isterdim. Mahalle maçlarında santrfor oynardım. Büyüklerim "Kaleye geç" derdi, kavga eder yine de geçmezdim kaleye. Bir de pilot olma hayalim vardı o zamanlar. Sonrasında ise topun peşinden koşmanın benim için olmadığını öğrendim ve kaleye geçtim. Geçiş o geçiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişme sürecin nasıl oldu? Kalecilik için özel olarak ne tür eğitimlerden geçtin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda çok şanslıydım. Kaleci olmayı tercih ettiğimde babam Merzifonspor'da teknik direktörlük görevindeydi ve kalecisi Nahit (Özseçen) ağabey vardı. Şimdi o da kaleci antrenörü oldu. Hep onunla çalıştım. Nitekim Merzifonspor'a kaleci olarak geldiğimde hocam Nahit ağabeydi ve beni o süreçte de eğitmeye devam etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profesyonel futbola girişinden bahseder misin? Boluspor ve Yimpaş Yozgatspor'da neler yaşadın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbola ilk başlangıcım Yeni Çeltek amatör takımıyla oldu. Oradan doğup büyüdüğüm şehrin takımı olan ve 3. Lig'de bulunan Merzifonspor'a geçtim. O sırada 17 yaşındaydım. O sezon aynı grupta Boluspor da vardı. Oynadığım maçlarda beni beğenmişler ve bir yıl içinde Boluspor'a transfer oldum. Boluspor şampiyon olup 2. Lig'e çıkmıştı o sezon. Yükseldiğimiz grupta da Y.Yozgatspor vardı. Onlar da beni beğenmişler. Ertesi sezon Yimpaş Yozgatspor forması giydim. Boluspor'da gurbetle tanıştım. İlk defa ailemden ayrılıyordum. 18 yaşında yalnız hissediyordum kendimi. Oldukça zor geçti ilk günler. Ama zamanla Bolu'ya da insanlara da alıştım. Bolu bana sabırlı olmayı öğretti. Yozgat ise benim için gurbet sayılmazdı. Yaşadığım şehre yakın bir yerdi. Güzel günlerim oldu. Şampiyonluğu ve devamında küme düşmeyi yaşadım. Hayata orada daha iyi anladım diyebilirim. Yozgatspor'da birçok hedefime de ulaşmış oldum. Şampiyonluk, Ümit Milli Takım'a çağırılmak, Süper Lig'de oynamak. Hepsi benim için çok anlamlıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerbirliği'ne gelişin nasıl oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y.Yozgatspor küme düşünce yollarımız ayrıldı. Ersun Yanal Hocam Gençlerbirliği'ne gelmemi istedi. Bu sayede Gençler formasını giydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk sezonumda UEFA Kupası'na katıldık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler yaşadın Gençlerbirliği'ne gelince?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk geldiğimde çok heyecanlıydım. Türkiye'nin köklü takımlarından birine gelmiştim ve kadromuz da çok iyiydi. Nitekim ilk sezonumda Süper Lig'de üçüncü olduk ve UEFA Kupası'na gittik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk sezonunda yaşadığın talihsiz bir sakatlık var galiba…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O dönemde çok zor günler geçirdim. Her şey güzel giderken birden kendimi ameliyat masasında buldum. Üç buçuk ay futboldan uzak kaldım ve üçüncü bitirdiğimiz sezonun tadını çıkaramadım arkadaşlarımla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi kaleci sürpriz gol yemez diye özetlenen bir görüş hâkim dünya futbolunda. Yetenekli Türk kaleciler ise bazen çok ilginç goller yiyebiliyor. Bunun kalecilerin yetişirken aldıkları eğitimle bir ilgisi olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insan hata yapabiliyor. 400 milyonda bir ihtimal verilen bir uçak da düşebiliyor ki kaleci de hata yapabilir. Çalışarak bunu en aza indirebiliriz. Kaleci hata yapamaz demek insan doğasına aykırı. Hata olmazsa gol diye bir şey de olmaz. Birileri hata yapacak. Bu kaleci de olabilir, defans, orta saha oyuncusu, forvet veya teknik adam da…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaleci için en önemli şey konsantrasyon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik açıdan kendini iyi bulduğun ve yetersiz gördüğün yönler neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçta her türlü pozisyon yaşanıyor. İyi bulduğum yönümle golü engellediğim de oluyor, aynı durumda golü yediğim de oluyor. Cevap olarak sadece konsantrasyon diyebilirim. Konsantrasyonunuz iyiyse o maçı iyi bitirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönemde Türk kaleciler takımlarda daha fazla yer buluyor. İki yabancıya izin verildiği dönemlerde bile takımlar bu haklarından birini kaleciden yana kullanıyordu. Şimdi 7 yabancı hakkı var ancak takımların çoğunda ikinci kaleciler bile Türk. Bu konuda ne düşünüyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk çocuğuna olan güven geri geldi. Belli bir süre "Türkiye'de kaleci yok" diye çok konuşuluyordu. Üstünde çok duruldu. Ama bakan gözler değişti. Artık Süper Lig'de oynayan 16-17 yaşındaki futbolcuların da sayısı arttı. 25-27 yaşındaki Türk kalecisi de oynar denildi. Tabii büyük takımların Türk kaleci ile oynaması da bir güven ortamı sağladı. Her şey güven işidir. Güven duymayı öğrendik artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalecilik evrim geçirdi günümüzde. Çizgi kaleciliğinden ceza sahasına hâkim kaleciye, oradan topu eliyle oyuna iyi sokan kaleciye ve son olarak da bir libero gibi oynayıp ayaklarını oyuncu gibi kullanan kaleciye doğru bir gelişme var. Sen bu gelişim çizgisi içinde kendini nereye oturtuyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğim gibi konsantre olmak lazım öncelikle. Konsantre olmak bir anahtar gibi; çizgi kaleciliğini de açar, bir libero gibi oynamayı da açar. Ben hepsini elimden geldiği kadar yapmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O söylenenlerden utanıyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Nisan 2006'da Galatasaray'la bir maçınız vardı. Penaltı atan Necati'ye yön gösterdin ve devamında gol oldu. Bu konu çok tartışıldı ve eleştiri aldın. Olayı bir de senden dinleyebilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O maç için söylenen her şeyden utandım. Futbol kardeşliktir, Fair-Play'dir diyoruz. Ama birileri reyting uğruna insanları karalamaya yer arıyor, boş işleri kovalıyor. Maçta Necati'yi şaşırtmak için öyle yaptım. Akşam spor programlarını seyrederken ise şaşıran ben oldum. İnsanların kötü niyetlerine hayret ettim. İnsanlar futbolu izlesin, zevk alsın, yorum yapsın. Ama bir şey söylerken de kendini karşısındakinin yerine koysun, empati yapsın. Kelimeler öyle çıksın ağızlardan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ümit ve A2 Milli Takımlarında oynadın. Ancak daha sonra devamı gelmedi, seni A Milli Takım'da izleyemedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amatör kümede oynarken arkadaşlarıma, "Ümit Milli Takım'da oynayacağım bir gün" demiştim ve gülmüşlerdi. O zaman hedefimi o kadar tutmuştum. A Milli deseydim belki de şimdi orada oynuyor olacaktım (Gülüyor). Tabii ki hedefim A Milli Takım'da yer almak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli Takım'ın Euro 2008 finallerindeki grup şansını nasıl değerlendiriyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güçlü bir grup ama Türkler zoru sever. Anlımızın akıyla gruptan çıkarız umarım. İsviçre ev sahibi, şansı her yönden büyük. Portekiz kadro olarak iyi ve turnuvalarda söz sahibi bir takım. Çekler sert takım, maçı bırakmayan inatçı insanlar. Ama bizim kalitemizi de kimse göz ardı edemez. Bence grubun favorisi biziz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O golleri sadece Hakan yemedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş, Liverpool'a 8-0 yenildiğinde gözler Hakan Arıkan'a çevrildi. Sen böyle bir durumda kalsan ne düşünür, nasıl hareket ederdin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta sadece Hakan yenilmedi ve o golleri sadece Hakan yemedi. O gün Beşiktaş takım olarak kötü oynadı. Mücadele etmiş olsaydı takım bu kadar farklı bir sonuç olmazdı. O gün bir kaleci olarak üzüldüm. Zor bir durum ancak futbol her şeye açık bir meslek. En kısa zamanda toparlanması ve unutması lazım. İnşallah Hakan daha iyi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takım içinde kaleciler arasındaki mücadele daha çetin oluyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çetin ama zevkli bir muhabbeti oluyor. Ben kendi adıma, oynayıp oynamamayı dert etmem. Çünkü oynayanın hak ettiğini düşünürüm. Sonuçta teknik adamlar bindiği dalı kesmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerbirliği bu sezon kötü bir grafik çiziyor. Bu düşüşün sebebi nedir sence?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezon başında iyi yükleme yapılmadığını düşünüyorum. Çünkü Gençlerbirliği'nin bir oyun anlayışı var. Bunun altında futbol oynamaz. Mücadele için güç lazım, enerji lazım, bunlar eksik kalmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik direktör konusunda bir istikrasızlık var. Bu durum sizi nasıl etkiledi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim kiminle çalışacağımızı yönetim belirler. Ve bize de uyum içinde çalışmak düşer. Ama teknik adamların sık sık gidip gelmesi bizim için zor oluyor. Ayrı sistem, ayrı çalışma programları... Karıştırıyorsun artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bülent Korkmaz'ın gelişiyle sular biraz duruldu mu? İletişiminiz nasıl?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bülent Hoca bize yabancı biri değil. Bir dönem yardımcı antrenörlük yapmıştı. O yüzden avantajlı ve nasıl davranacağını çok iyi biliyor. Sonuçta takım formunu buldu. İdman ve sistem var artık. Sorun kalmadı yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeş takımınız olarak görülen Gençlerbirliği OFTAŞ Spor şu ana kadar yapılan maçlarda size göre daha başarılı sonuçlar alıyor. Bir rekabet var mı aranızda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu oluyorum tabiî ki onların başarısında. Sonuçta orada oynayan birçok futbolcuyla beraberdik; Gençlerbirliği'nde oynadılar. Daha da başarılı olmalarını dilerim. Rekabet olsa da tatlıdır. Onlar da biz de her iki takımın başarılı olmasını isteriz. Onlar genç ve istekli. Çok istiyorlar ve maçı bırakmıyorlar. İnşallah başarılı olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sezon Süper Lig'deki yarışı nasıl buluyorsun? Hangi takım şampiyon olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe iyi gidiyor. Kadrosu kaliteli ve özgüvenli. Ne yaptığını bilen bir takım. Galatasaray iyi oynuyor ya da kötü oynuyor ama maçı kazanmasını biliyor. Beşiktaş, genç ama tribünden olumlu etkilenen bir takım. Yine bu üç takımdan biri şampiyon olur sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu takımlarında kabullenmişlik var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerbirliği'nin ve diğer Anadolu takımlarının şampiyonluğa oynayamamasının sebebi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maddi güç farkı var her şeyden önce. Fenerbahçe'de Roberto Carlos, Galatasaray'da Lincoln, Beşiktaş'ta Delgado var en basitinden. Dört büyük var ama şampiyonluk 20 yıldır üç büyüklerde. Seyirci potansiyeli, her türlü etken var. Anadolu takımlarında da 'biz olamayız', 'bizi şampiyon yapmazlar' gibi bir düşünce, önceden kabullenilmiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerbirliği takımında arkadaşlık ilişkileri ne düzeyde?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımdaki herkesle anlaşmaya çalışırım. Kolej havası var Gençlerbirliği'nde. Antrenmanların dışında da görüşmeyi sürdürürüz. Aile gezmeleri vardır aramızda. Yani bu anlamda hiçbir sıkıntımız yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerbirliği taraftarı hakkında ne düşünüyorsun? Az ama oldukça takımına bağlı bir taraftar grubu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağolsunlar belli bir kitlemiz var, her maçımıza gelip destek veriyorlar. Gelenler de çok saygılı ve seviyeli insanlar. Hiç kötü bir şey yaptıklarını, küfür ettiklerini görmedik. Ama bir türlü sayıları artmadı. Her maça aynı sayıda taraftar geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boca Juniors'ta oynamak isterdim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin futbolda hedeflerin neler? Nerede olmak isterdin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A Milli Takım'da her zaman olmak isterim. Ayrıca Arjantin'de Boca Juniors'da oynamak isterdim. Oradaki seyirci atmosferini solumayı çok arzu ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa futbolunu takip ediyor musun? Beğendiğin kaleciler kimler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa futbolunu yakından izliyorum. Peter Schmeichel hayranıydım. Şimdi oğlunu izliyorum. Kasper Schmeichel da iyi bir kaleci olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutamadığın maçlar ve pozisyonlar var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnönü Stadı'nda Beşiktaş'ı uzatmalarda 3-2 yendiğimiz Türkiye Kupası maçını unutamam. Bir de Boluspor'da oynarken Yozgatspor'la karşılaşmıştık. O maçta omzum çıkmıştı. Üç oyuncu değişikliği hakkı bitmişti ve ben santrfora geçmiştim. O maçı da 3-2 kazanmıştık. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-5896342449536079422?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/5896342449536079422/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=5896342449536079422&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/5896342449536079422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/5896342449536079422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/01/gkhan-tokgz-ltfen-biraz-empati.html' title='Gökhan Tokgöz: &quot;Lütfen biraz empati&quot;'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-7674205118387723685</id><published>2008-01-22T07:35:00.000-08:00</published><updated>2008-01-22T07:38:38.306-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sivasspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bülent uygun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='turkcell süper lig'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='roportaj'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kocaelispor'/><title type='text'>Bülent Uygun : "Sportif başarıyla tatmin olamam"</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tff.org.tr/Resources/TFF/Auto/9e8d19f61e0047f5aab43c376a804918.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.tff.org.tr/Resources/TFF/Auto/9e8d19f61e0047f5aab43c376a804918.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Geçtiğimiz sezon düşme hattında aldığı Sivasspor'u bu sezon zirvede tutuyor. Takımı sadece topladığı puanlarla değil oynadığı futbolla da takdir topluyor. Ama o varlığını teknik direktörlükle sınırlandırmıyor. Kazanılacak kupaların kendisini tatmin etmeye yetmeyeceğini söyleyerek arkasında kalıcı eserler bırakmak için çabalıyor. Teknik direktörlük mesleğini Türkiye'deki anlayışın aksine İngiliz tipi bir menajer gibi yürütürken, sosyal projelerle de hem Sivas şehrine hem de Türk futboluna katkı yapmaya çalışıyor.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Röportaj: Mazlum Uluç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik direktörlüğe adım atma süreciniz ilginçti. Karol Pecze kötü sonuçların ardından ayrılmak zorunda kaldı ve siz bir anda teknik direktörlüğe getirildiniz. Başlangıçta "Ben bu işi götürebilir miyim?" gibi bir şüphe duydunuz mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu işe yeni başlamadım. 4.5 yıldır Sivasspor'daydım. Yarım sezonluk futbolculuk ve ardından da menajerlik dönemim var. Zaten geçtiğimiz sezonun sonunda teknik direktörlüğe gelecektim. Ancak Pecze döneminde yaşananlardan dolayı bu göreve biraz daha erken başladım. Aslında futbolculuk döneminde profesyonelliğe adım attıktan itibaren çalıştığım teknik adamların iyi yönlerini hep not aldım. Güvenç Kurtar'dan Yılmaz Vural'a, Fatih Terim'den Parreira'ya, Osieck'e kadar hepsinin özelliklerini topladım. Takımın başına geçmem gerektiğinde, Fatih Terim Hocamla oturup mantalite, sistem, taktik ve metot üzerine saatlerce konuştum. Onun Milan ve Fiorentina'daki antrenman sistemlerini Sivasspor'da uyguladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolcuların büyük bir bölümünün saha içinde bulundukları dönemde teknik direktör gibi düşündüğünü sanmıyorum. Sizi böyle düşünmeye yönelten neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle düşünmeyenler yıldız oyunculardır. Yıldızlığın getirdiği bir ukalalık olur içlerinde. Zico'nun teknik adamlıkta bu kadar geç kalması da belki böyle açıklanabilir. Yıldız oyuncu kendisini "Bir gün teknik direktör olacağım" diye yetiştirmiyor. "Nasıl olsa benim bildiklerim bana yeter" diye düşünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babamın öğüdünü tuttum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak siz de oynadığınız dönemde yıldızdınız. Diğerlerinden farkınız neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim babam Güreş Milli Takımları'nın antrenörüydü. Futbola başladığım andan itibaren "Oğlum, futbolu bıraktıktan sonra da işi antrenör olarak sürdüreceksin. Dolayısıyla şu andan itibaren antrenörlüğün gerekleri nelerse al, sindir ve zamanı geldiğinde tecrübelerini de katarak uygula" demişti. Benim farkım bu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Terim'den nasıl yararlandığınızı anlattınız, onunu dışında başka kimlerden hangi özellikleri aldınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela Güvenç Hocam, oyuncularını sabah erkenden kaldırmazdı. Futbolcusunun uyumasına müsaade ederdi. Bunu mutlaka uygularım. Yılmaz Hocamın oynamayan futbolcularla diyaloğu çok iyiydi, ona da çok dikkat ederim. Parreira üst seviyede bir taktisyen, Osieck de üst seviyede bir kondisyonerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz göreve başladıktan sonra, küme düşme hattındaki Sivasspor müthiş bir ivme kazandı ve geçen sezonki başarı çıtasını bu sezon çok daha yukarılara taşıdı. Bu sezona daha sonra geleceğiz ama başlangıçta neleri değiştirdiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de Türkiye Ligi'nin 50 yıllık tarihinde hiçbir hocanın başaramadığını başardım. 17. sıradan aldığım takımı 5.'liğe kadar yükselttim. Buradaki avantajım şuydu. Uzun zamandır kulübün içindeydim ve takımın oluşumunu, transferlerini, oyuncuların yapısını, karakterlerini çok iyi biliyordum. Hepsinin sorunlarıyla ilgileniyordum. Babasının başı dertte, ben koşturmuştum. Yatırım yapacak, ben ilgilenmiştim. Çocuğunun sağlık problemi var, ben kan bulmuştum. Yani takımın başına bir teknik direktörden öte, Bülent ağabeyleri gelmişti. İlk gün onlara "Burada bulunduğum süre içinde hepinize hizmet ettim. Şimdi de siz bana hizmet edeceksiniz. Sonuçta benimle birlikte hepimiz başarıyı yakalayacağız. Bu işin sistemini, analizini, programlarını, bilimini herkes kadar ben de biliyorum. Ama benim yüreğimdeki sevgiyi hepiniz benden daha iyi biliyorsunuz. Yeri geldiğinde hepinizin önünde paspas olabilecek bir insanım. Benim felsefem bu. Mecnun Odyakmaz'ın beni yetiştirdiği bir ortamda benim tarzım bu" dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mecnun Odyakmaz beni yetiştirdi" derken, Sivasspor'a gitmeden önce mi tanışıyordunuz Başkanla?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mecnun ağabeyle 15-16 sene öncesinden tanışıyoruz. Bu kardeşlik bağı ise 1999 depreminde birçok yakınımı ve tüm malvarlığımı kaybetmemden sonra kuruldu. O dönemde bana maddi-manevi destek olan, kendimi futboldan soyutladığım anlarda bana ağabeylik yapan bir insan Mecnun Odyakmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bütçemiz 13 trilyon lira&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl çıkışı bu sezon yaptınız. Sezon başında transferde nasıl bir planlamanız vardı, hedeflerinizin ne kadarına ulaşabildiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulaşamıyorsunuz. Çünkü size verilen yıllık bütçe, transfer de dâhil 13 trilyon lira. Bu parayla, birinci, ikinci, üçüncü tercihlerinizi değil, 300 bin dolarla alabileceğiniz en iyi oyuncuyu transfer etmeye çalışıyorsunuz. Ama başlangıçta beğenilmeyen, eleştirilen, hep bir kulp bulunmaya çalışılan bu oyuncuların oluşturduğu takım bugün herkese kök söktürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezon başında kâğıt üzerinde bakıldığında bu kadronun bu noktaya gelebileceğini kimse tahmin edemezdi. "Futbolda her şey para veya isim değil" gerçeğinin önemli bir örneği olarak gösterilebilirsiniz herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bir şeyleri anlatmamız lazım. Başarı gelip geçici bir durumdur. Bu sezon başarılı olduk. Ertesi sezon kan uyuşmazlığı olabilir. Tüm doğruları yapsanız, daha yüksek bedellerle transfer yapsanız bile istediğiniz sonuca ulaşamayabilirsiniz. Peki, ben ne yaptım? Karakterine, futbolculuğuna inandığım insanları topladım ve onlara biraz önce söylediklerimi anlattım. Onlara "Önce kendinizi seveceksiniz. Her idmana çıkacağınız gün de yeni bir sevgiliyle buluşuyormuş gibi buraya geleceksiniz. Formayı giymeyi hak ettiğinize beni inandıracaksınız. Maçta ise öyle bir mücadele edin, bireysel yeteneklerinizi öyle güzel sergileyin ki, yenilseniz bile rakip taraftarlar sizi alkışlasın" dedim. Nitekim bunun örneklerini de çok defa yaşadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün herkes Mehmet Yıldız'dan, Mohammed Ali'den, Musa'dan, Hayrettin'den, Sedat'tan, Abdurrahman'dan bahsediyor. Bir sezon önce esamisi okunmayan oyuncuların bir kısmı şimdi Milli Takım'a çağrılıyor. Adeta sınıf atladılar. Oyuncularınızın kişisel gelişimine nasıl katkılarınız var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim bir kendi tarzımız var. Doğru olduğuna inandığım antrenman metotlarım ve iyi bir analiz programım var. Futbolculuk yıllarımdan bu yana iyi bir analizci olduğumu düşünüyorum. Türkiye'de 3-4 senedir analizler devreye girdi ama ben 20 senedir bu analizleri yapıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir bu analizlerin inceliği?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir futbolcunun neler istediği, neler yapması, nelere odaklanması gerektiği, maç içinde neler yaparsa daha faydalı olabileceği… Bunların hepsi birer analizdir. Aslında her takımın 8-10 tane 'scout'u olması lazım ama Türkiye'de öyle bir şey yok. Ben bir futbolcu alırken önce 'scout'larım izliyor, sonra ben en az iki defa izliyorum. Beğenirsem onunla yemeğe çıkıyorum. Sonra iki gün antrenmanlarını izliyorum, arkadaşlarıyla ilişkilerini gözlemliyorum, gece hayatı ya da içki problemi var mı diye araştırıyorum, ondan sonra transferini yapıyorum. Yani oyuncuyu alayım, burada düzelteyim gibi bir düşüncem yok. Bu arabanın kaportası veya motoru değil ki, düzeltebilesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim hedeflerim çok farklı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında sizinki sıkıntılı bir iş. Avrupalı teknik adamlar bu tip sorunlarla ilgilenmezler, çünkü onlara gelene kadar bu sorunları çözecek ekipler vardır. Onlar saha içine yoğunlaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıntılı gibi durduğu doğru. Mesela Kore'den futbolcu satmak için menajerler geliyor, ben Kore'deki işadamlarını Sivas'ta 100 milyon dolarlık yatırım yapmaya ikna ediyorum. İş merkezi kurmaya karar veren bir arkadaşımı aldım getirdim, Sivas'ta 50 trilyonluk iş merkezi kurduruyorum. Dönüyorum, Dikimevi'nin Sivas'ta kalması için uğraşıyorum. Evet, normalde hiç bir teknik direktör bu işlerle uğraşmak istemez. Ama bunlar beni mutlu ediyor. Çünkü benim yaşam felsefem farklı. Hayattayken hiç kimseden dua beklemiyorum. Ama öyle güzel şeyler yapayım ki, öldükten sonra insanlar arkamdan Fatiha okusun istiyorum. Benim tarzım bu. Eğer bunlarla uğraşmazsam kendimi bir hiç yerine koyarım. Futbolda başarılı olunur, tamam. Ama ben hep bireysel anlamda başarıyı düşünen bir adam değilim ki. Şampiyonluk kupasını Sivas'a götürmeyi, Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu elde etmeyi tabii ki istiyorum. Bunları antrenörlük kariyerimdeki başarı olarak istiyorum. Ama benim esas isteklerim farklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler mesela?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi, Türkiye'de tam teşekküllü sporcu sağlığı hastanesi ve rehabilitasyon merkezi, aynı yerde huzurevi gibi de kullanılabilecek bir tatil köyü. Zaten bunun için 100 dönüm arsayı Futbol Federasyonu'na bağışlattırdım. Antalya'da Kadriye Belediye Başkanı Sayın Hüseyin Kantoz, bu iş için arsayı bağışladı. Bunun dışında futbolcuların alacaklarından yüzde beşinin kesilerek bir emeklilik fonu oluşturulmasını istiyorum. Futbolcular için bir vakıf, bin sendika kurmak istiyorum. Aynı şeylerin hakemler için de hayata geçirilmesini istiyorum. Bunları yaptığım zaman kendimi başarılı olarak addedeceğim. Eğer teknik direktör olduğum dönemde yapamazsam, Futbol Federasyonu Başkanı olarak yapacağım. O da olmazsa Spordan Sorumlu Devlet Bakanı olarak yapacağım. Bu konuda son derecede kararlıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar sahanın içine dönersek, "Keşke kadromda olsaydı" dediğiniz oyuncular var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmaz mı? Servet, Gökdeniz, Hakan Şükür ve Mehmet Topuz'un kadromda olmasını çok isterdim. Bu dört oyuncu kadromda bulunsa, bu ligin şampiyonuyum diyebilirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı oyuncularınızın tümünden aynı verimi alamıyorsunuz. İnsanın aklına ister istemez, "Bu takımın elinde 6 iyi yabancı olsa acaba nerede olur?" sorusu geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cvetkov gibi çok kaliteli bir oyuncum var ama Balili ve Mehmet'i yedek bırakamıyorum. Üç forvetli oynadığımız 5 maçta Cvetkov da sahadaydı ve biz bu 5 maçı da kazandık. Ancak rakibin durumuna göre her zaman üç forvetle oynayamıyorsunuz. Unutmayın, Türkiye'de tek forvetle oynayan büyük takımlar var. Gine Milli Takımı'nın 21 yaşındaki stoperi Diallo'yu bonservisi dâhil 300 bin YTL'ye aldım ancak sakatlandı. Çok iyi bir oyuncu olduğunu sezonun ikinci yarısında göreceksiniz. Sylla takıma geç katıldığı için idmansızdı. Ama genel anlamda ben yabancılarımdan memnunum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün iki tür anlayış var futbolda. Birisi "Önce sonuç" diyor, diğeri "Ben iyi futbol oynayayım, sonuç zaten gelir" düşüncesinde. Siz galiba ikinci görüşe yakınsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ikisine de yakınım. Eğer rakip bana üç puanı veriyorsa ben almaya hazırım. (Gülüyor) Bir kere futbolda olmazsa olmazlarım var. Ben maçı kazanacağım diye futbolu çirkinleştirme veya entrika yapma taraftarı değilim. Ama tabii ki rakibimin eksik yönlerini analiz edip kendi takımımın iyi yönlerini öne çıkartarak kazanmak isterim. 37 maçta 24 galibiyetim var ve bu büyük bir başarı. Bugün Türkiye Ligi'nde en fazla galip gelen takımız. Sivasspor en çok gol atıp en az yiyen takımlardan birisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, o da ilginç aslında. Sivasspor'u çift santrforla, orta sahadan hücuma dönük iki veya üç oyuncuyla ve beklerini de yine hücuma katarken görüyoruz. Doğal olarak çok gol atıyorsunuz ama en az gol yiyen takımlardan da birisiniz. En iyi savunma hücumdur diye mi düşünüyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, aslında doğru. Ben oyuncularımdan, dinlenmeye karar verdiklerinde pas yapmalarını istiyorum. 15-20 pas yapın, dinlenin, sonrasında hücum edin diyorum. Ama eğer rakibi eksik yakaladıysak yorgunken bile saldırmalarını istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her oyuncumun alternatifi hazır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişte şampiyonluğa yaklaşan Anadolu takımları oldu ancak hiçbirinin sonu gelmedi. Siz Sivasspor'un bu noktadaki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Geçmiş örneklere bakıyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen bu işleri yaparken stratejik oyunlar oynuyorum. Futbol aslında satranç gibi. Büyük takımlar yıllar boyunca Anadolu takımlarıyla oynadı. İyi oynayan futbolcuyla temasa geçtiler, 500 milyara oynarken 1.5 trilyon verdiler ve takımların dengelerini bozdular. Şimdi Anadolu takımı olarak ben oyun oynuyorum. Diyorum ki, "Şampiyon ol-ma-ya-ca-ğız…" Niye futbolcumu strese sokayım? Ben Kocaelispor'da oynarken bunları yaşadım. Bu nedenle "Şampiyon olmak istemiyorum" diyorum. Benim isteğim, futbol adına bireysel yeteneklerini sergileyen, sahada mücadelesi yapan, iyi şeyler sunan ve bunun karşılığını alabilirse almaya çalışan bir takım olmak. Diyorum ki, "Futbolcu satarım ama adam satmam." Bizde satılamayacaklar başkan, taraftar ve formadır. Bunun dışında ben dâhil herkes satılabilir. Diğer hocalardan farkım, onlar Avrupa'da 10 maç izlerken ben 100 maç izledim. Menajer olduğum dönemde her hafta Avrupa statlarındaydım. Dolayısıyla transfer için elimde çok geniş bir oyuncu portföyü var. Niye "Futbolcumu satarım" diyorum, çünkü alternatifleri hazır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu'da çıkış yapan teknik adamlar İstanbul takımlarından teklif aldıklarında buradaki hedeflerini bir yana koyup, tabiri caizse bu tekliflerin üzerine atlıyor. Gerçi baştan beri anlattıklarınızdan böyle bir tavır içinde olmayacağınız belli ama yine de sormam lazım; siz böyle bir teklif karşısında nasıl davranacaksınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana teklif gelmedi mi, çok geldi. Ama ben yapmam gerekenleri tamamlamadan başka yere gitmeyi düşünen bir adam değilim. Burada aldığım paranın üç katı teklif edildi ama dedim ya ben adam satmam. Burada gerçekleştirmek istediğimiz hayallerimiz var. Sivasspor'u şampiyon yapmak, kalıcı başarılar elde etmek istiyoruz. Şu takımdan birkaç milyar fazla para alayım ya da dört büyüklere gideyim gibi hayallerim yok mu? Var tabii. Ama oralara gidene kadar kendimi her açıdan geliştirmek istiyorum. Gideceğim takıma Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu kazandıracak potansiyele ulaştığım zaman bu kararımı uygulayacağım. Henüz kendimi bir şeyi başarmış olarak görmüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zico'nun Avrupa performansını beğeniyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süper Lig'de beğendiğiniz teknik adamlar var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zico'yu Avrupa kupası maçlarında beğeniyorum. Zico da geldiğinde benim gibi bir stajyerdi aslında. Geçmişinde Japonya dışında bir deneyimi yoktu. Ama Fenerbahçe gibi dünya çapında bir takımının başına geçti. Bunu küçümsemek için söylemiyorum çünkü çok büyük bir futbolcuydu ve bana da küçükken "Zico" derlerdi. Onun hayranı olarak büyüdüm. Ancak Türkiye'yi henüz analiz edemedi. Çünkü yardımcıları Türkiye'yi iyi tanımıyor. Bence bizim ligimizi tanıdıkça başarısı da artacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde inanılmaz bir teknik adam sirkülasyonu yaşanıyor. Aykut Kocaman, Nurullah Sağlam, Ziya Doğan, Rıza Çalımbay, Mesut Bakkal gibi düne kadar umutla bakılan genç teknik direktörler bugün işsiz. Bu konuda neler söyleyeceksiniz? Kötü gidişin baş sorumlusu teknik direktörler mi sizce?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda Futbol Federasyonu'na önemli bir görev düşüyor. Federasyon her sezon benim kulübüme 3 trilyon lira lige başlama parası veriyor. 3 değil 2.9 trilyon lira ver; kalan 100 milyar lira ile altyapı hocalarımın birine 5, diğerine 3 milyar lira maaş bağla. Ufku geniş, A takıma çıktığında şut çekmesini, pas atmasını, ters kademeye girmesini bilen futbolcular yetiştiren bir teknik direktör ordusu kurulmasını sağla. O zaman A takımların başındaki genç ve idealist teknik adamların da işi kolaylaşacak ve başarıyı mutlaka yakalayacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, neden kulüpler o paranın 100 milyarını ayırıp da altyapı antrenörlerine sözünü ettiğiniz maaşları kendileri vermiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O mümkün değil. Ben Türkiye'deki en güçlü teknik direktörüm. Bu güç, yönetim kurulunun bana inancından kaynaklanıyor. Parayı bana verirler, ben istediğim oyuncuya, istediğim şekilde dağıtırım. Ama ben, "Altyapı antrenörüme 5 milyar lira maaş vereceğim" desem, oradaki 20 yönetici beni döver. Başkandan başkası da kurtaramaz (Gülüyor). Anadolu'daki imkânları geniş takımlara bakıyorsunuz, çoğu daha yeni yeni tesis sahibi oluyor. Üstelik trilyonlarca borçları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz Sivasspor'da tesisleşme anlamında neler yaptınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben şampiyonluğu tesisler anlamında kazanmaya çalışıyorum. Eski Başbakan Yardımcımız Sayın Abdüllatif Şener'in başlattığı ve valiler boyunca silsile yoluyla gelen çabayla inşa edilen en güzel tesise sahip olmak üzereyiz. Yine Sayın Şener'in sayesinde, tesislerin yanındaki 100 dönümlük arazi bize tahsis edildiğinde oraya dev bir alışveriş merkezi, otomobil satış plazası, düğün salonu, tenis kortları, basketbol sahaları, yüzme havuzları, kulüp idari binası, futbolcular için villaların bulunduğu bir tesis yapacağız. Bugün ise 1000 tane altyapı oyuncusunun yetiştirilebileceği tesisimiz bitmek üzere. A takımın kalacağı beş yıldızlı tesisler, PAF ve Süper Lig takımlarımızın kalabileceği mekânlar, ayrıca iki tane çim saha, iki tane de suni çim sahamız var. Üçüncü çim sahamız da hazırlanıyor. Geri kalanlar tamamlandığında ben şampiyonluk turu atabilecek seviyeye gelmiş olacağım. Teknik adamlar, başarısızlıkta en kolay pay çıkarılacak insanlar oluyor. 24 oyuncuyu gönderemeyeceğine göre teknik adamı gönderiyorsun. Bence teknik direktörlerin yapması gereken, sadece takımla ilgilenmek değil, bu işlerle de uğraşmak. Ben yeri geliyor inşaata çıkıp amelelik yapıyorum, yeri geliyor çimleri kesiyorum, yeri geliyor futbolcunun odasını dizayn ediyorum. Üstelik bunlardan da mutluluk duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekibim beni aratmıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar bölünme zaman içinde size zarar vermez mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim avantajım ekibimi çok iyi kurmuş olmam. Ben bu işlerle uğraşırken takım içindeki görevlerim aksamıyor. Antrenmana çıkmasam bile, programlarım bellidir ve yardımcılarım bunu en iyi şekilde uygular. Takımın işleri zaten ilerliyor. Ben diğer işlere ağırlık vererek şehri de bir şekilde havaya sokuyorum. Ama şehrinizdeki art niyetli insanlar "Bu adam bu işleri milletvekili olmak için yapıyor" demeye başladığında şevkiniz kırılabiliyor. Bakın, ben Trabzonspor'u bırakıp Zonguldakspor'a gittim. Bunun nedeni, depremde Adapazarı'ndaki hemşerilerimi, akrabalarımı göçük altından çıkaran maden işçilerine destek vermekti. "Kulüp kapanacak" dediler, ben 3.Lig'deki takıma gittim. Başkan iflas etti, onun yerine geçtim. Mecnun ağabeyin gönderdiği paraları o kulüp için harcadım. Onlarla birlikte Amele Birliği'nde kaldım. Takımı şampiyonluğa kadar getirdim ama averajla kaybettik. Ama tüm bunlara karşılık bazı art niyetli insanların davranışları nedeniyle bırakıp döndüm. Benim yapım bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, biraz önce saydığım teknik adamların bir anda konumlarını kaybetmesi sizde de bir endişe oluşturuyor mu? Yarın ayağınız tökezlediğinde "Bir gün benim de başıma böyle şeyler gelebilir" diye düşünüyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antrenörlükte her sezon başarılı olacaksın diye bir kaide yok. Eğer böyle bir başarısızlık yaşanırsa, gider sözünü ettiğim diğer işleri organize ederim. Sonuçta antrenörlük bilgimi kaybetmeyeceğim için bir sezon sonra yeniden teknik adamlığa dönebilirim. İnsanlar istiyor ki "Sana 10 trilyon verdim, takımı şampiyon yap." Hadi canım sen de… Başkaları 100 trilyonluk takımları şampiyon yapamazken ben 10 trilyonluk takımı nasıl şampiyon yapacağım? Fularını bağlamış birisi, "Bülent şampiyon olamayacağını biliyor da onun için böyle söylüyor" diyor. Tamam kardeşim, ben zaten 10 trilyonluk takımı şampiyon yaparsam senin orada ne işin var? Bu arada "50 trilyonluk takımı şampiyon yaparım" iddiasında da değilim. Çünkü futbol enteresan bir oyun. Zaten sonucu kestirilemediği için insanlara güzel geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivasspor şampiyonluğu istiyor ama bu hedefe ulaşmak için şehirden gereken desteği alabiliyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destek?.. Şampiyonluk?.. Taraftar?.. Futbolculara maç başı ödemelerimizi yapamadık. Şimdi soruyorum, destek veriyorlar mı? Vermiyorlar. Kazandığımız puanların karşılığında Federasyondan aldığımız paranın dışında Başkanın ve yönetim kurulunun sırtına yüklenmiş bir kulübüz. Şimdi herkes başarının bir kenarından pay istiyor. Burada bir paylaşım yapılacaksa en başta Başkan, sonra da yönetim kurulu gelir. Bununla birlikte biz de ekip olarak mutfakta iyi bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakaryaspor'da sizi ve birçok ünlü oyuncuyu yetiştiren Ekrem Karaberberoğlu ile görüştüğümde kendisini ziyaret eden birkaç talebesinden birinin de Bülent Uygun olduğunu söylemişti. Ekrem Hoca'nın oğlu Esat Karaberberoğlu de sizin teknik ekibinizde. Bir dönem vefasızlığa uğramış bir oyuncu olarak vefa sizin için önemli bir erdem galiba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında ben vefasızlığa uğramadım. Türk futbolu zaten vefasız. Ben bugün bir noktaya geldiysem Ekrem Karaberberoğlu sayesinde geldim. Sakaryaspor'da ilk başladığımız gün Ekrem Hoca bize oturmayı, kalkmayı, çatal-bıçak tutmayı, örfümüzü, âdetimizi öğretti. Hepsinden önemlisi vefayı öğretti. Sonra da futbol topuna vurmayı… Dolayısıyla bize böylesine emek vermiş bir insanı unutmamız mümkün değil. Ben anamın, babamın elini öpmeden önce gidip onun elini öperim. Ama Sakaryaspor'un, gol kralları, milli oyuncular yetiştirmiş böyle önemli bir insanın kıymetini bilmemesi beni de kırıyor ve üzüyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-7674205118387723685?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/7674205118387723685/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=7674205118387723685&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/7674205118387723685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/7674205118387723685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/01/blent-uygun-sportif-baaryla-tatmin.html' title='Bülent Uygun : &quot;Sportif başarıyla tatmin olamam&quot;'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-2221980827949037478</id><published>2008-01-03T04:32:00.000-08:00</published><updated>2008-01-03T04:33:53.686-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayak topu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='taraftarca'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Ayak topunun hikayesi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Futbolun ortaya çıkması dahi esasında başlı başına bir araştırma konusudur. Çünkü futbolun varlığı -gelinen nokta düşünüldüğünde- bir oyunun varlığının çok ötesinde anlamlar taşımaktadır.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol, ne garip bir yoğunluk, bilgi birikimi, yetenek avcılığı, popüler, dünyanın öbür ucundan izlenen, hayranlık duyulan, kaçırılmayası, almış başını gitmiş bi kitle sporu değil mi? Hani biri Hollanda'dan diğeri Rusya'dan iki takımın maçını izliyoruz. Ve ilginçtir, o takımların eksiklerini, gediklerini, iyi ve kötü yönlerini sanki her maçını takip ediyormuşuzcasına FAZLASIYLA biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farfan gol pozisyonuna giriyor mesela, "AFFETMEZ" diyoruz, gerçekten de affetmiyor? Arda Turan, İbrahim Akın ya da Semih Şentürk'den değil, PSV'nin Peru'lu genç forvetinden bahsediyoruz ve biliyoruz, bi yerde biz de affetmiyoruz! Hadi aynı maçta oynayan Caner Erkin'i tanıyoruz, güzel bir orta kesiyor maçın son anlarında, Brezilyalı Gomes harika uçuyor, "Onun adı Gomes, rahat çıkartır" diyoruz, köşeden parmaklarının ucuyla topun çizgiyi geçmesine izin vermiyor, bunu da affetmiyor, -pardon- biliyoruz... "Vagner Love, Jo, Klasnic, neden oynamıyor?" "Carvalho'nun nesi var." "Ohh iyi Dudu ve Rahimiç Fenerbahçe karşısında oynamayacaklar" diye dırdırdır maç boyunca hiç susmuyoruz, hatta NOTLARIMIZ arasına bakmayı da ihmal etmiyoruz… Bir saymaya başlıyoruz, bitiremiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunları Real Madrid, Barcelona, Liverpool, Milan ya da -ne biliyim- Bayern Münih gibi bir takım için değil, CSKA ve PSV için konuşuyoruz… Arjantin'in, Almanya'nın, İspanya'nın, İngiltere'nin, İtalya'nın ve bu işin erbabı Brezilya'nın en iyi sol ayağını, en iyi sağ ayağını, en iyi golcüsünü, en iyi çalım atanını, serbest vuruş kullananı, hangi milli futbolcunun hangi ülke ligi takımlarında oynadığını ZATEN biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, Holanda'nın en iyi orta saha oyuncusunu, kalecisini, kafa toplarına çıkanını biliyoruz. Casino Eredivisie'de geçen yıl yaşanan şampiyonluk heyecanını, PSV'nin AZ ve Ajax'a altın tepside ikram ettiği şampiyonluğu son haftada nasıl geri aldığını dün gibi hatırlıyoruz, hatta Heerenveen'de yıldızı parlayan Alfonso Alves'in maç başına gol ortalamasını dahi biliyoruz. Rusya'nın en iyi takımını, en iyi teknik direktörünü, bu sezon Rusya liginde kimin şampiyon olduğunu, CSKA'nın patronunu, Avrupa başarılarını, her şeyi ama HER ŞEYİ biliyoruz. Sadece Rusya'nın, Hollanda'nın değil elbette, İsveç'in, Belçika'nın, Finlandiya'nın, Danimarka'nın, şu an nerede olmanın hayalini kuruyorsanız, işte tam oranın, her ülkenin futbolunu takip ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunan Ligi'nden bir takım, en elle tutulur başarısı 1997'de birinci lige çıkarken şampiyon olmaları. Bu takım Galatasaray'ın UEFA Kupası'ndaki rakiplerinden biri olan Panionios. Sahalarında güle oynaya yendiğimiz Yunan takımı Panionios, Avusturya'da son dakikada 1 gol atıyor, bizim burada içimiz ekşiyor… Marsilya'nın başına Gerets geçiyor, bizden biri diyoruz, aynı Shakhtar'ın başına Lucescu geçtiği zaman Ukrayna ligiyle ilgilenmeye başladığımız gibi… Futbolu seviyoruz, takip ediyoruz ve bu oyunla ilgili her şeyi bize ait sanıyoruz ve biliyoruz, bilmek zorunda kalıyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Zorunda kalmayı açayım;) Mevzu futbol olunca bilmemek de en az öğrenmemek kadar ayıp oluyor. Eee, bu da futbol üzerine yazan-çizen, yorumlayan, eğri oturup doğru konuşan, sürekli anlatan, futbolda dün yoktur tezinin en bi mağduru bizlerin işini bir hayli zorlaştırıyor. Dün anlattıklarınızın bugün başınıza bela olabileceği çok fazla saha yok aslında. Futbolda ise her zaman böyle oluyor. Yıllarını bu işe vermiş duayenlerin dahi kem küm etmek durumunda kaldığını, arada kaldığını, hem yardan hem serden geçtiğini çok görmüşlüğümüz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bu arada kalmış olmanın verdiği, birinden olsam diğerinin bakışlarının sertleşeceği futbol kültürümüzün acımasız, stajyer, malum, korkak, ukala, iş bilir hallerinden kaçmanın, bir nefes almanın yolları da yok değil. Olaya bilimsel, tarihsel açıdan bakarak, "yorumsuz bir hayatı seçerek" diyeyim ben buna, gözler Kadıköy'de (ya da Porto'da), kulaklar Eindoven'da (ya da Marsilya'da) olsa da AKILLAR futbolda olacak şekilde bir çalışma yapılabilir mesela… Ve bu yazıda o çalışmanın ilk satırları olabilir pek tabii…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerküreyi etkisi altına alan ve "küresel bir tutku" olarak da ifade edilen futbolun ortaya çıkışı, nasıl çok fazla takip edilen bir kitle sporu haline dönüştüğü, Türkiye'de yaşadığı değişimi klavyem yettiğince sizlerle paylaşmak istiyorum. Çalışmaya verdikleri destek için Adnan Bostancıoğlu'na, anlattıklarıyla akıl haritamı geliştiren Yiğiter Uluğ, Cem Dizdar, Mehmet Demirkol'a, yazdıklarıyla ufuk açan Bilal Arık'a ve okurken karşılaşacağınız birçok isme de peşin peşin teşekkürlerimi de sunmak isterim. Footballers' Wives kadar eğlenceli olacağını düşünmesem de bu yazı dizisinden keyif almanız ve dizinin sonunda yeniden görüşmek dileğiyle, keyifli okumalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(1) Tüm zamanların en popüler oyunu…&lt;br /&gt;Kendisini futbol tarihçesine adayan ilk tarihçilerden biri olan Metz Üniversitesi çağdaş tarih profesörü Alfred Wahl'a göre futbol, daha eski bir ifadeyle ‘top oyunları', 1840–1860 yılları arasında İngiltere'de özel okullarda ve üniversitelerin göbeğinde modern futbolun ortaya çıkışını hazırlayan köklü bir değişime uğramadan çok önce, Avrupa'da ve hatta çok uzaklarda bile, asırlar boyunca var olmuştur. Oyun, daha sonraları hayat bulduğu coğrafyanın sınırlarını aşmakta, tüm toplumsal tabakalara yayılarak bir gösteriye dönüşmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolun ortaya çıkması dahi esasında başlı başına bir araştırma konusudur. Çünkü futbolun varlığı -gelinen nokta düşünüldüğünde- bir oyunun varlığının çok ötesinde anlamlar taşımaktadır. Futbolun ortaya çıkışı, daha sonra kazanılan ve dünyayı saran kurallarıyla birlikte endüstriyelleşmesi, artık oyunun eskisi gibi olamayacağının da bir göstergesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu oyun için, alabildiğine popülerleştiğini, futbol adının geçtiği her şeyin kitlelerin ilgisini çektiğini, oyuna ait olan değerlerin reklâmlara ‘imge gücü' verdiğini, hatta bir giyim, gıda, otomotiv gibi futbolun da başlı başına bir sektör haline dönüştüğünü söylemek sanıyorum yanlış olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm zamanların bu en popüler oyunu, diğer taraftan hayata dair yaşanan değişimlerin de bir göstergesidir. Çünkü futbol, çoğunluğun bildiği bir spordur, sürekli takip edilmektedir. Futbolun yapısal, ekonomik, sosyolojik etkileri, toplumun içinden geçtiği dönemi gözlemleyebilmek adına da önemli rol oynamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha geniş bir pencereden bakarak ve günümüzdeki futbolun anlamını görmeye çalışarak konuyu açarsak; futbol ilk oynandığı tarihten çok sonra, hatta bugünü de kapsayan bir ifadeyle ‘popüler' bir oyundur. Ve popüler kültürü besleyen, ondan beslenen güçlü nitelikleri bünyesinde barındırmaktadır. (Bunu kötü bir gelişme, "başımıza bu da mı gelecekti" şeklinde bir diz dövme merasimi olarak değil, gelinen noktayı daha sade bir şekilde görebilmek adına yazma gereği hissettim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necmi Erdoğan'ın şu cümleleri, sözünü ettiğim popüler ve futbol kavramları arasındaki ilişkiyi açık bir şekilde bizlere anlatıyor; "Halk oyunu olarak futbol, popüler öznelliklerin karmaşık, iç içe geçmiş ve çelişik bir halde kurulduğu, ifade edildiği ve maddileştiği bir "derin oyun"dur. Popüler futbol kültürü, sınıfsal, milli, etnik, dinsel, ataerkil vs. kimliklere eklemlenerek "ötekilik" formlarının üretilmesine katkıda bulunmuştur. Kolektif aidiyet biçimlerinin kendileri de "havada" oluşmazlar, eğlence, müzik, futbol, giyim vb. gündelik hayat pratiklerinde kurulur ve tecrübe edilirler".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunun ortaya çıkmasıyla ilgili farklı kültürlerin farklı değerlendirmeleri olmuştur. Pek çok tarihçi, ulaşabildiği kaynakları referans göstererek, oyunun ilk oynandığı yer ile ilgili farklı adresler göstermişlerdir. Hani futbolun ilk kez yaşadığımız coğrafyada oynandığını iddia edenler de vardır, Okyanus'un diğer tarafından, dünyanın öbür ucundan, Çin'den mesela "hayır ilk biz oynadık" diyenler de…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çalışmada bütün farklı adreslere inanılmaktadır. Çünkü bence önemli olan top ile oynanan bu oyunun ilk nerede oynandığından öte, bugünkü halini ilk ne zaman aldığıdır. Modern futbol dediğimiz oyunun ortaya çıkması ve gelişimini incelemek hem gerçekçi hem de elimizde net bilgilerin olması açısından daha sağlıklı olacaktır kanısındayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki bölüme geçmeden önce biraz ilk bölümü toparlamak adına sözü Ali Bulaç'a bırakıyorum; "Futbolun bugünkü seviyeye gelmesinde 3 önemli dönemden söz etmek mümkündür: a) İlk ortaya çıktığı sanayi devrimi. b) Stat, malzeme ve takımların bir işletme gibi ele alınıp bizzat futbolun endüstrileşmesi. Spor malzemesi üreten ve satan büyük endüstri şirketlerinin ortaya çıkması ve bunların futbola olan ilgiyi yeniden üretmek üzere özel yatırım programları uygulaması. c) Kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle futbolun en geniş toplumsal kesimlerin ilgi alanına girmesi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Alfred Wahl, Ayaktopu: Futbolun Öyküsü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Hakkı Özdal, Futbol Endüstrisi, Evrensel Kültür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Nemci Erdoğan, Popüler Futbol Kültürü ve Milliyetçilik, Birikim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Ali Bulaç, Dünyanın Ayağa Düşmesi, Karizma&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-2221980827949037478?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/2221980827949037478/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=2221980827949037478&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2221980827949037478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/2221980827949037478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/01/ayak-topunun-hikayesi.html' title='Ayak topunun hikayesi'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-7609172072580078050</id><published>2008-01-01T01:51:00.000-08:00</published><updated>2008-01-01T01:57:17.924-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tff1.lig'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Malatyaspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Samsunspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orduspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eskişehirspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kocaelispor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karşıyaka'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbulspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Boluspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Elazığspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kartalspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Giresunspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Altay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sakaryaspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Antalyaspor'/><title type='text'>TFF 1. Lig'de ilk 3 hafta programı!</title><content type='html'>&lt;strong&gt;TFF 1. Lig'de 18, 19 ve 20. haftaların programı belli oldu. İşte ikinci yarının ilk 3 haftasının programı..&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. hafta:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Ocak Cumartesi:&lt;br /&gt;13.00 - Orduspor-Altay (19 Eylül)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Ocak Pazar:&lt;br /&gt;13.00 - Kocaelispor-Sakaryaspor (İsmetpaşa)&lt;br /&gt;13.00 - Boluspor-Kartalspor (Atatürk)&lt;br /&gt;13.00 - Elazığspor-Eskişehirspor (Atatürk)&lt;br /&gt;13.00 - Mardinspor-Antalyaspor (21 Kasım)&lt;br /&gt;13.00 - Karşıyaka-Giresunspor (Alsancak)&lt;br /&gt;13.00 - Samsunspor-İstanbulspor (19 Mayıs)&lt;br /&gt;13.00 - Gaziantep Büyükşehir Belediyespor-Malatyaspor (Gaskispor Tesisleri)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Ocak Pazartesi:&lt;br /&gt;19.00 - Kayseri Erciyesspor-Diyarbakırspor (Büyükşehir Belediye Atatürk)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. hafta:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Ocak Cumartesi:&lt;br /&gt;13.00 - Sakaryaspor-Orduspor (Atatürk)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Ocak Pazar:&lt;br /&gt;13.00 - Eskişehirspor-Gaziantep Büyükşehir Belediyespor (Atatürk)&lt;br /&gt;13.00 - Diyarbakırspor-Kocaelispor (Atatürk)&lt;br /&gt;13.00 - Elazığspor-Kartalspor (Atatürk)&lt;br /&gt;13.00 - Giresunspor-Boluspor (Atatürk)&lt;br /&gt;13.00 - İstanbulspor-Kayseri Erciyesspor (Bahçelievler İl Özel İdare)&lt;br /&gt;13.00 - Antalyaspor-Samsunspor (Atatürk)&lt;br /&gt;13.00 - Malatyaspor-Mardinspor (İnönü)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Ocak Pazartesi:&lt;br /&gt;19.00 - Altay-Karşıyaka (Atatürk)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. hafta:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Ocak Cumartesi:&lt;br /&gt;13.00 - Elazığspor-Giresunspor (Atatürk)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Ocak Pazar:&lt;br /&gt;13.00 - Malatyaspor-Antalyaspor (İnönü)&lt;br /&gt;13.00 - Gaziantep Büyükşehir Belediyespor-Kartalspor (Gaskispor Tesisleri)&lt;br /&gt;13.00 - Orduspor-Diyarbakırspor (19 Eylül)&lt;br /&gt;13.00 - Kayseri Erciyesspor-Samsunspor (Büyükşehir Belediye Atatürk)&lt;br /&gt;13.00 - Kocaelispor-İstanbulspor (İsmetpaşa)&lt;br /&gt;13.00 - Boluspor-Altay (Atatürk)&lt;br /&gt;13.00 - Mardinspor-Eskişehirspor (21 Kasım)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Ocak Pazartesi:&lt;br /&gt;19.00 - Karşıyaka-Sakaryaspor (Alsancak)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-7609172072580078050?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/7609172072580078050/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=7609172072580078050&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/7609172072580078050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/7609172072580078050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2008/01/tff-1-ligde-ilk-3-hafta-program.html' title='TFF 1. Lig&apos;de ilk 3 hafta programı!'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-3423651701440505654</id><published>2007-12-28T01:37:00.001-08:00</published><updated>2007-12-28T01:37:59.556-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='taraftarca'/><title type='text'>yavaş gel...</title><content type='html'>Sağa sola bakınıyordum bir şeyler arar gibi, hani sanki birini yarım saattir bekliyorsun da ona bakınıyormuşsun gibi. İçimdeki büyü dağılmıştı sanki, damarlarıma enjekte edilen mutluluk yavaş yavaş çekiliyordu adeta. Giderek bu durum sinirimi bozmaya başlamıştı, oturduğum yerdeki kumları topuklarımla ezerek iterek acısını onlardan çıkarıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi nereden çıkmıştı bu mesaj? Ne anlamı, ne gereği vardı? Ya da ben mi yine gereksiz yere kafama fazla takıyordum? Normal şartlarda olsa belki bu kadar sallamazdım bile, bunalım çemberinde her daim dönen bir insan için bu neydi ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar kafamı takmamın tek nedeni, tek açıklaması vardı; o da, bu güzel serüvenin, hesapsız-kitapsız başlayan bu tatlı rüyanın ucuz bir karabasanla bitiyor olmasıydı. Esasen bunun kararını verecek olan yine bendim, belki de bu serüveni zoraki sürdürebilirdim. Ama o huzur yoktu artık. Elime telefonu tekrar aldım, yine mesajı okudum; "Lan oğlum nerelerdesin? Manyak kadın seni mahkemeye vermiş, bugün ta okula geldi. Hemen beni ara."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okula girdiğim ilk zamanlarda bir eve yerleşmiş, daha sonraları ise ev sahibi ile anlaşamamış, evden çıkmıştım. O ev benim için hep buhran doluydu, bir tane bile güzel anı alamadım yanıma o odalardan, hep kasvet dolu idi. Sırf ucuz diye tutmuştum; ne adam gibi bir şekli, ne de havası, adabı vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeriye girildiğinde hemen basık evdeki ağır havanın kokusu buruna gelirdi, kasvet buram buram, koridora adım attığında hisediliyordu. Benden bir süre önce İran vatandaşı üç genç kalmış, duvarları baştan aşağıya laciverte boyamış, adeta hücreye çevirmişlerdi. Bunu evsahibinden ilk duyduğumda boyadan ziyade İranlıların burada ne aradığı olmuştu aklıma geliveren, kafamın bir köşesinde yer etmişti bu soru. Cevabını hiç bulamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evin dışının da içinden pek farkı yoktu. Çok eski bir bina, yanda komşu olarak bir o kadar eski, yaşlı ötesi bir kadın vardı. Kapıdan çıktığımda her karşılaşmamızda o nursuz suratını yüzüme diker, biraz evvel sanki yüzüne küfretmişim gibi bakardı... Yüzünü beş karış asıp dudaklarını büker, zerre konuşmazdı, zaten sesini de zerre merak etmezdim. Beni hiç sevmemişti, benden sonra o eve gelecek öğrenciyi de hiç sevmeyecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen altta evsahibim otururdu. Beni merdivenlerde her yakaladığında ya gürültüyle, ya elektrikle, ya suyla, ya parayla ilgili bir şikayet yaratır ve susmazdı... Evet, yukarıdaki komşunun tam aksine, hiç susmazdı. Önceleri bazen konuşur tartışır, bazen de suyuna giderdim. Ama daha sonra o kadar baymaya başlamıştı ki, kadın konuşurken otomatiğe alıp "evet... evet" der, basıp giderdim. Tek yapacağım, yeni ev bulanma kadar dayanmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evden taşındığımdan itibaren kurtuldum sanmıştım, nâfile, o da olmamıştı; ikna ederek, anlaşarak çıkmama rağmen mahkemeye gidecek kadar arızalı biriydi. Ne mahkemeye verilmek, ne de illet kadın, hiç biri umrumda değildi, sıkıntım-sinirim üç kuruşluk mutluluğumun içine edilmesiydi, başka da birşey değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayattaki duruşumun, hayata bakışımın ve hayatı yaşayışımın hiç bir zaman iyi olmayacağını hisettim, "her güzel şeyin sonu vardır" derler ya, bu cümlenin bile benim için çok olduğunu düşündüm. Güzel şeyler daha başlamadan bitiyordu, sıkıntı ve bunalım sarmalı her geçen zamanla daha da büyüyordu. Sebep veya sebepler ne olursa olsun, mutlaka bir şey çıkıyordu önüme. Düşündüm. "Şu anda o kadın olmasaydı başka bir şey, hayatın başka bir cilvesi çıkacak" gibi düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzuru oturduğum yere bırakarak kalktım. Ellerime ve üzerime bulaşan kumları silkeledikten sonra azımdan sadece iki kelime dökülüvermişti:&lt;br /&gt;--&lt;strong&gt;LANET OLSUN!&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-3423651701440505654?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/3423651701440505654/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=3423651701440505654&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/3423651701440505654'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/3423651701440505654'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2007/12/yava-gel.html' title='yavaş gel...'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-4614307268814688317</id><published>2007-12-28T01:17:00.000-08:00</published><updated>2007-12-28T01:23:14.266-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Caner Erkin'/><title type='text'>Caner Erkin: "Sonuna kadar Avrupa'dayım"</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tff.org.tr/Resources/TFF/Auto/c7f474bbc0db47db9078b67372998fae.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.tff.org.tr/Resources/TFF/Auto/c7f474bbc0db47db9078b67372998fae.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Caner Erkin henüz 19 yaşındayken yurt dışına sıçramayı başardı ve Rusya Ligi'nin en önemli takımlarından CSKA'ya transfer yaptı. Sakatlığı nedeniyle şanssız bir sezon geçirse de Türkiye'ye dönmeme konusunda son derece kararlı. CSKA Moskova'da "uluslararası oyuncu" kimliği kazandığını ve bu noktadan Avrupa'nın önemli liglerine gidişinin daha kolay olduğunu söylerken, bunu başaramasa bile sonuna kadar CSKA'da kalacağını belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Memleketin Edremit'ten Manisaspor'un altyapısına gittiğinde 14 yaşındaydın ve ailenden ayrı kalmıştın. Şimdi yine gurbette, Moskova'dasın.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moskova'ya ilk gittiğimde zorluk yaşadım gerçekten. Evet, 14 yaşımda evimden ayrılmış ve Manisa'ya gitmiştim ama sonuçta kendi ülkemdeydim. Moskova ise bambaşka bir dünya. İlk etapta derdimi anlatamıyordum. Zaman zaman ağlama derecesine geldiğim bile oldu. Bir de kampta sakatlık yaşayınca başlangıcım kötü oldu diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türk oyuncular açısından bakıldığında Rusya Ligi çok da cazip görünmüyor. Daha önce Ukrayna takımı Shakthar'a giden Tolga Seyhan ilgisizlik nedeniyle geri dönmüştü. Fatih Tekke de Zenit'te pek göz önünde değil. Sen neden Rusya'yı tercih ettin?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslına bakarsanız benim yaşımda yurt dışına transfer olmaya kimse cesaret gösteremedi. Ya da teklif alamadı. Ben bu yaşta gidebildiğim için kendimi şanslı addediyorum. Geçirdiğim sakatlıktan dolayı fazla oynama fırsatı bulamadım. Sezon sona erdi ve ben sonlara doğru takıma girmeye başladım. Önemli olan benim uluslararası tecrübe kazanmam diye düşünüyorum. Rusya Ligi'nin çok önde bir lig olmadığını kabul ediyorum. Hatta Türkiye Ligi'nin bile önünde değil. Ama benim formasını giydiğim CSKA büyük bir takım ve sürekli şampiyonluğa oynuyor, her sezon Şampiyonlar Ligi'ne direkt katılıyor. Ben de CSKA'yı kariyerim açısından bir sıçrama tahtası olarak gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Senin daha önce Arsenal'den teklif aldığını biliyoruz. Neden o zaman İngiltere'ye gitmemiştin?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2005'te U17 Milli Takımımızla Avrupa Şampiyonu olduğumuzda Arsenal beni istemişti ama kulübümle sözleşmem sürüyordu. Arsenal'in kulübüme önerdiği para yeterli görülmemişti ve bu nedenle transferim gerçekleşmemişti. Yoksa elbette tercihim Arsenal olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;CSKA Moskova ile Roman Abramovich arasında deklare edilmemiş bir bağ bulunduğu bilinir. Acaba sen de CSKA'ya giderken Chelsea'ye sıçramayı mı hayal etmiştin?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok, öyle bir planım yoktu. Ama elbette CSKA Moskova'nın Şampiyonlar Ligi maçlarında kendimi gösterip Avrupa'nın daha önemli bir ligine, İngiltere, İspanya veya İtalya'ya gitmeyi düşünüyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Ul&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;uslararası oyuncu olmak önemli&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bu hedefine Turkcell Süper Lig'de oynarken ulaşamayacağını mı düşünmüştün?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'den Avrupa'ya gitmek çok zor. Türkiye Ligi izlense bile orada oynadığınız sürece uluslararası tecrübe konusunda eksik görünüyorsunuz. Zaten bu zamana kadar kaç oyuncumuz Avrupa'ya çıkabilmiş ki? Avrupalı, Türk oyuncuya bakıyor ve "Acaba bizim ortamımıza alışabilecek mi?" diye düşünüyor. Ama şimdi benim durumum farklı. Rusya'da oynuyorum ve uluslararası bir oyuncuyum. Beni transfer etmek isteyen bir Avrupa takımının yöneticileri, "Rusya'ya alışmışsa bize de alışması zor olmaz" diye düşünecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Geçtiğimiz sezonun devre arasında CSKA'ya gittin. O sırada Rusya Ligi yeni başlıyordu. Bugüne kadar kaç maç oynayabildin?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlangıçta UEFA Kupası kadrosundaydım ancak sezon başı kampında sakatlandım ve ligde çok uzun bir süre oynayamadım. Son 7-8 haftadır ise kadroya girmeye başladım. Bazı maçlara ilk onbirde çıktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;CSKA üçlü savunmayla oynuyor ve sol kanatta tek oyuncu kullanıyor. Bu oyun sistemi de senin şansını azaltan bir faktör sayılabilir mi?&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CSKA dört sezondur bu kadroyla ve bu sistemle oynuyor. Açıkçası tüm dünya dörtlü savunma oynarken bu sistemle karşılaşmak beni şaşırtmıştı. Tabii ki kanatta tek oyuncu kullanılması benim de oynama şansımı düşürüyor ama yapacak bir şey yok. Daha çok çalışıp rekabet edebilmeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Zirkov'la rekabetin ne boyutta? Fenerbahçe karşısında izlediğimiz kadarıyla sol kanadı etkili kullanabilen bir oyuncu&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, Zivkov bizim takımdaki her oyuncu gibi iyi bir futbolcu. Zaten Rusya Milli Takımı'nda da oynuyor. Ama sezon başında sakatlanmasaydım o bölgede ben oynayacaktım. Hem başkanla hem de teknik direktörümüzle konuşmalarımızda sol kanadın birinci tercihinin ben olduğumu söylüyorlardı. Ancak sakatlık bütün planları altüst etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sakatlanma sürecin nasıl geçti?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya'daki doktorlar Avrupa'dakiler kadar iyi değil. Sakatlığımın belden mi kasıktan mı olduğu ilk etapta çözülemedi. Kasıktan ameliyat oldum ama belimdeki ağrı geçmedi. Ardından belimden de ameliyat oldum. Sonrasında kuvvetlenme çalışmaları derken yeni yeni form tutmaya başlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Peki, CSKA'da kalmak için ısrar edecek misin yoksa Türkiye'ye dönmeyi düşünüyor musun?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şekilde geri dönmeyi düşünmüyorum. Beş yıllık sözleşmem vardı, şimdi dört yıl daha kaldı, eğer bir Avrupa takımına gidemezsem bile en kötü ihtimalle kontratım bitene kadar CSKA'da kalırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Seni bu kadar kararlı yapan ne?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa'da oynamak istiyorum. Çok genç yaşta bunu başardım ve bir daha başa dönmek gibi bir niyetim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Rusya'da da uçurum var&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Rus futbolunun Türk futboluyla ayrıldığı noktalar var mı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya Ligi'nde de takımlar arasında uçurumlar var. Birkaç iyi takım sürekli şampiyonluk için oynuyor, diğerleri ise bizdeki gibi küçük takım statüsünde. Bir de kış şartları çok ağır geçiyor. Bu nedenle sürpriz sonuçlar alınabiliyor. Uçakla 10 saatte gidilebilen deplasmanlar var. Yol yorgunluğu ile çıkılan maçlarda umulmadık sonuçlar alınabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Teknik direktörünle ilişkilerin nasıl?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oynayan, oynamayan bütün oyuncuların teknik direktörle diyaloğu çok iyi. Bu açıdan Türkiye'den çok farklı ve rahat bir yer olduğunu söyleyebilirim. Rusya'da teknik direktörünüzle her şeyi konuşabilirsiniz. Gece yarısı sizi dolaşırken görse hiçbir şey söylemez. Profesyonel olduğunu düşünür ve sahada aldığı performansa göre bir değerlendirme yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İngiliz ya da Alman takımlarında kamp sistemi yok. Rusya'da durum nasıl?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda Rusya da Türkiye'ye benziyor. Maçlardan bir gün önce kampa giriyoruz. Geceyi kulübün tesislerinde geçiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Takım arkadaşlarınla ilişkilerin nasıl, en yakın arkadaşın kim?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk gittiğimde dil konusunda biraz sıkıntı çektim ama Ruslar olsun, diğerleri olsun tüm oyuncular bana çok sıcak davrandı. Öncelikle İngilizce öğrenmeye çalıştım. Kitaplar aldım, bir de öğretmen tuttum ama sonra baktım ki takımda hiç kimse İngilizce konuşmuyor. Ondan sonra Rusça öğrenmeye başladım. Derdimi anlatacak kadar Rusça öğrendim. Takımdaki en yakın arkadaşım Fenerbahçe'ye gol atan Krasic. Bir de Boşnak Rahimic var. İkisi de Balkan ülkelerinden oldukları için kendimi onlara daha yakın hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Rus basınında seninle ilgili nasıl yorumlar yapılıyor?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç-dört kez benimle röportaj yaptılar. Aslında çok üzerimde duruyorlar. Oynamadığım dönemde bunu sorguladılar ve teknik direktörü eleştiren yayınlar yaptılar. Zaten ondan sonra birkaç maç ilk onbirde başladım. Ama Rus basını yine de Türkiye'deki gibi değil. Çok fazla didiklemiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Keşkelerle yaşamıyorum&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Moskova'ya gittiğin için pişman mısın peki? Keşke Manisaspor'da kalsaydım ya da İstanbul takımlarına gitseydim dediğin oluyor mu?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır hayır. Onları çoktan geçtim. Keşkelerle yaşamıyorum. Eğer böyle şeyler düşünürsem kafam iyice karışır ve sonuçta ben zararlı çıkarım. Ben sonuna kadar Avrupa'da direnmek kararındayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Moskova kültür ve sanat boyutuyla da önemli bir şehir. Orada neler yapıyorsun?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moskova çok büyük bir şehir ve inanılmaz da trafik var. Bir yerden bir yere gitmek için bir gününü yollarda geçirmek zorundasın. Bu nedenle çok fazla gezebildiğimi söyleyemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Peki, günlerin nasıl geçiyor Moskova'da?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk zamanlar çok sıkılıyordum. Birkaç hafta geçtikten sonra annemle babamı da Moskova'ya getirdim. Sezon sonuna kadar benimle kaldılar. Dolayısıyla yemek sorunum da kalmadı, yalnızlık da çekmedim. Onlar olmadığında ise yemeklerimi Türk restoranlarında yiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;CSKA, Şampiyonlar Ligi'nde Fenerbahçe'nin rakibi olarak da ilgimizi çekiyor. Takımının futbol seviyesini nasıl değerlendirebilirsin? Mesela CSKA, Turkcell Süper Lig'de olsa hangi noktada bulunur?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence şampiyonluğa oynar. Gerçi 3-5-2 gibi bir çok takımın artık geride bıraktığı bir sistemle oynuyoruz ama yine de Turkcell Süper Lig'de olsak zirve mücadelesinin içinde oluruz. Bir de sisteme çok fazla takılmamak lazım. Çünkü bu takım dört sezondur bu sistemle oynuyor ve oldukça başarılı sonuçlar alıyor. Ama Şampiyonlar Ligi'nde güçlü takımlara karşı bunun dezavantajlarını da yaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Fenerbahçe ile ilk maçta 2-2 berabere kaldınız ama kaybedebilirdiniz de. Yine de CSKA'nın deplasmanlarda daha iyi oynadığını, etkili kontratak silahları bulunduğunu biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki santrforumuz Wagner ve Jo çok hızlı oyuncular. Dolayısıyla kontratak futbolunu daha iyi oynuyoruz. Üzerimize gelen rakipler karşısında daha kolay gol bulabiliyoruz. İstanbul'daki maçta kazanma şansımızın olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Wagner'i gördüğümde şaşırmıştım&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;CSKA'nın en etkili yönü nedir sence? Mesela Wagner Brezilya Milli Takımı'nda da oynuyor ve oldukça iyi bir oyuncu.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ilk gittiğimde onu görünce çok şaşırmıştım. Antrenmanlarda hiç futbolcu gibi görünmüyordu. Kısa boylu, kambur bir adam. Ama çok ilginç bir stili var. Çok iyi çalım atıyor, ilginç vuruşlar yaparak goller buluyor. Wagner'in yanı sıra Jo da çok iyi bir santrfor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İki takımı da çok iyi tanıyan biri olarak İstanbul'daki Fenerbahçe-CSKA maçının nasıl geçmesini bekliyorsun?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradaki maç hiç belli olmaz. İki takım için de zor bir maç olacak. Ama Fenerbahçe'nin taraftarını göz önüne alırsak buradaki maç bizim için biraz daha zor geçecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;CSKA Moskova uluslararası tecrübeye sahip oyunculardan kurulu bir takım. Seyirci baskısı etkili olur mu sence?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette etkiler. O müthiş baskıdan kim etkilenmez ki? İtalyan, İngiliz takımları bile etkileniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Grupta Inter, PSV, Fenerbahçe ve siz varsınız. Oldukça da kötü başladınız. Sonucu nasıl görüyorsun?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'nin şansı daha fazla. Çok iyi bir Inter maçı oynadılar. Bize karşı da fena değillerdi. Ama biz de umudumuzu kaybetmiş değiliz. Sonuçta Fenerbahçe'yi İstanbul'da, PSV'yi de Moskova'da yenme ihtimalimiz çok da düşük değil. Bu maçları kazandığımızda her şey değişebilir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9180743315605422207-4614307268814688317?l=taraftarca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://taraftarca.blogspot.com/feeds/4614307268814688317/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9180743315605422207&amp;postID=4614307268814688317&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/4614307268814688317'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9180743315605422207/posts/default/4614307268814688317'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://taraftarca.blogspot.com/2007/12/caner-erkin-sonuna-kadar-avrupadaym.html' title='Caner Erkin: &quot;Sonuna kadar Avrupa&apos;dayım&quot;'/><author><name>taraftar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18333376293343147188</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9180743315605422207.post-6324405555591044063</id><published>2007-12-28T01:03:00.000-08:00</published><updated>2007-12-28T01:09:20.164-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vestel Manisaspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Selçuk İnan'/><title type='text'>Selçuk İnan: "Genç oyuncunun ilacı güven"</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tff.org.tr/Resources/TFF/Auto/3ba6799d4b674110b3fbc4ec26decb0f.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.tff.org.tr/Resources/TFF/Auto/3ba6799d4b674110b3fbc4ec26decb0f.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Genç ve Ümit Milli Takım'da geçirdiği 7 başarılı sezonun ardından A Milli Takım formasını da giymeyi başardı. Bugüne kadar kendisine yeterince güven duyulduğu için bu noktaya geldiğini düşünüyor ve aynı duygunun diğer yetenekli gençlere karşı da hissedilmesi gerektiğini savunuyor. Örnek olarak Arsenal'li Fabregas'ı gösterirken, "Bir oyuncu ne kadar oynarsa o kadar kendine güven kazanır. Fabregas 16 yaşından beri Premier Lig'de oynuyor ve 20 yaşında olmasına rağmen takımın en tecrübeli oyuncusu gibi görev yapıyor" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Öncelikle A Milli Takım'da oynamış olmaktan dolayı mutlusundur sanırım.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten çok mutluyum. Hedeflediğim en önemli noktalardan birisiydi A Milli Takım. Kolay olmadı gerçi buralara kadar gelmek. Gerçekten çok yoğun bir çalışma ve çaba istiyor. 5 yıl Genç Milli Takımlarda, 2 yıl da Ümit Milli Takım'da oynadım ve sonunda A Milli Takım formasını da giydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A Milli Takım'a çağrılmak senin için atman gereken büyük bir adımdı. Sonuçta dört büyük takımdan birinde oynamıyorsun. Vestel Manisaspor formasını giyerken bu aşamayı kaydetmek önemli bir şey olsa gerek.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, gerçekten önemli. Çünkü Anadolu kulüplerinden A Milli Takım'a gitmek zor bir iş. Sonuçta Vestel Manisaspor geçtiğimiz sezon ilk 10 haftada müthiş bir performans yakalamıştı ama o dönemde Milli Takım'a alınmadım. Demek ki hocamızın bir bildiği vardı ve şimdi Vestel Manisaspor geçtiğimiz sezondaki kadar yüksek bir performans göstermese de ben A Milli Takım kadrosuna davet edilip oynadım. Beni bu sezon için yeterli görmüş olmalılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sen, Serkan, Arda ve Yasin hep Genç Milli Takım kökenli oyuncularsınız ve bugün A Milli Takım için de alternatif isimler oldunuz. 2008 elemelerini bir yana bırakırsak özellikle 2010 elemelerinde siz ön plana çıkacakmış gibi görünüyorsunuz. Sen o elemelerde nasıl bir Milli Takım bekliyorsun?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de kadromuz çok genç ve dinamik. Bence 2010'a kalmadan 2008'de de çok iyi bir takım göreceğiz. Takımdaki birçok isme ağabey diyorum ama aslında aramızda 3-4 yaşlık farklar var. 2010'da ben 24, ağabeylerim de 26-27 yaşında olacak. Ben önümüzün çok aydınlık olduğunu düşünüyorum. Çünkü Türk futbolu çok yetenekli genç oyunculara sahip. Galatasaray'da Arda Turan, Beşiktaş'ta Burak Yılmaz ve Serdar Özkan çok genç yaşlarında büyük takımlarda oynama şansı bulan oyuncular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2005 Dünya Şampiyonası'nda rakipleriniz arasında Fabregas, Messi, Obi Mikel gibi oyuncular vardı. O turnuvada karşılıklı oynadığın oyuncuları takip ediyor musun?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli takip ediyorum. Çünkü hepsi üst seviyedeki liglerde oynuyor. Fabregas ve Obi Mikel Premier Lig'de, Messi ise La Liga'da forma giyiyor. 20 yaşlarında olmalarına rağmen hepsi de takımlarının kilit oyuncuları. Bence bu bir güven meselesi. Teknik adamlar ve kulüpleri oyuncuya güvendikten sonra yaşın hiçbir önemi yok. Bir oyuncu ne kadar oynarsa o kadar kendine güven kazanır. Baktığınız zaman Fabregas 16 yaşından beri Premier Lig'de oynuyor ve 20 yaşında olmasına rağmen takımın en tecrübeli oyuncusu gibi görev yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sana böyle bir güven gösterilmesini mi bekliyorsun?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda bir problemim yok çünkü bana yeterince güven gösterildi. Ben bunları genel olarak genç Türk oyuncular için söylüyorum. Onlara daha fazla güvenilmesi gerektiğini savunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Kulüpler gençlerin kalitesini keşfetti&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Eskiden genç oyuncuların ligimizde çok fazla şans bulamadığından yakınırdık. Şimdi ise birçok takımımızda genç oyuncuları görebiliyoruz. Bu değişimi neye bağlıyorsun? Çok iyi bir jenerasyon mu geldi yoksa insanların kafasında bir şeyler mi değişti?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence insanlar değişmeye başladı. Şans verilen genç oyuncuların kalitesini gördüler. Genç oyuncuların birçoğu çok üst seviyede futbol oynuyor ve gelen yabancılardan hiçbir eksikleri yok. Kulüplerimiz bu gerçeği fark etmiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Daha önce Vestel Manisaspor'da başarılı olmak, transfer yapmadan önce kulübünü bir yerlere taşımak istediğini söylüyordun. Ama artık arkanızda Vestel'in sponsorluğu kalmıyor. Bu değişim senin hedeflerinde de bir farklılaşmaya yol açabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim hedeflerimden biri her oyuncu gibi üç büyüklerde oynamak. Ama öncesinde Vestel Manisaspor'da başarı yakalamak istiyorum. Geçen sezon bu hedefe ulaşabilirdik ancak hiç anlamadığımız bir şekilde düşüşe girdik. Bu sezon hedefimiz ligi iyi bir yerde bitirmek. Ligin gidişatına göre bir hedef koyabiliriz ama şu aşamada geçen sezo
